"İhracat" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Türkiye`nin Çin`e olan ihracatı sektörsel olarak incelendiğinde, ilk sırayı yüzde 57 pay ile (516 milyon dolar) madencilik ürünleri alıyor. Daha sonra ise 133 milyon dolarla kimyevi maddeler, 60 milyon dolarla demir çelikten üretilen ürünler ve 52 milyon dolarla da tekstil ve ham maddeleri sıralanıyor. Artan ihracat rakamına paralel olarak son donemde hazır giyim ve konfeksiyon, kimyevi maddeler, taşıt araçları yan sanayi ve çeşitli makine ürünlerinin ihracatında artış kaydedilmişti. Türk ihracatçısının Çin pazarını keşfetme girişimleri sırasında belirli sorunlar da beraberinde geliyor. Türkiye`nin geleneksel ihraç pazarları dışında yer alan ve pratik ticari uygulamalar açısından oldukça farklılık arz eden Çin pazarında, Türk firmalarının yerel firmalar ile ticari işlem sırasında dikkat etmeleri gereken hususlar bulunuyor. Uzmanlar, Çin ile yapılan ticarette anlaşmazlığa düşülmemesi için şu hususlara dikkat edilmesini tavsiye ediyor: 1- Öncelikle Ticari ilişkide bulunulacak Çinli firmanın üretici veya ticaretçi olup olmadığının belirlenmesi ve özellikle internet üzerinden temas kurulan firmalar ile tercihan ticari işleme girilmemesi 2- Bu amaca yönelik olarak mutlaka yerinde tespit çalışması yapılması ve bu süreçte gerekli olduğu takdirde yerel danışmalık şirketlerden profesyonel destek alınması 3. Alınacak bu profesyonel desteğin, pazar araştırması (üretim, tüketim, fiyatlandırma, dağıtım kanalları, vergiler gibi konularda) surecinde de kullanılması 4- Ticari ilişki kurulacak Çinli firma ile mutlaka sözleşme imzalanması ve bu sözleşmenin ürün tanımı, ödeme yöntemleri, belgelendirme, anlaşmazlıkların halli gibi hususları içermesi 5- Sözleşmenin yerel ticaret odaları ve konsolosluklar vasıtasıyla onay işlemlerinin tamamlanması 6- Ticari işlem sırasında uluslar arası kabul görmüş ödeme yöntemleri ile çalışılması (akreditif) 7- İthalat ilişkisine girilmesi durumunda, üretim öncesinde ve yükleme sırasında mutlaka gözetim (inspection) firmaları ile çalışılması 8. Sözleşme tanımı dışında ürün gönderimi ile karşılaşılması halinde, gözetim firmaları vasıtasıyla bu durumun belgelendirilmesi ve ispat sürecinin başlatılması 9. Ticari anlaşmazlık ile karşılaşılması durumunda, öncelikle dostane çözüm yöntemlerinin izlenmesi, sonuç alınamaması durumunda, mutlaka hukuk büroları vasıtasıyla çözüme gidilmesi. 10. Ticari ilişki kurulması öncesinde ve sürecin her aşamasında, gerekli olduğu takdirde sonrasında Tük Büyükelçilikleri bünyesindeki ticaret müşavirliklerinden yönlendirme alınması
İhracatın lokomotif sektörü olan hazır giyim ve konfeksiyonda ihracat yapan KOBİ sayısındaki artış dikkat çekiyor. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği(EHKİB)`nin kayıtlarına göre 2009 Ağustos ayında 50 bin doların altında ihracat yapan firma sayısı 156 iken bu yılın aynı ayında 199 KOBİ, konfeksiyon ihracatına imza attı. Aylık bazda ise geçen yıl 272 olan imalatçı ihracatçı firma sayısı, 2010`da yüzde 12`lik artışla 305`e ulaştı. 2009 Ocak-Ağustos döneminde EHKİB aracılığıyla 50 bin doların altında ihracat yapan KOBİ niteliğindeki firma sayısı 331 iken 2010`un ilk sekiz aylık döneminde 370`e yükseldi. EHKİB`den ihracat yapan firma sayısının toplamı ise 2009`un ilk sekiz aylık döneminde 600 iken 2010 yılının aynı döneminde 628`e çıktı. KOBİ niteliğindeki firmaların ihracata yönelmesinden son derece mutlu olduklarını belirten EHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kızılgüneşler, `Geçen nisan ayında göreve geldiğimizde, KOBİ niteliğindeki firmaların ihracatla tanışması için yoğun bir çalışma yürüttük. İlk aşamada İhracat Danışma Hattı`nı devreye soktuk. Sonra MTK Çarşısı ve Mimar Kemalettin Moda Merkezi`ndeki firmalarla bir araya gelerek, ihracat ve devlet yardımları konusunda bilgilendirme seminerleri düzenledik. KOBİ`lerin daha fazla ihracata yönelmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.