Fransız sanatçı Erica Simone New York’un farklı yerlerinde çıplak fotoğraflarını çektirdi. Sanatçının metroda, kütüphanede, evinin önünde kar temizlerken çekilen 20 çıplak pozu önümüzdeki ay New York’taki Dash Galeri’de sergilenecek.
Simone sergi fikrini nasıl bulduğunu “İki yıl önce bir moda defilesi izlerken kendi kendime, ‘Sosyal statümüzü gösterdiğine inandığımız moda ve kıyafetler olmasaydı, çıplak olsaydık ne olurdu?’ diye düşündüm. Ortaya bu sergi çıktı” sözleriyle anlattı. Serginin adını “Şehirli Çıplak Vatandaşın Otoportreleri” koyan Simone, “Başta gergindim ama sonraki çekimlerde kendimi özgür hissettim” dedi.

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 8.3/10 (6 votes cast)

LİBYA’YA yapılan operasyon bu ülkeyle bavul ticareti yapan Merter, Laleli ve Osmanbey esnafını da vurdu. Açık hesap çalışan birçok firma yaşanan savaş sebebiyle batık yazmak zorunda kaldı. Batık yazılan rakamın 80-100 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Merter Sanayici ve İş adamları Derneği Başkanı (MESİAD) Ercan Tan, Libya operasyonunun sadece Merter esnafına faturasının 50 milyon doları bulduğunu söyledi. Tan, Merter’de 7 bin firmanın bulunduğunu ve bunların 400-500’e yakınının Libya ile birebir açık hesap çalıştığını dile getirdi. Tan “Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi ile ticaretimizin yüzde 85’i açık hesap şeklinde. Bu yıllardır böyle yürüyor. Zaten Türkiye’yi tercih etmelerinin sebebi de bu. Biz müşterimize hiçbir teminat almadan malı teslim ediyoruz. Bu zamana kadar da hiçbir sıkıntı yaşamadık. Fakat yaşanan savaş, tüm iletişimimizi kopardı. Büyük zararımız var. Ama şunu söylüyoruz. Oradaki insanlarımız bizim insanlarımız. O paralar, batık da yazsak helal olsun. Önümüzdeki dönemde durum normale dönerse tekrar gelip bizimle çalışacaklarını biliyoruz. O açıdan tek dileğimiz savaşın bir an önce son bulması” dedi.

Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) Başkanı Orhan Altun ise Libya ile ticarette yaklaşık 1 aydır sıkıntı yaşadıklarını ve son 1 haftadır bağlantının tamamen koptuğunu söyledi. Laleli’de 5 bine yakın tekstil işiyle uğraşan esnaf bulunduğunu ve bunların yüzde 10’unun Libya ile açık hesap çalışan esnaf olduğunun altını çizen Altun “Zarar büyük. Borçlar tahsil edilemiyor. Açık hesabın faturası bize ağır oldu. Benim tahminim Laleli, Osmanbey ve Merter piyasasının bu savaştan 100 milyon dolar üzerinde zarar ettiği. Yakın bir zamanda da durum normale dönmeyecektir” dedi.

‘Bizden gıda istemeye geldiler’

Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği Başkanı Ali Ulvi Orhan da Osmanbey piyasasının savaştan etkilendiğini ve son 1 aydır Libya ile tüm ticaretin durduğunu söyledi. Açık hesaplar konusunda da esnafın zor durumda olduğunu belirten Orhan “Osmanbey’de irili ufaklı 4 bin tekstil firması var. Bunların en az yüzde 15’i Libya ile ticaret yapıyor ve çoğu açık hesap çalışıyor. Bir hafta öncesine kadar Libyalı müşteriler bizden gıda ve ilaç yardımı istemeye geldiler. Bizde elimizden geldiğince yardım ettik. Bu insanlara ‘borcunu öde’ diyemezsiniz. Savaşın sona ermesini bekliyoruz” dedi.

HİKMET TANRIVERDİ: Müşterilerimizle iletişim koptu

BÖLGE ülkelerine yıllık 600 milyon dolar üzerinde bavul ticaretinin olduğunu söyleyen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanriverdi bu rakamın yıl sonunda 10 kat düşerek 60 milyon doları zor bulacağını söyledi. Tanrıverdi, özellikle Merter ve Laleli esnafı ile Libyalı tüccarların ciddi ticaret bağlantısı olduğunu belirterek “Bu ülke ile açık hesap çalışan birçok tekstil firması var. Buradaki esnaf verdiği malın parasını alamadı. Savaş  sebebiyle tekstil firmalarının Libyalı müşterileri ile iletişimi koptu. Tahminimce 70-80 milyon dolar açık hesap var ve bu rakamı firmalar batık yazmak zorunda kaldı” dedi. Tanrıverdi bavul ticareti yanında tekstil ve hazır giyimde Libya’ya resmi ihracatın ise 2 ayda sadece 14 milyon dolar olarak gerçekleştiğini, bu rakamın geçen yılın aynı döneminde ise 10 milyon dolar olduğunu da anlattı.

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 8.5/10 (2 votes cast)

ABD’li bir fast-food zinciri, İngilizcede hem ‘Türkiye’ hem de ‘hindi’ anlamına gelen ‘Turkey’ kelimesinin yaptığı çağrışımdan yola çıkarak, yeni hindi burgerinin reklamında 2010 Türkiye Güzeli Gizem Memiç’i oynattı

Bir Amerikan fast-food zinciri, İngilizce’de hem ‘Türkiye’ hem de ‘hindi’ anlamına gelen ‘Turkey’ kelimesinin yaptığı çağrışımdan yola çıkarak, yeni hindi burger reklamını 2010 Türkiye Güzeli’yle çekti. Carl’s Junior adlı ünlü fast food zincirinin yeni hindi burgerinin reklamında 2010 Türkiye Güzeli Gizem Memiç rol aldı.

