"Moda" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Demirtaş,“Gerek Ayakkabı ve Deri Meslek Komiteleri, gerekse Giyim Eşyaları Meslek Komiteleriyle koordineli olarak İzmir’de yeni ve nitelikli fuarlar düzenlenmesi, düzenlenmekte olan fuarların da gelişmesine yönelik aralıksız olarak sürdürdüğümüz çalışmalar meyvelerini veriyor” dedi.

Resim
Fuar İzmir’in hizmete girmesiyle birlikte Türkiye’de fuarcılık sektörünün yönünü İzmir’e çevirdiğini söyleyen Demirtaş, “20 yıldır üyelerimize düzenli olarak fuar katılım desteği sağlayan tek Oda olarak Odamız, Shoexpo ve Pret Expo Fuarları’na katılan üyelerimize 24 metrekarelik stand desteği vererek, Ayakkabı Fuarı’nın son yıllarda sağladığı gelişime ve Pret Expo Fuarı’nın doğuşuna en büyük desteği veriyor. 2015 yılında Fuar İzmir’e geçişiyle birlikte ivme kazanan Shoexpo Ayakkabı Fuarı her yıl artan katılımcı sayısı ve artan nitelikli yabancı ziyaretçi sayısı ile sektörde faaliyet gösteren profesyonellerin aylar öncesinde takvimlerine işledikleri bir etkinlik haline dönüştü. Bu ivmenin sağladığı rüzgarla, ayakkabı ve hazır giyim sektörlerinin yarattığı sinerji ile de İzmir yeni bir fuara, Pret Expo ‘Moda ve Hazır Giyim Fuarı’na kavuştu” diye konuştu.
HER İKİ SEKTÖRE İVME KAZANDIRACAK...
Hazır giyim ve tekstil sektörünün Ege Bölgesi’nin ihracatında birinci sırada yer aldığına dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Subaşı, “Ancak, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden olmasına rağmen İzmir’de bir fuarı yoktu. Odamızın desteğiyle, Pretexpo Fuarı’na katılım çok ciddi oranda arttırıldı. Fuara katılım sağlayan İzmir firmalarına, 24 m2 stand desteği verdik. 42. Shoexpo-İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı ve 1. Pretexpo- Moda ve Hazır Giyim Fuarı’nın birlikte düzenlenmesi, hem ayakkabı sektörüne hem de hazır giyim sektörüne ivme kazandıracak” dedi.
HER NOKTADAKİ MÜŞTERİYE ULAŞIYORUZ
İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Süleyman Özcan ise, «Shoexpo-İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı ilk düzenlendiğinde, 50 yabancı firma fuara gelirken, İzmir Ticaret Odası’nın desteği ve Urge projeleriyle bugün 600 yabancı firmaya ulaştık. Ulaştığımız noktada, İzmir ayakkabı sektörü, Türkiye piyasasının yüzde 40’ını karşılıyor. Yeni fuar alanıyla beraber Türkiye içindeki firmaların da hem zincirleri hem de mağaza müşterilerine ulaştık. Bu sene ilk kez iki fuar birleştirildi. Bunun da sektöre ayrı bir artı değer katacağına inanıyoruz”
FUAR BİRE İKİ KATACAK
İZMİR Ticaret Odası Meclis Üyesi ve EGEAYSAD Başkanı Faruk Hanoğlu, “Shoexpo İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı’na, çok ciddi bir katılımcı ve ziyaretçi ilgisi var. İzmir’in ayakkabı ihracatı artı veriyor. Fuarlar, düzenlendikleri sektörün yanı sıra, diğer sektörleri de hareketlendiriyor. Dolayısıyla kent ekonomisine her zaman katkı sağlıyor. Aynı zamanda İzmir’in tanıtımı açısından da önemli bir değer yaratıyor. Bu yıl 42. Shoexpo-İzmir Ayakkabı ve Çanta Fuarı ve 1.Pretexpo- Moda ve Hazır giyim Fuarı’nın birlikte düzenlenmesi de çok önemli bir adım. Dünyanın her yerinde birçok fuarda giyim sanayi bir bütün olarak ele alınmaya başlandı. Çünkü ayakkabı ve giyim birbirini destekleyen sektörler. Biz de Türkiye’de bir ilki başlatıyoruz. Fuarın çok başarılı olacağına ve bire iki katacağına inanıyorum” dedi.
