İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - agbulaka

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
136
Denim Yıkama / Sights Denim Systems
« : 17 Ocak 2010, 17:10:45 »
ELYAF: SDS de yıkaması yapılan jeanlerin çoğu pamuk esaslı elyaflardan oluşmaktadır. Pamuk elyafı (Tencel ve rayon dahil)  selüloz esaslı bir liftir ve selüloz da glikoz moleküllerinden oluşur. Selülozun yapısına bakıldığında, 5000 adet glikoz molekülünün lineer şekilde konfigirasyonundan oluşur. Yaklaşık 1 inç boyundaki pamuk lifinde ise milyonlarca selüloz vardır. Rayon ve tencelin yapıldığı ağaç esaslı selüloz ise, 2000 adet glikoz molekülünün birbirine lineer olmayan bir şekilde bağlanmasından oluşur.
Nişastanın yapısına bakıldığında da, temelde glikoz molekülleri görülür ancak, aradaki bağlar yeterince sağlam olmadığından, tekstil malzemesi olarak kullanılmaya elverişli değildir.
JEAN YIKAMA İŞLEMLERİ
Denim yıkama prosesini 5 ana bölüme ayırabiliriz;
1-Haşıl sökme (Desizing)
2-Taş/enzim yıkama (Abrasion)
3-Ağartma (color removal/fading)
4- Temizleme (clean-up)
5- Yumuşatma (softening)

1- Desizing : Haşıl malzemesi, kumaş üretim aşamasında kullanılan,  çözgüye indigo boya verildikten sonra tatbik edilen, dokuma sırasındaki gerilimler yüzünden oluşabilecek iplik kırılma ve kopmalarını engelleyen bir malzemedir. Haşıl malzemesi çoğunlukla, nişasta veya modifiye nişasta esaslıdır ve bununla beraber bir miktar ıslatıcı kimyasal ve yumuşatıcı da haşıl reçetesinde bulunur.
Bu kimyasallar, denim kumaşa yapılacak yıkma işlemlerinde kullanılacak kimyasalların etkilerini azalttığı için çıkarılmalıdır. Haşıl sökme işlemi aşağıdaki şekillerde yapılabilir.
• Alpha amylase enzimi
• Detergents (yalnız veya kostik ile)
• Deterjan, kostik/soda ash ve peroksit ile(oksidativ haşıl sökme)
Haşıl sökme işleminden önce, materyal, yüksek miktarda  ılık su ile kısa bir süre için ıslatılır. Bu işlemin amacı, haşıl sökme işlemi başında oluşabilecek garment to garment sürtünmesini azaltmak ve yıkama kırığı riskini elimine etmektir. Hatta çok sert tutumlu ve kırık riski taşıyan kumaşlarda, bu ıslatma sırasında ıslatıcı kimyasal da kullanılır. (Amlube ALE 2) 
Haşıl sökme işlemi sırasında, amilaz enzimi, nişastayı küçük şeker moleküllerine ayırır ve su ile uzaklaştırılmasını sağlar. Ancak kumaş üzerine terbiye işlemleri sırasında tatbik edilen diğer kimyasallar veya yabancı maddeler, amilaz ile uzaklaştırılamaz. Bunların uzaklaştırılması için, kullanılan enzimle uyumlu çalışabilecek bir deterjan gereklidir. Deterjanları noniyonik ve aniyonik olabilir. Aniyonik deterjanların, amilazı çökertme ihtimali olabilir bu sebeple amilaz ile beraber genelde nonyonik deterjanlar kullanılır. Ayrıca kullanılan enzimin çalışabileceği ph aralığına ve en aktif olduğu sıcaklık derecesine göre, gerekiyorsa asetik asit kullanılır ve sıcaklık ayarlanır. Enzimin genel etkisini özetlemek gerekirse, suda az çözünen nişastayı, suda çözünebilen şeker moleküllerine parçalayarak uzaklaştırılmasını sağlar.
2-Abrasion: Kumaş üzerindeki Indıgonun,  kumaş yüzeyinin tamamından veya bir kısmından uzaklaştırılması işlemidir. Ağartma işleminde, boyar madde yüzeyin tamamından eşit miktarda uzaklaştırılırken, aşındırma işlemlerinde ise sadece belli kısımlarından uzaklaştırılır. Gerçekte  selüloz enzimi indigo boyar maddeyi uzaklaştırmaz, pamuk elyafının içindeki selülozu uzaklaştırır ve dolayısı ile selülozun içine işlemiş olan indigo da uzaklaştırılmış olur. Enzim bunun yanında kumaşın yüzeyindeki tüy ve havların da uzaklaştırılmasın da etkilidir.
Piyasada bir çok çeşit selüloz enzimi mevcuttur her biri kendine has bir ph ve sıcaklık aralığında çalışabilir. En çok kullanılan enzimler, alkali ortamda çalışan enzimlerdir, kullanılan suyun ph değeri de sürekli değişken olduğundan, bu enzimlerle çalışırken, Ph ayarlayıcı kimyasallar her zaman gereklidir.
Yıkama reçetesine eklenmesi gereken diğer bir kimyasal da deterjandır, zira kumaştan uzaklaştırılan indigo boyar maddesinin kumaşı geri lekeleme riski vardır. Aşındırma işleminden sonra, güçlü bir temizleyici kullanılıyorsa, yıkama banyosunda deterjan kullanmaya gerek kalmaz. Eğer deterjan, enzimle uyumlu çalışacak bir yapıya sahip değilse, enzim aktivitesini yitirebilir ki bu da oldukça pahalı olan selülozik enzimin gereksiz sarfiyatına sebep olur.
Diatomaceous earth (DE), perlite, pomza taşı, kum gibi aşındırıcı materyaller kumaş yüzeyinde mekanik bir aşınma sağlar ve çözgü ipliğinin üst tabakasındaki boyar maddenin aşınma yoluyla uzaklaştırılmasını sağlar. Mekanik etkilerin mukavemeti, kimyasal etkilere göre daha az düşürmesinin sebebi de, aşındırmanın, sadece üst tabakaya yapılıyor olmasıdır. Kimyasal aşındırma ise, moleküler bazda yapıldığı için kumaşın dayanımlarında zayıflığa yol açar. Mekanik aşındırma, tek başına kullanıldığında, çoğu zaman arzu edilen görüntüyü vermez. Bu sebeple, genelde  enzim ve taş  beraber kullanılır.
3-Ağartma/Oksidasyon ile Soldurma/Redüksiyon: Ağartma için kullanılan bir çok yol vardır.
• Oksidasyon: Hypo ağartması, Permanganat ağartması, ozon ve denylite enzim
• Redüksiyon
Oksidasyon ssistemleri, indigo boyar maddeye direkt etki ederek, boyar maddenin bozunması esasına göre çalışırken, redüksiyon ile beyazlatma yapılırken, indigo boyar madde indirgenerek leuco formuna dönüştürülür ve suda çözünerek uzaklaştırılır. Oksidasyon sistemlerinden ozon jean üzerine gaz formunda uygulanır ve geri boyamayı çok yüksek verimle temizler. Ayrıca jean kumaşta, kontrast görüntüyle beraber,   çok hafif  sarı/gri bir cast oluşturur. Islak/nemli mamule  uygulandığında ise, tüm yüzeylerde homojen bir  ağartma görevi görür, konsantrasyon ve işlem süresi çok hassas ayarlanmalıdır.
Ozon ve denlite haricindeki tüm oksidasyon sistemleri, nötralizasyon prosesini gerektirirken redüksiyon sistemlerinde böyle bir gereksinim yoktur. Tüm sistemlerde, yıkama partileri arasında renk farkı oluşmaması için sıcaklık ve ph değerleri sürekli kontrol altında ve sabit tutulmalıdır.
4- Temizleme: Yıkama ve taşlama işlemleri sürecinde Jean üzerinde,  bağlı olmayan indigo boyar maddesi kalır. Ön yüzeyde kumaşın bulanık bir mavi görüntü oluşturarak, istenen rengin görünmesini engeller. Bu ve diğer yabancı maddelerin temizlenmesi için çoğu zaman anyonik bir deterjan kullanılır.  Nonyonik deterjanlar da kullanılır ama gerek temizleme etkilerinin az oluşundan gerekse belli bir sıcaklığın üzerinde çökelme yaptıklarından dolayı tercih edilmezler.
Temizleme banyosuna, bazen dispergatör eklenerek, deterjanların etkileri artırılabilir, bazen yüzeyin temizlenmesi için persülfat veya peroksit de kullanılabilir. Deterjanla beraber, kostik ve soda da temizleme etkisini artırmak için kullanılabilir.
5-Yumuşatma: Final proses olarak adlandırabilecek Yumuşatma işleminde, kumaşın nihai görüntüsü ve tuşesi yakalanır. Çoğu zaman katyonik yumuşatıcılar, zayıf asit ortamda (ph 5) kumaşa uygulanır. Amonyum esaslı olan bu maddeler, kimyasal olarak yağ içerikli grular içerir, bu grupların yapısına göre slikon veya normal yumuşatıcılar olarak adlandırırlar. Normal yumuşatıcılarla sadece yumuşak bir tuşe elde edilebilirken, daha pahalı olmaları-na karşın, slikon yumuşatıcılarla dahi ipeksi bir tuşe elde edilir. Bazı slikon yumuşatıcılar kullanıldığında,  jean kumaşta  depolama sırasında UV ışığı veya ozone sebebiyle sararma oluşabilir. Çok pahalı olmasına karşın, ozone dirençli slikon yumuşatıcılar da mevcuttur.
Piyasadaki bir çok yumuşatıcı bünyesinde ph dengesini sağlayacak kadar asetik asit bulundururmasına rağmen, yumuşatma banyosuna az miktarda ekleyerek risk almamak en akıllıca yoldur.
ÖZEL PROSESLER
Moda ve trendler, tasarımcıları değişik görüntülü jeanler oluşturmaya zorlarken,  yıkamacılarda bu taleplere cevap vermek adına yeni yıkamalar geliştirmektedir. Bazılarını sıralamak gerekirse;
1-Resin Finishing
2-Teflon Finishing
3-Whitewash
4-Reduction
5-Speciality Coatings
1-Resin Finishing:   Bu işlemde, yıkanmış veya rijit jean,  rezin spray ile işleme tabii tutulur. Çoğu zaman sprey edilecek çözelti kimyasalının yanı sıra katalizör ve ıslatıcı da içerir. Rezin, zayıf hidrojen bağlarıyla birbirine bağlanmış olan selüloz moleküllerini, güçlü kovalent bağlı moleküller haline dönüştürerek, kumaşa daha rijit ve stabil bir görünüm ve tuşe verir.
Rezim olmamış bir jean e, işlemler sırasında, kırışıklık oluşturucu veya kırık oluşturucu bir güç  uygulandığında, hidrojen bağlı selüloz molekülleri kırılır ve uygulanan güç yönünde yeni pozisyonlarını alarak yeniden hidrojen bağları oluştururlar. Uygulanan güç ortadan kalktığında, eski hallerine dönmezler, bu sebeple oluşan kırık veya kırışıklıklar kalıcı olur.
Rijit bir garment üzerinde rezin yapıldığında, yukarıda da anlatıldığı gibi, selüloz molekülleri kovalent bağ oluşturur ve garment üzerine aynı güç uygulandığında (kırık veya kırışıklık oluşturucu etki) selüloz molekülleri güç yönünde hareket ederler ama güç ortadan kalktığında yeniden eski hallerine dönerler.
Resin maddesi, rijit garment üzerine aplike edildiğinde, kumaş üzerinde haşıllamadan dolayı olan nişasta ile reaksiyona girer ve nisaşta moleküllerini kırılgan/sert hale getirir, bu haldeki jean, aşındırıcı malzeme ile döndürüldüğünde, rezin işlemi görmüş olan nişasta, kumaştan ayrılırken, boyar maddenin de bir kısmını alır. Bu olay daha çok garment taki kıvrım ve dikiş bölgelerinde  ilgi çekici bir görüntü oluşturur.
Resin maddesi formaldehit esaslı olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılır, formaldehit esaslı olan daha verimli çalışır ve daha ucuzdur ancak, depolamada veya mağazada bekleme esnasında, yüksek sıcaklık veya neme maruz kaldığında içindeki formaldehiti dışarı kusar. Bu sebeple piyasada daha az kusma yapan ve aşağı yukarı aynı fiyatta olan modifiye formaldehit kullanılmaktadır.
Çok fazla resinin gerektiği (kalın rijit garments) durumlarda, modifiye formaldehit esaslı resinlerde kusma yaptıklarından, levi standartlarını yakalamak zor olabilir, bu durmlarda daha pahalı ve az verimli olmasına rağmen formaldehit içemeyen resin kullanılır.

     
2-Su geçirmezlik apresi (Teflon Finishing): Jean e su geçirmezlik amacıcıyla yapılan bir işlemdir. Fluorin esaslı bir kimyasalın, garment üzerine kaplanması ve fırınlama prosesinden ibarettir. Su geçirmezliğin dayanıklılığı , kullanılan kimyasalın miktarı ve fırınlama şartlarına bağlıdır.
3-Kar yıkama (White Wash): Bu işlem, garment yüzeyindeki belli bölgeleri beyazlatmak için yapılır. Eski teknikte, pomza taşları permanganat veya hypo banyasunda bekletiliyor ve kimyasalı emmeleri sağlanıyor sonra, garment bu taşlar ile kuru şekilde tumble da döndürülüyordu. Şimdi ise daha çok sentetik esaslı permanganat topları ıslak garmentla aynı işleme tabii tutuluyor. En yeni ve trend olan teknik ise, garmentı kırıştırmak ve permanganat veya hypo çözeltisi ile spray yapmaktır. Bazı durumlarda ise, fırça ile tatbik edilir.
Tüm bu değişik teknikler ve kimyasallar değişik etkiler yaratırlar, farklı görüntüler için farklı ağartmalar kullanılır.
Hypo veya permanganat kullanılan işlemlerde, mutlak surette nötralizasyon yapılmalıdır.
4-Reduction:  Redüksiyon sistemine göre çalışan bu yöntemde, indigo suda çözülebilir form olan leuco formuna dönüştürülür ve katyonik bir kimyasal ile stabil hale getirilir. Leuco indigo sarı renklidir ve suda çözünür ama stabil değildir. Havanın oksijeni ile karşılaştığı anda yeniden yükseltgenerek mavi halini alır. Bu sebeple indigoyu kumaştan tamamen uzaklaştırmak için, önce leuco formuna dönüştürmeli sonra da bu halini stabil kılacak bir kimyasal kullanmalıyız.
Indırgeme işlemi için yıllardır sodium sulfoxylate formaldehyde (SFS) kullanılır. Çok güçlü bir indirgeyici olmasına karşın o da leuco indigo gibi  stabil değildir, kolayca hidrojen ve sodyumbisülfüte ayrılabilir. Reaksiyonu gerçekleştirecek olan atom hidrojendir. Stabiliteyi sağlamak için formaldehid kullanılır buna rağmen SFS soğuk ortamda muhafaza edilmelidir. Redüksiyon için gerekli yüksek ısıya ulaşıldığında, formaldehid SFS den ayrılır ve stabilitesi bozulan kimyasal kolayca hidrojen ve sodyumbisülfüte parçalanır ve indirgeme için gerekli hidrojen elde edilmiş olur.
SFS ile leuco indigoya dönüştürülmüş olan indigonun stabilitesi İndigolite liquid (TC Chemicals) ile sağlanır, sarı renkli ve stabil olan leuco indigo artık, bazik ortamda yapılacak bir yıkamayla uzaklaştırılır ve kumaş üzerinde beyazlaşmış bölge oluşur. Bu işlem sprey yoluyla veya baskı/kaplama şeklinde screen printing ile de yapılabilir.
Bu işlemin 2 dezavantajı vardır; birincisi kullanılan kimyasallar çok pahalıdır, ikincisi; SFS parçalanırken kanalizasyon kokusunu andıran çok ağır bir sülfür gazı kokusu oluşur.
Bu işlemin en büyük avantajı ise pamuk elyafının hiç bir şekilde zarar görmemesidir. Işık haslığı probleminin yaşanmıyor olması da ve nötralizasyon gerektirmemesi de büyük bir avantajdır. Hypo veya permanganat ile yapılan oksidasyonda tüm bu negatif etkiler mevcuttur.
5-Özel kaplamalar: Tasarımcıların ihtiyaçlarına göre garment üzerine kaplama yapılarak değişik tuşe ve görünümler elde edilebilir. Kaplama makine ile, fırça ile, makine ile tüm yüzeye veya lokal olarak yapılabilir.
Örnek vermek adına, son dönemde çok ilgi göre parlak düz görüntü veren kaplama açıklanabilir;  akrilik ve poliüretan esaslı kimyasallardan oluşan garment üzerine tamamen veya local olarak uygulanır ve sonra yüksek sıcaklıkta pres yapıldıktan sonra uzun süreli dayanım için fırında fikse  edilir.
Benzer mantıkla yapılabilecek kaplamalar, süet, kauçuk efekti veren kaplamalar olabilir.


137
Denim Yıkama / Tekstilde yeniden kullanma
« : 17 Ocak 2010, 17:10:00 »
ESKİYEN HERŞEY YENİDEN KULLANILABİLİR

 

Size bir öykü anlatalım. Bir zamanlar insanlar eskiyen eşyalarını atarlarmış. O kadar fazla atmışlarki, sonunda ufka uzanan ve toprağı zehirleyen dağlar meydana gelmiş. Bu toplananların bir kısmı yakılmış. Bunun neticesinde, hava kirlenmiş ve kötü kokmuştur. Atıkların suya atılması da aptalca bir fikirdi.

 

Sonunda, çöplerin, bir kısmının tekrar kullanılabileceği fikri gelişmiştir, tekrar devreye sokulup, yepyeni maddelerin yapılabileçeği gösterilmiştir.

 

Tekrar devreye sokulma, eski şeyleri alıp, onları yeniden meydana getirmeye denir. Çöp dağları birdenbire altın madenine dönüşür.

 

Günümüzde, tekstil sanayiside, gömülü serveti bulabilme yoluna girdi. Tüketicinin artan, “yeşil” madde talebi neticesinde, marka sahipleri ve parakendeciler, bu malları satış listelerine sokmaya mecbur kaldılar. Yeşil kalmanın ve sentetik elyafların kullanım özelliklerini temin etmenin bir yoluda tekrar kullanılabilen maddelerden geçmektedir.

 

Kazablanka filminin “Tekrar çal Sam” sözçüğü

 

Hangi elyaf tekrar döndürülebilir. Prensip olarak, her elyaf telrar döndürülüp kullanılabilinir. Poliester, naylon ve pamuğun tekrar döndürülebildiği bilinmektedir. Yün yıllardır geri kazanılabilmektedir. (Recycling). Özellikle, İtalya’nın Prato şehrindeki ştraygarn sanayiinde.

 

Poliester

En çok geri kazanılabilen sentetik elyaf poliesterdir. Dünya elyaf tüketiminin %40’ı poliesterdir. Geri kazanılan poliesterin, diğer bambu veya kenevir gibi elyafa nazaran piyasada daha uzun bir yaşamı olacaktır. Normal poliesterden yapılmış malları olan tüketiciler, fiat ve kalite uygun olduğu takdirde, geri kazanılmış poliesterden yapılmış ürünleride memnuniyetle kabul ederler. Son zamanlarda tüketiciler daha fazla bir ilgi ile çevre dostu elyaf aramaktadır.