Güney Afrika’da bir havuz kenarında çekilen reklam filminde Memiç önce dev bir havuzun kenarında kırmızı gece elbisesi ve elinde hindi burgeri, üzerinde ‘Miss Turkey’ yazısıyla görünüyor. Daha sonra fondaki ses, “Tadına doyulmaz ızgara hindi (Turkey) burgerimizi hatırlamanız için Türkiye güzelini (Miss Turkey) tuttuk. Türkiye güzelini hatırlamanız içinse ona bikini giydirdik” diyor. Bu sırada Memiç elbisesini çıkarıyor ve bikiniyle, hamburgerinden bir ısırık alıp yürümeye devam ediyor. Bu sırada havuz kenarında oturan bir kadın, küçük çocuğunun gözlerini kapatıyor.

Ardından fondaki ses, “Türkiye güzelinin bikinisini hatırlamanız içinse bikinisinin üzerine küçük ızgara burgerlerimizden koyduk” diye devam ediyor. Son sahnede ise ekranda sadece hindi burger görünüyor. Reklam filminin yapımcıları, aradaki bağlantının anlaşılacağını ve dikkat çekeceğini düşündükleri için böyle bir benzetmeye başvurduklarını ve güzel vücuda sahip kadınların da bu düşük kalorili burgeri yiyebileceklerini göstermek için Memiç’i reklam filminde oynattıklarını söylüyor.

İşte o reklam filmi:


VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 7.5/10 (2 votes cast)

İstanbul’un Üçüncü Büyük Alışveriş Merkezi TORİUM, Yeni Açılan H&M, Tekzen Yapı Market ve T-Box İle Birlikte Mağaza Karmasını Genişletmeye Devam Ediyor.

Dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen markalarına ev sahipliği yapan Torium, üç yeni büyük markanın daha açılmasıyla mağaza karmasını genişletiyor.

Haramidere bölgesine ilk kez yatırım yapan İsveçli hazır giyim markası H&M, iki katlı, 2 bin 500 metrekare büyüklüğündeki dördüncü mağazasını Torium Alışveriş Merkezi’nde açtı. Türkiye’nin dev yapı market zinciri Tekzen 2 bin metrekarelik 53. mağazasını ve özellikle genç yaştaki tüketici grubuna hitap eden sıkıştırılmış ürünlerin satışını yapan T-Box ise yeni konsepti ile 2. Mağazasını Torium’da açtı.

Türkiye’nin en büyük kapalı eğlence merkezine sahip Torium, dört mevsim kış sponsorlarının yapılabildiği ve kar oyunlarının oynanabildiği “Torium Snowpark”, dünyada son yıllarda en çok tercih edilen lunapark oyuncaklarını ilk kez Türkiye’ye taşıyan “Starpark Lunapark” ve ileri teknoloji ile donatılmış 9 salonda toplam 1766 koltuk kapasitesi bulunan “Cinetech Sinemaları” ile ziyaretçilerine alışveriş ve eğlenceyi bir arada sunuyor.

Torium içerisinde Electroworld, YKM, Migros, LCW, C&A, Teknosa, Boyner Sport, Vestel, Zara, Oysho,Pull&Bear, Derimod, Kiğılı, Zara, Sarar, Hotiç, Flo, Atasay, Koton, Mango, Desa, Ramsey, Damat, Pierre Cardin, Us Polo, Roman, Fabrika, Network, Divarese, Batik, Sephora, İpekyol, Twist, Toyzz Shop, Benetton, Accesories, Krc, Özdilek, Gratis, Collezione, Mavi, Adidas, Reebok, Loft, D&R, Burger King, Sbarro, Arbys, Popeyes, Çiçek Izgara, Çıtır Usta, Mc Donalds, KFC, Pizza Hut, Atom Tost, Anadoludan, Baydöner, Kahve Dünyası, Mudo, Orion, Cosmocity, Turkcell, Samsung, Vodafone, Siemens, ETS, Zen Pırlant, Altın Yıldız, Max Moda, İnci, Colins, Defacto, Aker, Pırlant Saat, Journey, Cafe Nero, Marks& Spencer, Stradivarius, Bershka, Beymen, Beta, Ayakkabı Dünyası, Heri, Nine West, La Senza, Gap, Max, Panço, English Home, NT, Penti, Koçak Gold, Nike, Watsons, Fenerium, Sony, Altınbaş, Kervan, Mother Care, Little Big, Tiffany ve Bernardo gibi mağazalar yer almaktadır.

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 3.0/10 (2 votes cast)

Bakanlar Kurulu’nun onayladığı yerli üreticiyi koruma amaçlı tebliğ, 120 günlük gözetleme süresinin ardından 21 Temmuz 2011′den itibaren ithal tekstile ek vergi getirilmesini öngörüyor.

Bu durum sektörü ikiye böldü. Üreticiler karardan memnuniyetlerini dile getirirken, ithalatçılar, bu kararın satış fiyatlarını yüzde 20-30 arasında yükselteceğini savunuyor.

13 Ocak tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan ‘İthalatta korunma önlemlerine ilişkin tebliği’ne Bakanlar Kurulu’ndan onay çıktı. İthal tekstile ek vergi getiren tebliğ, üreticilerin yüzünü güldürürken ithalatçıları rahatsız etti. Buna ilişkin ithalat rejimi kararına ek yapılmasına yönelik bakanlar kurulu kararı, Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlandı. 120 gün sonra yürürlüğe girecek karar, ithalat rejiminde 51, 52, 54, 55, 61 ve 62′inci fasıllarda bulunan ve kararda gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP) ve ismi belirtilen maddelerin ürünlerini kapsayacak. AB, EFTA, İsrail, Makedonya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Fas, Batı Şeria ve Gazze Şeridi, Tunus, Suriye, Mısır, Gürcistan, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ ve Kosova’dan ithalatta, ilave gümrük vergisi alınmayacak.

