"İhracat" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu ve Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, Bloomberg HT'de Patronlar Kulübü programında biraraya gelerek Türkiye ve dünya ekonomisi üzerine sohbet etti.   Bankacılık sektörüne girmeyeceklerini ifade eden Zorlu, enerjide büyümeye devam ettiklerini söyledi. Zorlu konuyla ilgili olarak, "Gayrimenkulde büyük yatırımlarımız var. Şimdiye kadar 2 milyar dolar üzerinde yatırım yaptık. Türkiye'de nikele yatırım yapacağız. 2016 hedefimiz 500 milyon dolar" açıklamasında bulundu.

Avrupa'daki krizi değerlendiren Özyeğin, "Başlangıçta Yunanistan'a para verilseydi, sorunlar büyümezdi" dedi ve Merkel'in Avrupa'nın Başbakanlığına soyunmuş durumda olduğunu belirtti.   Özyeğin, Avrupa Merkez Bankası'nın geçen hafta yaptığı kredi operasyonunun Avrupa bankalarını çok rahatlattığını ve bunun dolaylı olarak Türkiye'ye faydasının olacağını ifade etti.   Tekstil sektörü ile ilgili konuşan Özyeğin, "Çin'in tekstil'de rekabet gücü azalıyor" dedi ve özelleştirmelerin Türkiye'nin verimliliğini artırdığını sözlerine ekledi. Türk ekonomisinin en büyük sorunu olan cari açığa da değinen Özyeğin cari açığın üçte 2'sini enerjinin oluşturduğunu kaydetti.   Zorlu ise krizi gidermek için harcanan paralara dikkat çekerek, "ABD ve Avrupa krizde trilyon dolarları konuşuyor" değerlendirmesinde bulundu.   Zorlu, Avrupa'da Türklerin fabrika değil, marka satın almaları gerektiğini belirtti.   Türkiye ekonomisi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Zorlu, "Türkiye'nin bu yıl yüzde 5 büyüyeceğini düşünüyorum" dedi. İhracatın bu yıl yüzde 25 büyümesini beklediğini söyleyen Zorlu, Türkiye'nin tekstilde yapacak çok şeyi olduğunu sözlerine ekledi.   Çin konusuna dikkat çeken Zorlu, "Çin'in Türkiye'de kalite ile rekabet etmesi mümkün değil. Çin, bizden bu ülkede yatırım yapmamızı istedi. Tekstilde rakibimiz Çin değil, Hindistan" şeklinde görüş bildirdi.   Türkiye'nin Avrupa'nın Uzakdoğu'su haline gelebileceğine dikkat çeken Zorlu, "Geçmişte TL'nin değerlenmesinden grup olarak çok kan kaybettik" dedi.

"TÜRKİYE İYİ YOLDA"

Türkiye'nin iyi yolda gittiğini dile getiren Zorlu, "Ben bugüne kadar Türkiye'nin geleceğine hiç kötümser bakmadım, yalnız sanayinin önünün açılması lazım" ifadelerini kullandı.

Tablet bilgisayarı Türkiye'de yapacaklarını ifade eden Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı, "inşallah birkaç sene içerisinde akıllı telefonları da Türkiye'den dünyaya satacağız" dedi.

Uşak Organize Sanayi Bölgesi'ndeki (UOSB) firmalar, tekstil telefleri geri dönüşümünde dünyanın üssü olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. UOSB'de faaliyet gösteren 60 geri dönüşüm firması, yıllık 350 bin ton tekstil ve 150 bin ton pet şişeyi ipliğe dönüştürerek ülke ekonomisine yıllık yaklaşık olarak 1 milyar Dolar katkı sağlıyor. Geri dönüşüm sektörü denildiğinde akla ilk gelen illerinden birisinin Uşak olduğunu ifade eden UOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldırım, Uşak'ı geri dönüşüm üssü olarak nitelendirdiklerini söyledi.   UOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldırım yaptığı açıklamada, Uşak'ta tekstil telefleri başta olmak üzere, pet şişenin işlenerek nihai bir ürün haline geldiğini belirtti. Tekstil teleflerinin toplanarak önce ayıklandığını ve işlemden geçirilerek önce elyaf ardından iplik haline getirildiğini kaydeden Yıldırım, "Uşak geri dönüşüm sektöründe, tarlasız pamuk üretiyor. Tarlasız pamuk üretirken de renkli pamuğu da elde etmiş oluyor ve üretilen renkli pamukların içinde kimyasal ve boya hammaddesi olmadığından çevreye zararsız ve tarlasız pamuk üretmiş oluyoruz" dedi.

