TeKSTiL TeKNiK GüNDeM

Tekstil, Moda ve Perakendenin Nabzı

"ithalat" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Ulaştırma Bakanlığı, Pakistan ile ticaret hacmini daha geliştirmek için `Türkiye-Pakistan Konteynır Treni`ni sefere koydu. 2 Ağustos`ta İstanbul`dan hareket eden tren, Pakistan`ın kurtuluş günü olan 14 Ağustos günü İslamabad şehrine vardı. İki ülke arasında (İstanbul-İslamabad) ilk zamanlar haftada bir karşılıklı tek sefer yapacak olan konteynır treni, bir seferde net 500 ton yük taşıyacak. 6 bin 565 kilometrelik mesafeyi 11 günde alacak tren, kara ve denizyolundan daha kısa sürede yükleri Pakistan`a ulaştıracak. Türkiye ile Pakistan arasında yükler karayolu ile (6 bin 250 kilometre) 17 günde, denizyolu ile ise 37 günde taşınabiliyor.

 

SÜRE KISALACAK VE UCUZLAYACAK

Denizyolu ile İstanbul`dan İslamabad`a yük taşımak için, sırasıyla; Marmara Denizi, Ege Denizi, Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu`nu aşmak gerekiyor. Karayolu ile taşınacak yükler ise 6 bin 250 kilometrelik Türkiye ve İran üzerinden 17 günde ancak İslamabad`a taşınabiliyor. Demiryolu ile yapılacak taşımacılık zaman yanında ekonomik de olacak. Karayolu ile bir TIR`ın 12 bin dolara taşıdığı yük, trenlerle 5 bin dolara taşınabilecek. Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacminin yüzde 60`ı ithalat, yüzde 40`ını ise ihracat oluşturuyor. `İstanbul-Tahran-İslamabad Konteynır Treni` ile Pakistan`dan Türkiye`ye tekstil ürünleri (iplik, konfeksiyon, deri vb.) pamuk, medikal el aletleri, oyuncak, oyun ve spor malzemeleri taşınacak. Türkiye`den Pakistan`a ise, makine ve makine parçaları, kimyasal ürünler, kağıt ve kağıt ürünleri, oto yedek parçaları, tarım aletleri vb. yükler taşınacak. İstanbul`dan harekete edecek yük treni, Zahedan şehrine geldiğinde, Pakistan vagonlarına aktarılacak.

VN:F [1.9.4_1102]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

1 Nisan tarihinde bu köşede yazdığım ‘Tekstil ve Konfeksiyon Sektöründe İhracat, İthalat Dengesi’ başlıklı yazımda 2009 yılı ithalat ve ihracat verilerini yorumlayarak bu sektörün 2000 yılında genel ihracatımızdan yüzde 36,7 pay aldıklarından, bu payın 2005 yılında yüzde 25,8′e, 2009 yılında ise yüzde 19′a gerilediğinden söz ederken aynı dönemde ihracatları içindeki ithalat payının 2001 yılında yüzde 28,5 iken 2005 yılında yüzde 35,6′ya ve nihayet 2009 yılında yüzde 45 gibi hayli yüksek bir orana ulaştığından bahsetmiş, tekstil ve konfeksiyon sektörünün bir ihracatçı sektör mü yoksa bir ithalatçı sektör mü olduğunu sorgulamıştım.

Bu araştırmam o tarihte hayli ilgi görmüş birçok sitede yayınlanmış, çok sayıda okurum da görüşlerini benimle paylaşmışlardı. O yazımdan bu yana 4 ay, 2009′dan bu yana da 7 ay geçti. Geçen hafta 2010 yılı tekstil ve konfeksiyon sektörüne ait 5 aylık ihracat ve ithalat verilerine ulaştım. Sayfa sayfa, başlık başlık derinlere girince dehşete düştüm.
İhracatçılığı ile ünlü bir sektörün milli sanayi anlamında ciddi tehlikeler içinde olduğunu gördüm. Böyle giderse kısa sürede varlığını ve istihdam yaratan özelliğini de kaybedeceği endişesini yaşadım.