Sektörün önde gelen şirketleri 120 günlük gözetleme süresinin ardından 21 Temmuz’dan itibaren uygulanacak vergi ile satış fiyatlarını artıracaklarını kaydediyor. Tekstil ve hazır giyimciler, şubat ayında Dış Ticaret’ten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’dan bu kararın ertelenmesi konusunda destek istemişti. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın (DTM) açtığı korunma önlemi soruşturmasına paralel olarak Bakanlar Kurulu, söz konusu tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin ithalatında yüzde 20-30 arasında ilave Gümrük Vergisi uygulanmasına karar verdi.

LC Waikiki’nin çatı kuruluşu Taha Holding Yönetim Kurulu üyesi İsmail Hakkı Kısacık, ek vergiye karşı olduklarının altını çizdi. Bakanlar Kurulu kararında 10 puan indirim yapıldığı belirtilmesine karşın, kilogram fiyatlarında bir oynamanın söz konusu olmadığını dile getiren Kısacık, iş dünyasına uygulanacak vergiden tüketicilerin de etkileneceğini belirtti. Tekstil ve hazır giyim sektörü, 21 Temmuz’dan itibaren satış fiyatlarına yüzde 20-30 oranında zam yapmaya hazırlanıyor. Sektörden bir temsilci ise ek vergilerin uygulanması durumunda, şu ana kadar ithal edilen bazı ürün gruplarındaki siparişlerin Türkiye’ye kayması sonucu kapasite kullanımında ve istihdamda belli bir artış olacağını belirtiyor. Ancak kararın enflasyona ve dar gelirli tüketiciye muhtemel zararlarının da gözden kaçırılmaması çağrısında bulunuyor. Kararın hükümetin enflasyon ile mücadele ve dar gelirli tüketiciyi koruma politikası ile çeliştiği iddia ediliyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin de dernek olarak kararı kesinlikte doğru bulmadıklarını dile getirerek pazartesi günü yapacakları yönetim kurulu toplantısız kararına göre gerekli adımları atacaklarını aktardı. Süvari Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Coşkun ise sektörün iyi bir ivme yakaladığını, alınan kararın bu düzeni sekteye uğratacağını kaydetti. Sonuçta alınan karardan en fazla tüketicilerin etkileneceğini de aktaran Coşkun, uygulamanın başlamasıyla birlikte yüzde 20 oranında bir zam yapılacağını da ifade etti.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle ise tebliği olumlu karşıladıklarını kaydederek, “Referans fiyatlarda henüz bir değişikliğe gidilmedi. Daha önce yüzde 40′ları bulan vergi oranlarında 10 puanlık bir indirim yapıldı. Hepimize hayırlı olsun.” dedi. Sarar Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar da iç piyasada ciddi bir hareketliliğin yaşanacağını ileri sürdü.

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) Yönetim Kurulu Başkanı İsa Dal, önümüzdeki dönemde tekstil ihracatında pamuk ve iplik fiyatlarına bağlı durgunluğun yaşanabileceğini söyledi.
 

Dal, yaptığı açıklamada, 2010′da pamuk fiyatlarındaki artışın tekstil sektörünü etkilediğini, kriz sonrasında toparlanma sürecine giren dünya ekonomisinin, pamuğun arz ve talebindeki dengesizliklerle karşı karşıya kaldığını kaydetti.

ABD’nin pamuk politikaları, Çin’in devasa tüketimi, Hindistan’da devletin çiftçiyi desteklemek için pamuğu yüksek fiyattan almasının, pamuk fiyatlarının hızla yükselmesine neden olduğunu ifade eden Dal, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Dünyadaki artışa paralel olarak Türkiye’de de yükselen fiyatlar, pamuk çiftçisinin yüzünü güldürürken, iplik üreticileri için tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor. Önümüzdeki dönemde tekstil sektöründe pamuk ve iplik fiyatlarına bağlı durgunluk yaşanabilir.

Aralık-şubat arasında tekstilde zaten bir durgunluk olur ama pamuk fiyatlarındaki artış maalesef ticari ilişkileri derinden sarsıyor. Herkes pamuk ve iplik fiyatlarında bir düşüş bekledi, beklenilen olmadı. Bir müddet kimse mal almadı, artık ortada mal da kalmadı. Daha hasadı yapılmayan pamuğun yüzde 20′si satıldı. Bu, tekstilciyi zora sokacak. Verilere göre pamuk ve iplik fiyatları daha da artacak.”

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından bu yıl 3′üncüsü düzenlenen ‘Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesinde Gap Güneydoğu Tekstil ödüle layık görüldü. Tekstil Ar-Ge’ Pazarı Zirvesi kapsamında alınan ödül tekstil sektöründe son dönemde gittikçe artan teknolojinin önemi açısından oldukça önemli. UTİB Başkanı İbrahim Burkay, uzun vadede büyümenin teknoloji üretmeye bağlı olduğuna dikkat çekerek, “Uzun vadede büyümenin en önemli ayağı da Ar-Ge’ye verilen önemdir” dedi.

Türkiye’nin Ar-Ge projelerinde alt sıralarda olduğunu dile getiren İbrahim Burkay, ABD ve Kanada’nın Ar-Ge’ye en fazla pay ayıran ülkeler olduğunu bu iki ülkeyi Çin’in izlediğini söyledi. Türkiye’nin proje kültürüne alışık olmadığını vurgulayan Burkay, değişen dünya koşullarının Ar-Ge projelerinin önemini ortaya koyduğuna dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de yılda 35 bin tasarım yapılacağını, daha yüksek kalifiye teknolojik imkanlara da ihtiyaç duyulacağını söyledi.