 1.5 MİLYON EURO'LUK İTHALAT

Uşak'taki 2011 yılı gümrük verilerine bakıldığında, 1.9 milyon ton tekstil telefinin Almanya ve Avrupa'nın diğer ülkelerinden getirildiğine dikkat çeken UOSB Başkanı Ali Yıldırım, yapılan ithalat karşılığında Avrupa'ya 1.5 milyon euro para ödendiğini söyledi. Uşak'taki geri dönüşüm sektörünün hükümet tarafından teşvik edilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, "UOSB'de faaliyet gösteren 60 geri dönüşüm firması, yıllık 350 bin ton tekstil ve 150 bin ton pet şişeyi ipliğe dönüştürüyor. Nihai ürüne çevirdiğimiz tekstil teleflerinden elde edilen gelirle ülke ekonomisine yıllık yaklaşık olarak 1 milyar Dolar katkı sağlıyoruz. Türkiye'nin neresinde olursa olsun, geri dönüşüm sektöründe imalat yapan şirketlere devlet tarafından teşvik verilmesini istiyoruz. Elimizde geri dönüşüm gibi bir altın bilezik var. Bunu kimseye kaybettirmek istemiyoruz. Bununla ilgili dünyanın her yerinde çalışmalar var. Uşak bu kültürü biliyor ve devam ettiriyor. Bu noktada da devletimizden tekstil teleflerinin geri dönüşümü ile ilgili destek bekliyoruz. Uşak'ta geri dönüşümden elde edilen pamuk 400 bin ton civarında. Biz tarım arazilerini de geri dönüşümle kurtarmış oluyoruz" dedi.  

HAMMADDE BULMAKTA SIKINTI YAŞIYORUZ

UOSB'de 6 yıldır geri dönüşüm sektöründe yer alan ve Sanayi Bakanlığı tarafından verilen lisansa sahip tek firma Muzaffer Mert Tekstil'in Yönetim Kurulu Başkanı Cumhur Mert de, pamuklu teleflerin geri dönüşümü konusunda uzmanlaşmış bir firma olduklarını, ancak Türkiye'deki tekstil teleflerinin Çin'e gönderilmesinden dolayı hammadde bulmakta sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Firmalarında aylık bin 600 ton tekstil telefinin elyaf haline getirildiğini belirten Cumhur Mert, "Haziran ayında yapacağımız yeni yatırımla kapasitemiz aylık 2 bin tona çıkacak. Üretilen elyafın yüzde 40'ını Avrupa'nın çeşitli ülkelerine ithal ediyoruz. Yaptığımız üretimle de ülkemize yılda 40 milyon Dolar katma değer sağlıyoruz. Son zamanlarda hammadde sıkıntısından dolayı ithalata yöneldik. Tekstil teleflerinin Çin'e ihracatı serbest olduğundan hammadde sıkıntısı içindeyiz. Bu kaybı ithalatla karşılamaya çalışıyoruz, ancak bu da mümkün olmuyor. Kırpıntı diye adlandırdığımız tekstil telefleri Çin'e gittiğinde ülke ekonomisine 1 lira katma değer oluşturuyorsa, bu hammaddeyi ülkemizde tutarak işleyip iplik haline getirebilirsek bu 10 lira olarak gerçekleşir. Hükümetin bu konuda bizlere yardımcı olmasını istiyoruz. Şu anda kendi tekstil teleflerimizin yerine Avrupa

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Kızılgüneşler, hükümetin hazırladığı yeni teşvik sisteminde emek yoğun sektörlerde Uzakdoğu ülkeleriyle rekabet imkanı sağlayacak düzenlemelerin hazırgiyim ve konfeksiyon sektörünü umutlandırdığını belirtti.

Kızılgüneşler, Avrupa'da yaşanan durgunluğun ihracat rakamlarına yansımaya başladığını, ancak büyük oranda bir etkilenme beklemediklerini ifade etti.

Boyahaneler ve örgü tesislerinde kapasitelerin dolu olduğunu, siparişlerde bir sıkıntı gözükmediğini dile getiren Kızılgüneşler, 2012 siparişlerini belirleyecek fuarlardan da ''olumsuz dönüşler alınmadığını'' ifade etti.

Avrupalı alıcıların krizin tüketime yansımasını tahmin edememesi nedeniyle yüksek miktarlı sipariş vermekten kaçındığını, küçük partilerle hızlı teslim yapabilen Türk şirketlerinin büyük avantaj elde ettiğini kaydeden Kızılgüneşler, şöyle konuştu:

''2011 sonuna doğru ihracat artış hızımızda önemli bir gerileme oldu. 2006 yılındaki krizde de benzeri bir gelişim söz konusu olmuştu. Tekstil sektörü rakamları krizden etkilenmiş ardından bu tüm sektörlere yayılmış ancak ilk toparlayan sektör de tekstil olmuştu. Benzer bir gelişmenin tekrar yaşanmasını bekliyoruz. Yılın ilk üç aylık diliminde ihracatta düşüş yönlü bir beklentimiz yok. Avrupa ekonomilerinin durumuna göre ihracat artış oranı yükselebilir. 3 aylık dilimde Avrupa'daki mağazalarda satışlar iyi giderse siparişler bir anda artacaktır. Bu pazardan da en yüksek payı Türk şirketlerinin alabileceğini düşünüyoruz.''