2009 ve 2010 yılı ilk 5 aylık veriler şöyle:
Tekstil grubu 2009 yılı ilk 5 ayında 2.013 milyar dolarlık ihracat yaparken bu yıl aynı dönemde 2.5 milyar dolarlık ihracat yapabilmiş. Artış oranı yüzde 24.
Aynı sektör geçen yıl ilk 5 ayda 1.9 milyar dolarlık ithalat yaparken bu yıl aynı dönemde 3.5 milyar dolarlık ithalat yapmış. Artış oranı yüzde 85.
Bir başka ifade ile bu yılki 5 aylık ithalatı, ihracatından 1 milyar dolar daha fazla.
Gelelim Konfeksiyon sektörüne,
Geçen yıl ilk 5 ayda 4.9 milyar dolarlık ihracat yapan bu sektör bu yıl aynı dönemde 5.6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiş. Artış oranı yüzde 14.
2009 yılı ilk 5 ayında 99 milyon 850 bin adet nihai ürün olan konfeksiyon ürünü ithal edilirken bu yıl aynı dönemde 141 milyon 631 bin adet konfeksiyon ürünü ithalatı gerçekleştirilmiş ve bu ithalatlar için geçen yıl 761 milyon dolar, bu yıl 921 milyon dolar ödenmiş. Miktar olarak artış yüzde 42, dolar bazındaki artış ise yüzde 21.
Burada önemli bir noktayı belirtmeliyim.
Yukarıda tekstil bölümünde belirttiğim ithalat kalemlerinin büyük bir ağırlığı hazırgiyim ve konfeksiyon hammaddesi niteliğinde olduğundan bu aşamada tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon sektörü verilerinin tamamını iki sektör bütününde yorumlamak daha adil olacaktır.

Böyle bir hesap yaptığımızda ise ithalat/ihracat dengesinde şu sonuca varıyoruz:
2009 yılının ilk 5 ayında tekstil, hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü; toplam 828 bin ton elyaf, iplik, dokuma mensucat, örme kumaş ve nihai konfeksiyon ürünü ile 7.3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmişler. Bu yıl ise aynı dönemde 926 bin ton aynı türden ürün ile toplam 8.6 milyar dolarlık ihracatları var. Geçen yılın ilk 5 ayına göre bu yıl aynı dönemde miktarda yüzde 12, dövizde yüzde 17.6′lık ihracat artışı söz konusu.
İhracat hareketleri böyle de, ithalat hareketleri nasıl acaba?
2009 yılının ilk 5 ayındaki elyaf, iplik, dokuma mensucat, örme kumaş ve nihai ürün konfeksiyon ithalatı toplamda 699 bin ton ve ödenen döviz 2 milyar 762 milyon dolar. Bu yıl aynı dönemde aynı mal grubu ithalatı 1 milyon 212 bin ton ve ödeme 4.6 milyar dolar.
Miktar olarak yüzde 74, döviz olarak ise yüzde 65 artış var.
Görüldüğü gibi ithalattaki artış ihracattaki artışın çok çok üzerinde.
Şimdi gelelim son 10 yılın muhasebesine,
Bu iki sektör 2000 yılında genel ihracatımızdan yüzde 36,4 pay alırlarken 2005 yılında bu payları yüzde 25,8 olmuş, 2009 yılında yüzde 19′a gerilemiş ve 2010 yılının ilk 5 ayında ise yüzde 17′ye düşmüş. Aynı dönemde bu iki sektörün ihracatlarındaki ithalat payları ise 2001 yılında yüzde 28,5 iken 2005 yılında yüzde 35,6′ya çıkmış. Bu çıkış, 2009 yılında yüzde 45′e ulaşmış ve nihayet 2010 yılının ilk 5 ayında yüzde 53 olmuş.
Bir başka ifade ile tekstil ve konfeksiyon sektörünün genel ihracattaki payı 10 yılda yüzde 36,4′ten yüzde 17′ye gerilerken sektörün ihraç ürünlerindeki ithalat payı yüzde 28,5′ten yüzde 53 gibi hayli yüksek oranlı bir orana ulaşmış. Üstelik bu çarpık tablo, tüm korumacılık tedbirlerine rağmen gerçekleşmiş.
İşte yazımın başında beni dehşete düşüren, bu gidişattır.