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 1.0/10 (1 vote cast)
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği tarafından Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi’ne katılmak üzere Bursa’ya gelen Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, derecelendirme kuruluşlarını kelimenin tam anlamıyla topa tuttu,  Bakanlık olarak stratejik hedeflerini anlattı. Çağlayan, 2023 yılı hedeflerine ulaşma noktasında Türk sanayicisinin zihniyet devrimi yapması gerektiğinin altını çizdi.
CİMRİ DAVARINIYORLAR
Fitch, Moody’s ve Standard&Poors gibi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye kredi notu verirken cimri davrandığını vurgulayan Çağlayan, cömert not verdikleri bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerin bugün iflas masasında bulunduğunu söyledi. Çağlayan, ayrıca bu derecelendirme kuruluşlarının yalnız Türkiye’nin değil Türk bankalarına da not verirken aynı cimriliği gösterdiğini savunarak “Türk Bankacılık sektörü şu anda dünya genelinde rasyosu en yüksek kesim seviyesindedir. Derecelendirme kuruluşlarının verdiği notun çok üzerinde notu hak ediyorlar. Yüksek not verdikleri AB ülkelerinin gerçek notunun da çok daha aşağıda olması gerekiyor. Derecelendirme kuruluşları adil davranmıyor. Güvenilirliklerini yitirmişlerdir. Bunlarda sorgulanmalıdır” ifadesini kullandı. Türkiye’nin Atatürk’ün ifade ettiği gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşma noktasında önemli adımlar attığını dile getiren Çağlayan, “Bu çerçevede bilindiği gibi 500 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Ülkenin dış ticaret toplamı 1 trilyon doların üzerinde olacaktır. Hedefimiz ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 80’lere çıkarmaktır. Ayrıca dünyada ilk 10 ekonomi içinde olacağız. Kişi başına milli gelir 25 bin doları geçecektir. Bunlar ana hedeflerimizdir. Bunun yanında şunu söylüyorum Türkiye 2013 yılında kendi helikopterini, 2020 yılında kendi uçağını yapacaktır. Kendi otomobilini yapması içinde uygun zemin vardır” dedi. Türkiye’nin 2023 hedeflerine çok rahatlıkla ulaşacağını ifade eden Bakan, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Son 8 yılda ihracatı dörde, milli geliri de yaklaşık dört kat arttırdık. Bunlar somut, yaptık gerçekleştirdik. Dolayısıyla bu tecrübelerle beraber yeni hedefleri de zamanından önce yakalayacağız” dedi.
SANAYİCİNİN ZİHNİYET DEVRİMİNE İHTİYACI VAR
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından başlatılan Ar-Ge Proje Pazarı çalışmasını çok önemsediğinin altını çizen Bakan Çağlayan, bu çalışmanın mutlaka diğer sektörlere de yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bakan Çağlayan, “Artık sanayicimiz şunun kararını vermeli. Yapmış olduğumuz ürünün kilosunu 1 dolara satmaya devam mı edelim, yoksa öyle mamul yapalım ki kilosunu 50 dolara, bin dolara satabilelim. İşte Ar-Ge bunu getiriyor. 2023 hedeflerimize ulaşabilmenin yolu da yüksek teknolojili, yüksek katma değerli ürünlerin üretiminden geçiyor. İşte bu noktada sanayicimizin zihniyet devrimine ihtiyacı var. Sanayicimiz mutlaka yüksek teknolojili ürünlere geçmelidir. Özellikle tekstil konusunda önemli çalışmalar başlattık. Çünkü tekstil ameliyat masasından uçaklara, otomotivden giyim kuşama kadar birçok şeyi kapsıyor. ABD şu anda elyaf ve karbon esaslı gökdelen yapmaya çalışıyor. Bu çerçevede teknik tekstilde AR-GE ve inovasyon ön plana çıkıyor” şeklinde konuştu.
TÜRKLER AVRUPALI ŞİRKETLERİ ELE GEÇİRİYOR
Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa’da 1 milyon 700 bin şirketin, devredecek ikinci nesil bulamaması nedeniyle kepenk indireceğine dikkati çekerek, bu şirketleri Türk firmalarının alabilmesi için çalışma yaptıklarını belirtti.
Türkiye’nin 74 milyon nüfusuyla Avrupa’nın ve dünyanın güçlü ülkelerinden biri olduğunu anlatan Çağlayan, “74 milyon insanımız var, her yıl 800 bin insana iş bulmak zorundayız. Bu Türkiye’nin büyük avantajı. 74 milyon nüfus ve 28 yaş ortalaması. Dünyanın hemen hemen her ekseninde, Asya’nın en batısı, Avrupa’nın en doğusunda, Kafkasya ve Afrika ile bağlantılarımız var. Avrupa’nın nüfusu artık yaşlandı. Önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa’da 1 milyon 700 bin şirket, devredecek ikinci nesil olmadığı için kapanacak. Bu şirketleri Türk firmalarının alması için önemli çalışmalar yapıyoruz. Bundan 50 yıl önce Almanya’ya pazılarına, kollarına, dişlerine bakılarak gönderilen Türk işçilerinin bulunduğu dönemden nerelere geldik. Şimdi bizim şirketlerimiz Almanya’daki, Fransa’daki uluslararası şirketleri alıyor veya ortak oluyor. Koç Grubu ve Eczacıbaşı’nın da son zamanlarda yaptığı faaliyetler var. Türk sanayisinin ve ekonomisinin nereden nereye geldiğini gösteriyor bu. Bu yüzden Türkiye şu an Avrupa’nın en büyük 6. ekonomisi, dünyanın da 16. Ekonomisi” ifadelerini kullandı.
AR-GE DENİNCE KANIM KAYNIYOR
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, AR-GE konusunun hassas bir alan olduğunu belirterek, “AR-GE” inovasyon ve tasarım dendiği zaman kanım kaynıyor. Bu projelere hassasiyetim var. Bunlara vakit bulmak mecburiyetindeyiz. Bu güzel etkinliklerde her zaman sizin yanındayız. AR-GE ve inovasyonun önemine işaret eden çalışmalar yapılsın. Böyle bir toplantıda teknik bir toplantıda salonun hınca hınç dolu olması beni cesaretlendirdi. Arkadaş, projenizi getirin Dış Ticaret Müsteşarlığımız da size maddi ve manevi katkı verecektir. Bu destek de şimdikinin 3-4 katı olacaktır. Dükkân sizin tabiri caizse, yeter ki önemli çalışmalar yapalım” ifadelerini kullandı.
BÜYÜKLERİMİZ AR-GE’Yİ BİZE FARKLI ANLATTI
AR-GE konusunda geçmiş dönemlerde bazı hataların yapıldığının altını çizen Çağlayan, “Geçmişte Türkiye bunu ıskaladı. AR-GE’yi bize farklı anlattılar. Devlet dairelerinde özelikle çalışmak istemediğiniz bir bürokratı depo niteliğinde bir birime gönderirlerdi. Buranın adı APK’ydi. Yani Araştırma Planlama ve Koordinasyon. O dönemlerde kızağa çekilen kişilerin pasifleştirdiği yer olarak adlandırılırdı. Oysa bugün APK stratejik öneme sahip bir kurum haline geldi. Bizim büyüklerimiz icat çıkartmayın derlerdi. Niye çıkartmayayım. İcat çıkarmamanın bedeli bugün Türkiye ödüyor. İnadına icat çıkarmalıyız. Dünya ekonomisinde yeterli payı almak için bunu yapmalıyız” açıklamalarında bulundu.
MERKEZ BANKASI GEÇ DE OLSA DOĞRU KARAR ALDI
Çağlayan, Merkez Bankası’nın aldığı son kararlar hakkında, “Bu konuyu anlamayanlar veya faiz lobisine hizmet edenler, bundan dolayı bizi eleştiriyorlardı. Şu an bizim haklılığımız ortaya çıktı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun son 2 yılda alması gereken tedbirleri almamasından dolayı, Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi, beraberinde döviz fiyatlarının düşmesi ve bunun ithalat üzerinde oluşturduğu düzensiz tesir herkesi etkiledi. Merkez Bankası doğru karar almıştır. Çok geç kalınmış tedbirlerdir. Merkez Bankası bunu daha önce yapmış olsaydı, iddia ediyorum ki Türkiye, geçen yıl 185 milyar dolar değil, 175 milyar dolar ithalat yapacaktı. 114 milyar dolar yerine 120 milyar dolar ihracatı olacaktı” ifadesine yer verdi.
SEÇİM EKONOMİSİ OLMAYACAK
Türkiye’nin yerli otomobil üretmesi için gerekli altyapısının olduğunu, hükümet olarak buna her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirten Çağlayan, “İş dünyası seçimden rahatsız olur. Önümüzdeki haziran ayında seçim var. Size bu konuda iletilen bir rahatsızlık var mı?” şeklindeki soruya, “Ben Ankara Sanayi Odası başkanıyken her seçim dönemi tüylerim diken diken olurdu; yine seçim ekonomisine girecek diye Türkiye. Seçim döneminde asla yerine getirilemeyecek vaatler verilirdi. Ama biz bugüne kadar tutamayacağımız hiçbir sözü vermedik. Verdiğimiz vaatleri de yerine getirdik Allah’a şükür. Türkiye seçimden korkmuyor artık. İşadamları korkmuyor. 8 yıllık iktidarımız döneminde 2 genel seçim, 2 mahalli seçim, 2 de referandum yaptık. 6 kez halka gittik. Hiç seçim ekonomisi gördünüz mü? Eğer görseydiniz Türkiye’nin bütçe açığı yüzde 3,6′ya inmezdi” cevabını verdi.
TİM BAŞKANI BÜYÜKEKŞİ
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, proje pazarının Türkiye’nin 2023 hedefi yolunda önemli bir adım olduğunu belirterek, “Dört konuya önem vermeliyiz. AR-GE, ÜR-GE, moda marka ve eğitim. Proje pazarı bizim için çok önemli bir rehber olacak” diye konuştu.
UTİB Başkanı İbrahim Burkay da, “Konvansiyonel tekstil üretiminden, teknik ve fonksiyonel tekstil üretimine doğru geçişte bizlere büyük katkı sağlayacak bu proje pazarı etkinliğine, sanayiciler, ihracatçılar, akademisyenler ve öğrenciler katılacak” dedi.
Bakan Çağlayan’ın basın toplantısına Bursa Valisi Şahabettin Harput, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı İbrahim Burkay da katıldı. Burkay, toplantı sonunda Ar-Ge Proje Pazarı’na verdiği destekten dolayı Çağlayan’a plaket verdi.
Bu arada AR-GE Proje pazarında sergilenen en ilginç ürünler şöyle:
*Geliştirilen yüksek emici özel lif sayesinde yaranın salgıladığı iltihabın vücuda yayılmasını önleyen yara iyileştirici kumaş.
*İçerdiği metal iplikler sayesinde vücutta biriken statik elektriği alan ve kandaki hemoglobin yapısında bulunan demiri etkileyerek kan dolaşımı düzenleyen, gerektiği zamanda kan akışını hızlandıran ürünler.
*Yaşlanmayı geciktirici, onarıcı ve nemlendirici yağlar içeren aromaterapili havlu.
*Saç dökülmelerine karşı kullanılan ısırgan otlu şapkalar.
*Güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren çok fonksiyonlu lifler.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği tarafından Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi’ne katılmak üzere Bursa’ya gelen Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, derecelendirme kuruluşlarını kelimenin tam anlamıyla topa tuttu,  Bakanlık olarak stratejik hedeflerini anlattı. Çağlayan, 2023 yılı hedeflerine ulaşma noktasında Türk sanayicisinin zihniyet devrimi yapması gerektiğinin altını çizdi.