-Adıyaman örneği-

Avrupalı alıcıların krizi gerekçe göstererek üretici şirketleri fiyat baskısı altında tuttuğunu belirten Kızılgüneşler, kurların içinde bulunduğu durumun bu dönemde çok daha önemli bir hale geldiğini kaydetti.

Sektörün bu dönemde dört gözle yeni teşvik sisteminin açıklanmasını beklediğini ifade eden Kızılgüneşler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın yeni sistemle ilgili açıklamalarının umut verici olduğunu söyledi.

Çağlayan'ın teşvik sisteminin ayrıntılarına ilişkin bilgiler verdiğine dikkat çeken Kızılgüneşler, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bakan Çağlayan, hazırlığı süren yeni teşvik sistemiyle terörden etkilenen bölgelerde emek yoğun sektörlere, Uzakdoğu ülkelerine karşı rekabet gücü kazandıracak bazı destekler getirileceğini ifade etti. Terörden etkilenen bölgelerin yanı sıra belli derecelendirmelere bağlı olarak yatırımlardan nasibini alamayan diğer yöreleri de kapsam içine alan bir teşvik düzenlemesi bekliyoruz. Özellikle enerji ve istihdam konusunda cazip olanaklar sunulacağını tahmin ediyoruz. Böyle bir teşvik sistemi o bölgelerde yatırımlara hareketlilik kazandırır. Lojistik bağlantısı iyi olan Güneydoğu ve Doğu Anadolu kentlerinde yatırımlar hızla artabilir.

Mümkün mertebe yatırımcının güvenliğinin üst düzeyde olacağı, tarımın olmadığı yerler ön plana çıkacaktır. Çünkü tarım işçisi mevsim geldiği zaman işi bırakıyor. Bunun örneklerini Afyon ve Uşak'ta yaşadık. Konfeksiyon yatırımı yapmak zor değil ama kalıcı işçi getirmek önemli. Bu konuda Adıyaman güzel bir örnektir.''

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından 13 Ocak'ta düzenlenen ödül töreninde yaptığı konuşmada yeni teşvik sistemini dörde ayırdıklarını, bölgesel teşvik sisteminde 4 olan bölge sayısının 5-7 civarında planlandığını belirterek Türkiye'de çok geri kalmış, terör konusunda sıkıntı yaşayan bölgeler için de özel bir sistem getirdiklerini, emek yoğun sektörlerde Çin, Hindistan, Bangladeş, Vietnam'a karşı haksız rekabeti giderecek düzenlemelerin de bu kapsamda açıklanacağını ifade etmişti.

image

Tekstil'in başkenti olarak bilinen illerden Denizli'de doğup büyüyen Zafer Katrancı,10 yaşında tekstille tanışmış. Ünlü işadamı, şimdi 80 milyon dolarlık ihracatıyla iki yıldan bu yana ihracat rekoru kırıyor. Hayırseverliği ve Denizlispor Kulüp Başkanı olarak görev yaptığı için de çok tanınan Katrancı, hayatta "istikrar"a ayrı bir yer açmış. "Çok çalışabilirsiniz ama hayatın her alanında istikrarlı olmak önemli" diyor Zafer Katrancı. Çok da haklı. Çünkü bu sözü söyleme hakkını kendinde rahatlıkla bulacak kadar istikrarlı. BABADAĞ'DAN ÇIKTI Denizli'nin Babadağ ilçesinde 10 yaşında tahta tezgahın başına oturan Zafer Katrancı, şimdi fabrikasında bin 700 kişiye istihdam sağlıyor. Ozan Tekstil ve Oğuzhan Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Katrancı yılda 100 milyon dolar ciro yaptıklarını belirtiyor. Markalaşmada da ön sıralarda yer aldıklarına dikkat çeken Katrancı, "Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafına ihracat yapıyoruz. 2010 yılında 100 milyon dolarlık ciroya karşı 80 milyon dolarlık ihracatımız oldu. Bu yıl da aynı rakamları yakaladık. Denizli'de tekstil sektöründe 80 milyon dolar ihracat yapan yok" dedi.