Geri kazanılmış poliesterin fiat ve kalitesi, bakir(ilk kullanılan) poliester ile eşit olursa, üretebildiğiniz kadar geri kazanılmış poliesterli ürünler satılabilir. İnsanlar geri kazanılmış malı düşündükleri zaman, bunun birinci sınıf malzeme kalitesinde olmadığını varsayarlar.

 

Fakat, poliester çevreye çok dost bir şekilde geri kazanılabilir ve neticesinde yeni poliestere nazaran kalite kaybına uğramaz.Invısta firmasından bir yetkili kalitenin hayati olduğunu belirtmektedir. İstenen kalite, kullanılmış malın, toplanması, tefrik edilmesi ve poliester çips imalatında gösterilen dikkat sayesinde temin edilmektedir. Kullanılmış malın tekrar toplanması esnasındaki dikkatli kontrol, sürekli yenilenebilen, yumuşak, parlak ve beyaz elyafın üretilmesini temin eder.

Unifi Inc. İsimli firmanın birinci kalite standardları, geri kazanılan elyafın başarısı için önemli bir kıstastır.

 

Bu firma hem kesik, hem de filaman geri kazanılmış elyafı üretmektedir. Invısta firması, geri kazanılmış elyafın, yeni elyafa nazaran, “çekim vasıfları başarı için anahtar faktördür” diye belirlemektedir. Invista firması tarafından, hem kesik elyaf ve hemde filaman elyafda, ipliğin nemi emiş vasfını veren devamlı kapilarite(capillary) hareketine yarayan özel basit sistemi geliştirmiştir.

 

Naylon ve diğer sentetik elyaf

Geri kazanılan elyafa talep ve bu poliesterin başarısı, birçok firmayı bu yöntem ile üretim yapmaya sevk etmiştir. Bu arada, poliesterdeki başarıya dayanarak, Unifi firması, giysilerde kullanılabilen geri kazanılmış naylon elyafıda üretmektedir. Hyosung Corp. Firması da geri kazanılmış poliester ve naylon elyafı üretmektedir. Üretilen naylon çözgülü örmede de kullanılabilmektedir. Üretilen geri kazanılmış naylon ile, iç çamaşırı, mayo kumaşı, spor giysileri yapılabilmektedir. Geri kazanılmış naylona talep yüksektir.

Tüketiciler geri kazanılmış elyafdan giysiler istemekte, bu elyafları kullananlarda, rakiplere üstünlük sağlayabilmektedir. Geri kazanılmış naylonun boyanması, normal naylona benzemektedir. Terbiyede aynı şekilde yapılmaktadır. Fakat iyi kalite ve rekabet edecek fiatlar istenmektedir. Poliester ve naylona ilaveten “olefin” elyafı ve “ıngeo”elyafı da  geriye kazanılabilir. Ingeo elyafı diğer sentetik elyafdan değişiktir. Bu elyafın kökeni petrokimyevi maddelere dayanmayıp, bitki şekerine dayanan polilactic asit elyafıdır.(PLA).

Ingeo elyafı mekaniki olarak, elyaf veya diğer plastik hammaddesine döndürülebilir. Ingeo elyafı, ekonomik olarak kimyevi yöntemlerle de geri kazanılabilir.

 

Bir kumaşın tekrar hayata dönmesi

 

Tekstil elyafının geri kazanımı iki şekilde olur. Mekanik veya kimyevi geri dönüşüm. Mekanik olarak geri dönüşümde, mal toplanır, temizlenir, kurutulup elyaf veya plastik maddeye dönüştürülmek için tekrardan eritilir. Kimyevi geri döndürmede, yeni elyaf haline getirmeden evvel, malın rengi giderilip, küçük parçalara ayrılır. Bu şekilde depolimerize edildikten sonra, tekrar polimerize edilir. Hem poliester ve hem de naylon, hem mekaniksel ve hem de kimyevi yöntemler ile geri dönüştürülebilir.

Birçok firma bunu yapmaktadır. Her iki metodunda kendilerine göre avantaj ve dezavantajları vardır.

*Mekanik geri döndürme, daha ucuz olup, daha fazla enerji tasarrufu sağlar. Fakat, kalite problemleri yaratıp, kabul edilmelerini zorlaştırır.

*Kimyevi geri döndürme, daha iyi kalitede ve kabul edilebilir elyaf verir. Fakat, daha pahalı ve daha çok enerji harcayanbir sistemdir.

 

Genelde, tüketici kullanımı sonrası kaynak, plastik şişelerdir. Çünkü, toplama sistemleri daha elverişlidir.

 

Ingeo için ise, kaynak gene Ingeo ambalaj malzemesi ve elyafıdır. Sanayi artığı geri döndürülebilen kaynaklar ise ara maddeler, kırpıntılar ve hurdalardır. Unifi firması hem poliester, hem de naylonu mekanik olarak geri döndürür. Kalitesi daha iyi elyaf alabilmek için daha ziyade sanayi artığı kullanmayı tercih eder.

 

Invista firması, tüketicilerin kullanımından arta kalan plastik şişeleri, bir tip poliester elyafının üretiminde kullanmaktadır. Bu üretim için mekaniksel geri dönüştürmeyi kullanmaktadır. Bunun için plastik şişelerin toplanmasında çok dikkatli davranırlar. Bu şişeleri parçalayıp, çips şekline sokup, eriterek, elyaf haline getirirler. Bu elyaf, sonunda iplik olarak eğrilir. Kaynağın kontrolü, son geri dönüştürülmüş elyafda istenen renk ve özellikler için çok önemlidir.

 

Teijin firması en iyi kalitede poliester elyafını üretebilmek için, kimyevi geri dönmeyi tercih eder. Bu firma, moleküler seviyeye kadar geri gider. Kimyevi olarak bakir poliester seviyesine ulaşırlar. Bu metod da, poliesterin kaç kere geri döndürüldüğü önemli değildir. Her seferinde bakir poliester elyafı kalitesi elde edilir. Renk kaliteside istenen seviyede olur. Kimyevi geri döndürme metodunda, rengin ortadan kaldırılması da önemli bir adımdır. Kimyevi geri dönüşüm, daha geniş çapta bir  kaynak seçimine imkan tanır. Plastik şişeler ve artık iplikler, %100 poliestere çok yakındır. Bunlar kolayca geri kazanılabilir. Teijin firması mekaniksel geri kazanım sistemini de uygulamaktadır.

 

Kimyevi geri kazanımda, kullanılabilen kaynaklar içinde aşağıdaki maddeler bulunmaktadır;

-%100 poliester giysiler

-80/20 poliester/pamuk

-90/10 poliester/naylon

-80/20 poliester/viskon

 

Fakat, poliüretan, ipek, akrilik, yün, elastromerik elyaf ve kaplamalar kullanılmamaktadır.

Sınırlamalar, geri kazanım işletmelerinden istenen çevre dostluğuna dayanmaktadır.

 

Teijin firması, geri kazanılmış elyafdan yapılan, giysilerin satışı ve geliştirilmesi  için dünya çapında 100 firma ile müşterek çalışma yapar. Bu malların kullanımından sonra, toplanabilmeleri içinde çalışır. Teijin firmasının araştırmasına göre, geri kazanma sistemi  bakir poliester elyafı üretiminden %84 daha az enerji kullanıp, %77 daha az CO2  (karbon dioksid) salmaktadır.

 

 

 

 

 

Çift Sıkıntı

Geri kazanılan elyafın faydaları belli olduğu gibi, karşı görüşlerde belirlenir. Maliyet ve kalite en önemli karşı görüşler olup, ham madde girdileri olarak da, ciddi endişelere yer vermek gerekmektedir. Kaliteyi tutturabilmek de, en önemli karşı görüştür.

 

Kalite bakımından, geri kazanılmış elyaf, çözgülü örmeden kullanılamadığı ileri sürülür. Bu kullanım yerinde, iplikde yüksek kalite ve devamlılık aranmaktadır. Bu tip geri kazanılan ürünler parlak beyazlık vermezler, genel olarak soluk beyaz görüntüsündedirler.

 

 Poliester elyafını tekrar iplik haline getirirken, düzgünlük, boyanabilirlik, ve diğer kalite unsurları önem kazanır. Renk sökülebilme kabiliyeti en önemli unsurdur. PET şişelerin kaynağı ve geri dönüştürülmüş poliesterden yapılan çipslerde beyazlık derecesi önemlidir.

 

Geri kazanılmış ucuz poliesterlerde sararma problemi görülür. Bunun önüne geçebilmek ve saklamak içinde, optik beyazlatıcılar kullanılır. Kimyevi geri dönüşümde, fiziki geri dönüştürmeye kıyasla, bu problemler ile karşılaşılmaz. En büyük teknik problem, renk sökme olup, en büyük iş problemi de, maliyettir.

 

Bakir elyafa kıyasla, geri kazanılmış elyafda, maliyet unsuru göz önündedir. Düşük hammadde maliyeti, birçok toplama ve düzeltme maliyeti yüzünden pahalılaşır. Parekendeci ve tüketici için, mal devamlılığı ve temini önemli olmakla beraber, bunun için daha fazla ücret ödemek istemezler. Fakat ham petrolün fiatı yükseldikçe, geri kazanılmış elyaf, bakir elyafa kıyasla, daha cazip olabilmektedir.

 

İyi kalite ve mantıklı fiat yanında, üreticiler bol çeşit de istemektedir. Geri kazanılmış elyaf, daha ziyade kalın iplikler için elverişlidir. Genelde, bu tip elyaf 70 ile 150 denye inceliğinde bulunmaktadır. Bu incelikler, dış giysilerin yapılacağı dokuma ve yuvarlak örgüler için uygundur. İnce elyaflı poliester teknik olarak imkan dahilinde olup, ekonomik durumu belli değildir.

 

Naylon elyafı ise, 40 denye ye kadar bulunabilir. Bütün geri kazanılan elyaflar için ıskarta mal kaynağı gereklidir. Bu ihtiyaç, özellikle tüketici artığı ise, yüksek kalitede olmayabilir. İdeal durumda, geri kazanılmış giysiden, yeni giysiye elyaf uygulayabilmek en iyi çözüm olarak görülür. Pratikte, bu yerine gelmemektedir. Çünkü, kullanılmış giysilerdeki harman karışımı elyaf ve kumaşlardaki muhtelif apreler, bu isteği  engeller.

 

Birçok üretici poliester kaynağı olarak PET şişeleri kullanırlar. Geri kazanılmış naylon elyafı da, saf naylon kaynaklarından gelmelidir. Fakat, naylon kumaşların üzerindeki apreler ve kaplamalar en önemli engeldir.

 

Bir çok defa, geri döndürülen naylon giysiler, taşıdıkları apreler, kaplamalar veya diğer elyaflar ile harmanlanmalarından dolayı, çok yüksek maliyet getirirler. Giysiden giysiye elyaf döndürmenin en iyi yolu, giysinin ilk üretiminden başlayarak, bu dönüşümü planlamak gerekir. Bunun için giysiler, %100 poliester veya naylon olmalı ve herhangi bir apre veya kaplama taşımamalıdır.

Bu imkan dahilinde olabilir ama hiçbir desinatör, üretici veya parakendeci bunu kabul etmez.

 

Ne giderse o tekrar gelir

Birçok kusurlarına rağmen, dönüştürülmüş elyafdan yapılmış kumaşlarda belirli faydalar bulunmaktadır. Çevresel faydaları ilk olarak aklımıza gelir.

 

Ortalama olarak, geri dönüşen elyaf neticesinde, senelik üretim olarak, 6 Milyon galona eşit enerji tasarrufu sağlandığı hesap edilmektedir.

Geri kazanılmış elyafın, kıymeti, ve tüketici için çevreyi koruyabilmesi, belirli bir piyasa kıymetini kazandırır.

Tüketici ile temas edilirken çok dikkatli olunmalıdır. Acaba, herhangi bir bayan tüketici, geri dönüştürülmüş elyafdan yapılan, naylon iç çamaşırını giymek ister mi?

Çevre dostu ürün pazarlama iddialarında bulunurken, itham ve abartılmış eleştirilerden korunmak için dikkatli olmak gerekir.

 

İlgili şirketlerin, pazarlama çalışmalarında, çevreyi koruma bakımından, şeffaflık ve gerçeği belirtebilmeleri için, dünya çapında (evrensel boyutta) tekrar geri kazanım standartları ortaya konulmuştur. İzleme ve kullanılan yöntem takibi için, standartlar belirlenmiştir.

 

Küresel çapta, tekrar geri dönüşüm standartları, malların içerdiği, tüketicinin kullanmadan önceki ve sonraki, geri dönüşümlü elyaf miktarına göre sınıflandırır.

 

Bu miktarların yüzdeleri, malların üzerindeki etiketlerde belirtilir. Bu durumların belirtilmesinde, sanayi çok büyük atılımlarda bulunmuştur.

 

 

Tercüme ve Düzenleme

Osman Başar

Danışman-TTTSD

Kaynak: AATCC review dergisi, Mart 2009 sayısı

Ekleyen: Eski Forumdan üyemiz: yadeniz

138
Denim Yıkama / Yıkanması Gerekmeyen Kumaşlar
« : 17 Ocak 2010, 17:09:01 »
YIKANMASI GEREKMEZ, KENDİ KENDİNİ TEMİZLEYEBİLEN KUMAŞALARA YAKLAŞIM

 

 

1951 senesinde aktör Alex Guiness tarafından oynanan  „ The Man in white suit (Beyaz elbiseli adam)“  filmi, beyaz elbise yapımında kullanılan, hiç kırışmayan ve kirlenmeyen yeni bir elyafın geliştirilmesini konusunu işlemekte idi.

 

Buna karşılık en büyük itiraz ve direniş tekstil sanayisinden gelmiştir. Bu beyaz elbisenin eskime direncinin, ilerideki işlerine zarar vereçeği düşünülmüştü. Filmde yeni elyaf güneş ışığında bozulup dağıldığı için, geleneksel yöntemde çalışmalar devam etmiştir.

 

Günümüzdeki, araştırma ve geliştirmeler, önemli teknik faydalarından dolayı, kendi kendisini temizleyen kumaşlara yönelmişlerdir. Bu gelişmelerden bazılarının, giysilerin kullanımı esnasındaki gerekli bakımı azalttıkları görülür. Bu husus tüketiciler için iyi bir gelişme olup, onların  zamandan  tasarruf etmelerini sağlamaktadır. Aynı zamanda, evsel su ve elektrik tüketimi de azalmaktadır.

 

Diğer taraftan, kendi kendini temizleyen giysi ve kumaşların gelişmesi neticesinde, giysilerin bakım zincirinde önemli düşüşlere sebep olur. Evsel çamaşır ve kurutma makinelerinin satışları düştüğü gibi, çamaşırhane ve kuru temizleyicilerini de olumsuz  yönde etkilemiştir.

Yıkama maddeleri ve kuru temizleme ilaçlarının kullanımıda azalır. Metallere, plastiklere, kaplama maddelerine, makine parçalarına ve mikroproseslere olan talep düşebilir.

 

Elektrik ve su kullanımı azalabilir Değişik kimyevi madde ve artık su birleşimlerinin yapısı değişeçeğinden, bunları arıtan tesislerde  de değişikliklere gidilmelidir.

 

Günümüzde Batı Avrupa ülkelerinde bir günde takriben 500 Milyon giysi yıkanmaktadır. Kendi kendini temizleyebilen giysiler nedeniyle, atık miktarında önemli azalmalar olabilir.

 

Gösterilen genel ilgi ve hijyenik, kendi kendini dezenfekte ve kirlerden arındırma talebinden dolayı , kendi kendini temizleyen kumaşlara talep artacaktır. Bu talep, özellikle çevre ve tıbbi sebeplerden olacaktır.

 

Kendi kendini temizleyen kumaşlar için iki çeşit yaklaşım bulunmaktadır.

·        Super hidrofobik yüzey terbiyesi

·        Hidrofilik(Fotokatalitik) terbiyesi

 

Süper hidrofobik yüzey apreleri

Bu apreler nilüfer çiçeğini taklit ederler. Bunlar, biomimetik apreler olup, elyaf yüzeyinin ıslanmasını ve 1750    temas  açısını temin etmeye çalışırlar. Bu şekilde, teorik olarak ıslatmayan yüzey temas açısı olan 1800 ‘ye yaklaşır. Bu açı, geleneksel su itici işlemlerin temin ettiği açıların çok üzerindedir. Geleneksel açılar 120-140 0 arasındadır.

 

Niliüfer çiçeği tesiri, bu çiçeğin yapraklarına yönlendirilmiştir. Bu yaprakların üzerinden kayan su damlacıkları(mesela; yağmur,su), yaprakların üzerinde biriken kir ve kırıntıları, doğal temizleme hareketi ile uzaklaştırılır.

 

Almanya’da Bonn şehrinde, Nees Enstitüsünde görevli Profesör Wilhelm Barthlott, nilüfer yaprağı üzerinde bulunan mikro ve nano yapısında, mumla kaplı yapının su, yağ ve kirlerin temas alanını önemli ölçüde azalttığını belirlemiştir. Aynı kişi, “Nilüfer tesiri” patentinin sahibidir.

 

Bu şekilde, çok düzgün bir yüzeyin temas alanı yüzde yüz(% 100) olarak belirtilmesine karşılık, nilüfer yaprağının nano yapısındaki temas alanı yalnız yüzde 0,7’dir (%70).

 

Nano yapılı yüzeyde, su damlaları, sıkıca yerleştirilmiş çivili yapıda teşekkül eden bir yataktaki ufak bir çelik bilya gibidir. Yaprağın yüzeyine meyil verildiğinde, su damlaçığı yaprağın üzerinden kayarak, beraberinde kirleri de götürür ve yaprağı temizler. Yaprak üzerindeki su damlacığının altında daima bir hava tabakası bulunur.

 

Hidrofilik (Fotokatalitik) terbiyeler

Hidrofilik terbiyeler, foto aktif madde olan nano parçacıkları halindeki anastase titanium dioksid’in fotokatalitik özelliklerine dayanırlar. Bu madde, elyaf yüzeyindeki kirler üzerinde, fotokatalitik temizleme yapar.

Nano yapısındaki anastase titanium dioksid, ışık içinde UV radyasyon vasıtası ile, ile yüzeydeki kirler üzerinde kimyevi parçalanmaya sebep olur. Yüzeyde bulunan kir veya lekeleri (mesela kırmızı şarap) oksidatif parçalanma ile yok eder.

 

Superhidrofobik terbiyeler

Nanosphere terbiye teknolojisi, Schoeller Technologies AG ve Clariant  International Ltd. araştırmacıları tarafından tekrardan formüle edilmiştir.

 

C8  florokarbon teknolojisi yerine, C6 florokarbon teknolojisi kullanılarak, perfloro oktan sülfanad (PFSO) veyahut perflorooktanoik asid (PFOA) bulunmasına gidilmiştir.

 

Yeni özel kaplama yatağı geliştirilmiş olup, elyaf yüzeyine milyonlarca nano parçacıkları yerleştirilir. Bu şekilde, en üstün özellikler temin edilir.