CİMRİ DAVARINIYORLAR
Fitch, Moody’s ve Standard&Poors gibi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye kredi notu verirken cimri davrandığını vurgulayan Çağlayan, cömert not verdikleri bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerin bugün iflas masasında bulunduğunu söyledi. Çağlayan, ayrıca bu derecelendirme kuruluşlarının yalnız Türkiye’nin değil Türk bankalarına da not verirken aynı cimriliği gösterdiğini savunarak “Türk Bankacılık sektörü şu anda dünya genelinde rasyosu en yüksek kesim seviyesindedir. Derecelendirme kuruluşlarının verdiği notun çok üzerinde notu hak ediyorlar. Yüksek not verdikleri AB ülkelerinin gerçek notunun da çok daha aşağıda olması gerekiyor. Derecelendirme kuruluşları adil davranmıyor. Güvenilirliklerini yitirmişlerdir. Bunlarda sorgulanmalıdır” ifadesini kullandı. Türkiye’nin Atatürk’ün ifade ettiği gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşma noktasında önemli adımlar attığını dile getiren Çağlayan, “Bu çerçevede bilindiği gibi 500 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Ülkenin dış ticaret toplamı 1 trilyon doların üzerinde olacaktır. Hedefimiz ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 80’lere çıkarmaktır. Ayrıca dünyada ilk 10 ekonomi içinde olacağız. Kişi başına milli gelir 25 bin doları geçecektir. Bunlar ana hedeflerimizdir. Bunun yanında şunu söylüyorum Türkiye 2013 yılında kendi helikopterini, 2020 yılında kendi uçağını yapacaktır. Kendi otomobilini yapması içinde uygun zemin vardır” dedi. Türkiye’nin 2023 hedeflerine çok rahatlıkla ulaşacağını ifade eden Bakan, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Son 8 yılda ihracatı dörde, milli geliri de yaklaşık dört kat arttırdık. Bunlar somut, yaptık gerçekleştirdik. Dolayısıyla bu tecrübelerle beraber yeni hedefleri de zamanından önce yakalayacağız” dedi.