` dedi. Türkiye`de hazır giyim ve tekstil sektörünin 1980`den sonra ciddi bir gelişim ve sıçrama gösterdiğine işaret eden Kızılgüneşler, `Türkiye, 1980 yılında toplam 2,9 milyar dolar ihracat yaparken 2010`da 110 milyar dolara ulaştı. Hazır giyim ve tekstil sektörü olarak bu rakama, yaklaşık 22 milyar dolarlık katkı sağlayacağız. KOBİ`lerin ihracatçı olması sosyal barışa büyük katkı sağlayacak, ayrıca istihdama da olumlu yansıyacak. Türkiye`nin 2010 yılının ilk yarısında yüzde 11`lik büyüme rakamına ulaşmasında en büyük pay, konfeksiyon ve tekstil sektörlerinindir.` şeklinde konuştu. EHKİB, 2009 Ocak-Ağustos döneminde 595 milyon 716 bin dolarlık konfeksiyon ürünleri ihraç etmişken bu yılın aynı döneminde rakam, yüzde 12,5`lik artışla 670 milyon 428 bin dolara çıktı. EHKİB Başkanı Kızılgüneşler, `Yılın geri kalan dört aylık döneminde de çıtayı yukarıya çıkararak, yıl sonunda 1 milyar doların üzerinde ihracat hedefliyoruz.` dedi.
Zayıf euro kuru nedeniyle maliyet baskısıyla karşı karşıya kalan tekstil ve hazırgiyim ihracatçısı, zarar etmemek için Avrupalı müşterileriyle yeniden pazarlık masasına oturdu. Geçmişte kurun yükseldiği dönemlerde alıcıların fiyatların aşağı çekilmesi yönünde baskısıyla karşılaşan ihracatçı, şimdi de euronun 2.20'den 1.90'a kadar gerilemesi nedeniyle yüzde 15-20 fiyat artışı için bastırıyor. Fiyat artışını kabul etmeyen müşteriyle ise sözleşmeler iptal ediliyor. Ağustosta otomobil sektörünü geçerek ihracat şampiyonu olan tekstil ve hazırgiyim sektörü, bu başarısını koruyabilmek için bu günlerde alıcılarla sıkı pazarlık içinde. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, üretim girdilerinin sürekli artması nedeniyle tekstilcinin dayanacak gücünün kalmadığını belirterek "Firmalar artık sözleşmeleri iptal etmeyi tercih ediyor. Avrupa'ya genel ihracatımızda yüzde 10 düşüş olabilir. Şu an yaşanan sıkıntı 3 ay sonra ortaya çıkacak" dedi. İspanyol alıcıdan yüzde 10 fiyat artışı talep ettiklerini belirten Crispino gömleklerinin üreticisi Yunus Akdaş da "Kendileri paritedeki en ufak bir düşüşte hemen fiyatlara yansıtıyor. Biz isteyince ise kabul etmediler. Bu nedenle 2011 kış sezonuna ait 200 bin takım elbiselik sözleşmeyi iptal ettik" diye konuştu. İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle ise "Alıcılar geçmişte sözleşmeleri iptal etmekle tehdit edip, bizden yüzde 20'lere varan fiyat indirimleri alıyorlardı. Şimdi böyle zararına iş yapmaktansa sözleşmeyi iptal etmek daha doğru" dedi.   İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi: Avrupa'ya ihracat yüzde 10 düşer Özellikle hazırgiyim sektöründe ihracatın yüzde 80'ini Avrupa'ya yapıyoruz. Ancak bu kurlarla fiyat tutturmamız çok zor. Sektörde sözleşmeler çok basit hazırlandığı için oluşan farklar çok fazla yansıtılamıyor. Ancak zamanında Avrupalı alıcılar arasında fırsatçılık yapanlar olmuştu. Şimdi ise yılbaşıyla bugün arasında yüzde 10'un üzerinde kur farkı var. Bu kaybı karşılayacak indirimler olmadı. Üretim girdilerimiz dolarla, satış euroyla. Paritedeki değişim olumsuz etkiliyor. Fiyat tutturabilme şansına sahip olamıyoruz. Firmalar ya sözleşmeleri iptal etmeyi tercih ediyor