 

Nanosphere teknolojisi çok üstün seviyede su iticilik ve doğal kendi kendine temizleme hareketi veren, çeşitli yapıda inorganik  nanoparçacıkları kullanır. Çok az su yardımı ile, kir parçacıkları Nanosphere ile işlenmiş kumaşlardan uzaklaştırılır. Nanosphere işlemi görmüş giysiler daha az kirlenip, daha az sıklıkta yıkanırlar. Yıkamalar, çevreye daha faydalı olacak, daha düşük ısılarda yapılır.

 

Bu teknoloji yıkamaya dayanıklıdır. Nanosphere terbiye teknolojisi, pamuk ve doğal elyaf karışık kumaşlarda, kir, su ve yağ iticiliği temin eder. Nanosphere teknolojisi, pamuk, ipek ve yün mensucata tatbik edilir.

 

BASF, özellikle, güneşlik, bayrak, yelken bezi ve çadır bezleri için Mincor TXTT terbiye sistemini geliştirmiştir.

 

Bu sistem nanoparçacıkların (100 Nano metre boyutunda küçüklüğü boyutlarında) bir polimer yatağın içine gömülmesinden meydana gelir. Bu şekilde kalıcı nano yapısında bir yüzey yaratılır. Nilüfer yaprağının doğal kendi kendine temizleme özelliği taklit edilir.

 

BASF’in “Mincor TXTT” terbiyesi, Alman Denkendorf  Tekstil ve Proses Mühendisliği Enstitüsü (ITV) özel ödülüne layık görülmüştür.

 

Amerika, Güney Carolina’daki Clemson Üniversitesi, kendi kendine temizleme terbiyesi için başka bir yöntem geliştirmiştir. Bu yöntemde, gümüş nano parçacıkları polyglycidyl methacrylate polimer filmi içine gömülür. Bu apre, ipek, pamuk ve poliester’e kaplama usulü ile tatbik edilir. Kumaşa kalıcı olarak bağlanır ve yıkama ile çıkmaz. Bakterileri öldürmak  ve onların nüfusiyetini önlemek için, antimikrobiyal parçacıkları taşıdığından dolayı kokuları dağıtır. (Mesela; ter veya tütün kokusu)

 

Son zamanlarda, Zürich üniversitesinden Stefan Seeger, şimdiye kadar yaratılabilen en iyi su iticilik özelliğine sahip kumaşı yarattığını belirtmektedir. Polyester elyafları, milyonlarca çok küçük boyutta silikon nanofilamentler ile kaplanır. Çok yüksek kimyevi hidrofobik özelliğe sahip silikon nanofilamentler (40 nm genişliğinde) super hidrofobik bir apre oluşturur. Bunlar kendi aralarında kalıcı bir hava tabakasını oluşturur. Bu tabaka, böcek ve örümceklerin su altında nefes almalarını sağlayan sisteme benzer. (Bu tabakaya plastron tabakası denir.) Bu palstron tabakası, su içinde hareket halinde iken, sürtünmeden meydana gelen çekmeyi %20 civarında azaltır. Bu tesir mayolarda kullanılabilir. Gerçekten de, mayolar asla ıslak olmazlar.

 

Poliester elyafında bu kaplamayı yapabilmek için, silikon gaz halinde nanofilamentleri yaratabilmek için, elyafın üzerine yoğunlaştırılarak tatbik edilir. Bu kaplama, yün, pamuk ve viskon elyafına da tatbik edilebilir. En iyi netice poliester üzerinde alınmıştır.

 

Yapılan kaplama sürtünmeye dayanıklı olmasına rağmen, gündelik yıkama devrelerine dayanmaz.

Ariel Üniversitesi, Centre of Samaria’da görevli Prof. Edward Bormashenko, kendi kendini temizleyen tekstil üzerinde araştırmalar yapmaktadır. Bu araştırmanın prensibi, kuşların tüylerinde bulunan nano boyutundaki (100 nm-10 micron genişliğindeki) yivlerin,  oyukların ve bunların yüzeysel kabalıklarının, elyaf üzerinde taklit edebilecek, super hidrofobik bir polimerin kullanılması esasına dayanmasıdır.

 

Bu özel yiv ve oyuklar, (180 0 ‘ lik bir açıda) tüylerin etrafında bir hava tabakası yaratıp, sıvıların yapışmalarını önler.

 

Aynı zamanda, (Çin’de Beijing şehrindeki Chinese Academy of Sciences) akademisinde görevli Jiang ve arkadaşları “Morpho aega” adlı kelebeklerin kanatlarının temiz ve kuru kalmalarını temin eden yapıyı da tekstillere uygulamaktadırlar. Kelebeklerin kanatlarındaki çok ince pullar, kumaş üzerinde taklit edilebilir ise, kendi kendini temizleyebilen kumaşlar üretilebilir.

 

Hidrofobik terbiyeler

Pamuklu üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde, nanoparçacıklar şeklinde tatbik edilen “anatase titanium dioksid”, kırmızı şarap gibi elyaf yüzeyindeki lekeleri fotokatalitik olarak parçalayabildikleri görülmüştür.

Ultraviyole radyasyonu TiO2  katalisti tarafından emilir. TiO 2  yarı iletkendir. 3.0eV(rutile) ve 3.2 eV (anatase) arasında bir bandı kapsar. Fotokatalist tarafında, bu bandan fazla enerji sahibi photon emildiği takdirde, valans bandından kondüksiyon bandına bir elektron yüklenir.

 

Bu şekilde, bir delik meydana gelir. Hem delik ve hemde elektron Fotokatalist’in yüzeyinden nüfus ederler.

Yüzey elektronları genelde oksijeni yüzeyde azaltır. Yüzey deliklerde, genelde organik maddeleri veya su moleküllerini oksidize eder.

 

Elektron vakansları(delikleri) su ile reaksiyona girdiği zaman, reaktif hidroksil radikalleri ve protonlar meydana gelir.

 

Pamuklu kumaş üzerinde Nanokristaline anatase TiO2 filmi, düşük ısı sol-gel prosesi kullanılarak ve gerekli basınç altında alkoksid(alkoxide) çözeltisi kullanarak meydana getirilir. Kendi kendini temizleme özellikleri, iyileştirilmiş antibakteriyel performans ve bir boyanın parçalanması(Neolan Blue 2G) ile ölçülür.

 

Yün ve ipek üzerindeki araştırmalara da devam edilmiştir. (Hong Kong’da Dr. Walid A. Daoud tarafından)

 

Kendi kendini temizleyen yün, yünün hafif bir acylating maddesi (Succinic anhydride) ile işlem görür.  Bu şekilde, yün elyafının yüzeyindeki Karboksil (Carboxyl) gruplarının, nanokristal anatase TiO2 gruplarına yaklaşmasını düzeltir. İşlem gören elyaf, kırmızı şarap ile kirlendiğinde ve güneş ışığı simülatörüne tutulunca, leke tamamen yok olur.

 

 

 Nanokristalin şeklinde Anatase TiO2  daha büyük bir yüzey alana sahip olup, daha tesirli bir fotokatalistdir.

Fakat, doğal güneş ışığında yalnız yüzde üç(%3) yüksek enerjili mavi ve ultra violet radyasyon vardır ve rengin yok edilmesi için zaman gerekir. Anında, netice vermez. Taklit edilen güneş ışığı uygulamasında, kahve lekesi 2 saat içinde, mavi mürekkep lekesi 17 saatde ve kırmızı şarap lekesi ise 20 saat içinde yok olduğu gözlenmiştir.

 

Kendi kendini temizlemenin diğer bir yolu ise, kimyevi toksinleri parçalayabilecek, enzim ihtiva eden, çok ince (500 nm), komposite bir film tabakasının kullanılmasıdır. Bu şekildeki kaplamalar, Amerika’da geliştirilmiş olup, böcek ilaçlarını ve benzer kimyevi maddeleri yok etmekte kullanılmaktadır. (Dr. Alok Singh ve arkadaşları, Novel Research Laboratory’s Center for Bio/Molecular Science and Engineering, Washington, DC, USA)

 

Bu kaplamanın, toksinleri çabuk ortadan kaldırdığını ve zararlı bir artık vermediği görülmüştür. Askeri ve sivil koruyucu giysile için ideal olduğu görülmüştür.

 

 

Tercüme ve Düzenleme

Osman Başar

Danışman-TTTSD

Kaynak: International Dyer Magazine, Mart 2009 sayısı

Ekleyen: Eski Forumdan üyemiz: yadeniz

139
Denim Yıkama / Denim giysiye yapilan bitim islemleri
« : 17 Ocak 2010, 17:07:44 »
1.1   KURU İŞLEMLER

Kuru işlemler, denim giysiye, istenen kullanılmış görüntüyü vermek için yapılan ve  genelde mekanik olarak giysiye uygulanan  işlemlerdir.  Zamanla değişen trendler doğrultusunda,  eski ve kullanılmış görüntüler, vintage efektler  talep edilmeye başlanmış ve bu sayede  denim giysi  için yapılan kuru işlemler daha da önem kazanmıştır.
   Günümüzde denim ürünler son tüketiciye ulaşana kadar çok fazla manuel işleme tabii tutulmaktadır. Düzensiz ağartıcı lekeler,  bıyık, kumlama, zımpara ve hatta  diz bölgelerinde oluşturulan yırtıklar bunlara örnek olabilir. İstenen doğal eskimiş görüntüyü elde etmek için çoğu zaman el  işçiliğine gerek duyulur.

Neden kuru işlemler,  kumaşa rijid halde iken uygulanır?
Denim  kumaş üretiminde kullanılan çözgü ipliği, dokuma sırasındaki gerilimlere karşı dayanıklı olması amacıyla haşıl denilen nişasta türevi bir malzeme ile kaplanır.  Kumaş üretildikten sonra konfeksiyoncuya haşıllı olarak sevk edilir.  Haşıl malzemesi kumaşta bir sertlik oluşturduğundan, kuru işlemler sırasında, aşındırma amaçlı olarak kullanılan zımpara, daha kolay etki gösterir. Bu sebeple kuru işlemler, genelde ilk proses olarak uygulanır.  Tamir işlemlerinde de görüldüğü gibi, haşılı sökülmüş veya yıkanmış kumaşa uygulanan kuru işlemler, istenen görüntüyü vermeyebilir.
1.1.1 Zımpara
  Ham denim giysiye yapılan zımpara işlemi, kuru işlemlerin başında gelmektedir. Zımpara yapılacak giysi,  hava yastıkları ile şişirilebilen, “manken”  denilen aparatlara  yerleştirilir.  Seçilen modele göre, zımpara ile aşındırma yapılır. Aşındırılmaması gereken bir yere  işlem yapıldığında, tamir mümkün olmadığı için, zımpara yapan kişilerin dikkatli seçilmesi gereklidir. İşlemin tamamen manuel yolla yapılıyor olması da, seri üretimde standardın sağlanması  konusunda problemler yaratmaktadır. 
   Standardı koruyabilmek ve üretim hızını artırmak amacı ile zımpara işlemi yapan robotlar geliştirilmiştir.  Sadece standart bazı desenleri çıkaran  bu robotlar, üretim hızlarını oldukça artırmış olsa da, doğal eskitmelerin yerini hiç bir şeyin alamayacağı denim dünyasında, otomasyon bir yere kadar kullanılabilecektir.   

1.1.2 Kumlama(Rodeo)
   Kumlama işleminde de, bölgesel  aşınma efekti elde edilir. Bir tabanca ile denim giysi üzerine yüksek basınca kum püskürtülür ve indigo boyalı elyafın kumaştan ayrılması sağlanır. Verimi düşük olan ve malzeme sarfiyatının fazla olduğu bu sistem aynı zamanda kalifiye iş gücü gerektirir.
Tablo 1: Zımpara ve kumlama işlemleri arasındaki farklar
ZIMPARA KUMLAMA
İplikteki efekt daha fazla belirir. Daha az iplik karakteri ortaya çıkar.
Kumaşın yüzeyinde etkilidir. Örgünün içine kadar işler.
Daha doğal bir eskime sağlar. Kıyaslandığına daha yapay görüntü verir.
İşlem zamanı daha uzundur. Üretim kapasitesi daha yüksektir.
Daha kalifiye işçi gerektirir.
Proses maliyeti daha fazladır. Yatırım maliyeti daha fazladır.


1.1.3 Resin (reçine)

Yaş işlemlere geçmeden önce, resin   prosesinden de bahsetmek faydalı olacaktır:
• Genellikle ilk proses olarak uygulanır.
• Sprey tabancası ile veya daldırma metoduyla yapılır.
• Çok koyu yıkamalar istendiğinde rengi koyuda tutmak için  kullanılır. Örneğin sadece 10 dakika ön yıkamadan oluşan bir proses, resinli kumaşa yapıldığında, renk, resinsiz olana göre daha koyuda kalır.
• Zımpara yapılan bölgelerde daha iyi sonuç alınması için yapılır.
• Daldırma yöntemi ile yapılan resin daha çok kırışıklık efekti (wrinkle) almak için veya sert tuşeler elde etmek  için kullanılır.
Resin  etkisi özellikle yan dikişlerde, cep dikişlerinde ve bel kısmında, kontrast görüntülere yol açar. Resinlenmiş giysi daha kırılgan bir yapıya sahiptir.

Denim giysi üzerindeki çözgü ve atkı iplikleri de, resin malzemesi ile etkileşir ve resinlenmiş kumaş fırınlanma işleminden sonra buruşmazlık kazanır. Eğer kumaşa fırınlamadan önce bir kırışıklık verilirse, fırından sonra da bu kırışıklık kalıcı olur. (wrinkle effect*) Ayrıca Resin işlemi yapılmış denim giysi daha az tüylenme yapar.

İşlemin kimyasal yapısı
Resin malzemesi kumaşa aplike edildiğinde, haşıl maddesi ile ve pamuğun yapısındaki selüloz ile tutunur. Buradaki fırınlama  işleminde, bir miktar indigo, ipliğin merkezinden yüzeye doğru hareket eder.  Resin ile karışmış olan haşıl malzemesi, kurutma işleminden sonra kırılgan bir yapıya sahip olur. Bu haldeki sert giysiye,    zımpara, kumlama  gibi mekanik işlemler yapıldığında  bu karışımın içine fiziksel olarak gömülmüş olan indigo da kumaştan kolayca uzaklaşmış olur. Bu sebeple resin yapılan giysi, zımpara yapılan bölgelerde daha kolay efekt alır.


1.2  YAŞ İŞLEMLER VE KULLANILAN KİMYASALLAR

1.2.1 Ön Yıkama (Haşıl Sökme):

Haşıl Malzemesi nedir ve niye  kumaştan uzaklaştırılmalıdır?
Haşıl malzemesi, kumaş üretim aşamasında kullanılan,  çözgüye indigo boya verildikten sonra tatbik edilen ve dokuma sırasındaki gerilimler yüzünden oluşabilecek iplik kırılma ve kopmalarını engelleyen bir malzemedir. Haşıl malzemesi çoğunlukla, nişasta veya modifiye nişasta esaslıdır ve bununla beraber bir miktar ıslatıcı kimyasal ve yumuşatıcı da haşıl reçetesinde bulunur.  Bu kimyasallar, denim giysiye yapılacak yıkama işlemlerinde kullanılacak kimyasalların etkilerini azalttığı için kumaştan uzaklaştırılmalıdır.

  Düzgün bir haşıl sökme yapılamaz ise ne olur?   
  Düzgün bir haşıl sökme yapılmazsa, kumaşta abraj oluşma ihtimali, oldukça fazladır. Yeterli derecede yapılamayan bir haşıl sökme işlemi ise, sonraki aşamalarda  kumaşa verilecek olan  kimyasalların etkisini azaltacağından, gereksiz  sarfiyata sebep olacaktır. Kumaşa uygulanacak ilk işlem olduğu için, sert bir tuşeye sahip olan giysinin kırık oluşturma ihtimali oldukça fazladır. Bu sebeple ıslatıcılar ve kırık önleyicilere ihtiyaç duyulabilir.  Tutumun çok sert olduğu kumaşlarda,  haşıl sökme işleminden önce, giysinin yüksek miktarda  ılık su ile kısa bir süre için ıslatılması önerilebilir.  Bu işlemin amacı, haşıl sökme işlemi başında oluşabilecek “ürün-ürüne” sürtünmeyi azaltmak ve yıkama kırığı riskini elimine etmektir.

İşlemin kimyasal yapısı
Amilaz enzimi, nişastayı küçük şeker moleküllerine ayırır ve su ile uzaklaştırılmasını sağlar. Ancak kumaş üzerine terbiye işlemleri sırasında tatbik edilen diğer kimyasallar veya yabancı maddeler, amilaz ile uzaklaştırılamaz. Zaman zaman bunların uzaklaştırılması için, kullanılan enzimle uyumlu çalışabilecek bir deterjan gerekebilir. Deterjanlar non-iyonik ve anyonik olabilir. Anyonik deterjanlar daha iyi bir temizleyici olmakla beraber, amilazı çökertme ihtimali olabilir. Bu sebeple amilaz ile beraber genelde non-iyonik deterjanlar kullanılır. Ayrıca kullanılan enzimin çalışabileceği pH aralığına ve en aktif olduğu sıcaklık derecesine göre, gerekiyorsa asetik asit kullanılır ve sıcaklık ayarlanır.

Haşıl sökücü enzim, suda az çözünen nişastayı, suda çözünebilen şeker moleküllerine parçalayarak uzaklaştırılmasını sağlar.

Haşıl sökmede problem yaşıyorsanız;
*Kullanılan enzimin aktivitesi için gerekli pH ve sıcaklık sağlanmış mı?
*Islatıcınınız non-iyonik mi ve yüklenen ürüne  göre yeterli oranda mı?
*Ön ıslatma yapıyor musunuz?
*Köpük yapmayan bir ıslatıcı kullanılıyor mu?

1.2.2  Taş/Enzim Yıkama:
Ponza  taşı, kum gibi aşındırıcı materyaller kumaş yüzeyinde mekanik bir aşınma sağlar ve çözgü ipliğinin üst tabakasındaki boyar maddenin aşınma yoluyla uzaklaştırılmasını sağlar.  Kullanılan taşın miktarı, boyutları, yeni veya eski taş olup olmadığı, yıkama sonucu oluşacak efekti birebir etkiler. Örneğin, daha önce  yıkamalarda kullanılmış olan ponza taşının şekli, daha oval bir hale dönüştüğünden, hiç kullanılmamış taşa göre daha az efekt verecektir.   
   Mekanik etkiler,  kumaşın  mukavemetini , kimyasal etkilere göre daha az düşürürler. Bunun sebebi ise aşındırmanın, sadece üst tabakaya yapılıyor olmasıdır. Kimyasal aşındırma ise, moleküler bazda yapıldığı için kumaşın dayanımlarında zayıflığa yol açar. Ancak, belli bir ağırlığın altındaki kumaşlara uzun süre taş yıkama yapıldığında, deliklere yol açabilir. 
    Mekanik aşındırma, tek başına kullanıldığında, çoğu zaman arzu edilen görüntüyü vermez. Bu sebeple, genelde  enzim ve taş  beraber kullanılır.