SANAYİCİNİN ZİHNİYET DEVRİMİNE İHTİYACI VAR
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından başlatılan Ar-Ge Proje Pazarı çalışmasını çok önemsediğinin altını çizen Bakan Çağlayan, bu çalışmanın mutlaka diğer sektörlere de yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bakan Çağlayan, “Artık sanayicimiz şunun kararını vermeli. Yapmış olduğumuz ürünün kilosunu 1 dolara satmaya devam mı edelim, yoksa öyle mamul yapalım ki kilosunu 50 dolara, bin dolara satabilelim. İşte Ar-Ge bunu getiriyor. 2023 hedeflerimize ulaşabilmenin yolu da yüksek teknolojili, yüksek katma değerli ürünlerin üretiminden geçiyor. İşte bu noktada sanayicimizin zihniyet devrimine ihtiyacı var. Sanayicimiz mutlaka yüksek teknolojili ürünlere geçmelidir. Özellikle tekstil konusunda önemli çalışmalar başlattık. Çünkü tekstil ameliyat masasından uçaklara, otomotivden giyim kuşama kadar birçok şeyi kapsıyor. ABD şu anda elyaf ve karbon esaslı gökdelen yapmaya çalışıyor. Bu çerçevede teknik tekstilde AR-GE ve inovasyon ön plana çıkıyor” şeklinde konuştu.
TÜRKLER AVRUPALI ŞİRKETLERİ ELE GEÇİRİYOR
Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa’da 1 milyon 700 bin şirketin, devredecek ikinci nesil bulamaması nedeniyle kepenk indireceğine dikkati çekerek, bu şirketleri Türk firmalarının alabilmesi için çalışma yaptıklarını belirtti.
Türkiye’nin 74 milyon nüfusuyla Avrupa’nın ve dünyanın güçlü ülkelerinden biri olduğunu anlatan Çağlayan, “74 milyon insanımız var, her yıl 800 bin insana iş bulmak zorundayız. Bu Türkiye’nin büyük avantajı. 74 milyon nüfus ve 28 yaş ortalaması. Dünyanın hemen hemen her ekseninde, Asya’nın en batısı, Avrupa’nın en doğusunda, Kafkasya ve Afrika ile bağlantılarımız var. Avrupa’nın nüfusu artık yaşlandı. Önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa’da 1 milyon 700 bin şirket, devredecek ikinci nesil olmadığı için kapanacak. Bu şirketleri Türk firmalarının alması için önemli çalışmalar yapıyoruz. Bundan 50 yıl önce Almanya’ya pazılarına, kollarına, dişlerine bakılarak gönderilen Türk işçilerinin bulunduğu dönemden nerelere geldik. Şimdi bizim şirketlerimiz Almanya’daki, Fransa’daki uluslararası şirketleri alıyor veya ortak oluyor. Koç Grubu ve Eczacıbaşı’nın da son zamanlarda yaptığı faaliyetler var. Türk sanayisinin ve ekonomisinin nereden nereye geldiğini gösteriyor bu. Bu yüzden Türkiye şu an Avrupa’nın en büyük 6. ekonomisi, dünyanın da 16. Ekonomisi” ifadelerini kullandı.
AR-GE DENİNCE KANIM KAYNIYOR
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, AR-GE konusunun hassas bir alan olduğunu belirterek, “AR-GE” inovasyon ve tasarım dendiği zaman kanım kaynıyor. Bu projelere hassasiyetim var. Bunlara vakit bulmak mecburiyetindeyiz. Bu güzel etkinliklerde her zaman sizin yanındayız. AR-GE ve inovasyonun önemine işaret eden çalışmalar yapılsın. Böyle bir toplantıda teknik bir toplantıda salonun hınca hınç dolu olması beni cesaretlendirdi. Arkadaş, projenizi getirin Dış Ticaret Müsteşarlığımız da size maddi ve manevi katkı verecektir. Bu destek de şimdikinin 3-4 katı olacaktır. Dükkân sizin tabiri caizse, yeter ki önemli çalışmalar yapalım” ifadelerini kullandı.
BÜYÜKLERİMİZ AR-GE’Yİ BİZE FARKLI ANLATTI
AR-GE konusunda geçmiş dönemlerde bazı hataların yapıldığının altını çizen Çağlayan, “Geçmişte Türkiye bunu ıskaladı. AR-GE’yi bize farklı anlattılar. Devlet dairelerinde özelikle çalışmak istemediğiniz bir bürokratı depo niteliğinde bir birime gönderirlerdi. Buranın adı APK’ydi. Yani Araştırma Planlama ve Koordinasyon. O dönemlerde kızağa çekilen kişilerin pasifleştirdiği yer olarak adlandırılırdı. Oysa bugün APK stratejik öneme sahip bir kurum haline geldi. Bizim büyüklerimiz icat çıkartmayın derlerdi. Niye çıkartmayayım. İcat çıkarmamanın bedeli bugün Türkiye ödüyor. İnadına icat çıkarmalıyız. Dünya ekonomisinde yeterli payı almak için bunu yapmalıyız” açıklamalarında bulundu.
MERKEZ BANKASI GEÇ DE OLSA DOĞRU KARAR ALDI
Çağlayan, Merkez Bankası’nın aldığı son kararlar hakkında, “Bu konuyu anlamayanlar veya faiz lobisine hizmet edenler, bundan dolayı bizi eleştiriyorlardı. Şu an bizim haklılığımız ortaya çıktı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun son 2 yılda alması gereken tedbirleri almamasından dolayı, Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi, beraberinde döviz fiyatlarının düşmesi ve bunun ithalat üzerinde oluşturduğu düzensiz tesir herkesi etkiledi. Merkez Bankası doğru karar almıştır. Çok geç kalınmış tedbirlerdir. Merkez Bankası bunu daha önce yapmış olsaydı, iddia ediyorum ki Türkiye, geçen yıl 185 milyar dolar değil, 175 milyar dolar ithalat yapacaktı. 114 milyar dolar yerine 120 milyar dolar ihracatı olacaktı” ifadesine yer verdi.
SEÇİM EKONOMİSİ OLMAYACAK
Türkiye’nin yerli otomobil üretmesi için gerekli altyapısının olduğunu, hükümet olarak buna her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirten Çağlayan, “İş dünyası seçimden rahatsız olur. Önümüzdeki haziran ayında seçim var. Size bu konuda iletilen bir rahatsızlık var mı?” şeklindeki soruya, “Ben Ankara Sanayi Odası başkanıyken her seçim dönemi tüylerim diken diken olurdu; yine seçim ekonomisine girecek diye Türkiye. Seçim döneminde asla yerine getirilemeyecek vaatler verilirdi. Ama biz bugüne kadar tutamayacağımız hiçbir sözü vermedik. Verdiğimiz vaatleri de yerine getirdik Allah’a şükür. Türkiye seçimden korkmuyor artık. İşadamları korkmuyor. 8 yıllık iktidarımız döneminde 2 genel seçim, 2 mahalli seçim, 2 de referandum yaptık. 6 kez halka gittik. Hiç seçim ekonomisi gördünüz mü? Eğer görseydiniz Türkiye’nin bütçe açığı yüzde 3,6′ya inmezdi” cevabını verdi.
TİM BAŞKANI BÜYÜKEKŞİ
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, proje pazarının Türkiye’nin 2023 hedefi yolunda önemli bir adım olduğunu belirterek, “Dört konuya önem vermeliyiz. AR-GE, ÜR-GE, moda marka ve eğitim. Proje pazarı bizim için çok önemli bir rehber olacak” diye konuştu.
UTİB Başkanı İbrahim Burkay da, “Konvansiyonel tekstil üretiminden, teknik ve fonksiyonel tekstil üretimine doğru geçişte bizlere büyük katkı sağlayacak bu proje pazarı etkinliğine, sanayiciler, ihracatçılar, akademisyenler ve öğrenciler katılacak” dedi.
Bakan Çağlayan’ın basın toplantısına Bursa Valisi Şahabettin Harput, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı İbrahim Burkay da katıldı. Burkay, toplantı sonunda Ar-Ge Proje Pazarı’na verdiği destekten dolayı Çağlayan’a plaket verdi.
Bu arada AR-GE Proje pazarında sergilenen en ilginç ürünler şöyle:
*Geliştirilen yüksek emici özel lif sayesinde yaranın salgıladığı iltihabın vücuda yayılmasını önleyen yara iyileştirici kumaş.
*İçerdiği metal iplikler sayesinde vücutta biriken statik elektriği alan ve kandaki hemoglobin yapısında bulunan demiri etkileyerek kan dolaşımı düzenleyen, gerektiği zamanda kan akışını hızlandıran ürünler.
*Yaşlanmayı geciktirici, onarıcı ve nemlendirici yağlar içeren aromaterapili havlu.
*Saç dökülmelerine karşı kullanılan ısırgan otlu şapkalar.
*Güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren çok fonksiyonlu lifler.