 ÇOK ZORLUK ÇEKTİK Tekstil, hayatınızın merkezinde. Nasıl başladı? - Babadağ'da herkes tekstille geçinir. Bizim de evimizin altında tahta tezgahlar vardı. 10 yaşında tezgah başına geçtim. 1969 yılına kadar Babadağ'da devam ettim. Askerlik sonrası atılım yapmak için Denizli'ye geldim. İlk işyerimi Bayramyeri Dörtçeşme mevkiinde açtım. İplik, havlu ve nevresim gibi Babadağ ürünleri satıyorduk. Gece gündüz çalıştım. Azimli bir yapım var. İşleri daha da büyütmek istiyordum. 10 yıla yakın bayramyerindeki işletmemi çalıştım. İlk fabrikanızı ne zaman kurdunuz? - Bayramyeri'nden kurtulup, işyerimi büyütmek istiyordum. İlk fabrikamı 1980 yılında Karakurt köyüne kurdum. Yavaş yavaş ihracata başladık. Çok zorluklar çektik. İhracatın yanında yeni ürünleri piyasaya sürmeye başladık. Artık fabrika sahibi idim. Ailemle birlikte işlerimize dört elle sarıldık. Ardından ikinci fabrika geldi. Değişen ekonomik düzenler içinde işi genişletmek, krizleri atlatmak, kazançlı çıkmak zor olmadı mı? - Dedim ya ben çok çalışkan bir insanım. Ekonomik krizler, değişik modeller, ihracat mevzuatları gibi sıkıntılarla baş etmek kolay olmadı. Allah'tan oğullarıma da geçti çalışma azmi. Birlikte bütün zorlukları atlattık. 1985 yılında İzmir karayolu üzerindeki fabrikayı kurdum. Oğullarım Ozan ve Oğuzhan ile birlikte artık daha da çok çalışmamız gerektiğini biliyordum. Yanımızda 200 kişi çalışırken, şimdi bin 700 kişiyi istihdam ediyoruz. İhracatımız da her geçen gün artıyor. Ülkemize döviz kazandırmanın mutluluğunu yaşıyorum. Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafına ihracat gerçekleştirmenin gururunu yaşıyorum.

SARAYIN DAVETİYELERİ Markanın önemli olduğu bir dünyaya açıldı Türkiye. Sıkıntıları da oldu ama siz bunu başardınız. - Markalaşmak çok önemli. Dünya pazarındasınız. Mutlaka markanız olmalı. Hobby markamız, iç piyasada büyük bir atılım yaptı. Türkiye'nin dört bir tarafında bayiliklerimiz var. Özel sipariş çalışmalar da yaptık. İngiltere Prensi William ile Catherine Middleton'un özel davetiyelerini biz hazırladık. Düğün için 40 bin altın işlemeli havlu İngiltere'ye Prens'in düğününe gönderildi.

Krizlerle aranız nasıl oldu, sizi de etkiledi mi? - Global kriz herkesi etkiledi. Ancak hükümetimizin tedbirleri sayesinde bu krizi atlattık. Artık Denizli'de işten çıkarmalar yaşanmıyor. Her sektörün kendi alanında işçi alımları yapması çok iyi. Biz de gerektiği zaman işçi alımı yapıyoruz. İşveren olmak ve vergi ödemekten mutluluk duyuyorum. DENİZLİSPOR BAŞARILI Denizlispor'da başarılı olduğunuza inanıyor musunuz? - Sporu seviyorum. Yönetim kurullarında görev aldım. İki dönem de başkanlık yaptım. Süper ligde kulüp başkanlığı yapmak kolay iş değil. İki sezon Denizlispor ligi üst sıralarda tamamladı. Bu, başarı bence. Denizlispor'un küme düşmesine çok üzüldüm. Denizlispor'a sahip çıkılması gerekiyor. Ben başkanlığı bıraktım ama oğlum Oğuzhan Katrancı'nın yönetim kurulu üyeliği var. Hasan Kıbrıslıoğlu, sporu iyi bilir, destek olmak gerekiyor. "Algeçide benim adım verildi" * Spor'a ne gibi yatırımlar yaptınız? - Denizlispor Başkanlığım döneminde altyapıda büyük eksiklikler vardı. Bu nedenle altyapı tesislerini şirketim yaptı. Şimdi geleceğin Denizlisporlu futbolcuları bu tesislerde eğitim görüyor. Zamanım olduğunda gider, altyapının çalışmalarını izlerim. Denizli Belediyesi İzmir karayolu üzerine köprülü kavşak yaptı. Kente verdiğim hizmetler nedeni ile de bu altgeçide benim ismimi verdiler. Çok mutlu oldum. Herkese teşekkür ederim.

Türkiye Moda ve Hazırgiyim Federasyonu (TMHF) Başkanı Nedim Örün, 'Bitti' denilen sektörün yapısal dönüşüm geçirerek yeniden canlandığını, siparişlerin artmasıyla birlikte işgücü açığının ortaya çıktığını söyledi. Örün, "Rekabet edebileceğimiz teşvik sistemi sağlansın biz kısa vadede 100 bini aşkın işsize çare olabiliriz" mesajı verdi.

Küresel ekonomik krizde istihdam ve yerli üretime dayalı ihracat yönünden değeri bir kez daha anlaşılan tekstil, konfeksiyon ve hazırgiyim sektörü bölgesel değil, kümelenmeye dayalı teşvik sağlanırsa 100 bin işsizi sektöre katabileceğini iddia ediyor.

SİPARİŞ ARTTI, İŞGÜCÜ AÇIĞI OLUŞTU

DHA'ya bilgi veren TMHF Başkanı Nedim Örün, 2010 yılı Ocak ayından itibaren sektörlerinde ciddi ve düzenli sipariş artışı olduğunu bunun sonucu önemli ölçüde işgücü açığı oluştuğunu kaydetti. Uzun zamandan bu yana Türkiye'de kamu tarafından dile getirilen 'Tekstilin bittiği' iddialarının gerçeği yansıtmadığını anlatan Örün, "Türkiye'de sektör bitmiyor, yapısal değişim geçiriyordu. Şimdi bu değişimi yüzde 70 oranında tamamladık. Fason ihracatçı olmaktan çıkıp kendi koleksiyonlarını hazırlayan ve pazarlayan bir ülke olduk. Artık koleksiyonlarımızı Avrupa'da dahil 80 ülkeye pazarlayabiliyoruz" dedi.