Denim giysilerin yıkamasında kullanılan enzim çeşitleri
Tekstil mamullerinin finish işlemlerinde kullanılan enzimler çoğunlukla selülozik enzimlerdir. Aslında bu enzimler özel bir katalitik etkiye sahip olan protein molekülleridir . Temel olarak etkileri, pamuğu oluşturan büyük selüloz moleküllerini daha küçük parçalara ayırmaktır. Selüloz molekülleri, yıkama makinesinin içindeki işlem sırasında parçalanır ve kumaştan ayrılır. Dolayısı ile pamukla reaksiyona girmiş olan indigo boyar maddesi de kumaştan ayrılmış olur.
    Kumaşın renginin açılması veya beyazlaması dediğimiz olay,  aslında kumaşı oluşturan  çözgü ipliği üzerinden boyalı selüloz moleküllerinin ayrılması olayıdır. İndigo boyar madde kendi başına değil, ipliğin yüzeyindeki selüloz molekülleri ile beraber kumaştan ayrılır. 
Genel olarak, asidik enzimler nötral enzimlere göre oldukça ucuzdur ama nihai maliyet daha yüksek olabilir.  Çünkü  kullanılacak düşük kaliteli bir enzim,  kumaşın mukavemet değerlerini çok düşürüp,  yırtılmalara ve dolayısıyla ikince kalite oranının artmasına sebep olabilir.
Nötral Enzim: Genelde pH 6.5-7.0  arasında ve 60 oC de aktiftirler, daha yavaş reaksiyon sağlarlar, işlem süreleri daha uzun tutulmalıdır.  Dispergatör(*)  ile kullanıldıklarında  daha az geri boyamaya yol açarlar ve  daha iyi bir kontrast sağlarlar.   
Soğuk Su Enzimi: Nötral enzimle benzer bir kimyasal yapıya sahiptir. Daha düşük sıcaklıkta aktiftirler. Enerji açısından tasarruf sağlarlar. Bununla beraber daha yüksek miktarlarda kullanılmaları gerekir. Oldukça pahalı olan bu enzimler, ana rengin koyuda kalmasının istendiği,  aynı zamanda iyi bir kontrastın amaçlandığı görüntüler için iyi sonuç  verebilirler.
Asidik Enzim : pH 4.5-5.0 arasında ve 60 oC de aktiftirler. Çok bileşenli (Multi-component) bir selüloz enzimi olup,  mantarlardan elde edilir. Piyasada, tüy dökücü enzim olarak da bilinir. Kumaş üzerinde oluşmuş olan tüyleri parçalayarak, kumaştan uzaklaştırılmasını sağlar. Sonraki proseslerde tüy oluşmasını engeller. Kullanılacak miktar ve uygulama süresi, istenen görüntüye göre değişir. Selüloz üzerindeki etkisi oldukça hızlıdır ve geri boyamaya yol açar.  Çok güçlü bir kontrast sağlamaz ve ayrıca mamulün mukavemet kaybı fazladır. Beraberinde kullanılan dispergatörün aktivitesini  olumsuz yönde etkiler.  Fiyatları nötral enzime göre daha ucuzdur.

 


1.2.3 Ağartma
Ağartma işlemi, kumaşın renginin açılması amacıyla yapılan, kimyasal bir işlemdir. Redüksiyon (indirgenme)  veya oksidasyon (yükseltgenme) reaksiyonları ile yapılabilir.
• Oksidasyon(yükseltgenme): Hypo ağartması, Potasyum Permanganat ağartması, ozon ve  enzimatik ağartma
• Redüksiyon (indirgenme)
Oksidasyon(yükseltgenme)  reaksiyonları, indigo boyar maddeye direkt etki ederek, boyar maddenin bozunması esasına göre çalışır. Redüksiyon(indirgenme) ile beyazlatma yapılırken, indigo boyar madde indirgenerek leuco formuna(*) dönüştürülür ve suda çözünerek uzaklaştırılır.
A-) Sodyumhipoklorit(NaOCl) -  Hipo ağartması:
 Hipo, spesifik özellikleri olan bir ağartıcı değildir. Yükseltgenme özelliği olan tüm maddeler ile reaksiyona girer.(selüloz, boyarmadde vs...) Boyar maddeler arasında,  hiponun kükürt  ile girdiği reaksiyon, indigo ile olana göre daha hızlıdır. Bu sebeple kükürt zemin(bottom) veya üst boyamalı(topping) kumaşlarda, hipo önce kükürt boyar maddeyi  uzaklaştırır. Potasyum Permanganat ağartmasına kıyasla, hipo ile ağartma da  renk tonu daha mavi olur. Hipo ile yapılan ağartma işleminde, süre uzun olacaksa hiponun kademeli olarak beslenmesi gerekir çünkü hipo, belli bir süre  sonra aktivitesini kaybeder.

İşlemin kimyasal yapısı
Kimyasal olarak oksidatif reaksiyonun kontrol  edilebildiği pH 10.0-11.0  aralığında çalışırlar. Kostik(NaOH) eklenerek pH 12.0’ye çıkarıldığında, daha yavaş ama daha kontrollü bir ağartma yapılabilir.  pH 7.0’ye düştüğünde, bozunma ve yükseltgenme çok hızlıdır ve kontrolsüz gerçekleşir. Ayrıca sıcaklık arttıkça, reaksiyon hızı da artar, ve proses kontrolü  azalır. 60 oC den yüksek sıcaklıkta yapılmaması, iyi bir sonuç için gereklidir.  Özellikle lycra’lı kumaşların ağartmasında düşük sıcaklık seçilmelidir.

 

 B-)KMnO4 (Potasyum permanganat) ağartması:
 Ağartıcı,  önce indigo ile reaksiyona girdiğinden, permanganat ağartması, hipo ağartmasına göre daha gri bir renk tonu verir. Nötralizasyon yapılmadan önce nasıl bir renk elde edildiği görülemez. Bu sebeple  yıkama banyosunda yapılan ağartmalarda çok kullanılan bir yol değildir. Daha çok lokal ağartmalarda sprey veya tabanca ile uygulanır. Hiponun zarar verdiği lycra içeren kumaşlarda, permanganat ağartması tavsiye edilebilir.


C-)Enzimatik ağartma:
Ağartıcı enzim  sadece indigo ile reaksiyona girerek  enzimatik ağartma yapar. Mukavemet kaybına sebep olmaz. Sadece indigoya etkidiği için, kükürt boyar madde içeren  denim kumaşlarda,  gri renk tonunun korunmasını sağlar.
D-)Ozon Ağartması:
Oksidasyon(yükseltgenme)  sistemlerinden biri olan   ozon,  denim giysi üzerine gaz formunda uygulanır. Geri boyamayı çok yüksek verimle temizler ve eşsiz bir görüntü yaratır.  Ayrıca denim kumaşta, kontrast görüntüyle beraber,   çok hafif  sarı/gri bir ton oluşturur. Islak/nemli mamule  uygulandığında ise, tüm yüzeylerde homojen bir  ağartma görevi görür. Konsantrasyon ve işlem süresi çok hassas ayarlanmalıdır.
Ozon ve enzimatik ağartma  haricindeki tüm oksidasyon(yükseltgenme)  sistemleri, nötralizasyon prosesini gerektirirken,  redüksiyon(indirgenme)  sistemlerinde böyle bir gereksinim yoktur.
 Tüm ağartma  sistemlerinde, yıkama partileri arasında renk farkı oluşmaması için sıcaklık ve pH değerleri sürekli kontrol altında ve sabit tutulmalıdır.

 

2- FINISH İŞLEMLERİ SIRASINDA KARŞILAŞILAN BAZI SORUNLAR VE MUHTEMEL SEBEPLERİ

2.1 Geri boyama problemi;
Özellikle yüksek miktarda boyar madde içeren kumaşlarda,  koyu yıkamalar yapıldığında ortaya çıkan bir sorundur. Temel olarak banyodaki fazla indigonun beyaz atkı ipliğini boyaması olayıdır.  Kumaştan ayrılan  indigo boyar maddeyi  banyo içinde askıda tutmak için dispergatör(*)  kullanılmaktadır.   Ancak yıkama sırasında kullanılan enzim,  asidik enzim ise, dispergatörün aktivitesi düşebilir ve  banyo içindeki aşırı  indigo, yeniden kumaşa bağlanır.  Bu durum,  ön yüzde bulanık bir görüntüye  ve cepliklerde mavileşmeye sebep olur. 


Yıkama sırasında karşılaşılan en büyük sorun olması sebebi ile konunun detaylarına inilmelidir.
• pH; en önemli parametredir ve 6.5-7.5 aralığında  olmalıdır. Asidik enzim kullanıldığında daha düşük pH değerlerinde çalışıldığı için geri boyama riski yüksektir.
• Su miktarı arttığında geri boyama azalma eğilimine girer. Rinse yıkama süresinin ve pasajlarının artırılması daha temiz bir yüzey olmasını sağlar.
• Sıcaklık düşürüldüğünde, geri boyama problemi azalır. Artık günümüzde     25 oC de  dahi çalışabilen soğuk su enzimleri üretilmektedir.
• Enzim kalitesi de geri boyamaya direkt olarak etki eder.
• Dispergatör madde kullanımının artması, geri boyamayı azaltıcı etki yapmaktadır.
• Suyun Sertliği de geri boyama açısından önemlidir. Sert su kullanıldığında geri boyama riski oluşmakla beraber kullanılan enzimin aktivitesi de düşecektir. “Yarı sert su”, denim finish için ideal ıslatıcıdır.

Nötral enzim kullanıldığında ve yukarıda anlatılan parametreler dikkate alındığında geri boyama problemi çözülüp, mükemmel sonuçlar ortaya çıkacaktır.


2.2 Yıkamada oluşan  kırık ve abraj

Kırık problemi,  en çok, ıslak işlemlerin başlangıcı olan haşıl sökme aşamasında oluşur. Çünkü haşıl malzemesi ile kaplı olan denim kumaş sert bir tuşeye sahiptir ve kırılmaya müsaittir.  Bu sebeple haşıl sökme sırasında kırık önleyiciler ve ıslatıcılar kullanılmalıdır. Özellikle çok sert tuşeli kumaşlarda, yıkamadan önce 1 dakika kadar makinede bekleterek ıslatma yapmak, uygulanabilecek bir yöntemdir.
Abraj (*) oluşmuş denim giysilerde, ilk bakılması gereken adım, haşıl sökmenin yeterince iyi ve homojen yapılıp yapılmadığıdır.  Ön yıkama sonunda kumaş üzerinde haşıl malzemesi kalmışsa, sonraki aşamalarda kumaşa aplike edilecek olan kimyasallar, dengesiz bir görüntü oluşturur.
Denim  giysi üzerine, sprey ile uygulanan hipo, permanganat, resin gibi işlemlerin, uygulayan kişiler tarafından dikkatlice yapılmaması da renk dalgalanmasına  sebep olabilir.
Kırık riskini minimize etmek için aşağıdaki noktalar dikkate alınmalıdır;
• Ağır kumaşlardan oluşmuş denim giysiler(13-15 oz), ilk ıslak işleme ters çevrilerek alınabilir.
• Makine,  maksimum  kapasitesinin %50-60’I kadar yüklenebilir. Bazen çok ağır partiler makine içinde homojen olarak hareket etmeyeceğinden,  aynı yıkama partisi içinde  shade (renk-ton) farklılıkları oluşabilir.
• Su-Giysi  oranı ve makine devri  dikkatli seçilmelidir.
• Su boşaltma ve yükleme yapılırken makine dönmemelidir.

• Suya non-iyonik ıslatıcıların eklenmesi ve daha sonra giysilerin yüklenmesi kırık oluşma riskini azaltır.

2.3 Yüksek mukavemet kaybı
Denim  giysi,  yıkamanın hemen hemen tüm  basamaklarında  mukavemet kaybına uğrar. 
Mukavemet standartların altına hangi nedenlerle düşer?
• İnce bir kumaşa uzun süreli taş yıkama yapılıyorsa, dikiş yerlerine yakın bölgelerde delikler oluşabilir. İşlem, kontrol altında olmalı ve gereğinden fazla taşlama yapılmamalıdır.  İnce kumaşlarda kullanılmış taş önerilebilir.
• Yüksek sıcaklıkta, hipo ile uzun süreli ağartma yapılıyor olabilir. Ağartıcı kimyasal olarak başka malzemenin kullanılması veya işlem sıcaklığının düşürülmesi mukavemet kaybını azaltabilir. Ağartma işlemi küçük süreli pasajlar halinde yapılmalıdır. Örneğin,   açık bir yıkama için 20 dakika ağartma gerekiyorsa, 10 dakikalık 2 pasaj yapılmalıdır.
• Asidik enzimler, nötral enzimlere oranla daha fazla mukavemet kaybına sebep olur. Gereğinden fazla enzim kullanılıyor olabilir ve bu enzimler giysi üzerinde reaksiyona devam ederek giysiyi yıpratabilir. Bu sebeple  kullanılan enzim, yıkamadan hemen sonra etkisiz hale getirilmelidir.
•  Çok ağır resin reçetesi mukavemet kaybına sebep olabilir.


2.4 Tüylenme problemi

Piyasada tüy dökücü enzim denen asidik özelliğe sahip enzimler tüylenme istenmeyen yüzeyler için kullanılabilir. Bu enzimlerin yüksek mukavemet kaybına yol açtığı ve geri boyama riskinin olduğu unutulmamalıdır.
Ayrıca, koyu yıkamalarda bu enzimin kullanılması rengi, hedef renkten  daha açık bir tarafa  getirebilir.  Böyle  durumlarda -her zaman yararlı olmasa da-  giysiyi ters çevirerek yıkamak, tüylenmenin azalması konusunda faydalıdır.   
Resin yapılmış kumaşlarda  daha az tüylenme görülür.

 


3. RENK VE EFEKTE YIKAMA İLE NASIL ETKİ EDİLİR?
   Yıkama yapan işletmelerin en büyük sorunlarından biri, ürün geliştirme aşamasında tutturmuş oldukları bir rengi, üretimde yakalayamamaktır.
   Numune yıkama makinelerine genelde dolgu olarak pantolonlar kullanılır. Dolgu pantolonun işleme etki etmemesi çok önemlidir. Dolgu pantolon,  herhangi bir kimyasal veya tint(*) içermemelidir.
     Geri boyama problemi, numune yıkamalarda, ana üretime göre çok daha az görülür. Çünkü numune makinesinde yıkanan   giysi adeti daha azdır.
     Reçeteleri,  ana üretim yıkamasına uyarlarken bu gibi faktörler göz önüne alınmalıdır. 
       Şimdiye kadar anlattıklarımızdan da görüldüğü üzere, yıkama çok fazla girdisi olan bir prosestir. Son üründe ortaya çıkan bir hatanın, hangi aşamada oluştuğunu tam olarak söyleyebilmek çok zor olabilir. Bu sebeple yıkamacılar zaman zaman, son üründe çıkan bir renk problemini, geriye dönerek değil, ilave işlem yaparak gidermektedir. Tint işlemi en basit yöntemdir ancak müşteri talepleri doğrultusunda her zaman yapılmayabilir. Aşağıda  bahsedilen yöntemler, renkte çok ufak değişiklikler yapacak yöntemlerdir.
3.1 Gri veya Mavi  cast(renk tonu)  elde etmek için; 
• Ağartma yapılıyorsa; potasyum permanganat ağartması hipo ağartmasına göre daha gri bir renk verir. Çünkü hipo kumaş üzerinde önce indigo harici boyar maddeler ile reaksiyona girme eğilimindir.  Hipo ile reaksiyon sonucu  “Baby blue “ denen renk oluşur. Permanganat ise öncelikli olarak indigoyu okside eder. Boyama işleminde,  indigonun altına(kükürt bottom)  veya üstüne(kükürt topping) uygulanan boyar madde kumaş üzerinde kalır.
• Düşük sıcaklıkta uzun süreli yapılan ağartmalar; yüksek sıcaklıkta kısa sürede yapılan ağarmalara göre daha sarı-gri bir renk tonu  oluşturur.
• Persülfat ağartması gri renk tonu  istendiğinde, tercih edilebilir.
• Peroksit’le yapılan temizleme veya nötralizasyon işlemleri, rengi çok hafif maviye doğru çeker. Nötralizasyon da kullanılan sodyum bi sülfit daha gri bir renk tonu verir.
• Kükürt bottom veya kükürt topping boya içeren, indigo boyalı denim kumaşlarda, enzimatik ağartıcılar veya dextrose(*)   kullanıldığında,  kimyasal yapısından dolayı sadece indigo ile reaksiyona girer ve kükürt  boyar madde olduğu gibi kalır bu da rengin gri tonlara doğru açılmasını sağlar.
• Ozon işlemi de, kumaş üzerindeki aşırı indigoyu temizler ve ayrıca  gri – yeşil bir renk tonu oluşturur.
• Taş yıkama ve enzim yıkama, karşılaştırıldığında, bir çok fark olmakla beraber, renk açısından bakıldığında taş yıkama, enzime  göre daha gri ve mat bir efekt verir.
3.2 Kızıl renk tonu elde etmek için
• Her kumaşta olmamakla beraber, non-iyonik olmayan asidik yumuşatıcılar kırmızı bir renk tonu oluşturur
• Optik Beyazlatıcı  parlak ve kırmızıda bir renk tonu verir


3.3 Kontrast Görüntüyü artırmak için
• Taş yıkama, enzim yıkamaya göre daha fazla kontrast verir.
• Kullanılmış taş yerine, yeni taş kullanılması daha fazla kontrast verir.
• Aşırı indigo kumaştan tamamen uzaklaştırıldığında, atkı iplikleri beyaz kalacağından, daha net, temiz ve kontrast bir görüntü oluşur.
• Resin yıkama daha fazla kontrast verir.

Yukarıda anlatılan tüm önerilerin, yıkama reçetesinin   izin  verdiği ölçüde yapılabileceği  bir gerçektir. Örneğin 20 dakikalık bir koyu yıkamada yıkama ile renge etki edebileceğiniz hiç bir basamak  yoktur.  Çünkü yaptığınız değişiklikler, rengi açacaktır ancak 100 dakikalık bir yıkamada, prosese müdahale edebileceğiniz bir çok adım vardır.

3.4 Yumuşak Tuşe(tutum)  için

Tuşe, tüm konfeksiyoncuların zaman zaman problemi olarak ortaya çıkmıştır çünkü tuşe kişiye göre değişkenlik gösteren bir kavramdır.
Bu sebeple isteneni çok iyi anlamak gerekmektedir. Bu tespit yapıldıktan sonra doğru yumuşatıcıyı  doğru parametrelerle uygulamak gerekir.
Katyonik yumuşatıcılar 5.0-5.5 pH  aralığında  ve  45 oC de  uygulanır.
Silikon yumuşatıcı kullanıldığında kumaş yüzeyinde kaygan ve yumuşak bir tutum elde edilir,  ipeksi bir dokunuş sağlanır. Diğer yumuşatıcılar ise kumaşa derinlemesine işler.
    Sıcak yapılan tumble dry(*)  işlemi  tuşeyi sertleştirir.  Bu sebeple bu işlemden sonra uygulanacak “soğuk tumble kurutma”  yumuşaklık sağlar.
     Ayrıca plastik toplarla yapılan uzun süreli ve düşük  sıcaklıktaki tumble  işlemi, özellikle ağır kumaş(13-15 oz)  kullanılan denim giysiler  için tercih edilen bir yumuşatma işlemidir.