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Nano teknolojilerle donatılan ve insan vücudunu tedavi eden akıllı giysiler için Türkiye’de makine parkının müsait olduğunu belirten Kimya Mühendisi Ekrem Hayri Peker, akıllı giysilerin Türk tekstilinin çıkış yolu olacağını söyledi.

21. yüzyılda hayatımızı yönetir hale gelecek nano teknoloji sayesinde kıyafetler sadece insanı sıcak veya serin tutmakla kalmayacak, aynı zamanda tedavi edip, dış tehlikelere karşı ikaz edecek. Zararlı etkilerden koruyarak vücut fonksiyonları hakkında bilgi verecek olan akıllı kıyafetler, tedavi için de kullanılabilecek.
Navigasyon gibi insanların bulunduğu yeri gösterecek olan akıllı kıyafetler için Türkiye’deki makina parkının müsait olduğunu belirten Kimya Mühendisi Ekrem Hayri Peker, akıllı kumaşların dünyada 2000 yılından sonra yayılmaya başladığını hatırlattı. Akıllı giysiler konusunda akademik araştırmalar yaparak projeler geliştiren Peker, bu kumaşların bazı kaplama ürünlerle asla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Peker, “Nano teknolojiyle donatıldığı için insan sağılığına yararlı olan ürünler Türkiye’de maalesef fazla rağbet görmüyor. Akıllı giysi üretiminin yeterince olmaması sebebiyle ürünlerimizi klasik anlayışla ihraç ediyoruz. Bu konuda kendi markalarımızı oluşturmalıyız. Bu sektörü geliştirerek, kendi istediğimiz fiyata yurt dışına ihracat yapabiliriz” diye konuştu.