ya da yeni sözleşmeleri yapamıyor. Bu maliyetle yapmaktansa siparişi kaptırmayı göze alıyor. Siparişler zayıflıyor. Bir an önce tedbir alınmazsa, önümüzdeki dönemde Avrupa'ya ihracatta yüzde 10 azalma olabilir. Yıllardır zar zor kazandığımız pazarları kurdaki dengesizlik yüzünden kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Şu anda sipariş dönemi. Firmalar 2-3 aylık programla çalışıyor. Yaşanan sıkıntı 3 ay sonra ortaya çıkacak. Firmalar şu anda gelecekle ilgili üretim programlarını yapamıyor. Bir ay sonra çalışıp çalışmayacağı belli değil.   Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu: Zammı kabul edenle çalışırız Bizim yıllık genel ihracatımız 400 milyon dolar civarında. Sadece tekstil ihracatı değil tüm yeni sözleşmelerimizde fiyatları yüzde 15-20 arttırdık. Eski sözleşmeleri yerine getiriyoruz ancak yeniler için fark istiyoruz. "Bu fiyatı kabul ederseniz çalışabiliriz" diyoruz. Kaç yıldır bir tek tekstilde fiyatlar aynı kalıyor. Memnun olan yok ama bu fiyatlarla iş yapılamayacağının artık herkes farkında. Vadelerimiz genelde 90 ile 120 gün arasında değişiyor. Bu oranda bir artış makul diye düşünüyoruz. Özellikle pamuk fiyatları anormal yükseldi, dünyada pamuk ekimi çok azaldı. Bir süredir ölü sezondu, Avrupa tatildeydi. Esas sezon şimdi başlıyor. Artık akışına bıraktık gidiyoruz. Euro/dolar paritesini kendi içimizde dengeliyoruz.   İTHİB Başkanı İsmail Gülle: Alıcı bu fırsatı hiç kaçırmadı Geçmişte kur yükseldiği dönemlerde Avrupalı alıcılar bizden ciddi fiyat indirimleri talep ediyordu. Devalüasyon yaşadığımızda alıcılar bu fırsatı hiç kaçırmamıştı. Fiyatları yüzde 20'ye varan oranlarda düşürmüşlerdi. Şimdi de parite bazında bir para değerini kaybediyorsa, fiyatların güncellenmesi son derece doğal. Hatta kurun yansıması da gerekmez, bu koşullarda üretici zarar ediyor. Hammadde fiyatları ciddi oranda arttı. Artık zararına iş yapmaktansa sözleşmeyi iptal etmek daha doğru. Zaten işin üzücü tarafı, fiyatlarımızın son derece ucuz olması. Daha fazla dayanamayıp sözleşmelerini iptal edenleri tebrik etmek lazım.   Eski Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş: Ayda 4-5 siparişi reddediyoruz Maliyetler artık o kadar zorluyor ki, fiyatların revize edilmesi yönünde talepler giderek arttı. Özellikle son 3 aydır görüşmeler yapılıyor, sıkı pazarlıklar var. Müşteriden fiyat artışı istiyoruz. Ortak bir nokta bulmaya çalışıyoruz. Sonuçta yine şartları müşteri belirliyor. Üreticinin çok fazla hareket yapma şansı yok. Dengeyi dizayn ve tasarımda fark yaratarak sağlamaya çalışıyoruz. Sipariş iptal etmedik ancak fiyat nedeniyle artık siparişi kabul edemeyeceğimiz durumlar oluyor. Ayda en az 4-5 kez 40 bin adede yakın miktarlarda siparişi kabul edemiyoruz. Talepleri geri çeviriyoruz. Her ay bu kadar bir iş kaybımız söz konusu oluyor.   Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz: İhracatçı kendi dengesini kursun Biz fason ihracatı yapmıyoruz, yurtdışındaki Koton mağazalarına ve franchise mağazalarımıza ürün gönderiyoruz. Alacak ve borçlarımızın yapısını birbirine benzettik. Yani euro bazında ithalat yapıyorsak, ihracatı da eurodan yapıyoruz. Dolarda da aynı. Bir nevi doğal denge sağladık. Kendimizi olası dalgalanmalara karşı koruma altına aldık. Dolayısıyla kurdaki düşüş ya da yükselişler bizim bilançomuzu etkilemiyor. Ticaretin genel olarak bu tarz risklerden arındırılması lazım. Ancak döviz kurlarının dengelenmesi ve bir miktar daha yükselmesi Türkiye açısından daha doğru. Mevcut durum işleri dengeli bir şekilde sürdürmeye pek uygun değil.