İLK ETAPTA 100 BİN KİŞİ

Bu yapısal değişimi yöneticilerin de çok iyi görmesi gerektiğini vurgulayan Örün, şöyle devam etti:

"En önemli istihdam kaynağı olan sektörümüz baştacı edilmeli. Biz devletten sadece teşviklerin coğrafi bazda değil kümelenme bazında olmasını istiyoruz. Bu illere sektörel ve eşit teşvikler uygulanmalı. Eğer bunlar gerçekleşirse zaten Türkiye istihdamının yüzde 13'ünü sırtlayan sektörümüz rahatlıkla yüzde 16-17'sini sağlar duruma gelir. Biz kısa vadede dahi Türkiye çapında 100 bin işsizi istihdam edebiliriz. Yeter ki önümüz açılsın. "

"İTHAL KUMAŞA VERGİ OLUMLU DENGEYİ BOZABİLİR"

Örün, ayrıca 23 Temmuz'da yürürlüğe girecek ithal kumaş üzerindeki yüksek vergilere de dikkat çekerek, bunun tüm olumlu dengeleri değiştirebileceğini kaydederken, "Sektör nefesini tutmuş onu izliyor. Çünkü kayıtlı 15 milyar dolarlık ihracatımızın yaklaşık 7 milyar dolarını etkileyecek bu uygulama ile çok büyük bir zorlanma yaşanacak. Normal ihracatta da kumaşta fiyat tutturma sorunu yaşanabileceği için yurt dışı alıcılar fiyat tutturamadığında siparişleri Tunus'a, Pakistan'a kaydırabilir" uyarısında bulundu.

DÜNKÜ TEKSTİLCİ BUGÜN GÜVENLİKÇİ OLDU

Örün, kurların normalleşmesinin yanı sıra tasarım ve markalaşmaya verilen önemle yüzde 80 daha yüksek fiyata ürün satmanın mümkün hale gelmesiyle de sektörün kar etmeye başladığını aktardı. Bu kez de küresel ekonomik krizde işten çıkanları yeniden kazanma zorluğuyla karşı karşıya kalındığına işaret etti. Örün, "Yanlış söylemler nedeniyle kaçmış olan istihdam maalesef dönmüyor. Kapanmış atölyelerin sahipleri ve işçileri yoğun bir biçimde güvenlik sektörüne geçtiler. Onları tekrar geri çeviremiyoruz. Ama gençlerden sektöre tekrar yönelim var. Şu anda sektörümüzde diğer sektörlere göre daha iyi ücret alma şansına sahipler" diye konuştu.

Denizli'den bu yılın ilk üç ayında 239 milyon 183 bin dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirildi. Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) kayıtlarına göre, Denizli'den ocak ayında 78 milyon 918 bin, şubat ayında 79 milyon 398 bin ve mart ayında 80 milyon 867 bin dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yapıldı. Aynı dönemde, Denizli tekstil ihracatında yüzde 43.20'lik paya sahip havlu dışsatımı 104 milyon 677 bin, çarşaf ve nevresim dışsatımı 37 milyon 444 bin, sabahlık ve bornoz dışsatımı 32 milyon 408 bin dolar oldu. Havlu ihracatında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25,9, çarşaf-nevresim ihracatında yüzde 9,3 ve sabahlık-bornoz ihracatında yüzde 8 artış sağlandı.

DENİB Başkanı Süleyman Kocasert, tekstil ihracatıyla ilgili yaptığı açıklamada, sabahlık-bornoz, çarşaf-nevresim ve havlunun Denizli ihracatında öne çıkan ürünler olduğunu, ayrıca iç çamaşırı, penye ve tişört ihracı yapıldığını söyledi. Elyaf ve bambu kullanılarak katma değeri daha yüksek ürünler üretiminin de gerçekleştiğini ifade eden Kocasert, ''Denizli'de erkek ve kadın dış giyimine yönelik üretim tam gelişmiş değil. Bundan sonra gelişir mi bilemem. Ama Denizlili tekstil üreticileri şunu yapılabilir. Geleneksel havlu, sabahlık-bornoz ve çarşaf-nevresim üretimi çeşitlendirilerek, ev tekstili konseptiyle bütünleştirilebilir'' görüşünü bildirdi. Kocasert, konseptin bu üç ürüne ilave olarak nevresim, yatak örtüsü, perde, yastık kılıfı, klozet takımları gibi ürünler katılarak ''ev tekstili'' şeklinde zenginleştirilebileceğini kaydetti.