Rakamların tekstil ve konfeksiyon sektörü üzerindeki dili bu.
Güçlü Türk Lirası uğruna istikrarsız bir seyir gösteren kurlar; ihracatı çelmelerken ihracatçı, rekabet edebilmek için düşük kurların yarattığı cazibe ile ithalata mecbur bırakılırsa olacak budur.
İthalatsız ihracat olmaz. Bu bir gerçek, asla tartışmıyorum.
Bu bir gerçek ama o da bir yere kadar. Son 10 yıldaki ihracat ve ihracattaki ithalat paylarını tekrar tekrar okuduğunuzda, bu yıl sadece 5 ayda 141 milyon adet nihai ürün niteliğinde konfeksiyon ürünü ithal edildiğini ve ülkemizde yaşayan her ferde 2 adet konfeksiyon ürünü düştüğünü fark ettiğinizde ihracattaki ithalat payının yüzde 53 gibi hayli yüksek olduğu bir ortamda Avrupa’nın birinci, dünyanın üçüncü gücü olan tekstil ve konfeksiyon sanayisini oluşturan milli sanayinin nasıl ayakta kalabileceğini hesap edin.
Sektör yetkilileri olsun, işletme sahipleri olsun, çalışanlar, çalıştıranlar olsun ve bu ülkeyi yöneten siyasiler olsun bu sektörün nasıl ayakta kalacağının hesabını acilen yapmak zorundadırlar.

 Şevket Sürek

VN:F [1.9.4_1102]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)

Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) verilerine göre, bu yıl Temmuz ayında ihracat, 2009`un aynı ayına göre yüzde 5,97 artışla 9 milyar 416 milyon 610 bin dolar olarak gerçekleşti.