Türk hazır giyim ve konfeksiyoncularının en gözde pazarı kuşkusuz Rusya. Nitekim halen yurtdışında en çok Türk mağazasının bulunduğu ülke de Rusya. Bir dönemler bavul ticareti yoluyla bu ülkeye mal satan firmaların yerini artık perakende zincirleri almış durumda. Para Dergisi`nin bu haftaki sayısında yer ala Rusya`yı fetheden Türk hazırgiyimciler. Rusya`da en çok mağazası olan Türk şirketi 152 şubesiyle, blue jean markası Colin`s`in sahibi Eroğlu Holding. Adil Işık`ın 29, Damat Tween`in 9, Ramsey`in 14 mağazası var. Süvari, 2 yıl içinde 20 mağazaya ulaşmayı hedefliyor. Rusya hazır giyim perakendeciliğinde öne çıkan Türk şirketleri arasında, kendi kategorisinde lider olanı bile var. Romano Botta markasının sahibi Kanpak Tekstil, 74 mağazayla erkek giyiminde en çok mağazası olan firma durumunda.
Ulaştırma Bakanlığı, Pakistan ile ticaret hacmini daha geliştirmek için `Türkiye-Pakistan Konteynır Treni`ni sefere koydu. 2 Ağustos`ta İstanbul`dan hareket eden tren, Pakistan`ın kurtuluş günü olan 14 Ağustos günü İslamabad şehrine vardı. İki ülke arasında (İstanbul-İslamabad) ilk zamanlar haftada bir karşılıklı tek sefer yapacak olan konteynır treni, bir seferde net 500 ton yük taşıyacak. 6 bin 565 kilometrelik mesafeyi 11 günde alacak tren, kara ve denizyolundan daha kısa sürede yükleri Pakistan`a ulaştıracak. Türkiye ile Pakistan arasında yükler karayolu ile (6 bin 250 kilometre) 17 günde, denizyolu ile ise 37 günde taşınabiliyor.   SÜRE KISALACAK VE UCUZLAYACAK Denizyolu ile İstanbul`dan İslamabad`a yük taşımak için, sırasıyla; Marmara Denizi, Ege Denizi, Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu`nu aşmak gerekiyor. Karayolu ile taşınacak yükler ise 6 bin 250 kilometrelik Türkiye ve İran üzerinden 17 günde ancak İslamabad`a taşınabiliyor. Demiryolu ile yapılacak taşımacılık zaman yanında ekonomik de olacak. Karayolu ile bir TIR`ın 12 bin dolara taşıdığı yük, trenlerle 5 bin dolara taşınabilecek. Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacminin yüzde 60`ı ithalat, yüzde 40`ını ise ihracat oluşturuyor. `İstanbul-Tahran-İslamabad Konteynır Treni` ile Pakistan`dan Türkiye`ye tekstil ürünleri (iplik, konfeksiyon, deri vb.) pamuk, medikal el aletleri, oyuncak, oyun ve spor malzemeleri taşınacak. Türkiye`den Pakistan`a ise, makine ve makine parçaları, kimyasal ürünler, kağıt ve kağıt ürünleri, oto yedek parçaları, tarım aletleri vb. yükler taşınacak. İstanbul`dan harekete edecek yük treni, Zahedan şehrine geldiğinde, Pakistan vagonlarına aktarılacak.
–Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ihracatta eksen kayması olmadığını, ilköğretimde öğretilen Türkiye`nin jeopolitik konumunu en iyi şekilde değerlendirdiklerini vurguladı. `Her pazarın ihtiyacına uygun ürünler sunarak, söğüt yaprağından düdük çıkararak ihracatımızı arttırıyoruz` diyen Çağlayan, bunun en çarpıcı örneğinin tavuk bacağı ihracıyla ihracatın artırıldığı Çin olduğunu belirtti. – Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Temmuz`da ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6 arttığına dikkat çekerek, 7 aylık artış oranının yüzde 13.1 olduğunu belirtti. İhracatta eksen kayması olmadığını ifade eden Çağlayan, ilköğretimde öğretilen Türkiye`nin jeopolitik konumunun en iyi şekilde değerlendirilmesinin söz konusu olduğunu vurguladı. Çağlayan, `Her pazarın ihtiyacına uygun ürünler sunarak, söğüt yaprağından düdük çıkararak ihracatımızı arttırıyoruz` dedi. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, TİM`in açıkladığı Temmuz ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi. Temmuz`da ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6 arttığına dikkat çeken Çağlayan, 7 aylık artış oranının yüzde 13.1 olduğunu vurguladı. Almanya`ya da, Çin`e de, ABD`ye de, Romanya`ya da, Suriye`ye de önemli ihracat artışı sağlandığını belirten Çağlayan, `Global krizde rekabet şartları değişirken hem ihracatın yüksek olduğu ülkelerde ihracat artışı sağlamayı, hem de yeni ülkeleri ihracatın yıldızı yapmayı hedefliyoruz. Dünya ticaretinden daha fazla pay almanın yollarını arıyoruz. Bu, eksen kayması değil, ilköğretimde öğretilen Türkiye`nin jeopolitik konumunun en iyi şekilde değerlendirilmesidir` diye konuştu. Çin`e olan ihracatın yedi aylık dönemde 1 milyar 263 milyon dolar seviyesine ulaştığına işaret eden Çağlayan, bu değerin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80 daha fazla olduğunu vurguladı. 2009 yılında ilk yedi aylık dönem ihracatta 25. sırada bulunan Çin`in, bu dönemde 15`inci sırada yer aldığını bildiren Çağlayan, ortaya çıkan bu gelişmenin Çin`in ihracattaki sıralamasın olumlu seyrinin yanı sıra şimdiye kadarki Türkiye`nin ihracatındaki en yüksek seviyeyi işaret ettiğini kaydetti. `Her pazarın ihtiyacına uygun ürünler sunarak, söğüt yaprağından düdük çıkararak ihracatımızı arttırıyoruz` diyen Çağlayan, bunun en güzel örneğinin de Çin`e olan ihracat olduğunu kaydetti. -ÇİN`E TAVUK AYAĞI İHRAÇ EDEREK İHRACATI ARTIRDIK- Tavuk ayağını Çin`e göndererek ihracatın artırıldığını ifade eden Çağlayan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: `Bu 7 aylık dönemde geçen yıla göre fındık ihracatımızdaki artış yüzde 23 düzeyindedir. Bunun gibi madencilik, kimya, makine, otomotiv, tekstil gibi sektörlerde de geçen yıla göre önemli artışlar görülmektedir. Geçen yıl 7 aylık ihracatımızda 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğimiz ülke sayısı 16 iken bu dönem 20 olmuştur. Bu dönemde geçen yıl 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğimiz 16 ülkede sağlanan ihracat artışı 3.6 milyar dolardır. Geçen yıl ihracatımızda önemli bir paya sahip bu ülkelerde ihracatımız artarken bu yıl Çin, Libya, İsrail, Belçika ve Suriye de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapılan ülkeler arasında yer almıştır. Hem ihracatınızın en yüksek olduğu ülkelerde ihracat artışı sağlamaya, hem de yeni ülkeleri ihracatımızın yıldızı yapmaya çalışıyoruz. Ayrıca diğer ülkelerde de daha fazla pay almanın yollarını arıyoruz. Güçlü olduğumuz pazarlarda daha fazla ihracat yapmanın yollarını ararken yeni pazarlarda da tutunmanın, güçlenmenin çabasındayız. Bu gelişmeler, eksen kaymasından değil ilköğretimde öğretilen ülkemizin jeopolitik konumunun hükümetimizce en iyi şekilde değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. İhracatımızdaki bu gelişmeler başta ihracatçılarımızın girişimleri olmak üzere hükümetimizin sağladığı siyasi ve mali istikrarın yanı sıra gerek ticari ve gerek politik diplomasının başarıyla bütünleşmesinden kaynaklanmaktadır.