LİBYA’YA yapılan operasyon bu ülkeyle bavul ticareti yapan Merter, Laleli ve Osmanbey esnafını da vurdu. Açık hesap çalışan birçok firma yaşanan savaş sebebiyle batık yazmak zorunda kaldı. Batık yazılan rakamın 80-100 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Merter Sanayici ve İş adamları Derneği Başkanı (MESİAD) Ercan Tan, Libya operasyonunun sadece Merter esnafına faturasının 50 milyon doları bulduğunu söyledi. Tan, Merter’de 7 bin firmanın bulunduğunu ve bunların 400-500’e yakınının Libya ile birebir açık hesap çalıştığını dile getirdi. Tan “Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi ile ticaretimizin yüzde 85’i açık hesap şeklinde. Bu yıllardır böyle yürüyor. Zaten Türkiye’yi tercih etmelerinin sebebi de bu. Biz müşterimize hiçbir teminat almadan malı teslim ediyoruz. Bu zamana kadar da hiçbir sıkıntı yaşamadık. Fakat yaşanan savaş, tüm iletişimimizi kopardı. Büyük zararımız var. Ama şunu söylüyoruz. Oradaki insanlarımız bizim insanlarımız. O paralar, batık da yazsak helal olsun. Önümüzdeki dönemde durum normale dönerse tekrar gelip bizimle çalışacaklarını biliyoruz. O açıdan tek dileğimiz savaşın bir an önce son bulması” dedi. Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) Başkanı Orhan Altun ise Libya ile ticarette yaklaşık 1 aydır sıkıntı yaşadıklarını ve son 1 haftadır bağlantının tamamen koptuğunu söyledi. Laleli’de 5 bine yakın tekstil işiyle uğraşan esnaf bulunduğunu ve bunların yüzde 10’unun Libya ile açık hesap çalışan esnaf olduğunun altını çizen Altun “Zarar büyük. Borçlar tahsil edilemiyor. Açık hesabın faturası bize ağır oldu. Benim tahminim Laleli, Osmanbey ve Merter piyasasının bu savaştan 100 milyon dolar üzerinde zarar ettiği. Yakın bir zamanda da durum normale dönmeyecektir” dedi. ‘Bizden gıda istemeye geldiler’ Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği Başkanı Ali Ulvi Orhan da Osmanbey piyasasının savaştan etkilendiğini ve son 1 aydır Libya ile tüm ticaretin durduğunu söyledi. Açık hesaplar konusunda da esnafın zor durumda olduğunu belirten Orhan “Osmanbey’de irili ufaklı 4 bin tekstil firması var. Bunların en az yüzde 15’i Libya ile ticaret yapıyor ve çoğu açık hesap çalışıyor. Bir hafta öncesine kadar Libyalı müşteriler bizden gıda ve ilaç yardımı istemeye geldiler. Bizde elimizden geldiğince yardım ettik. Bu insanlara ‘borcunu öde’ diyemezsiniz. Savaşın sona ermesini bekliyoruz” dedi. HİKMET TANRIVERDİ: Müşterilerimizle iletişim koptu BÖLGE ülkelerine yıllık 600 milyon dolar üzerinde bavul ticaretinin olduğunu söyleyen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanriverdi bu rakamın yıl sonunda 10 kat düşerek 60 milyon doları zor bulacağını söyledi. Tanrıverdi, özellikle Merter ve Laleli esnafı ile Libyalı tüccarların ciddi ticaret bağlantısı olduğunu belirterek “Bu ülke ile açık hesap çalışan birçok tekstil firması var. Buradaki esnaf verdiği malın parasını alamadı. Savaş  sebebiyle tekstil firmalarının Libyalı müşterileri ile iletişimi koptu. Tahminimce 70-80 milyon dolar açık hesap var ve bu rakamı firmalar batık yazmak zorunda kaldı” dedi. Tanrıverdi bavul ticareti yanında tekstil ve hazır giyimde Libya’ya resmi ihracatın ise 2 ayda sadece 14 milyon dolar olarak gerçekleştiğini, bu rakamın geçen yılın aynı döneminde ise 10 milyon dolar olduğunu da anlattı.
Bakanlar Kurulu'nun onayladığı yerli üreticiyi koruma amaçlı tebliğ, 120 günlük gözetleme süresinin ardından 21 Temmuz 2011'den itibaren ithal tekstile ek vergi getirilmesini öngörüyor. Bu durum sektörü ikiye böldü. Üreticiler karardan memnuniyetlerini dile getirirken, ithalatçılar, bu kararın satış fiyatlarını yüzde 20-30 arasında yükselteceğini savunuyor. 