140
Denim Yıkama / Yeni Enzim İşlemleri
« : 17 Ocak 2010, 16:52:12 »
YENİ  ENZİM  İŞLEMLERİ

Enzimler,  işlemler için gerekli optimum şartlarda uygulanırsa, kendileri önemli değişiklik

Göstermeden, kimyevi reksiyonları hızlandıran biolojik katalistlerdir.

Enzimler hareketlerinde kendilerine has davranış gösterip, özel maddeler üzerinde hareket Edip, belirli reaksiyon maddelerini meydana getirebilirler.

Enzimlerin tekstil ıslak işlemlerinde kullanılmaları 1857 senesine kadar gider.

Arpadan çıkartılan bir maddenin, baskılı pamuk kumaşlardaki, nişastaya dayalı kıvamlaştırıcıların, düzgün bir şekilde  sökülebilmerinin  keşif edinmesine dayanır.

Bu zamandan sonra, enzimler, dokunmuş pamuklu kumaşlardan, nişastaya dayalı haşılların

Uzaklaştırılmasında kullanılmışlardır.

Fakat, son yirmi yıl içinde, tekstilin ıslak işlemlerinde ve kumaşların apresinde, yeni efektlerin

Üretilme amacı yönünde, yenilikçi enzim tatbikatları ile alaka geniş ölçüde artmışdır.

 Bütün enzimler, büyük molekül ağırlığındaki protein’ lere dayanırlar.  Bu protein’ler, amino

Asid türevlerlerinden teşekkül  edip, belirli bir düzende birbirlerine bağlanırlar.

Birçok enzim bünyesi, yardımcı bir faktör olmadan katalitik faaliyet göstermezler.

Koenzim olarak isimlendirilen yardımcı faktörler, metal ion veya başka bir anorganik molekül

olabilir. Böylece katalitik faaliyet,hem protein ve hem de yardımcı faktörü içine alır.

Enzimin faaliyeti, enzimim gerekli maddeye yapışması ve enzim/madde  kompleksinin

teşekkülü ile başlar.

Bütün enzimlerle yapılan işlemler de,reaksiyona giren gruplar, birbirlerine yakın ve ayni

çevrede ve üç boyutlu enzim bünyesindeki katalitik bölgelere yakın dururlar.

Aktif bölgeler, birkaç amino asid türevinden teşekkül ederler. Ayni zamanda,istenen  faaliyet

Için gerekli yardımcı faktörleride içlerinde bulundururlar.

Enzimler çok  çeşiti işlemler için geliştirilmişlerdir.

Mesela.:

-Haşıl sökme - nişasta haşıllarını sökmek için alfa amylases’ler

 

-Bio yıkama- pamukdan, pamukmumlarını ve diğer kirlilikleri uzaklaştırmak için

pectate lyases enzimleri

 

-Bakiye hidrojen peroksid kalıntılarını ortadan kaldırabilmek için kullanılan temizleyici

catalase’ler


-Fazla boyayı ortadan kaldırmak için mesela pamuk denimlerde paroxidases’lerin kullanımı.
 
-Bio parlatma- mesela,  pamuklu kumaşlarda asid cellulases’leri kullanabilmek.
 
-Taşlama- Mesela pamuklu denimlerde nötr cellulases’leri kullanabilmek.

-Denim beyazlatması- Laccase/Mediatör kullanmak.

-Reaktif  boyalar ile boyanan kumaşların son sabunlamaları esnasında boya banyosu içinde kalan reaksiyona girmemiş hidrolisatların renkli kısımlarını ortadan kaldırmak için.

Kasar temizleme ile beraber yapılan Bio Parlatma

Danimarka’daki Novozymes A/S firması, Cellusoft Combi isminde bir işlemi piyasaya sürmüştür. Bu işlemde, hem kasar temizleme ve hemde Bio Parlatma bir seferde yapılabilir. Bu işlem düşük maliyetli ve çevre dostu yaklaşım olup, işlem süresini, alışılmış iki etaplı enzim işlemine göre çok kısaltır. Cellusoft Combi, jet  makinalarında %100 pamuklu ve karışımları üzerinde kullanılmak üzere geliştirilmiştir.


Cellusoft Combi optimal olarak pH 6-7 arasında tatbik edilir. Fakat pH 5-8 arasında da kullanılabilir. Cellusoft Combi’nin önemli bir faydası, Bio parlatmanın, pamuk kasarından gelebilecek artık alkali tarafından ve olabilecek pH oynamalarından zarar görmeyecek şekilde çalışabilmesidir.
 
Cellusoft Combi, %1-3 arasında 50-55 0C’de 30 ile 60 dakika  1/4 ile 1/5 mal :su orantısında çalışır.

Normal kasar ve sıcak çalkalamadan sonra, %1-3 arası Cellusoft Combi banyoya ilave edilir. PH -6-7  arası ayarlanıp, mal 55 0C’de işlem görür. 30 dakika çalıştıktan sonra ısı 85 0C’ye çıkartılır ve 10-15 dakika çalışılıp, enzimin aktivitesi ortadan kaldırılır. Bundan sonra aynı banyoda boyamaya devam edilir. Cellulose Combi işleminin, diğer enzim işlemlerine göre en az 40 dakikalık bir işlem tasarrufu sağladığı iddia edilmektedir. Eğer enzim dışı işlemler yapılacaksa, sağlanan tasarruf daha fazla olabilmektedir. Bu şekilde üretim miktarı arttırılarak, daha az su ve enerji  kullanıldığından, masraflar azaltılır. Yüzey boncuklanma ve tüylenmeyi azaltarak, kumaşın görünüşü ve tutumu düzeltilir. Bio parlatma ile beraber bio hazırlık işlemleride yapılabilir.

 
Denim Temizlenmesi ve Kasarı

Laccase enzimleri bakır ihtiva eden oxidase enzimleri olup, birçok bitki, mantar ve mikroorganizmada  bulunur.

Bunlar, spesifik olamayan bir grubu teşkil edip, renkli maddelerin kromoforlarının parçalanmasına katalitik tesir ederler. Laccase enzimlerin, fenol tipi maddeler üzerinde enzimatik tesirleri vardır. Normalde, Laccase enzimleri, organik ara maddeler ile kullanılır.

Bunlar, enzimler ile tesir ettikleri maddeler arasında, elektron alış verişi düzenlerler. Bu düzenleme moleküler seviyesinde ve nispeten uzun mesafelerde olur. Mantarlardan temin edilen Laccase indigo ile boyanmış kumaşların kasar işleminde kullanılmıştır.


Laccase enzimler indigo’yu hem çözeltilerde ve hemde kumaş üzerinde yok edebilir. Bu tip enzimler, indigo ile boyanmış denimlerin görünüşünü değiştirir. Sodyum hipoklorit kullanan kimyevi beyazlatmaya nazaran daha çevre dostu çözümler üretir.


Genencor firması, denim temizlemesi ve kasarı için yeni Laccase ve ara maddelerden meydana gelen bir sistemi piyasaya sürmüştür. ‘’Indistar Color Adjust System’’ isimli bu sistem iki parçadan meydana gelir. Yeni Indistar Active isimli Laccase enzimi, kimyevi ara madde olan Indistar Control ile beraber denim kasarında kullanılır. Bu şekilde, denim üreticileri yeni görünümler sağlarlar. Moda isterse artan kontrast ve isterse yüksek miktarda kasarlanmış olarak eskitilmiş havası temin edilir.


Indistar enzim granülleri, Genencor’un kendi Enzoguard granül üretim şekli ile üretilir. Enzoguard’ın önemli özelliği, enzim granüllerinin oksidasyon ve rutubetin meydana getirdiği aktif özellikleri kaybetmelerini , önlemeleridir. Aynı zamanda Indistar Control ara maddesi, dayanıklı bir organik kimyevi maddeden yapılmış olup, normal depolama şartlarında bozulmaz.


Pamuklu Bio yıkama


Clariant firması, seçilmiş pectate lyase enzime dayanan, yeni bio katalist olan Bactosol CO. Ip. lig’i piyasaya sürmüştür.


Pectate Lyase enzimi pamuk yüzeyindeki pektin ve diğer hidrofobik maddelerin uzaklaştırılabilmesi için faydalı olduğu görülmüştür. Bu bio yıkama işlemi, hidrofobik pamuk mumlarını pamuk yüzeyinden uzaklaştırarak, elyafa yüksek emicilik kazandırır. Bu şekilde Bactosol Co. Ip. Lig ile  yapılan işlem, geleneksel kostik soda işleminin yerine geçerek, kumaş işlemlerinde birçok faydalar temin eder.


Bactosol Co. Ip. Lig pH 8,5 da tatbik edilip, işlemden sonra herhangi bir çalkalama veya nötralizasyon gerektirmez. Bu sebepden, su enerji ve zaman kazandırarak önemli tasarruflarda bulunur.


Bactosol Co. Ip. Lig ıslatıcılar ve deterjanlar ile iyi bağdaşabilir. Her orantıda soğuk ile inceltilebilir. Stabilizatör ve mutal bağlayıcılar ile normal pH 8-9 ve 50-80 0C ısı aralığında iyi uyuşma gösterir.


Haşıl Sökme

Clariant firması Bactosol Co. Ip. Lig hc. malını, bilhassa nişasta bazlı haşılları sökmek için piyasaya sürdü. Bu madde bakteriyel alfa amylasas’dir.

Bu madde çok çeşitli tatbikat şartlarında nişasta bazlı haşıllar üzerinde kullanılabilen elastiki ve çok yönlü enzim maddesidir. Kullanılabildiği yerler ;


-         20, 30 0C soğuk haşıl sökmede (Soğuk fular bekletme metodu)

-         Ilık haşıl sökme (50-70 0C ılık fular bekletme metodu)

-         Sıcak haşıl sökme 80-90 0C (J- box, U-box, hasbel ve jiggerde)

-         HT (Yüksek ısı haşıl sökme, 90-100 0C pad steam)

-         Enzimatik şok (80-95 0C de Yıkama makinasında)

-         Enjeksiyon modülünde.

 

Bactosol Co. Ip. Lig aşağıdaki haşıl bazlı kumaşlara tatbik edilir.

 

-Nişasta

-Nişasta/Poly vinyl alkol

-Nişasta Poly vinyl alkol/ Karboksi metil selüloz.

-Nişasta/ Akrilat

-Modifiye Nişasta- Mesela karboksi metil nişasta

 

 

Bactosol Co. Ip. Lig stabilize edilmiş bakteriyel amylase’nin tamponlanmış vasatında hazırlanan bir üründür.   pH5-6 bölgesinde tesirlidir. Sert sularda iyi stabiliteye sahip olup, kalsiyum ionlarının mevcudiyeti, enzim hareketini arttırır.  pH 4,5-6,5 arasında dayanıklı olup, non-ionik ıslatıcılarda iyi bağdaşabilme kabiliyetine sahiptir.

 

Anionik ıslatıcılar ile kullanılabilmesine rağmen, bazı ürünler enzimin tesirini azaltabilir. Bactosol Co. Ip. Lig’in  organik metal tutucular ile iyi bağdaşma kabiliyeti vardır.

 

Neticeler

 

Enzim teknolojisindeki  son gelişmeler çok çeşitli işlemleri yapabilecek yenilikçi enzim fomülasyonlarına yol açmaktadır.

Entegre enzim işlemleri su, enerji ve bilhassa işlem zamanlarında önemli tasarruf  imkanları sağlamaktadır.

Tekstil terbiyecileri, ürettikleri malların ele gelişini ve görünümlerini arttıracak yeni yaklaşımları araştırmaktadırlar. Aynı zamanda, işlem ekonomileri ve randımanlarını da arttırmak isterler. Enzim işlemleri, geleneksel kimyevi madde ile yapılan işlemlere karşı cazip seçenekler sunarlar.

 

Kaynak : International Dyer Dergisinin, Temmuz,2008 sayısından tercüme edilmiştir. ‘’Innovative Enzyme Treatments’’

 

Tercüme ve Düzenleme

Osman Başar

Danışman-TTTSD

Ekleyen: Eski Forumdan üyemiz yadeniz

141
Tekstil Okulu Tartışma Sayfalarına Hoş Geldiniz...

Tekstil Okulu Yeni Sunucusuyla yeniden sizlerle. MYSQL veri tabanına geçerken tüm konular el ile yeniden kopyalandı maalesef üyelerimizi de sitemize aktaramadık. Şu ana kadar emek veren herkese teşekkür ediyorum. Üyelerimizi de parolaları hariç kopyaladık.

Eski üyelerimizin tek yapmaları gereken parolamı unuttum bağlantısına tıklayarak yeni parola oluşturmaları olacaktır.
 
Bu site tamamen eğitim amaçlıdır. Kimse kimseye teşekkür etmek zorunda değildir. Hatta lütfen teşekkür edip sitenin kaynaklarını harcayıp performansının düşmesine sebep olmayalım.

Bu siteye katkı yapacak kimsenin eminim ki teşekküre ihtiyacı yoktur.

Kaynak paylaşımı ilk amacımız olmalıdır. FORUMUN KİRLENMEMESİ İÇİN EĞER YAZACAĞINIZ KONUNUN YERİNDEN EMİN DEĞİLSENİZ LÜTFEN AŞAĞIDAKİ BAŞLIKLARA YAZINIZ. KATKILARINIZ İNCELENEREK GEREKLİ BÖLÜMLERE EKLENECEKLERDİR. BU TAMAMEN FORUMDAKİ BİLGİLERE KOLAY ULAŞILABİLMESİ VE GEREKSİZ YAZILARIN FORUMDAN ARINDIRILMASI İÇİNDİR.

Diğer Katkılarınız
Ödevler Tezler
Lütfen sorularınızı bu bölüme yazınız.
Tartışmaya Açmak İstediğiniz Konular.
Forumda Açılmasını İstediğiniz Kategoriler
Forum Hakkındaki Düşünceleriniz.
Yurt Dışı Üniversite Bölümleri
Yurt İçi Üniversite Bölümleri



Sorularınızı lütfen sorularınız kısmına ve tartışmak istediğiniz konuları da tartışma kısmına yazınız.

Bilgi gerçekten paylaştıkça artar:
Başkalarına aktarırsanız görürsünüz ki öğrettikçe siz de başka şeyler öğrenirsiniz. Ama yanlış anlaşılmasın artan bilgi sadece sizdeki değildir toplamdaki bilgi miktarıdır. Aynı bilgiye artık iki kişi sahiptir ve öğretmek en güzel zevklerden biridir.
  
Hadi gelin tecrübelerimizi birleştirip kendi bilgi kaynağımızı kendimiz yaratalım.
 Siz olmadan bu site de olamaz lütfen aklınızdan çıkarmayın.
 
Unutmadan kar amacı gütmeyen bu sitenin, barındırma hizmet ücretlerini ödeyebilmesi ve devamlılığını koruması için Google reklamlarına ara sıra tıklamayı unutmayınız
  
Eğer belli bir konuda uzmansanız ve belli bir konunun gönüllü olarak yöneticiliğini yapmak isterseniz lütfen bildiriniz. Çok yardıma ihtiyacımız olacak.
 
Şimdiden Hepinize Teşekkürler.
 
Herşey gönlünüzce olsun.

142
Elyaf Karışımları / Lif Karışımları
« : 17 Ocak 2010, 15:20:27 »
KARIŞIM
Yapısında özellikle elyaf ve filamentler bakımından birbirine benzemeyen bileşenler bulunan ipliklere karışım veya kombine iplik denir. İki veya daha fazla elyafı bir araya getirerek karışım elyaf elde edilir.
Karışım, iplik üretimi ve yüzey oluşumundan bu yana yapılagelmektedir. Karışım ile iyileştirilen kalite ve düşürülen maliyet yanında başka yararlar da kazanılır. Eski iplikçiler "iplikçinin sanatı karışımda gizlidir" diyerek karışımın önemini güzel bir şekilde vurgulamışlardır. Günümüzde lif karışımı bilim ve sanatın bileşimi olarak düşünülmektedir.
Sentetik liflerde daha lif üretimi sırasında karışımı gerçekleştirmek mümkündür. Bu durumda kompleks lifler; çift oluşumlu (bikonstituted) lifler ve çift bileşenli (bikomponent) lifler şeklinde tanımlanırlar.