` -BİR ÖNCEKİ AYA GÖRE İHRACAT ARTIŞI YÜZDE 2.2- İhracatçı Birlikleri kayıtlarına göre; Temmuz`da ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6 artarak 9 milyar 416 milyon dolar olduğunu vurgulayan Çağlayan, geçen aya göre ihracatın yüzde 2.2 arttığını vurguladı. TÜİK rakamlarına göre kesinleşen 6 aylık ihracatın, 2009 yılının ilk yarısına göre yüzde 14.9 oranında artarak, 54.8 milyar dolara ulaştığına değinen Çağlayan şu noktalara dikkat çekti: `TÜİK`in 6 aylık kesinleşen ihracat rakamına Temmuz 2010 ihracatçı birlik kayıt rakamını eklediğimizde 7 aylık ihracatın 64.2 milyar dolara ulaşmıştır. Son 12 aylık ihracat rakamlarında ise 12 aylık ihracatımızın 110 milyar dolara ulaştığı görülmektedir. Bu da Orta Vadeli Programda belirlediğimiz 107.5 milyar dolar ihracat hedefine rahatlıkla ulaşacağımızın göstergesidir.` -TARIM ÜRÜNLERİNDE İHRACAT ARTIŞI YÜZDE 10.7- Temmuz ayı ihracatını sektörel bazda değerlendiren Çağlayan, Temmuz ayı Birlik kayıtlarına göre, tarım ürünlerindeki ihracat artışının yüzde 10.7, sanayi ürünlerindeki ihracat artışının yüzde 4.5 iken, madencilik ürünlerindeki artışın ise yüzde 32.1 seviyesinde olduğunu vurguladı. Çağlayan, ihracat içindeki ağırlıkları dikkate alındığında, Temmuz ayı ihracatında 2009 yılına göre yaşanan yüzde 6`lık artışa sanayi sektörünün katkısının 3.83 puan; tarım sektörünün 1.20 puan ve madencilik sektörünün ise 0.93 olduğunu kaydetti. -ALMANYA`YA İHRACAT YÜZDE 17.3 ARTTI- Temmuz ayında Almanya`ya ihracatın yüzde 17.3 artarak 1 milyar 27 milyon dolar seviyesine yükseldiğine ve en çok ihracat yapılan ülke olduğuna dikkat çeken Çağlayan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: `Almanya`yı sırasıyla 590 milyon dolarla İngiltere, 526 milyon dolarla İtalya, 525 milyon dolarla Irak ve 495 milyon dolarla Fransa takip etti. 2009 yılı Temmuz ayında 6. sırada yer alan Rusya`ya ihracatımız, Temmuz 2010`da yüzde 64.4 artmış ve payı yüzde 2.7`den yüzde 4.13`e yükselmiştir. Almanya`nın payı yüzde 9.9`dan yüzde 10.9`a, Irak`ın payı ise yüzde 4.8`den yüzde 5.6`ya (değer bazında yüzde 24.2 artışla) yükselmiştir. Her zaman güçlü pazarlarımızın başında yer alan Almanya`ya aylık ihracatımızın 1 milyar dolar üzerine çıkması bu ülkeye yılsonunda 10 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirebileceğimize işaret etmektedir. Kriz öncesi dönemde ekonominin büyüdüğü dönemde 2008 yılı Temmuz ayında 306 milyon dolar ihracatımız varken Temmuz`da ABD`ye ihracatımız 329 milyon dolar gerçekleşmiştir. ABD`de işadamlarıyla birlikte geçtiğimiz hafta yaptığımız temaslarla bu ülkeye ihracatımızda önemli artışların görülmesini bekliyoruz. Romanya`ya yedi aylık toplam ihracatımız geçen yıla göre yüzde 24 artışla 1 milyar 457 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu ülkeye otomotiv, konfeksiyon, kimya ve yaş meyve, sebze ihracatında önemli artışlar görülmektedir.

Nike, Gap ve Zara gibi dünyaca ünlü markalarına üretim yapan Yeşim Tekstil`in üst yöneticisi (CEO) ve Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği(UHGKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Şankaya, 2009 yılında Türkiye olarak 13,3 milyar dolar hazır giyim ihracatı yapıldığını belirterek, 2008 yılına göre yüzde 15,5 düşüş olduğunu belirtti. Şankaya, dünyanın birçok ülkesine yönelik ihracatta önemli düşüşler olurken global krizden en az oranda etkilenen Ortadoğu ve Afrika gibi bölgelere yapılan ihracatın arttığını vurgulayarak, bu yıl ise genel olarak hazır giyim ihracatında bir iyileşme yaşandığını anlattı.