TİM`in Temmuz ayı ihracat verilerine göre, son 12 aylık ihracat ise önceki döneme göre yüzde 1,99 artışla 109 milyar 595 milyon 678 bin dolara yükseldi.
Türkiye`nin, Temmuz ayında toplam ihracatının yüzde 84,65`ini gerçekleştiren sanayi grubunda, yüzde 4,46 artışla 7 milyar 971 milyon 127 bin dolarlık, yüzde 11,73`ünü oluşturan tarım grubunda yüzde 10,73 oranındaki artışla 1 milyar 104 milyon 881 bin dolarlık, yüzde 3,62`sini oluşturan madencilikte ise yüzde 32,06`lık artışla 340 milyon 602 bin dolarlık ihracat yapıldı.
Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 64,85 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 14,68`lik payla otomotiv endüstrisi alırken, otomotivi yüzde 14,63 payla hazır giyim ve konfeksiyon, yüzde 10,85 ile demir çelik ürünleri takip etti.
Aynı dönemde en yüksek ihracat artışı yüzde 43,59 ile tütünde gerçekleşti. Tütünü yüzde 38,35 ile fındık ve mamulleri, yüzde 32,06 ile madencilik ürünleri, yüzde 24,07 ile demir ve demir dışı metaller izledi.
Temmuz ayında otomotiv endüstrisinin ihracatı yüzde 6,09 oranında, gemi ve yat ihracatı yüzde 17,74 oranında, zeytin ve zeytinyağı ihracatı yüzde 4,67 oranında, kesme çiçek ihracatı yüzde 6,06 oranında, elektrik elektronik ihracatı yüzde 4,87 oranında, çimento ve toprak ürünleri ihracatı da yüzde 5,59 oranında geriledi.
TL BAZINDA İHRACAT ARTIŞI YÜZDE 6,83
Miktar olarak bakıldığında, sırasıyla 1 milyar 382 milyon 96 bin dolar ile otomotiv endüstrisi, 1 milyar 377 milyon 472 bin dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon, 1 milyar 89 milyon 578 bin dolar ile kimyevi maddeler ve mamulleri, 1 milyar 21 milyon 524 bin dolar ile demir çelik ürünleri, 1 milyar dolar ve üzerinde aylık ihracat gerçekleştiren alt sektörleri oluşturdu.
Geçen ay ihracat artışı 2009`un aynı dönemine göre Türk Lirası bazında değerlendirildiğinde yüzde 6,83 olurken, azalış yüzde 27,32 ile gemi ve yatta, yüzde 9,37 oranıyla otomotiv endüstrisinde, yüzde 9,34 ile kesme çiçekte, yüzde 8,63 ile çimento ve toprak ürünlerinde, yüzde 7,50 ile elektrik elektronikte, yüzde 7,20 ile zeytin ve zeytinyağında gerçekleşti.
ALMANYA İLK SIRADAKİ YERİNİ KORUDU
Temmuz ayında Türkiye ihracatında ilk 10 ülke sırasıyla Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Irak, Fransa, Rusya Federasyonu, ABD, İspanya, İran ve Mısır oldu.
Almanya en fazla ihracat yapılan ülkeler sıralamasında yüzde 9,90 pay ile yerini korudu.
Türkiye`nin ilk 20 ülkeye 7 aydaki ihracatının toplamı 42 milyar 628 milyon 703 bin dolar seviyesinde olurken, bu dönemdeki toplam ihracat ise 62 milyar 782 milyon 682 bin dolar olarak gerçekleşti.
Temmuz ayında gerçekleştirdikleri ihracata göre en fazla ihracat yapan birlikler ise İstanbul Maden ve Metal İhracatçı Birlikleri(İMMİB), Uludağ İhracatçı Birlikleri(UİB), İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri(İTKİB), Akdeniz İhracatçı Birlikleri(AKİB), Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri(OAİB), Ege İhracatçı Birlikleri(EİB), Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri(GAİB), İstanbul İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği(İİB), Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği(DAİB), Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği(DETKİB), Karadeniz İhracatçı Birlikleri(KİB), Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliği(DKİB) ve Antalya İhracatçı Birlikleri(AİB) olarak sıralandı.
1 milyar doların üzerinde ihracat yapan genel sekreterlikler, 2 milyar 690 milyon 168 bin dolarla İMMİB, 1 milyar 527 milyon 676 bin dolarla UİB ve 1 milyar 505 milyon 347 bin dolarla İTKİB oldu.
SEKTÖREL BAZDA İHRACAT KAYIT RAKAMLARI
Temmuz ayı ihracatı ile geçen yılın aynı ayına oranla değişimi ve son 12 aylık ihracat şöyle (bin dolar):
TEMMUZ SEKTÖRLER 2010 Değişim Son 12 ay
I. TARIM 1.104.881 10,73 14.298.750
A. BİTKİSEL ÜRÜNLER 785.429 9,73 10.633.387
Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri 336.367 6,99 3.935.779
Yaş Meyve ve Sebze 114.017 1,08 2.108.018
Meyve Sebze Mamulleri 91.380 3,41 1.076.386
Kuru Meyve ve Mamulleri 80.228 2,52 1.114.745