KARIŞIMIN AMACI
İplik fabrikalarında kullanılan hammaddeler özellikleri bakımından homojen bir nitelik taşımazlar. Hammaddelerin incelikleri, uzunlukları, mukavemetleri, elastikiyetleri, rengi gibi temel lif özellikleri farklı; aynı partilerde kendi arasında veya farklı partiler arasında önemli değişiklikler gösterebilirler. Bu duru doğal lifler için farklı yetişme koşullarından kaynaklanmaktadır. Örneğin; kısa/uzun, kaliteli/düşük kaliteli, mukavim/zayıf, temiz/kirli pamuk lifleri bulunabilir. Sentetik liflerde; lifler içindeki farklılıklar ise üretim koşullarından kaynaklanabilir. Kimyasal lifler temelde endüstriyel olarak kontrollü bir dizi işlem sürecinden geçtikten sonra elde edilmelerine rağmen; üretim partileri arasında az çok farklılıklar bulunabilmektedir. İncelik ve uzunluk bakımından oldukça düzgün olmalarına rağmen; sentetik liflerde kıvrım farklılıkları, ton farklılıkları ve fiziksel özelliklerinde çok az da olsa sapmalar olmaktadır. Bu sapmaları dengeleyebilmek amacıyla karışım işlemi gereklidir.
Lif karışımları çeşitli amaçlarla yapılır.Örneğin:
-Karışım ile olası olduğunca düzgün dağılımlı bir hammadde elde edilir. Mevsim, klima ve bakım koşullarından ötürü hammadde üzerindeki olası değişiklikleri ve teknik olarak üretim hatalarından kaynaklanan sapmaları homojenize ederek, her noktası aynı özelliği gösteren bir ürün elde edilir. İplik içinde komponentlerin homojen dağılması iplikte düzgün çalışmayı güvence altına almakta, aynı zamanda mukavemet yönünden komponentlerden optimal şekilde yararlanılması sağlanmaktadır. Elyaf kesitinde sağlanacak homojenlik ipliğin daha düzgün, kumaşlarda daha iyi bir strüktür yapısını garantileyecektir.
-Farklı kaynaklardan gelen hammaddelerin iplik içinde homojen dağılımı sonucu üretilen ürünün kalitesi yükseltilir.
-Karışım komponentlerin iyi özelliklerinden yararlanılır. (Örneğin; polyester/pamuk karışımında polyesterin sağlamlık ve kolay bakım özelliklerinden yararlanılır.) Uygun lif inceliği ve uzunluğu seçilerek tuşe, parlaklık, renk vs.ye etki edebilir.
-Pahalı olan doğal liflerin bir kısmı yerine oldukça uzun olan yapay lifler kullanılabilir. (Örneğin; yün/viskon)
-Kullanım yerine ve amacına uygun olarak düzgün satıhlı, parlak-mat lifler veya lif karışımları kullanılır.
-Farklı özelliklerdeki lif çeşitleri veya tipleri kullanılmakla modaya uygun efektler kazanılır.
-İpliklerde fizyolojik özellikleri daha iyi hale getirmek amacıyla karışım yapılır. Örneğin; ısı izolasyonu, tutum özellikleri, nem çekme özellikleri gibi.
-İplikte, iplikten elde edilen kumaşta ve son mamulde bakım özelliklerinin düzeltilmesi amacıyla karışım yapılır. Tekstil mamullerinde yıkama, kurutma, ütüleme gibi özellikler iyileştirilir.
Yapay lifler henüz yokken doğal liflerle, istenilen özelliklere göre düşünülen kombinasyonlarla optimal bir konum saptanmış ve çalışılmıştır. Örneğin; %50 koyun yünü ile karaca, geyik lifi karıştırılarak sadece kullanım değeri yükseltilmekle kalınmayıp; av ile kazanılan bu lifler de değerlendirilmiştir.
Yapay liflerdeki gelişmeler ışığında karışım tekstillerine yeni özellikler kazandırmak olası olmuştur. Karışımda yapay lif kullanımının yararları maliyeti düşürmenin yanısıra daha düşük yüzey ağırlığı, daha kolay bakım (yıka-giy) imkanı, belirli artikel grupları için çok kolay dikim imkanıdır. Yüksek hacimli liflerin (Örneğin; HB-polyester, HB-orlon) üretime girmesiyle birlikte örme sektöründe HB-artikellerin üertimi başlamıştır. Ayrıca dokumada da hacimli, yumuşak, tüylü üst yüzey kazanılmıştır.
Ürün için fiat etiketi önemli olduğundan pahalı olan doğal liflerin bir kısmı yerine ucuz yapay liflerin kullanımı düşünülmekteydi. Ancak genelde kullanım değeri ağrı basmaktadır. Doğal liflerle yapay liflerin karışımı daha çok, kullanım değerini yükseltmek amacıyla yapılmaktadır. Kullanım rahatlığı ve hijyen açısından karışımın özel bir yeri vardır.
Üretim işlemleri boyunca hammaddenin makinadaki davranışını iyileştirmede bazı avantajlar getirilebilir. Örneğin, kısa stapelli bir materyalin işlenmesinde bir miktar uzun lif karıştırıldığında bu lifler taşıyıcı lif görevi yaparak randıman ve kalitenin yükseltilmesinde önemli katkılarda bulunabilir.
Lif karışımlarını kullanmanın bir diğer nedeni de modadır. Üçlü veya daha çoklu karışımlarla çalışılarak özel efekt iplikleri yapılır. Karışım komponentleri farklı incelik ve renklerde seçilerek bu etki arttırılabilir.
OPTİMAL KARIŞIM
Karışımdan amaç liflerin avantajlı özelliklerini bir araya getirmek, bir diğeri ile birleştirmek ve bir diğerinin istenmeyen özelliklerini kapatmak veya azaltmak olduğuna göre "optimal karışım" ortaya çıkmaktadır.
Değişik karışım oranlarındaa üretilen aynı tip ürünün özellikleri de değişiklik arzeder. Optimal karışımın hangi lifler arasında ve hangi oranlarda olduğunu saaptayabilmek için her şeyden önce üründen beklenen özelliklerin bilinmesi gerekir. Bilinenden yola çıkılarak uygun lif seçimi yapılır. Hangi lifin hangi liflerle ve ne kadar oranla karıştırılması gerektiği hesaplanır. Tüm bunlar yapıldıktan sonra üretimin teknolojik açıdan yapılabilirliği araştırılır.
Çeşitli lif karışımlarından üretilmiş bir iplikte, bu ipliği meydana getiren lif bileşenlerinin, ipliğin içinde düzgün bir dağılım göstermesi istenir. Öngörülen lif bileşenlerinin, ipliğin her bölümünde aynı dağılımı gösterebilmesi için lif komponentlerinin çok iyi bir şekilde karışmış olması gerekir.
Karışımı oluşturan lif komponentlerinin fiziksel özellikleri (incelik, uzunluk, özgül ağırlı vs ) ne kadar farklıysa bu komponentlerden düzgün daağılımlı karışım elde etmek o kadar zor olur. Ancak özel amaçlı efekt karışımlarında farklı özellikteki komponentler bilinçli olarak karıştırılmaktadır.
Bitmiş ürün için en iyi kaliteyi rasyonel bir şekilde elde edebilmek amacıyla göz önünde bulundurulması gereken başlıca lif özellikler şunlardır:
-Elastikiyet,
-Kıvrımlılık,
-Kopma mukavemeti,
-Düzgünsüzlük,
-Dış yüzey yapısı,
-Nem alma durumu vs.
Belirtilen nedenler dolayısıyla değerli liflerden uygun fiyatta (ekonomik) üretim yapmak olanaksızdır.Ancak fiyatı dengeleyebilmek için değerli liflerle daha az değerli lifleri karıştırmak suretiyle optimal karışım elde edilir. Bunun için de ön hesaplama ve karışım kontrolleri gereklidir.
Optimal karışımda bir ürünün karışım optimizasyonunda etken olan faktörler saptanır ve bunların kötü-yeterli-iyi şeklinde değişik karışım oranlarında tanımlar yapılarak üründe aranan etken faktörleri kapsayan bölge saptanır ve asıl üretime geçilir.

KARIŞIM İÇİN GEREKLİ OLAN LİF ÖZELLİKLERİ

LİF SEÇİM KRİTERLERİ
Karışım ipliği bünyesinde liflerin yerleşim düzeninin bitmiş yüzey (mamul) karakterine büyük etkisi vardır. Merkezine yakın yerleşen liflerin subjektif etkisi bulunurken, dış yüzeye hakim görünüm ve tuşe gibi özellikleri ön plana geçer. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, karışım ipliğine kısa veya kaba lifler ipliğin dış yüzeyinde, uzun veya ince lifler merkezde, iplik çekirdeğinde yer alırlar.
Karışımda kullanılar liflerin iplik bünyesinde alacağı yer aslında lif komponentlerinin karışım biçimi ve eğirme yöntemine bağlıdır.
Karışımlarda lif seçimindeki iki önemli kriter ekonomiklik ve kalitedir. Lif özelliklerinin yanısıra üretilen ipliğin özellikleri de karışımda etken olan faktördür. Özellikle tuşe, hacim, görünüm ve mukavemet kullanılan iplik üretim sistemi ile yakından ilgilidir.
Bir karışım ipliğinin oluşumunda en öenmli eğirme kuralları beklirtilirse:
Elyaf inceliği: Elyaf inceliği ipliğin eğrilebilirlik sınırını belirlemektedir. İşe yarar bir iplik elde edebilmek için iplik kesitinde bulunan minimum lif sayısı söz konusudur. Bu durum özellikle rotor iplikçiliğinde büyük önem taşımaktadır. Eğirme sınırını yukarıya çekebilmek için sentetik kökenli daha ince mikronerli veya mikrofiber kullanmak gerekmektedir.
Değişik incelikte elyafın karıştırılmasında aynı değişik renklerde elyaf partileri karıştırıyormuş gibi, karışımın olabildiğince homojen olmasına dikkat etmek gerekir. Eğer bu yapılmayacak olursa veya komponentlerden birisi çok düşük ise komponentler karışma yerine ayrışacak, bu durum sadece hata ve düzgünsüzlüklere yol açmayacak, aynı zamanda iplikten beklenen spesifikasyonların tersine sonuçlar vermesine neden olacaktır.
Elyaf karışımlarıyla ilgili diğer bir kriter ise mukavemet/elastikiyet eğrisi ilişkisidir.

Bazı sentetik elyaf çeşitlerinin mukavemet değerleri: Polyester......................................55 cN/tex
PAC (Akrilik)..............................30-35 cN/tex
Viskon..........................................25 -30 cN/tex
Polinozik......................................40 cN/tex
PA (Poliamid)..............................55 cN/tex


İPLİKÇİLİKTE YAYGIN OLAN LİF KARIŞIMLARI

İkili Lif Karışımları
-Polyesterli Karışımlar
PES/Pamuk
PES/Yün
PES/Keten
-Akrilik Karışımları
Akrilik/Yün
Akrilik/Viskon
Akrilik/Keten
-Nylon (poliamid) Karışımları
-Viskon Karışımları
Viskon/Pamuk
Viskon/Yün
Viskon/Poliamid
Üçlü Lif Karışımları
-Pamuklu Sistemlerde Üçlü Karışımlar
PES/Pamuk/Keten
PES/Pamuk/İpek
PES/Akrilik/Viskon (%50/30/20)
PES/Pamuk/Diğerleri (%55/25/20)
PES/Viskon/Diğerleri (%85/10/5)
-Kamgarn Sisteminde Üçlü Karışımlar
PES/Yün/Keten
PES/Keten/İpek
PES/Yün/Diğerleri (%50/30/20)
PES/Yün/Angora (%55/25/20)
PES/Yün/Akrilik (%50/30/15)
-Strayhgarn Sisteminde Üçlü Karışımlar
Yün/Viskon/Poliamid
Diğer Karışımlar
-Karışımda Kullanılan Diğer Lifler
Tiftik İpek
Angora Kaşmir
Deve Tüyü Keçi Kılı
Lama Kılları Alpaka
-Karışımda Kullanılan Mineral ve Anorganik Lifler
Asbestli Karışımlar
Metal Lifli Karışımlar
-Döküntüler
Yoluk Yün Karışımları
İplik Dolgu Materyali
Kemp Lifi
-Mikrolifler
-Teknik Lif Karışımları

KARIŞIMDA YAYGIN OLARAK KULLANILAN LİFLER
Karışımı oluşturan her bir lif komponentinin gerek üretim teknolojisi, gerekse çeşitli lif özellikleri bakımından üretilecek iplik veya tekstil yüzeyine belirli etkisi olmaktadır. Bunun için lif özelliklerini bilmek, eğer optimum bir şekilde çalışılırsa elde edilecek mamulun özelliklerini de bilmektir.
Karışım ipliği üretiminde çok sık kullanılan lifler pamuk, keten, viskon, yün, poliakhitril, poliamid, polyester ve kısmen ipektir. Polivinilalkol, polipropilen ve polietilen gibi lifler erime noktaları-buruşma tutumları özelliklerinde davranışları nedeniyle çok sık kullanılmamaktadır. Bu lifler içinde polipropilen elyafın özel bir yeri vardır.
Polipropilen lifleri, ucuzluğu, pahalı yatırımlar gerektirmemesi ve önemli lif özellikleri nedeniyle önemi giderek artan bir elyaftır.
Pamuk
Pamuk elyafı dünya üretiminde %48lik bir paya sahiptir. 1960-1990 yılları arasında dünya elyaf üretiminde pamuğun payı %70lerden %45lere kadar düşmüştür. Bu düşüşün nedeni sentetik elyaf üretimine bağlanmaktadır. Her ne kadar pamuk üretimi önemli bir düşüş gösterse de liderliğini korumaktadır.Dünyadaki en önemli pamuk lifi üreticileri; Çin, USA, SSCB, Hindistan, Pakistan, Brezilya, Türkiye, Mısır, Avusturalya ve Meksika'dır. En önemli ihracat yapan ülkeler ise; USA, Pakistan, SSCB, Çin, Avusturalya, Sudan, Paraguay, Brezilya, Mısır ve Meksika'dır.
Pamuk elyafı için en önemli kriterler temizlik derecesi, renk ve ştapel uzunluğudur. Temizlik derecesi değerlendirmesi
-Good middlig
-Strict middling
-Middling
-Strict low middling
-Low middling
-Strict good middling
-Good ordinary
şeklinde yapılır.
Pamuğun doğal rengi sınıflandırma için çok önemli bir kriterdir. Çünkü pamuğun rengi bize olgunluğu, hastalık durumunu ve hava koşullarına karşı davranışı hakkında bilgi verir. Pamuk lifi üretildiği ülkeye göre beyaz, krem, hafif sarımsı veya kahverengimsi olabilir. En iyi renk sınıfı beyaz olandır. Pamuk lifinin en önemli özelliği elyaf uzunluğu (ştapel) dur. Genel olarak 10-60 mm arasındaki ştapelde pamuk elyafı üretilmektedir. Fakat tekstil sektöründe kullanılan tipleri 25-30 mm elyaf uzunluğuna sahip liflerdir. Pamuk elyafının inceliği hakkındaki bilgi ise mikroner değeri ile belirlenir. Pamuk elyafının özgül ağırlığı 1,53-1,55 g/cm3 arasında değişmektedir. Olgunluk derecesi ise yetiştirilen bölgeye ve zamana göre farklılıklar gösterebilir. Genellikle pamuk lifi olgunluk değeri %75-85 arasındadır. Pamuk lifinin dayanım özellikleri ise yetiştirilen bölgeye, yıla ve bakım koşullarına göre farklılıklar gösterebilir. Pamuk elyafı ütülenmediği zaman belirgin bir buruşma eğilimi gösterir. Fakat dikkatli bakım ve bitim işlemleri buruşma değerini geliştirir.
Boncuklaşması ve lifleşme özelliği zayıftır. Kaynamaya karşı direnci çok iyidir. Hijyen açısından problem oluşturmaz. Absorbvisyonu, hava geçirgenliği ve rahatlık hissi oldukça iyidir. Yumuşak ve hafif olması nedeniyle giyim rahatlığı sağlar. Islaklık hissi vermeden buhar şeklinde nemi üzerine alabilir. Kendi ağırlığının %50-65ine kadar olan suyu veya sıvıyı daamlama yapmadan emebilir. Kuruması ise yavaştır.Pamuk lifinin mukavemeti selülozik fibrillerin yapısı nedeniyle oldukça iyidir. Pamuk ipliğinin mukavemetini ise elyafın uzunluğu ve iplik büküm miktarı belirler.Pamuk lifinin elastikiyeti oldukça düşüktür. Pamuk ipliğine verilecek fazla büküm, değişik dokuma konstrüksiyonları veya örme şekli bu eksikliği giderebilir. Pamuklu kumaşların yüksek buruşma eğilimleri, elyafın esneme özelliğinin düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Bu dezavantaj özel terbiye prosesleri ile giderilebilir. Pamuk ısıyı genellikle iyi iletir. Yüksek nem transportu özelliğine sahiptir. Termal iletkenlik değeri 17,5 ile en yüksek olan konvensiyonel liftir. Pamuk lifi uzun süre güneş ışığına maruz kalırsa okside olur ve mukavemetini kaybeder.
Pamuğun bu özellikleri en popüler ve en fazla tüketilen lif olmasını sağlamaktadır. Gömleklik kumaşlardan iş elbiselerine, yatak çarşaflarından dikiş ipliklerine, çadır bezlerinden mobilya döşemelerine kadar çok geniş bir yelpazede kullanılmaktadır.
Pamuk lifinin temizlenmesinde kaynatılabilmesi, ütülenebilirliği ve çamaşır makinasında kurutulabilirliği gibi özellikleri kullanım alanını genişletmektedir.
Keten
Dünyadaki keten üretimi son 25-30 yılda pek bir değişim göstermemiştir. Yıllık üretim 600.000-700.000 ton arasındadır. Dünya lif üretimi içindeki keten lifi üreticileri; SSCB, Fransa, Çin, Polonya, Romanya, Mısır, Belçika, Hollanda ve Macaristan'dır.
Keten lifinin mukavemeti pamuğun 2-3 katıdır. Elastikiyeti ise aynı pamuk gibi oldukça düşüktür. Keten lifinin üzerindeki reçine, life sert ve düz bir yapı kazandırır. Bu yüzden fazla bir uzama göstermez. Vücut ısısını rahatlıkla dışarı verebilir. Rutubet almanın önemli olduğu yerlerde pamuğa tercih edilir. Pamuğa göre çok çabuk kurur. Aynı pamuk gibi kolay yıkanır ve kiri üzerinden atar. Işığa karşı ise pamuktan daha hassastır.
Genellikle yazlık giysilerde, çanta, valiz, ayakkabı, halat, masa örtüleri yapımında kullanılır. Ütüsüz kullanılması zordur. Çünkü çok fazla kırışır. Zaten bu kırışma eğilimi pazardaki payını sınırlamaktadır.
Viskon
Viskon doğal polimerlerden elde edilen selülozik esaslı bir kimyasal liftir. Hammaddesi çam ve kayın ağaçlarıdır. Viskonun kuru mukavemeti, normal tip 18-27 cN/tex, yüksek ıslak modüllü tip 32-45 cN/tex, pamuktan düşüktür. Yaş mukavemeti ise çok azdır. Kuru mukavemetine göre %40-70 oranında düşüş gösterir. Uzama değeri ise %15-30ile pamuğa göre iki kattan daha fazladır. Viskon, selüloz esaslı olduğu için elastikiyeti düşüktür ve çabuk kırışır. Viskon lifi orta derecede bir hava geçirgenliğine sahiptir. Termal iletkenliği 11,0 civarındadır. Viskon filament iplikler ise az hava geçirir. %11-14 kadar rutubet alabilir. %80-120 arasında su emme özelliğine sahiptir. Viskon elyafı 1,50-1,52 g/cm3 özgül ağırlığı ile hafif bir elyaftır. Bu yüzden pamuk gibi giyim rahatlığı oluşturur. Parlak olması istenilen kumaşlarda (özellikle astarlık kumaşlarda) kullanılır. Gömlek, elbise, dekorasyon ve bayan iç çamaşırı yapımında viskon filamentler kullanılır. Viskon lifi ise daha çok karışım yapılarak kullanılır.
Yün
Dünya yün üretimi yıkanmış 2 milyon ton civarındadır. Bu da toplam dünya lif üretiminin %5-6sı demektir. Başlıca yün üreticileri; Avusturalya, SSCB, Yeni Zellanda, Çin, Arjantin, Urguay, G. Afrika, Türkiye, İngiltere, Pakistan ve Almanya'dır.
Yün hayvansal bir lif olduğu için koyun üzerinden kırpıldığında oldukça detaylı yıkama işlemlerine tabi tutulduktan sonra kaliteli bir şekilde kullanılabilir. İncelik, elyaf uzunluğu ve kıvırcıklık yünün karakteristik özelliklerindendir. Yün koyun ırklarına göre ince,orta ve kalın olmak üzere üç gruba ayrılır. Merinos koyunundan elde edilen yün en ince ve kıvrımlı yündür. Elyaf uzunluğu ise; merinos koyunu 40-120 mm, krosbred koyunu 120-150 mm, şevyot koyunu 150 mmnin üzerinde lif uzunluğuna sahiptir.
Yün lifi hidroskobik karakterlidir. Ağırlığının 1/3ü kadar nem toplayabilir ve ıslanmaz. Nemi yavaş yavaş verir. Lif içinin hidroskobik olmasına karşın, lif yüzeyi su itici karakterlidir. Yün lifinin 9-18 cN/tex civarında yeterli bir mukavemeti vardır. Ancak diğer liflere kıyasla düşüktür. Bu yüzden yünden üretilmiş tekstiller çok dayanıklı değildir. Dokuma yapısı ve elastikiyeti sayesinde dayanıklılık kazandırılmaya çalışılır. Yünün uzaması %25-60 ile oldukça iyidir. Yaş haldeki uzaması ise kuru haldeki uzamasından fazladır. Elastikiyet yün lifinin en önemli özelliğidir. %30 elastikiyete sahiptir. Yünlü kumaşların bu özellikleri sayesinde kırışıklıkları kendiliğinden düzelir. Yün lifleri buharın etkisi ile istenilen şekle sokulabilir. Yün lifleri yüzeylerini kaplayan pul tabakası nedeniyle yüksek keçeleşme eğilimi gösterir. Kıvrımı fazla olan ince ve kısa lifler, kaba,düz kıvrımlı ve uzun liflere göre daha fazla keçeleşme özelliği gösterir.
Yün en hafif tabii liflerdendir. Özgül ağırlığı 1.32 g/cm3 tür. Yün lifleri 20C sıcaklık ve %65 bağıl nemde %10-12 sorbsiyon kapasitesine sahiptir. Yün lifleri düşük termal iletkenlik katsayıları 7,3 ile ısıyı kötü ilettiğinden vücut normal ısıda kalır. Bu yüzden daha çok kışlık giysilerde kullanılır. Yün liflerinin yumuşaklığı,inceliği giyim rahatlığını oluşturur. Kalın yünler tende dalama hissi uyandırabilir. Keçeleşme problemi dikkatliolmayı gerektirir. Kİr yün üzerine yapışma eğilimindedir. Yünün yıkandıktan sonra çekme veya uzamasını önlemek için soğuk su ve uygun bir yün deterjanı ile muamele etmek gerekir. Yün elyafı ıslak halde mukavemetinin %25-30unu kaybettiği için çamaşır makinasında santrifüj veya sobada kurutmadan kaçınılmalıdır. Yün lifi ; kazak, battaniye, palto, manto, kışlık bluz, halı, yangından koruyucu tekstiller ağırlıklı olmak üzere pek çok alanda kullanılmaktadır.
Poliakrilonitril (Akrilik)
Akrilik hemen hemen sadece elyaf olarak üretilen sentetik polimer esaslı bir kimyasal liftir. Tuşesi yün gibidir. Akrilik ısıyı kolay iletmez. Termal iletkenliği 8,0dır. Bu yüzden akrilik giysiler sıcak tutar. Akriliğin su emiciliği düşüktür. Elyaf kesidinin izin verdiği oranda, %8-9, su emebilir. Kuruması yün kadar olmasa da uzun sürer. Kirlenmeye karşı dirençlidir. Nem absorbsiyon kapasitesi ise 20C sıcaklık ve %65 bağıl nemde %1-2, 33C sıcaklık ve %95 bağıl nemde %4-5tir. Oldukça hafif bir elyaftır. Özgül ağırlığı 1,17 g/cm3tür. Akrilik 235Cde yumuşar ve yapışkan hale gelir. Işığa dayanıklıdır. Bu yüzden uzun süre güneş ışığı altında kalan giysilerde kullanılması uygundur. Mukavemeti ise 18/32 cN/tex arasında değişir. Kolay lekelenip kirlenmez. Temizlenmesi ve yıkanması kolaydır. Çamaşır makinasında yıkanabilir. Ütü tutumu iyidir fakat yüksek sıcaklıklardan kaçınmak gerekir. Akrilik üst giyim eşyalarında, battaniyelerde, dekorasyon ve koltuk kaplamalarında sıkça kullanılır.
Poliamid
Poliamid oldukça mukavim sentetik esaslı bir liftir. Yaş mukavemeti, kuru mukavemetinden %80-90ı kadardır. Mukavemeti 32-63 cN/tex arasında değişir. Kopma uzaması en yüksek olan liftir. Hem yaş hem de kuru halde %80lere varan uzama gösterir. Poliamid tekstil lifleri içinde 1,14g/cm3 özgül ağırlığı ile polipropilenden sonra en hafif elyaftır. Elastikiyeti oldukça yüksektir, kolay kolay kırışmaz. 20C sıcaklık ve %65 bağıl nemde %7-8 nem absorbe edebilir. Su alma miktarı ise kendi ağırlığının %11-12si kadardır. Parlak poliamid lifi güneş ışığına oldukça dayanıklıdır. Mat tipleri ise ışıktan etkilenir. Temizlenmesi ise çamaşır makinasında kolayca yapılabilir. Çabuk kurur, ütü istemez. Poliamid lifi; ince çorap, kadın iç çamaşırları, spor kıyafetleri, elbise, bluz, astar, kışlık koruyucu giysi ve dikiş ipliği yapımında kullanılabilir.
Polyester
Dünya sentetik elyaf üretimi 1990 yılında 65.000 ton artış gösterirken sadece polyester 130.000 tonluk bir artış göstermiş, poliamid ve akrilik ise üretim miktarı olarak düşüş göstermiştir. Bu da polyester elyafının piyasadaki önemini göstermektedir. Polyester lifi 65 cN/tex'e varan mukavemet değeri ile poliamid elyafıyla beraber en yüksek kopma mukavemeti ve sürtünme haslığına sahiptir. Mukavemet değeri pamuk tipi, yün tipi veya boncuklaşma olmayan tipte oluşuma göre 20-65 cN/tex değerleri arasında değişim gösterir. Polyester lifinin tüm tipleri 1,38 g/cm3 özgül ağırlığa sahiptir. %18-50 arası kopma uzaması değerine sahiptir. Elastikiyeti oldukça yüksektir, bu nedenle buruşma eğilimi düşüktür. Polyester lifi 20C sıcaklı ve %65 bağıl nemde %0,4-0,5, 33C sıcaklık ve %95 bağıl nemde %0,9-1 oranında nem absorbe edebilir. Isı izolasyonu elyaf formu için orta bir değerdir. Termal iletkenliği 7,0dır. Işık haslığı oldukça yüksektir. Isı haslığı ise selülozik liflere oranla daha yüksektir. %11-12 oranında su alma yüzdesine sahiptir. Polyesterden yapılmış tekstillerin kolay temizlenebilmesi, çabuk kuruması ve çamaşır makinasında yıkanabilmesi önemli bir avantajdır.
Dolgu elyafı, gömlek, spor ceket, perde, halı, non-woven, yatak çarşafı, astarlık kumaş, yağmurluk gibi alanlarda geniş birkullanım alanı vardır. Polyester elyafının kullanımında kolaylık ve avantaj sağlayan özellikleri;
-yüksek mukavemet,
-şekil alma, elastikiyet haslığı,
-yüksek ısılara dayanıklılık,
-pamuk,yün ve diğer sentetiklerle karışım yapılabilmesi,
-yüksek camlaşma derecesi,
-buruşma eğiliminin düşüklüğüdür.
Polyester lifi,yüksek mukavemeti, geç alev alan, yüksek kuvvetli, anti-statik özellikli, anti-pilling gibi değişik türlerde üretilebilir. Fiyatı, dayanıklılığı, sertliği, kolay açılabilir krimpleri, kolay muamele yeteneği ve içi delik olarak da (75200 ton kesik elyaf olarak) kullanılmaktadır.
Polipropilen
Polipropilen lifi %5lik üretim payı ile tüm sentetik lifler arasında dördüncü sıradadır. (PES % 49, PA % 26, PAC % 19) Polipropilenin genel amaçlı bir lif olmaması tüketimin sadece özel alanlarda gerçekleşmesini sağlamaktadır. Daha çok halat, sicim, balık ağları, tekstil taban halıları, duvar kaplamaları, oto döşemeleri, otomobil lastikler, hijyenik ve tıbbi alanda, jeotekstillerde ve çok ksıtlı miktarda giysi alanlarında kullanılmaktadır. Polipropilen lifi yaygın lif çeşitleri içerisinde 0,91 g/cm3 özgül ağırlık ile en hafif elyaftır. Polipropilen iç giysi ve spor giysilerin kullanışlığını sağlayan hiç nem absorbe etmeme özelliğine sahiptir. Tüm sentetik lifler içerisinde maksimum yüzey gerilimine sahiptir. Bu da nemin lif yüzeyine hiç bağlanmayacağı anlamını taşır. Polipropilen, ısı tutma kapasitesi açısından en düşük termal iletkenliğe, 6.0, sahip elyaftır. Kuru ve sıcak tutma özellikleri sonucu giyside rahatlık sağlar. Polipropilen itici bir lif olduğu için kir ve pislikler tutunamaz. Bütün bu davranışlarına rağmen polipropilen liflerinin konversiyonel metotlarla boyanamaması, renk çeşitliliğinin kısıtlı olması, örme esnasında problemlerle karşılaşılması, düşük temperatür stabilitesi ve yüksek boncuklaşma eğilimi giysi alanında kullanımı kısıtlamaktadır.