Bursa olarak ele alındığında da Ocak-Mayıs döneminde ihracatta bir artış olduğuna işaret eden Şankaya, şöyle konuştu: ``Dolar ve avrodaki iniş çıkışlardan dolayı sipariş verecek olan Avrupalı müşterinin daha çok bu taleplerini Türkiye`ye kaydıracaklarını düşünüyorum. Düşündüğümüz de bir anlamda gerçekleşti. Özellikle Uzakdoğu`dan dolarla alım yapan Avrupalı müşteri, dolardaki artış dolayısıyla, Uzakdoğu`dan uzaklaşarak, avro ile çalışan Türkiye`ye doğru siparişlerini kaydırdı. Ekonomik krizin etkilerinin yavaş yavaş ortadan kalkmasıyla birlikte iç ve dış talepte artışlar devam edecek.`` Şankaya, 2008 ve 2009 yıllarında ağır kriz koşullarına rağmen yeni pazarlar bulmayı başardıklarını belirterek, şunları kaydetti: ``2010 yılının ilk 6 ayında Avrupa`da siparişlerde bir azalma olmadı. Ancak ikinci 6 ayda Yunanistan`dan sonra Avrupa`nın birçok ülkesine yayılmaya başlanan krizin etkisiyle Avrupa pazarında biraz daha durgunluk bekliyorum. Ancak Kuzey Amerika gibi geleneksel pazarlarımızda Afrika, Ortadoğu, Asya ve Güney Amerika gibi yeni pazarlarda yavaş yavaş ihracat adına olumlu gelişmeler gözleneceğini düşünüyorum. Yeni pazarlarımızdan oldukça umutluyuz.``
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, kurun ithalata etkisinin, ihracata etkisinden en az 10 kat daha fazla olduğunu bildirerek, ``Kur ithalatı azdırıyor. Canavar. Ben üretime göre ihracat değil, ihracata göre üretim yapmalıyım`` dedi.  Bakan Çağlayan, ABD`de Kaliforniya`nın Los Angeles şehrinden Teksas`ın Houston şehrine geçerken uçakta gazetecilerle sohbet etti. 2023 yılında 500 milyar dolar hedefini yakalamak için belirlenecek yeni ihracat strajesini ilkin Ekonomik Sosyal Konseye sonra da Bakanlar Kurulu`na sunacağını bildiren Çağlayan, kurun ithalata etkisinin ihracata etkisinden en az 10 kat daha fazla olduğunu, kurun ithalatı azdırdığını bildirdi. Bakan Çağlayan, şunları söyledi: ``Los Angeles limanında teknede ihracat birlik başkanlarıyla görüştüm. Los Angeles gibi uzak pazarlara ulaşmadaki en büyük sorumuzun süre. Bu süreyi nasıl minimize ederiz. Burada, limanda antrepolar oluşturup ürünlerimizi bu antrepolarda depolayabiliriz. İlk pilot örneğini Los Angeles`da yapacağımıza inanıyorum. Dış Ticaret Müsteşarlığı lojistik biriminden, ihracat genel müdürlüğünden, ihracatçı birliklerinden oluşan bir heyet 1 ay içinde Los Angeles`a gelecekler. Antrepoda yer almak için 5 sektör belirledik. Bunlar, hazırgiyim, konfeksiyon ve tekstil, elektrikli makinalar, deri ürünleri ve ayakkabı, kimyasallar ve plastikler ile mobilya. Limanda büyük bir antrepo kurduktan sonra ihracatı ciddi manada artıracağımızı sanıyorum. Çin, Güney Kore böyle yapıyor. Ekonomik Araştırmaları Değerlendirme Genel Müdürlüğü vardı. Buraya bayan genel müdür getirdim. 15-16 da personel verdim. Proaktif olacaksınız dedim. İhracat odaklı üretim stratejisini, girdi tedarik stratejisini, avro-dolar dalgalanmasının, avro ve doların ayrı ayrı değer kaybetmesinin bizim ihracatımıza etkilerini tespit ettirdim. Bu birim inanılmaz raporlar hazırlıyor. Merkez Bankası ile de görüşüyorum. Kurun ithalata etkisi, ihracata etkisinden en az 10 kat daha fazla. Kur ithalatı azdırıyor. Canavar. Parite düşerse ne olur? Hangi sektöre, hangi ülkelere etkisi olur değerlendirdik. Bir kez ithalatın yüzde 60`ı dolar, ihracatın yüzde 48`i avro. En büyük pazarım Avrupa`ya ihracatımın yüzde 78`ini avro ile yapıyorum. Bunlar hesap kitap işi. Ben üretime göre ihracat değil, ihracata göre üretim yapmalıyım.``