13 Ocak tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 'İthalatta korunma önlemlerine ilişkin tebliği'ne Bakanlar Kurulu'ndan onay çıktı. İthal tekstile ek vergi getiren tebliğ, üreticilerin yüzünü güldürürken ithalatçıları rahatsız etti. Buna ilişkin ithalat rejimi kararına ek yapılmasına yönelik bakanlar kurulu kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı. 120 gün sonra yürürlüğe girecek karar, ithalat rejiminde 51, 52, 54, 55, 61 ve 62'inci fasıllarda bulunan ve kararda gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP) ve ismi belirtilen maddelerin ürünlerini kapsayacak. AB, EFTA, İsrail, Makedonya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Fas, Batı Şeria ve Gazze Şeridi, Tunus, Suriye, Mısır, Gürcistan, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ ve Kosova'dan ithalatta, ilave gümrük vergisi alınmayacak. Sektörün önde gelen şirketleri 120 günlük gözetleme süresinin ardından 21 Temmuz'dan itibaren uygulanacak vergi ile satış fiyatlarını artıracaklarını kaydediyor. Tekstil ve hazır giyimciler, şubat ayında Dış Ticaret'ten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'dan bu kararın ertelenmesi konusunda destek istemişti. Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın (DTM) açtığı korunma önlemi soruşturmasına paralel olarak Bakanlar Kurulu, söz konusu tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin ithalatında yüzde 20-30 arasında ilave Gümrük Vergisi uygulanmasına karar verdi. LC Waikiki'nin çatı kuruluşu Taha Holding Yönetim Kurulu üyesi İsmail Hakkı Kısacık, ek vergiye karşı olduklarının altını çizdi. Bakanlar Kurulu kararında 10 puan indirim yapıldığı belirtilmesine karşın, kilogram fiyatlarında bir oynamanın söz konusu olmadığını dile getiren Kısacık, iş dünyasına uygulanacak vergiden tüketicilerin de etkileneceğini belirtti. Tekstil ve hazır giyim sektörü, 21 Temmuz'dan itibaren satış fiyatlarına yüzde 20-30 oranında zam yapmaya hazırlanıyor. Sektörden bir temsilci ise ek vergilerin uygulanması durumunda, şu ana kadar ithal edilen bazı ürün gruplarındaki siparişlerin Türkiye'ye kayması sonucu kapasite kullanımında ve istihdamda belli bir artış olacağını belirtiyor. Ancak kararın enflasyona ve dar gelirli tüketiciye muhtemel zararlarının da gözden kaçırılmaması çağrısında bulunuyor. Kararın hükümetin enflasyon ile mücadele ve dar gelirli tüketiciyi koruma politikası ile çeliştiği iddia ediliyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin de dernek olarak kararı kesinlikte doğru bulmadıklarını dile getirerek pazartesi günü yapacakları yönetim kurulu toplantısız kararına göre gerekli adımları atacaklarını aktardı. Süvari Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Coşkun ise sektörün iyi bir ivme yakaladığını, alınan kararın bu düzeni sekteye uğratacağını kaydetti. Sonuçta alınan karardan en fazla tüketicilerin etkileneceğini de aktaran Coşkun, uygulamanın başlamasıyla birlikte yüzde 20 oranında bir zam yapılacağını da ifade etti. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle ise tebliği olumlu karşıladıklarını kaydederek, "Referans fiyatlarda henüz bir değişikliğe gidilmedi. Daha önce yüzde 40'ları bulan vergi oranlarında 10 puanlık bir indirim yapıldı. Hepimize hayırlı olsun." dedi. Sarar Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar da iç piyasada ciddi bir hareketliliğin yaşanacağını ileri sürdü.
"Türkiye'de ve Dünyada Tekstil-Hazır Giyim Sektörü'nün Önemi" konulu MÜSİAD Tekstil ve Deri Sektör Kurulu Paneli'i; İTHİB Başkanı İsmail Gülle, MESİAD Başkan Yardımcısı Halit Tuna, Akkuş Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Akkuş'un katılımıyla gerçekleştirildi. İTHİB Başkanı İsmail Gülle, "Tekstil Sektörü İle İlgili Güncel Gelişmeler ve Sorunlar" başlıklı yaptığı sunumda, sektörle ilgili değerlendirmede bulundu. Tekstil sektörünün geçmişten günümüze hem üretim hem de ihracat açısından büyük potansiyeli olduğuna dikkat çeken Gülle, bu potansiyeli hedef pazarlar ve yenilikçi ürünlere yönelerek daha fazla ileriye götürmenin mümkün olduğunu kaydetti. Gülle, "Güç birliği ile birlikte sektörümüz uluslararası pazarlarda daha ileri seviyelere gelebilecek potansiyeldedir" dedi. Tekstil sektöründe 2010 yılında ihracatın 6.5 milyar dolara çıktığına işaret eden Gülle, 2009 yılı haricinde sektörün hep ülke ihracatının önünde koştuğunu ifade etti. Geçen yıl en fazla tekstil ihraç edilen ülkeleri Rusya, İtalya, Almanya, Romanya, Polonya ve İran olarak sıralayan Gülle, "Bu dönemde Rusya'ya ihracat yüzde 44,2, İtalya'ya yüzde 16,7, Almanya'ya yüzde 15,3, Romanya'ya yüzde 9,2 ve Polonya'ya yüzde 1,1 artmıştır. Geçen sene ihracatta büyük bir sıçrama gerçekleştirilen İran'a bu sene yüzde 4,6 ihracat artışı olmuştur. Çin, sürpriz bir şekilde 2009 yılında 20. büyük Pazar iken 2010 yılında 15. büyük Pazar konumuna gelmiştir" diye konuştu. 