YAYGIN KARIŞIMLARIN ÖZELLİKLERİ VE KULLANIM ALANLARI

İKİLİ LİF KARIŞIMLARI

Polyesterli Karışımlar
Karışımda kullanılan polyester liflerinin ince veya kalın olması önemli değildir. Her şekilde en az % 50 polyester lifi kullanılmalıdır. Ancak o zaman eldesine çalışılan form stabilitesi ve kullanım değeri artışına ulaşılabilir.
Polyester/Pamuk Karışımı
Pamuklu kumaşlar yünlülere kıyasla daha hafiftir. Özellikle sıcak iklimi olan bölgelerde ısı değişimi ve yüksek nem transportu özellikleri nedeniyle mikro klima işlemini görür. %100 pamuğa kıyasla polyester/pamuk karışımı kullanımının sağladığı yararlar şöyle sıralanabilir :
-Daha yüksek kopma mukavemeti
-Yüksek aşınma mukavemeti
-Daha uzun dayanım
-Buruşmama
-İyi form stabilitesi
-Kolay bakım
-Oldukça kısa sürede kuruma
-Yıkamadan sonra ütü istememe
-Çok iyi boyut sabitliği
-Daha yüksek katlanma ve plise sabitliği
-Parlak lif kullanımıyla oluşturulan parlak ve ipeğimsi görünümlü yüzey
-Ayrıca merserizasyon işleminin gerekli olmaması
%100 polyestere kıyasla pamuk kullanımının yararları da şu şekilde özetlenebilir :
-Pilling oluşumu azalmaktadır
-Oluşturulan yüzey statik elektrikle yüklenmemekte, dolayısıyla doku veya örme yüzeyinde toz ve kir tutunamamaktadır
-Tüketici %100 yapay lif kullanmamış olmaktadır (psikolojik etki)
-İplik eğirme işlemi kolaylaşmakta, daha düzgün bant, fitil ve iplik elde edilebilmektedir.
Polyester/pamuk karışımlarında polyester oranı %50nin altına düştüğünde belirtilen özelliklere erişilemez. %30a kadar polyester oranıyla sadece düşük değerdeki pamuk işlenebilmesi amacıyla çalışılır. Burada polyester götürücü (sürükleyici) lif olarak kullanılmaktadır.
Karışımlarda pilling yapmayan polyester tipinin kullanımıyla normal polyesterli karışımlara kıyasla yumuşak bit tutum kazanılır. Ayrıca şardonlanmış yüzeylerde de pilling tehlikesi olmaz.
Uzun araştırmalar sonunda polyester/pamuk karışımındaki ideal oran % 65/35 şeklinde saptanmıştır. Bu şekilde her iki lif komponentinin özellikleri karışımda optimum olmaktadır.
%65/35 polyester/pamuk karışımı ipliklerle üretilen dokuma yüzeyleri şunlardır : İş elbiseleri, gömlek, bluz, spor giysisi, hafif mantoluk kumaş, yatak takımı, masa örtüsü, havlu ve çözgü atkısında.
%65/35 karışımı iplikler örme sektöründe özellikle kazak, hafif bayan mantoluğu, duble jarse, elbise, pantolon, etek vs gibi yerlerde kullanılır.
Polyester/pamukğun %67/33 oranındaki karışımından yapılan iplikler: Dokumada manto yapımında, örmede erkek çorabı üretiminde kullanılır.
Daha az yaygın olan % 50/50 polyester/pamuk karışımlarının kötü buruşma özelliğinden dolayı ve yıkama kolay kullanım özelliklerinin iyileştirilmesi için dokumadan sonra sentetik reçine ile yüksek terbiye işlemine tutulması gerekir.65/35 karışımına böyle bir işlem uygulanmadığı halde giyim tutumu bakımından 50/50 karışımından daima biraz daha iyidir.
50/50 karışımları ev giysisi, gömlek, bluz, yatak takımı, iç çamaşırı sahalarında kullanılır. 50/05 karışımları ile çözgü için 36-30tex (Nm 18-30/1) numaralarda eğrilen iplikler kot kumaşı üretiminde de kullanılır. Bu karışımda kullanılan pamuk kardedir ve iyi bir karışım homojenitesi beklenir.
Polyester/Yün Karışımı
Çok eskilerde yapılan çalışmalarda optimal özellikleri sağlayabilmek için karışımda polyester oranının yüksek tutulması gerektiği vurgulanmaktaydı. Hızla artan yün fiyatı da dikkate alınarak %70/30 polyester/yün karışımı özellikle yıka-giy artikellerde en çok kullanılan olmuştur. Ancak kalite ön planda tutulduğunda %55/45 polyester/yün karışımı kullanım değeri açısından kabul görmüş ve oturmuş bir orandır. Bu oran uzun araştırmalar sonrasında USA ve Almanya'da 60lı yıllar öncesinde kabul edilmiştir. %60dan fazla polyester kullanımı dokunmuş yapıda tuşe ve pilling yönünden problem oluşturmaktadır. pilling olmayan polyester kullanımı da bu sorunları ortadan kaldırmaktadır. Polyester/yün karışımı günümüzde: Dokumada %55/45 ve örmede %70/30 olarak kullanılmaktadır. Karışımda kullanılan polyester oranı arttıkça %100 yüne kıyasla şu yararlar sağlanır :
-Yüksek mukavemet
-Daha iyi form sabitliği
-Katlama ve plise sabitliği
-Isı ve nemde daha iyi kırışma özelliği
-Problemsiz yıkama, çabuk kuruma
-Daha yüksek aşınma mukavemeti
-Daha düşük mamul ağırlığı
Karışımda belirli oranda polyester kullanımı sayesinde yıkama sırasındaki keçeleşme olayı ortadan kalkar. Karışımdaki yün oranı arttığında aynı sonucu almak için yüne keçeleşmezlik işlemi yapmak gereklidir.
Çocuk giysisi, manto (özellikle bayan manto) üretimindeki her ağırlık kategorisinde dokuma sektöründeki standart karışım oranı %55/45 polyester/yündür. Üniforma ve benzeri dokuma yapılarında da bu orana uyulur. Polyester/yün karışımı günümüz örme sektöründe de her sahada kullanılır.bakımının kolay olmasından dolayı %70/30 karışım oranı tercih edilmektedir. Böylece bir yün ceketin yıkama ve kurutma aşamalarında katlanılan zahmetler ortadan kalkmış olur. Önemli kullanım yerleri; kazak, metraj kumaş, iç çamaşırı vsdir. Karışımdaki polyester oranının düşürülmesi olumlu özellikleri azaltmaktadır.
Polyester/Viskon Karışımı
Karışımda viskon kullanmanın yararları genel anlamda:
-Nem içeriğinin iyi regülesi
-İpek gibi parlağımsı görünüm
-iplik boyaya iyi uyum şeklinde özetlenebilir.
Polyester/viskon karışımlar 70/30 ve 67/33 oranlarında dokuma ve örme yapılarının üretiminde kullanılır. Polyesterin mukavemeti yüksek olduğundan karışımda normal viskon lifi kullanılır. Belirtilen karışım oranları çocuk giysisi, kazak, gömlek ve bluz gibi artikellerin üretimi için uygundur.
Polyester/Keten Karışımı
Keten kullanımı moda ile bağımlıdır. Keten lifleri önceden ağartma ve alkalilerle işlem görmüş olduklarından yapay liflerle karıştırıldıkları zaman ekstra bir işlem görmeleri gerekmemektedir.
Polyester/keten karışımları genellikle dokuma artikellerinde ve %70/30 oranında kullanılır. Tipik keten havasnın kazanılması için %80/20 karışım oranı yeterlidir. Bu oran artikelde bakım kolaylığının kazanımı için de yeterli olmaktadır. Kırışma özelliği nedeniyle keten saf olarak kullanılmaz ise de karışım halinde problemsiz bir şekilde işlenen ketenin dokuma ve örme sektöründe kullanılması amacıyla saf olarak işlenebilir hale getirilmesi çalışmaları halen sürdürülmektedir.
Polyester/Poliakrilonitril Karışımları
Giyim endüstrisi için yapay lif/yapay lif karışımlarının kullanımı günden güne artmaktadır. %50/50 ve %60/40 polyester/poliakrilonitril karışımları
-Hacimlilik
-Kolay bakım özelliği
-Fiyat uygunluğu gibi avantajlar sağlamakta; çocuk giysisi artikellerinde kullanılmaktadır. Örme sektöründe genelde %55/45 karışımı kullanılmaktadır. Fikse edilecek artikellerde beklenen özelliklere göre %50/50 veya %70/30 karışımı kullanılmaktadır.
Polyester/HS Karışımı
HS (HB) özellikteki liflerin kullanımı ile ürünün görünüm ve tuşesi değiştirilebilir. Polyester-HS ve poliakrilonitril-HS lifleri: Dokumada %30, örmede %40 oranında kullanılmaktadır.

Akrilik Karışımları
Poliakrilonitril lifleri özellikle iyi kıvrılma özellikleri nedeniyle karışımda kullanılırlar. Bu özelliğin korunabilmesi ve kalıcı olabilmesi için poliakrilnitril (PAC) kullanımoranıın en az %60 ve daha yüksek özel amaçlarla kullanılmaktadır. Karışımda PAC payının ne kadar olması gerektiği, diğer komponentin boyama açısından ne kadar ihmal edilebileceği gibi düşüncelere de bağlıdır.
Poliakrilonitril/Yün Karışımı
PAC görünüş olarak yüne en çok benzeyen liftir.Karışımda PAC oranı arttıkça:
-Daha yüksek mukavemet
-Daha iyi form stabilitesi
-Daha az keçeleşme eğilimi
-Daha az yüzey ağırlığı kazanılır. PAC-HB liflerinin kullanımı ile hacimlilik arttırıldığından karışımda PAC oranının arttırılması avantajdır. Ancak bu durumda dezavantaj olarak pilling olayı meydana gelmektedir. Buna engel olmak için pahalı ve kaliteli artikel üretiminde pilling olmayan PAC lifi kullanılır. Bu durumda da tuşe daha az yün gibi olur ve statik elektriklenme rahatsız eder. Dokunmuş artikel üretiminde PAC/yün karışımları; kötü pilling olayı, iyiolmayan form stabilitesi nedeniyle polyester/yün karışımlarının yerini alamazlar. Ayrıca konfeksiyonda da ütüleme ve dikim aşamalarında problem olur. PAC kısmi parlama yapar. Fakat diğer avantajlı yönleri göz önüne alınarak yine de çocuk giyimi sektöründe sınırlı miktarda kazak ve kadın-erkek çorabı üretiminde kullanılır.
%55/45 ve %70/30 gibi bilinen karışım oranlarının yanında %80/20lik ve hatta %100 PAC kullanımı da giderek yaygınlaşmaktadır. %50/50 PAC/yün karışımı kamgarn iplikler düz örgüde kullanılmaktadır.
Poliakrilonitril/Viskon Karışımı
PAC/viskon karışımı genellikle örme artikellerde ve %70/30 oranında, ucuz artikellerde ise %50/50 oranında kullanılır. Karışımdaki PAC kısmı form stabilitesi ve hacim kazandırırken viskon kısmı da iyi bir nem regülasyonu sağlar ve statik elektriklenmeyi azaltır.
Yapılan bir çalışmada %50 PAC ile %50 modal lif karışımından yapılan 36x2 tex numaradaki kamgarn ipliğin düz ve yuvarlak örgüde çok iyi kullanım özelliği sağladığı görülmüştür. Örgünün ipeksi bir tuşeye sahip olduğu belirtilmektedir.
Poliakrilonitril/Keten Karışımı
Polyester/keten karışımlarına kıyasla daha iyi buruşmazlık özelliği nedeniyle örme artikellerde %50/50 oranında PAC/keten karışımları kullanılır.
Poliakrilonitril/HB Karışımı
PAC kablo halinde elde edildikten sonra kesme veya koparma konvertöründen geçirilerek kesikli lif haline getirilir. Daha sonra otoklavda doymuş su buharı ile işlem görme veya görmeme durumuna göre elde edilen PAC topsları farklı özellikler gösterir.
Genellikle akrilik elyaflarda yaygındır. Akrilik elyafın diğer sentetik veya doğal elyafla karışımında yüksek hacimliiplik eldesi mümkünür. Bu yüksek hacimli iplik eldesi mümkündür. Bu yüksek hacimli iplikler, normal ipliklere göre bir takım farklılıklar taşır. Bunlar genel olarak söyle sıralanabilir:
-nispeten kaba, kalın yapıdadır, uzama kabiliyetine sahiptir
-tutum ve tuşesi yumuşaktır
-örtücülüğü yüksektir
-su emme kabiliyeti yüksektir
-yıkama ve kuru temizleme özellikleri iyidir
-serbest halde veya baskı uygulanmış halde hacimliliklerini korurlar
Buna karşılık hacimleştirme işlemi lifin parlaklık ve mukavemetinin bir miktar düşmesine neden olur. PAC/HB lifleri yün, tiftik başta olmak üzere çeşitli liflerle %30-40 oranında karıştırılarak jersey, kazak, süveter, elbise, masa örtüsü, döşemelik, el örgü ipliği vs üretiminde kullanılır.