Fındık ve Mamulleri 105.507 38,35 1.406.653
Zeytin ve Zeytinyağı 12.074 -4,67 218.332
Tütün 42.974 43,59 718.968
Kesme Çiçek 2.882 -6,06 54.501
B. HAYVANSAL ÜRÜNLER 79.619 23,27 881.183
Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller 79.619 23,27 881.183
C. AĞAÇ VE ORMAN ÜRÜNLERİ 239.833 10,27 2.784.180
Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri 239.833 10,27 2.784.180
II. SANAYİ 7.971.127 4,46 89.461.942
A. TARIMA DAYALI İŞLENMİŞ ÜRÜNLER 774.914 14,11 8.545.077
Tekstil ve Ham maddeleri 540.625 13,92 6.179.592
Deri ve Deri Mamulleri 129.934 21,13 1.181.268
Halı 104.355 7,30 1.184.218
B. KİMYEVİ MADDELER VE MAM. 1.089.578 10,50 11.526.513
Kimyevi Maddeler ve Mamulleri 1.089.578 10,50 11.526.513
C. SANAYİ MAMULLERİ 6.106.635 2,37 69.390.352
Hazır giyim ve Konfeksiyon 1.377.472 9,09 14.226.482
Otomotiv Endüstrisi 1.382.096 -6,09 17.089.819
Gemi ve Yat 173.505 -17,74 1.582.519
Elektrik – Elektronik 737.624 -4,87 9.438.352
Makine ve Aksamları 535.842 8,88 5.981.336
Demir ve Demir Dışı Metaller 499.505 24,07 5.356.266
Demir Çelik Ürünleri 1.021.524 5,45 11.352.617
Çimento ve Toprak Ürünleri 281.391 -5,59 3.217.901
Değerli Maden ve Mücevherat 91.283 14,53 1.085.726
Diğer Sanayi Ürünleri 6.394 86,58 59.335
III. MADENCİLİK 340.602 32,06 3.334.444
Madencilik Ürünleri 340.602 32,06 3.334.444
İhracatçı Birlikleri Kaydından Muaf İhracat 2.500.543
T O P L A M 9.416.610 5,97 109.595.678
TİM BAŞKANI MEHMET BÜYÜKEKŞİ: “İHRACATÇILARIMIZIN CİROLARI DÜŞTÜ AMA KARLILIKLARI ARTTI“
Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracatçıların cirolarının düştüğünü, ancak karlılıklarının arttığını bildirdi.
Temmuz ayı ihracat rakamları TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi tarafından, Petkim Petro Kimya Holding Tesislerinde açıklandı. Toplantıya Ege İhracatçı Birlikleri(EİB) Koordinatör Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, Petkim Genel Müdürü Hayati Öztürk, Socar&Turcas Enerji AŞ Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Kenan Yavuz, EİB`ye bağlı birlik başkanları, Aliağalı iş adamları ve yerel yöneticiler katıldı.
Büyükekşi, Temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,97 artış 9 milyar 417 milyon dolarlık ihracat yapıldığını söyledi. Yılın ilk 7 ayındaki ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,14 artışla 64 milyar 239 milyon dolara yükseldiğini belirten Büyükekşi, 12 aylık ihracatın 109 milyar 596 milyon dolar olduğunu bildirdi. Mehmet Büyükekşi, Temmuz ayında en fazla ihracatı 1 milyar 382 milyon dolar ile otomotiv sanayinin, 1 milyar 377 milyon dolar ile hazır giyim ve konfeksiyon ve 1 milyar 90 milyon dolar ihracat ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörlerinin gerçekleştirdiğini dile getirdi.
“CİROLAR DÜŞTÜ, KARLAR ARTTI“
TİM Başkanı Büyükekşi, döviz kurundaki yapay gelişmelerin ithalatı cazip kıldığını belirterek, bunun sonucunda da dış ticaret açığının bir türlü kapanmadığını söyledi. İSO 500 araştırmasının TİM`in Mayıs ayında açıkladığı ilk 1000 ihracatçı araştırmasının sonuçlarını teyit ettiğini ifade eden Büyükekşi, “Her iki araştırmadan da ortaya çıktığı gibi 2009 yılında sanayicilerimizin, ihracatçılarımızın ciroları düştü ama karlılıkları arttı. Kurun destek verdiği ve faizlerin düştüğü dönemde ihracatçılar ve sanayiciler karlarını artırdılar“ diye konuştu.
Sanayicinin ve ihracatçının Ar-Ge ve inovasyon yapıp katma değeri yüksek ürünler ihracatını artırması gerektiğini vurgulayan Büyükekşi, “Bunu yapmamız için kar etmemiz gerekiyor. `Türkiye`ye döviz giriyor yapacak bir şey yok, verimliliğinizi artırın` şeklinde yapılan tavsiyeler gerçeği yansıtmıyor. Bize hep `Niye Merkez Bankası(TCMB) ve kur diyorsunuz` diyenler var. Karlılık için konu dönüp dolaşıp kurların rekabetçi düzeyde olmasına geliyor. Kurların istikrarı için en büyük görev TCMB`ye düşüyor“ dedi. Büyükekşi, TCMB`nin günlük 30 milyon dolar alım miktarını 50 milyon dolar ve 50 milyon avro seviyesine çıkarmasını, enflasyon hedeflerinin düştüğü bir ortamda 50 baz puanlık bir faiz indirimi yapmasını talep etti.