Çin para birimi yüenin ABD doları karşısında yüzde 5 oranında değer kazanması durumunda, Çinli tekstil şirketlerinin yarısının iflas edebileceği ileri sürüldü. Çin Ulusal Tekstil ve Konfeksiyon Konseyi Başkan Yardımcısı Gao Yong, yerli tekstil firmalarının yüzde 3-5 arasında değişen kar oranlarının yüenin değerlenmesi baskısıyla karşı karşıya bulunduğunu belirtti. Gao, China Daily gazetesinde yer alan açıklamasında, yüenin değer kazanmasını ham madde ve iş gücü fiyatlarının artmasına yol açacağına işaret etti. Gazetenin haberinde hükümetin mart ayında `yüen baskısı` denediği ve bunun yüenin yüzde 1 oranında değer kazanması durumunda emek yoğun tekstil işletmelerinin karının yüzde 1 düştüğünü gösterdiği kaydedilerek, yüenin büyük oranda değerlenmesinin milyonlarca kişinin işine mal olabileceği uyarısı yapıldı. Çin Ticaret Bakanlığının verilerine göre Çin tekstil endüstrisinde 20 milyon kişi istihdam ediliyor. Pamuk ekiminde ise 140 milyon kişi çalışıyor. Çinli ekonomist Can Bing, yüenin 2005-2008 döneminde dolar karşısında yüzde 21 değer kazandığını hatırlatarak, bunun Çin tekstil ürünlerinin fiyatının artmasına ve Vietnam, Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinin ürünleri karşısındaki fiyat avantajını kaybetmesine yol açtığını savundu. Bing, `Zaten ücretlerdeki memnuniyetsilikten dolayı işçi giderlerinin artması riskiyle karşı karşıya bulunan Çinli tekstil işletmelerinin yüenin değerlenmesiyle daha kötü duruma düşeceklerini` söyledi.
İspanyol tekstil şirketi Inditex, bünyesindeki hazır giyim markası Zara ile isim benzerliği taşıdığı iddiasıyla Türk şirketi Zarakol İletişim aleyhine açtığı davayı kaybetti. Zarakol Halkla İlişkiler AŞ`nin şirket unvanındaki `Zarakol` adının marka olarak tescili için 2005 yılında Türk Patent Enstitüsü`ne (TPE) yaptığı başvuruya, Industria De Diseno Textil S.A. itiraz ederek, tescil kapsamından çıkarılması için dava açmıştı. Davayı dün Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi karara bağladı. Mahkeme, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu(YİDK) kararının 41. ve 42. sınıf hizmetler yönünden davanın iptaline, 35. sınıf yönünden davanın reddine hükmetti. Hakim, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi`nin birleşen dosyası yönünden davanın reddine karar verdi. Zarakol Halkla İlişkiler`in avukatı İlker Akanlar, TPE Markalar Dairesi Başkanlığı`na hakimin dün verdiği iptal ve ret kararlarıyla `adaletin yerini bulduğunu` ifade etti. Davanın sonuçlanmasından sonra bir açıklama yapan Zarakol İletişim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Necla Zarakol, şirketin isminin 1976 yılından bu yana evlilik dolayısıyla kullandığı soyadı olduğunu ifade etti. Necla Zarakol, `Beş yıl süren bu gereksiz ve anlamsız dava bir sürü masrafın yanında şirketimin ticari itibarına zarar vermekle kalmadı, iş kaybına da yol açtı. Küresel kriz öncesinde bir yabancı şirketle sürdürdüğümüz hisse devri işlemleri bu yüzden sonlanamadı. Bu sorun olmasaydı, 2007 yılında şirketimi satmış ve belki de emekliliğimin tadını çıkarıyor olacaktım. Şimdi ben Zara hakkında maddi ve manevi tazminat davası açacağım.` dedi.