Poliamid Karışımları
Poliamid lifi yüksek aşınma mukavemetine sahip olması nedeniyle karışım komponenti olarak kullanılmakta ve mamulde kullanma değeri artışı sağlamaktadır. %15-20 oranının altında poliamid kullanıldığında artikelde gözle görülür bir efekt sağlanamadığı gözlemlenmektedir. Uygulamada %20-35lik poliamid oranlarında çalışılmaktadır. Poliamid lifi kullanım oranının saptanmasında bitmiş tekstilin konstrüksiyon ve kullanım yerine göre karar verilir. Poliamidin diğer yapay liflere karşı dezavantajı, düşük ışık, ısı ve form sabitliğidir. Yünle aynı boyarmadde ile boyandığından dolayı özellikle strayhgarn harmanlarında çokça kullanılır.

Viskon Karışımları
Viskon/Pamuk Karışımı
Viskon/pamuk karışımları dokuma ve örme sektöründe kullanılır. İç çamaşırı sektöründe %33/67 oranındaki viskon/pamuk karışımı en iyi özellikleri sağlamaktadır. Yıkama ve form stabilitesi saf pamuğa kıyasla biraz kötüdür.
Yüksek ıslak mukavemetli viskon (HWM-Tipi) ile pamuğun %50/50 ve %30/70 oranlarındaki karışım hafif dokuma artikellerin üretiminde kullanılır. Viskon-HWM tipinin kullanılması ile yükek mukavemet nedeniyle daha iyi kullanım özellikleri kazanılmaktadır. Ayrıca viskonun yüksek parlaklığı nedeniyle viskon/pamuk karışımlarını merserize etmek gerekli değildir. Değişik oranlarda viskon/pamuk karışımları ile yapılan bir çalışmanın sonucuna göre: karışım olayının açık elyaf veya bant formunda olmasına göre efekt değişik olmakta; %33/67 viskon/pamuk karışmında yaş ve kuru mukavemet eğrileri bir noktada kesişmekte, saf pamuğa kıyasla %30a kadar viskon kullanımı; cerlerde rahat çalışma, daha iyidüzgünlük değeri, temizlik, boyama imkanı, görünüm ve tuşe sağlamaktadır. Bu karışım oranında yaş ve kuru mukavemette bir olumsuzluk görülmemektedir. Viskon komponenti karışım oarnının %50nin üzerine çıkmaması vurgulanmaktadır.
Viskona harman yağı verilirken uygun yağ veya avivajın çok inca zerrecikler halinde püskürtülmesine ve hammaddenin üzerinde damlalaşmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde hidrofil karakterli viskon yağdaki suyu emer ve yağ nokta formunda düzgünsüz bir şekilde yüzeyde kalır.
Viskon/Yün Karışımı
Viskon ve yün genel olarak maliyeti düşürmek amacıyla ve %30/70 oranında karıştırılarak kullanılır.
Viskon/Poliamid Karışımı
Yapılan bir çalışmada %50 viskon ile %50 perlon çeşitli yöntemlere göre karıştırılarak 25 tex iplik halline getirilmekte ve baştan sona gözlemler yapılmaktadır.

ÜÇLÜ LİF KARIŞIMLARI
Pamuk Sistemindeki Üçlü Karışımlar
-Polyester/Pamuk/Keten
-Polyester/Pamuk/İpek
-Polyester/Keten/İpek
-Polyester/PAC/Viskon (%50/30/20)
-Polyester/Pamuk/Doğal Lifler (%50/35/15)
-Pamuk/Viskon/Diğer Lifler (%85/10/5)
Kamgarn Sistemindeki Üçlü Karışımlar
-Polyester/Yün/Keten
-Polyester/Keten/İpek
-Polyester/Yün/Diğer Lifler (%50/30/20)
-Polyester/Yün/Angora (%55/25/20)

DİĞER KARIŞIMLAR

İplik Dolgu Materyali
Düşük kaliteli ucuz iplik üretiminde harmanda genellikle iplik dolgu materyali kullanılır. Kısa, yumuşak ve ince lifler iplik oluşurken ipliğin merkezine yerleşirler. Bu nedenle dolgu materyali seçilirken lif inceliğinin hiç bir zaman ana materyalden daha kaba olmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Böylece yapılan iplik hacimli bir görünüm alır ancak mukavemet oldukça düşüktür. Dolgu materyali olarak iyi kaliteli bir iplik üretiliyorsa kempling (12-20mm) veya eski iplik, kumaş ve örgü parçası kullanılır. Bunların kullanım oranı genellikle %15-25in üzerine çıkmamaktadır. Dolgu materyali ile çalışmada yeterli iplik mukavemetini sağlamak için iplikte daha yüksek bükümle çalışılır.

Mikrolifler
Mikrofilamentlerin üretilmeye ve tekstilde kullanılmaya başlaması ile daha küçük lif çapına inildiğinden dolayı sadece özel dış yüzey kullanımı değil burulma direnci ve ışık refleksiyonu gibi diğer fiziksel özelliklerde de değişimler olmuştur. Lif çapı küçüldükçe yüzey alanı artmaktadır. Özellikle hayat standartı yüksek ülkelerde mikroliflerin kullanımı günden güne artmaktadır. 0,6 dtex, 32mm, PAC-mikrolif Oe-rotorda 8,3 dtex (Nm 120) iplik numarasına kadar saf olarak eğrilebildiği gibi pamuk veya modallif ile ikili karışım olarak da eğrilip yuvarlak örgü sektöründe ince jersey artikelleri başarı ile kullanılmaktadır.

Teknik Lif Karışımları
Visil lifi moleküler polisilik asit zincirleri içeren selülozik bir liftir. Gerçek bi organik/inorganik lif karışımıdır ve kullanıldığı yerler; ateşe dayanıklı döşemelikler, ateşe dayanıklı koruyucu giysiler, dekoratif seramik tekstil malzemesi, sıcak gaz filtrasyonu, katalist taşıyıcılar.

KARIŞIM ORANI BELİRLENMESİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Karışım Oranının Belirlenmesi
Farklı lif komponentlerinin belli oranlarda karışımı sonucu elde edilen karışım iplikleri, doğal olarak kendisini meydana getiren liflerin fiziksel, mekaniksel ve kimyasal özelliklerini gösterir.
Değişik karışım oranlarında üretilen aynı tip ürünün özellikleri ise değişiklik gösterir. Bu sebeple optimal, yani en elverişli ve uygun karışımın oluşturulması gerekir. Optimal karışımın, tesbit edilen lifler arasında hangi oranlarda gerçekleştirilmesi gerektiği ise üründen beklenen özelliklerin bilinmesi ile elde edilebilir.
Optimal karışımda bir ürünün karışım optimizasyonunda etken olan faktörleri saptanır ve bunların kötü-yeterli-iyi şeklinde değişik karışım oranları için tanımları yapılarak ürününde aranan etken faktörleri kapsayan bölge saptanır ve esas üretime geçilir.
Elde edilecek üründen beklenen daha özel davranışlar varsa (bakım kolaylığı, pillingleşme davranışı, statik elektriklenme, kuruma süresi, ısı geçirgenliği, su iticilik...gibi) etken faktörler içerisine dahil edilip karışım oranı daha detaylı bir biçimde belirlenebilir.
Karışımı oluşturan komponentlerin pozitif özellikleri bazı durumlarda istenen neticeye istenilen şekilde etki etmezler. Bazı lifler için belli bir etken faktörü sağlamak amacıyla belli bir karışım oranı belirlenmiş ve kabul görmüştür.

Karışım Oranını Etkileyen Faktörler
Karışım oranı belirlenirken göz önünde bulundurulan en önemli faktör ticari amaçlar ve maliyettir. Üretim maliyetinin iplik kalitesine uyması temel kriterlerdendir. Değerli liflerden uygun fiyatta üretim yapmak imkansız olduğu için değersiz lifler karıştırılarak optimal karışım elde edilmeye çalışılır.
Karışım oranı belirlenirken karışımın hangi noktada ve formda yapılacağı önem kazanır. Makina parkımız istenilen karışımı oluşturmayı engelleyebilir. Karışım homojenitesini iyi ayarlayabilmek için açık elyaf formunda gerçekleştirilen karışımlarda ekstrem karışımların (%95/5, %90/10...gibi) eldesi her zaman mümkün olmamaktadır. Aynı problem bant formunda karışım için de ortaya çıkabilir. Bir cer makinesine beslenebilecek maksimum bant sayısı belli olduğu için ekstrem karışımlar elde edilemeyebilir.
Karışım ipliğinin kullanılacağı alan ve yere göre de karışım oranı farklılık gösterebilmektedir.
Bu noktaya kadar belirtilen faktörler, teknolojik faktörler olarak algılanabilir. Bunların yanında oldukça önemli bir faktör de istekler ve talep durumudur. Tüm firmalar öncelikli olarak kar etmeyi ve büyümeyi göz önünde tuttuklarına göre pazar isteklerini yarine getirmek zorundadır. Örneğin günümüz şartlarında %65/35 (PES/Viskon) karışım ipliği triko (örme) sektöründe 28 Ne olarak oldukça rağbet görmektedir. Fakat unutulmaması gereken bir diğer nokta da bu karışım oranının da uzun tecrübeler sonucunda ortaya çıktığıdır.
Bir iplik işletmesine tüketici tarafından istek verilirken belirtilen faktörler tahmin edildiği gibi oldukça detaylı değildir. Çok özel üretimler dışında tüketici, tedarikçiye istediği ipliğin numarasını, karışım oranı ve kullanım dışında herhangi bir özelliğini belitmemektedir.
Olaya bilimsel olarak yaklaşan bir kişinin üretime geçmeden önce gözden geçirmesi gereken bazı kriterleri sıralayalım. Öncelikle değiştirilmesi mümkün olmayan, kullanılan elyaf tipine bağlı özellikler :
-Su iticilik
-Kir tutmazlık
-Statik elektriklenme
-Boyanabilme özellikleri
-Bakım kolaylığı
-Kuruma süresi
-Isı tutuculuğu
-Nem alma yüzdesi
-Hacimlilik
-Yüzey ağırlığına etkisi
-Tuşe
-Özgül ağırlık
-Uzama yüzdesi
-Alev alma durumu
-Pillingleşme
şeklinde sıralanabilir. Bu özellikler elyaf tipi doğrultusunda kesin eğilimler gösterecektir. Üretim sonucu ortaya çıkacak, kontrolü elimizde olan özellikler ise :
-Mukavemet (Rkm cinsinde kuru ve yaş)
-Düzgünsüzlük
-Tüylülük
-İplik geometrisi veya elyaf yerleşimi
-Görünüm
-Form stabilitesi
şeklinde sıralanabilir. Ama maalesef yukarıda belirtilen ve daha başka ilavelerde yapabileceğimiz özelliklerden çok az miktarı göz önünde bulundurularak üretim yapılmaktadır. Çünkü tüketici ihtiyacı olan ipliğin yalnızca üretim esnasında kopmamasını, yüksek randımanlı ve ucuz olmasını istemektedir. İplik üreticileri de bu özellikleri öncelikli olarak sağlamaya çalışmaktadır.
Karışım ipliği üreticileri, iplik mukavemet ve düzgünsüzlüğünü belirlerken USTER firmasının tüm dünya çapında yaptıkları bir takım araştırmaları kendilerine rehber edinmişlerdir. Bu araştırmalarda çeşitli iplik tipleri için dünyanın çeşitli yörelerinde üretim yapan firmalardan (Güney ve Kuzey Amerika, Orta Asya, Afrika, Avrupa ülkeleri) mukavemet, düzgünsüzlük ve tüylülük değerleri için %5-%25-%50 ve %95lik alanlara ayrılmış ve her bir alana giren değerler saptanmıştır. Doğal olarak yüksek mukavemeti, düzgünsüzlüğü iyi ve düşük tüylülükteki iplikler %5lik kısma dahil olmaktadır. İplik üreticileri de %5 ile %25lik kısma dahil olan değerleri elde etmeye çalışmaktadırlar. PES/Viskon ve PES/Pamuk karışımları baz alınarak %5-%25 kısmına dahil değerler :
1. Mukavemet (Rkm=0,981 cN/tex)
%50/50 PES/Pamuk 30Ne 22Rkm
%65/35 PES/Viskon 30Ne 27Rkm

2. Düzgünsüzlük (% )
%50/50 PES/Pamuk 20Ne 9.5, 30Ne 10.5
%65/35 PES/Viskon 20Ne 8.5, 30Ne 9.5
%50/50 PES/Pamuk İnce ye Kalın yer Neps
20Ne 0 22 70
30Ne 2 35 80
%50/50,%65/35PES/Vis 30Ne 6 20 25

3. Tüylülük
Tüylülük ölçümleri de düzgünsüzlük ölçümleri gibi Uster tester 3 cihazında gerçekleştirilir.
%50/50 PES/Pamuk 20Ne %5
30Ne %4.5
%65/35 PES/Viskon 30Ne %5.5 şeklindedir.

Üretimi gerçekleştirilen karışım ipliğin istenilen şartlara uygunluğunun tespiti için :
-Karışım oranı (kimyasal yöntemlerle)
-Büküm miktarı
-Numara
-Düzgünsüzlük
-Mukavemet
-Tüylülük kontrolleri gerçekleştirilmeli, istenilen şartları sağlamayan iplikler ve üretimlere anında müdahele edilmelidir.

Boyanan mevcut tekstil lif karışımları :

KARIŞIMLAR MİKTAR (Kg*1000000) ORAN(%)
Polyester/Pamuk 3350 58.4
Polyester/Viskos 1170 20.4
Selüloz karışımları 545 9.5
Polyester/Yün 410 7.1
Yün/Akrilik 80 1.4
Diğer sentetik lifler 75 1.3
Diğer pamuk karışımları 65 1.1
Nylon/Yün 45 0.8
toplam 5740 100

Bir substrat tipi olarak, Polyester/Selülozikler, üç ana sentetik tiplerinin tümünden daha fazla miktardadır ve pamuğa göre ikinci sıradadır. Diğer tüm pamuk ya da viskos harmanları, hem Polyester/Pamuk hem de Polyester/Viskosdan daha az önemlidir.
Karışım materyalleri işlemede toplam lifin (%20den daha fazlası) ortalama oranın üzerinde işlenmesi ve karıştırılması, gelişen ya da gelişmekte olan ülkelerde kurulan kompleks ya da sofistike tekstil endüstrisinden kaynaklanmaktadır. Asya Pasifik bölgesinde bu tablo bazı yerlerde %40ı geçer. (Tayland, Malezya ve Endonezya) Bazı yerlerde ortalamanın üzerindedir. (Avustralya, Burma, PR Çin, Hong Kong, Japonya, Kore, Filipinler, Singapur ve Tayvan) Güney Afrika, Kanada, Amerika, Meksika ve Brezilya karışım liflerinin ortalama oranının üzerindeki diğer üreticilerdir. Çoğu Avrupalı tekstil endüstrileri, karışımları %10-20sini işler. (ülkeler : Almanya, Portekiz, Yunanistan, İspanya, Bulgaristan, Romanya ve Polonya) İngiltere tekstil endüstrisi ise %17.5e sahiptir. Ama oranlar Polyester/Yün tarafından oluşturulur. (U.K. karışımlarının %42si ve Nylon/Yün (%16), ortalamanın üzerindedir.)
Lif Karışımlarının Gelişmesinin Sebepleri :
1.Ekonomi : Daha ucuz substratla karışım yapılması ile pahalı lifin seyreltilmesi.
2.Dayanıklılık : Kırılgan lifin kullanım süresini uzatmak için daha dayanıklı komponentle birleştirme.
3.Fiziksel Özellikler : Her iki lif komponentinin, karıştırılmasıyla istenilen performans karakteristiklerine ulaşılarak avantaj elde edilebilir.
4.Renk : Multi renk içeren kumaş ya da yeni giysilerin dizaynının geliştirilmesi.
5.Görünüş : Üniform olarak aynı renge boyanmış, görünüşü, parlaklığı, kıvrımı ya da numarası farklı ipliklerin kombinasyonunun kullanılmasıyla çekici görünüş elde edilmesi.


SONUÇLAR

Günümüzde giysiliklerde kullanılan bazı lif karışım yüzdeleri :

T-shirt-Body-Bluz (bayan giyim)
• %90 viskon
• %10 lycra
______________________
• %97 viskon
• %3 lycra
______________________
• %80 pamuk
• %15 viskon
• %5 lycra
______________________
• %55 pamuk
• %40 viskon
• %5 elastan
______________________
• %50 pamuk
• %50 poliester
______________________
• %55 ramire
• %26 pamuk
• %16 nylon
• %3 spandex
______________________
• %47 poliester
• %47 viskoz
• %6 elastan
______________________
• %94 pamuk
• %6 spandex
______________________
• %87 poliester
• %13 lycra
______________________

Kazaklar
• %97 akril
• %3 lycra
______________________
• %85 poliakril
• %15 yün
______________________
• %80 yün
• %20 poliamid
______________________
• %60 yün
• %20 angora
• %20 nylon
______________________
• %70 akrilik
• %30 nylon
______________________
• %30 yün
• %70 akrilik

Gömlekler

• %70 viskon
• %30 linen
________________________
• %80 pamuk
• %20 poliester
_______________________

Pantolonlar

• %92 pamuk
• %8 lycra
_______________________
• %85 pamuk
• %15 poliamid
_______________________
• %70 pamuk
• %30 poliakril

Montlar-Kabanlar-Paltolar

• %50 yün
• %30 poliamid
• %20 angora


Sayfa: 1 ... 8 9 [10]

Sitemizin Sürekliliği için Lütfen Sponsor Bağlantılarına Tıklayınız.