Herhangi bir ithalat, ihracat ve doğrudan yatırım yapmadığı halde sürekli döviz işlemi yapan kesimler nedeniyle döviz kurlarının istikrar içine giremediğine işaret eden Büyükekşi, portföy ya da spekülatif amaçlı döviz alım satımlarında her işlem için yüzde 1 oranında “Kur İstikrar Fonu“na bir kesinti yapılmasını istedi.
“MORALLERİMİZİ YÜKSEK TUTUYORUZ“
Mehmet Büyükekşi, aylık ihracat artış hızının yaşanan tüm olumsuzluklara, paritedeki büyük soruna rağmen pozitif olmasını olumlu bulduklarını ifade ederek, “Eğer paritedeki sorun kurların genel düzeyindeki gerileme olmasaydı, iki haneli artışlarımız devam edecekti. Biz ihracatçının yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen büyük bir başarı hikayesi yazdığını görüyoruz, morallerimizi yüksek tutuyoruz“ dedi.
“İZMİR`İN İHRACATTAN ALDIĞI PAY GERİLİYOR“
İzmir ve Ege Bölgesi`nin ihracatın başladığı yer olduğunu vurgulayan Büyükekşi, “Türk ihracatının tohumlarının atıldığı bu bölgeyi çok önemsiyoruz“ dedi. Büyükekşi, İzmir`in en fazla ihracat yapan 4. il olduğunu da hatırlatarak, “Ancak İzmir`in Türkiye ihracatından aldığı pay ne yazık ki geriliyor. 2001 yılında İzmir, tüm Türkiye ihracatından yüzde 8,8 pay alırken bu oran 2009 yılında yüzde 6`ya, 2010`da yüzde 5,6`ya geriledi. İzmir`in ihracatını artırmak için çaba sarfetmemiz gerekiyor“ diye konuştu.
Mehmet Büyükekşi, EİB`in İzmir Limanı özelleştirmesinde LİMAŞ isimli şirketle ihaleye giren ve kazanan konsorsiyuma katıldığını hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı:
“İzmir Limanı`nda ihracatçı elini taşın altına soktu ama yargı kararları bizi engelledi. Süreç en başından kendi haline bırakılsaydı özel sektör çözümü devlete maliyet yüklemeden kendisi bulacaktı. Danıştay`dan bir kararın çıkması niye 30 ay sürüyor, bunun zararını kim karşılayacak? Bazı kararlar 1-2 ayda çıkarken Ege ve Türkiye ekonomisi için hayati olan bu karar 30 ay sonra açıklanıyor. Karar olumlu çıktı ama iş işten geçti.“
“AYLIK YÜZDE 10 ARTIŞI HALA HEDEFLİYORUZ“
Toplantıda soruları da yanıtlayan TİM Başkanı Büyükekşi, geleceğe yönelik öngörülerini şu şekilde ifade etti:
“İlk 5 aylık ihracat artışımızla birlikte 111 milyar dolarlık yıllık ihracat belirlemiştik. Ama kurdaki hareketlenmeler en fazla ihracatı yapan otomotiv endüstrisi başta olmak üzere rahatsız eden etkiye neden oldu. En yüksek ihracatı yapan otomotivde yüzde 6 düşüş yaşandı. Yılın ikinci döneminde aylık yüzde 10 artış öngörüyorduk. Aradaki bu yüzde 4-5 fark paritenin etkisinden kaynaklanıyor. AB`ye ihracat Türkiye için son derece önemli. Avrupa bankalarının stres testlerinin beklenenden iyi gelmesi talep daralmasının artmaması gibi etkenlerle yine de moralimizi yüksek tutuyoruz. Aylık yüzde 10 artışı hala hedefliyoruz, ama bunun için yardıma ihtiyacımız var.“
TÜRKMENOĞLU: “DEĞERLİ TL REKABETİ ZORLAŞTIRIYOR“
EİB Koordinatör Başkanı Mustafa Türkmenoğlu ise yerli girdi ağırlıklı üretim ve ihracat yapan, istihdam yükünü sırtlayan sektörlerin değerli TL`den olumsuz etkilendiğine dikkati çekti. Döviz kurlarının düşük kalmasının ithalatı cazip hale getirdiğini dile getiren Türkmenoğlu, ihracatçı ve sanayicinin KOBİ`lerden mal tedarik etmek yerine ithalata yöneldiğini belirtti. Türkmenoğlu, uygulanan kur politikasının ülkeyi uzun vadede çıkmaza sürükleyeceği uyarısında bulunarak, “Ülkeye sıcak paranın gelmesi, TL`nin devamlı değerlenmesi gibi ekonomik bir ortamda ihracatçıların rekabet etmesi zorlaşmaktadır. Ülkeye giren kısa vadeli sermaye kazançlarına bir vergi konması ve bu kaynağın da ihracatçıların kur riskini ortadan kaldıracak bir sistemde kullanılması büyük önem arz etmektedir“ dedi.
ÖZTÜRK: “AVANTAJLAR DEĞERLENDİRİLMELİ“
Petkim Genel Müdürü Hayati Öztürk de Aliağa`daki tesisleri içinde 4,5 milyar dolarlık yatırımla kurulacak rafineri lisansını yeni aldıklarını hatırlatarak, “İki sevincin bir arada yaşanması bizi mutlu kılmakta“ dedi. Türkiye ekonomisinde petrokimya sektörüne bakıldığında, sektörün hammaddesi olan etilen bazında 33. sırada olunduğuna dikkati çeken Öztürk, Türkiye`nin birçok avantajının bulunduğunu, bunları değerlendirmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