2010 yılında sektörün olumlu performansının üretim ve kapasite kullanımında da olumlu bir gelişme yarattığını belirten Gülle, üretim eğiliminin Ocak-Mayıs döneminde yüzde 20'lerde artış gösterirken Haziran'dan itibaren artışın yavaşladığını Ağustos-Kasım aylarında ise tek haneli rakamlara düştüğünü ifade etti. Gülle, "Kapasite kullanım oranları ise 2010 Ocak ayında yüzde 71'lerde iken 2010 Aralık ayında yüzde 80,1'e yükselmiştir. 2011 yılı Ocak ayında yüzde 77,6 olmuştur" dedi. 2010 yılındaki ihracattaki artış trendinin istihdama da yansıdığını dile getiren Gülle, 2009'a göre yüzde 4.8 artışla 15 binin üzerinde ilave kişiye istihdam sağlandığını belirtti. Gülle, faaliyette bulunan firma sayısının da yüzde 1.2 arttığını ifade etti. Hedef pazarlara yönelmenin önemine işaret eden Gülle, yeni gelişen pazar alanı olan teknik tekstile yönelmenin gerekliliğine de dikkat çekti. Gülle, tekstil pazarında yüzde 25 olan teknik tekstilin payının sürekli genişleyen kullanım alanları nedeniyle artışını sürdürdüğüne değinerek, Türkiye'de 1 milyar dolar civarında teknik tekstil ihracatının olduğunu kaydetti. MÜSİAD Tekstil ve Deri Sektör Kurulu Başkan Feysel Ablak ise tekstilin geçmişte olduğu gibi gelecekte de önemini koruyacak bir sektör olacağını belirterek, "İstihdam ihracat gibi ülke ekonomisinin can damarı olan unsurların en yüksek payları tekstil sektörü tarafından karşılanmaktadır" dedi. Lokomotif sektör olan tekstilde kronik hale gelmiş birtakım sorunların olduğuna işaret eden Ablak, sektörde fason etkisinin yoğun olmasını yaşanan sorunlardan biri olarak gösterdi. Sektördeki markalaşma, tasarım ve girişimcilik konusundaki eksikliklerin giderilmesi adına ciddi çalışmaların yapılması gerektiğine işaret eden Ablak, "2010 yılında yakaladığımız ihracat sıçramasının ekonomik ortama olan güvenin artarak devam etmesi ile birlikte, 2011 yılında da daha hızlı bir şekilde artacağı inancındayız" diye konuştu.
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği(UTİB) Başkanı İbrahim Burkay, `Çin`e yaptığımız ev tekstili ihracatı günden güne artıyor. Tüm dünyaya mal satan Çin`e mal satabilmek, sektörümüzün başarısıdır.` dedi. Bu yıl 16`ncısı düzenlenen `Intertextile Shanghai Home Textiles 2010 Fuarı`na geçtiğimiz yıla nazaran iki kat fazla firmayla katıldıklarını hatırlatan UTİB Başkanı Burkay, Uzakdoğu, Latin Amerika ve Ortadoğu gibi önemli bölgelerde yeni pazarların peşinde olduklarını belirtti. Fuara, `Turkish Deco Team` oluşumu çerçevesinde 32 firmayla katıldıklarını hatırlatan Burkay, Çin pazarında, Türk tekstilcilerinin yeni tasarım ve ürülerini tanıtma şansı yakaladıkları kaydetti. Burkay, şu değerlendirmeyi yaptı: `Dünya ekonomisindeki dengelerin son yıllarda gösterdiği Batı`dan Doğu`ya doğru kayma eğiliminin devam edeceği dikkate alındığında, işsizliğin ve ekonomik durgunluğun devam ettiği Avrupa`ya karşın önemli ihracatçı ve ithalatçı konumundaki Çin, Hindistan, Kore ve Brezilya gibi ülkeler dünya ekonomisinde lokomotif konumuna yükselmektedir. Türkiye olarak geleneksel pazarlardaki paylarımızı korumaya devam ederken, yeni pazarlara ulaşmak adına çalışmalarımız da devam edecektir.` ÇİN`E EV TEKSTİLİ İHRACATI SÜREKLİ ARTIYOR Dünyanın en büyük ekonomilerinden olan Çin`e yapılan ev tekstil ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 231 arttığına dikkat çeken Burkay, `Bu başarı hem küresel kriz ortamında sağlanmış bir başarı olup, hem de tüm dünyaya ürün tedarik eden Çin`e ürün satmak adına gerçekleştirilmiş bir başarıdır.` diye konuştu. Burkay, 2010 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında da Türk ev tekstili ihracatımızın sırasıyla yüzde 62, yüzde 57 ve yüzde 66 arttığını sözlerine ekledi.