ÇİN İLE ‘AKILLI’ REKABET
Türk tekstilinin en büyük rakibinin Çin olduğunu hatırlatan Peker, klasik tekstil anlayışından kurtularak nano teknolojili akıllı giysiler üretilmesi gerektiğini söyledi. Akıllı giysi sektöründe Çin’in daha yeni olduğunu ifade eden Peker, Türk tekstil üreticilerinin bu konuda teşvik edilmesini istedi. Devlet desteği ve özel sektörün çabalarıyla akıllı giysilerin Türkiye’de de yaygınlaşabileceğini kaydeden Peker, “Bu sayede Çin ile rekabet ederiz. Türk tekstili nefes alır. Şu an tekstil sektörünün en büyük eksiği AR-GE teşviklerinde geri planda kalmasıdır. AR-GE’ye gereken önem verilirse, ihracatta önemli bir paya sahip tekstil sektörü de kendine gelir” diye konuştu.

“YAŞLANAN AVRUPA’YA AKILLI GİYSİLER SATALIM”
Avrupa nüfusunun yaşlandığını kaydeden Peker, Türkiye’de üretilen tekstil ürünlerinin yüzde 60′ının Avrupa’ya ihraç edildiğini hatırlattı. Akıllı giysi sektörünün sınırsız bir alan olduğunun altını çizen Peker, “Avrupa yaşlanıyor. Bu nüfusa konforlu ve tedavi edici ürünler satmalıyız. Bunları yaparsak, kar elde ederiz. Ucuz giysiler üreterek rekabet edemeyiz. Diğer rakibimiz olan ülkelerle de rekabet edemeyiz. Çıkış yolu akıllı kıyafetlerdir. Akılıl giysilerin alanı çok geniş. Yattığınız yatak sizin stresinizi alacak. Giydiğiniz elbiseler sizi her türlü dış etkiden koruyacak. Leke tutmayacak. Terlediğinizde kötü kokmayacaksınız. Türkiye’deki makine parkı da buna çok müsait. Nano teknolojii kullanmayan ülkeler ile bu sektörü geliştiren ülkeler arasında orta çağ ve yakın çağ arasındaki kadar fark olacak” şeklinde konuştu.

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 5.9/10 (7 votes cast)

Antalya Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçı Birliği Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, Türkiye’nin tekstilde ikinci baharını yaşadığını söyledi.

Tekstil sektöründe 8 yıl önce büyük gerileme yaşandığına dikkat çeken Bülbül, bu gerilemenin sebebinin de Avrupa’da bulunan büyük pazarın Uzak Doğu’da bulunan büyük ve ciddi işler yapan firmalarla yaptığı uzun vadeli kontratlı alımları olduğunu belirtti. Dünyadaki global gelişmeleri tam ve zamanında takip edemediklerinden dolayı piyasanın dışında kaldıklarını ifade eden Bülbül, ancak son iki yıldır ibrenin tersine döndüğünü söyledi. Son iki yıldan beri krizin de etkisiyle Avrupalı tedarikçilerin Uzak Doğu’daki firmalarla uzun kontratlar yerine kısa vadeli kontratlarla ürün alımına başladığını aktaran Bülbül, Türkiye’nin bu süreyi iyi değerlendirerek kısa vadeli tüm kontratları topladığını kaydetti. Bülbül, Türkiye’nin coğrafi konumu bakımından Uzak Doğu ülkelerine göre şanslı olduğunu ve ulaşımı daha kısa sürede sağladığını belirterek, sektörün geldiği noktayı, “Türkiye tekstil sektöründe ikinci baharını yaşıyor.” sözleriyle özetledi.

2010 YILINDA 110 MİLYON DOLARLIK İHRACAT

Batı Akdeniz Ekonomisi Geliştirme Vakfı (BAGEV)’in ‘İş ve Eğitim Zamanı’ programına katılan Halil Bülbül, tekstil sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Tekstilin emek yoğun bir sektör olduğuna dikkat çeken Bülbül, sektörün merdiven altı üretim dahil olmak üzere 3,5 milyon kişiye istihdam sağladığını kaydetti. Tekstilin istihdam dışında katma değer yönünden de vazgeçilmez bir sektör olduğunu dile getiren Halil Bülbül, sadece Antalya’dan 2010 yılında 110 milyon dolar civarında ihracat yapıldığı bilgisini verdi.

Tekstil sektöründeki en büyük sıkıntılardan birinin moda ve tasarım boyutuna geçilememesi olduğunu anlatan Bülbül, tekstilde tam olarak bir marka olunamadığını ileri sürdü. Bülbül, Türkiye’deki büyük şirketlerin tekstille işe başladığını belirtti.

Türkiye’de pamuğun hem fiyatının hem de üretiminin artığını dile getiren Bülbül, dünyadaki fiyatın artmasının nedeninin Güney Afrika ülkelerinde üretilen pamukta çıkan hastalıklar olduğunu ifade etti.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Üyesi de olan Halil Bülbül, kurumun çalışmaları hakkında da bilgi verdi. ATB’nin düzenlediği Yöresel Ürünler Fuarı’yla, yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasının amaçlandığını kaydeden Bülbül, bu yıl ikincisi düzenlenecek fuarda, bölgeler arası kültürel kaynaşma ortamının sağlanacağını bildirdi. ATB’nin diğer projesi Vakıf Zeytinliği hakkında da bilgiler veren Halil Bülbül, projeyle Antalya’nın birlikte hareket edebilme kabiliyetini ortaya koyduklarını anlattı.

EXPO 2016 Antalya’da yapılacağı için büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Bülbül, EXPO sayesinde Antalya’nın büyük bir tanıtım şansı yakalayacağını kaydet

VN:F [1.9.15_1155]
Rating: 2.5/10 (2 votes cast)