VN:F [1.9.4_1102]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, kurun ithalata etkisinin, ihracata etkisinden en az 10 kat daha fazla olduğunu bildirerek, “Kur ithalatı azdırıyor. Canavar. Ben üretime göre ihracat değil, ihracata göre üretim yapmalıyım“ dedi. 

Bakan Çağlayan, ABD`de Kaliforniya`nın Los Angeles şehrinden Teksas`ın Houston şehrine geçerken uçakta gazetecilerle sohbet etti.
2023 yılında 500 milyar dolar hedefini yakalamak için belirlenecek yeni ihracat strajesini ilkin Ekonomik Sosyal Konseye sonra da Bakanlar Kurulu`na sunacağını bildiren Çağlayan, kurun ithalata etkisinin ihracata etkisinden en az 10 kat daha fazla olduğunu, kurun ithalatı azdırdığını bildirdi.
Bakan Çağlayan, şunları söyledi:
“Los Angeles limanında teknede ihracat birlik başkanlarıyla görüştüm. Los Angeles gibi uzak pazarlara ulaşmadaki en büyük sorumuzun süre. Bu süreyi nasıl minimize ederiz. Burada, limanda antrepolar oluşturup ürünlerimizi bu antrepolarda depolayabiliriz. İlk pilot örneğini Los Angeles`da yapacağımıza inanıyorum. Dış Ticaret Müsteşarlığı lojistik biriminden, ihracat genel müdürlüğünden, ihracatçı birliklerinden oluşan bir heyet 1 ay içinde Los Angeles`a gelecekler. Antrepoda yer almak için 5 sektör belirledik. Bunlar, hazırgiyim, konfeksiyon ve tekstil, elektrikli makinalar, deri ürünleri ve ayakkabı, kimyasallar ve plastikler ile mobilya. Limanda büyük bir antrepo kurduktan sonra ihracatı ciddi manada artıracağımızı sanıyorum. Çin, Güney Kore böyle yapıyor.
Ekonomik Araştırmaları Değerlendirme Genel Müdürlüğü vardı. Buraya bayan genel müdür getirdim. 15-16 da personel verdim. Proaktif olacaksınız dedim. İhracat odaklı üretim stratejisini, girdi tedarik stratejisini, avro-dolar dalgalanmasının, avro ve doların ayrı ayrı değer kaybetmesinin bizim ihracatımıza etkilerini tespit ettirdim. Bu birim inanılmaz raporlar hazırlıyor.
Merkez Bankası ile de görüşüyorum. Kurun ithalata etkisi, ihracata etkisinden en az 10 kat daha fazla. Kur ithalatı azdırıyor. Canavar. Parite düşerse ne olur? Hangi sektöre, hangi ülkelere etkisi olur değerlendirdik. Bir kez ithalatın yüzde 60`ı dolar, ihracatın yüzde 48`i avro. En büyük pazarım Avrupa`ya ihracatımın yüzde 78`ini avro ile yapıyorum. Bunlar hesap kitap işi. Ben üretime göre ihracat değil, ihracata göre üretim yapmalıyım.“

VN:F [1.9.4_1102]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Çin para birimi yüenin ABD doları karşısında yüzde 5 oranında değer kazanması durumunda, Çinli tekstil şirketlerinin yarısının iflas edebileceği ileri sürüldü.

Çin Ulusal Tekstil ve Konfeksiyon Konseyi Başkan Yardımcısı Gao Yong, yerli tekstil firmalarının yüzde 3-5 arasında değişen kar oranlarının yüenin değerlenmesi baskısıyla karşı karşıya bulunduğunu belirtti. Gao, China Daily gazetesinde yer alan açıklamasında, yüenin değer kazanmasını ham madde ve iş gücü fiyatlarının artmasına yol açacağına işaret etti.

Gazetenin haberinde hükümetin mart ayında `yüen baskısı` denediği ve bunun yüenin yüzde 1 oranında değer kazanması durumunda emek yoğun tekstil işletmelerinin karının yüzde 1 düştüğünü gösterdiği kaydedilerek, yüenin büyük oranda değerlenmesinin milyonlarca kişinin işine mal olabileceği uyarısı yapıldı. Çin Ticaret Bakanlığının verilerine göre Çin tekstil endüstrisinde 20 milyon kişi istihdam ediliyor. Pamuk ekiminde ise 140 milyon kişi çalışıyor.

Çinli ekonomist Can Bing, yüenin 2005-2008 döneminde dolar karşısında yüzde 21 değer kazandığını hatırlatarak, bunun Çin tekstil ürünlerinin fiyatının artmasına ve Vietnam, Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinin ürünleri karşısındaki fiyat avantajını kaybetmesine yol açtığını savundu. Bing, `Zaten ücretlerdeki memnuniyetsilikten dolayı işçi giderlerinin artması riskiyle karşı karşıya bulunan Çinli tekstil işletmelerinin yüenin değerlenmesiyle daha kötü duruma düşeceklerini` söyledi.

VN:F [1.9.4_1102]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

İspanyol tekstil şirketi Inditex, bünyesindeki hazır giyim markası Zara ile isim benzerliği taşıdığı iddiasıyla Türk şirketi Zarakol İletişim aleyhine açtığı davayı kaybetti.

Zarakol Halkla İlişkiler AŞ`nin şirket unvanındaki `Zarakol` adının marka olarak tescili için 2005 yılında Türk Patent Enstitüsü`ne (TPE) yaptığı başvuruya, Industria De Diseno Textil S.A. itiraz ederek, tescil kapsamından çıkarılması için dava açmıştı. Davayı dün Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi karara bağladı. Mahkeme, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu(YİDK) kararının 41. ve 42. sınıf hizmetler yönünden davanın iptaline, 35. sınıf yönünden davanın reddine hükmetti. Hakim, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi`nin birleşen dosyası yönünden davanın reddine karar verdi. Zarakol Halkla İlişkiler`in avukatı İlker Akanlar, TPE Markalar Dairesi Başkanlığı`na hakimin dün verdiği iptal ve ret kararlarıyla `adaletin yerini bulduğunu` ifade etti.

Davanın sonuçlanmasından sonra bir açıklama yapan Zarakol İletişim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Necla Zarakol, şirketin isminin 1976 yılından bu yana evlilik dolayısıyla kullandığı soyadı olduğunu ifade etti. Necla Zarakol, `Beş yıl süren bu gereksiz ve anlamsız dava bir sürü masrafın yanında şirketimin ticari itibarına zarar vermekle kalmadı, iş kaybına da yol açtı. Küresel kriz öncesinde bir yabancı şirketle sürdürdüğümüz hisse devri işlemleri bu yüzden sonlanamadı. Bu sorun olmasaydı, 2007 yılında şirketimi satmış ve belki de emekliliğimin tadını çıkarıyor olacaktım. Şimdi ben Zara hakkında maddi ve manevi tazminat davası açacağım.` dedi.

VN:F [1.9.4_1102]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)