Şirket açıklamasına göre, Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek yeni sezon ürünleri ve özel indirim kampanyalarını tek bir platformda bir araya getiren e-ticaret sitesi, "modada demokrasi" anlayışıyla fiyat ve marka sınırlaması olmaksızın tüm moda tutkunlarına hitap ediyor.
Modaseverleri kendi özel markaları olan People by Fabrika, Agenda ve D by Divarese'nin yanı sıra 5 binden fazla dünya markası ile buluşturan Morhipo.com, ziyaretçilerine çok yüksek sayıda alışveriş seçeneği sunuyor.
Sosyal medya hesaplarından paylaşılan moda, güzellik ve stil içerikli postlarla takipçilerine rehberlik eden Morhipo.com, 7 gün 24 saat moda ve stil gündemiyle takipçileriyle etkileşim içerisinde kalıyor. Online yaşam ve stil dergisi olan Morhipo MAG, kadın, erkek, çocuk ve ev trendleri, sağlıklı ve güzellik tüyoları ve hayatı kolaylaştıran bir çok konuyu düzenli olarak okuyucularla buluşturuyor.
Morhipo.com, tüm bu ayrıcalıklı özellikler ve sektöre kattığı pek çok yenilikle Altın Örümcek Web ödüllerinde moda ve güzellik kategorisinin kazananı oldu.
Kaynak: AA
PV Fuarı özellikle Avrupalı alıcıların yoğun katılımına sahne oluyor. 2016 yılında 17 milyar dolarlık ihracatının 12 milyar dolarını AB ülkelerine yapan Türk hazırgiyim sektörü, PV Fuarı sayesinde ihracat hacmini arttıracak zemini yakaladı.
19-21 Eylül 2017 tarihlerinde düzenlenen Premiere Vision (PV) Manufacturing Paris Fuarı'nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonu'nu Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği bu yıl beşinci kez üstlendi.
Premiere Vision (PV) Manufacturing Paris Fuarı'na 2016 yılında 15, 2017 yılının Şubat ayındaki fuara 18 firma ile katıldıklarını belirten Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kızılgüneşler, bu sefer 22 firma ile katıldıklarını, PV Fuarı'na Türk Hazırgiyim Sektörü'nün ilgisinin artmasından mutlu olduklarını, katılımcı sayısındaki artışın önümüzdeki dönemde Fransa ve Avrupa ülkeleri ihracat rakamlarına yansımasını umduklarını kaydetti.
Türkiye'nin yıllık 17 milyar dolarlık hazırgiyim ihracatında Avrupa Birliği'nin payının yüzde 71 civarında olduğu bilgisini paylaşan Kızılgüneşler, "Premiere Vision (PV) Manufacturing Paris Fuarı'na sadece Fransız ithalatçılar gelmiyor. İngiltere, İtalya, Almanya, İspanya, Japonya, Kuzey Kore, ABD ve Çin başta olmak üzere 30 farklı ülkeden profesyonel alıcıların ziyaret ettiği bir fuar konumunda. Türk firmaları 2018 Sonbahar-Kış koleksiyonlarını tanıttılar ve bu tanıtımlar ticari bağlantıya dönüştü" dedi.
FRANSA 23 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT YAPIYOR
Fransa'nın konfeksiyon ithalatının 23 milyar dolar olduğuna işaret eden Kızılgüneşler, "Türkiye'nin Fransa'ya yaptığı konfeksiyon ihracatının ise 2016 yılında 850 milyon dolar olarak kayıtlara geçtiğini, Fransa'nın ithalatından Türkiye'nin yüzde 4 pay aldığını amaçlarının Fransa'ya konfeksiyon ihracatını 1 milyar dolara çıkarmak olduğunu sözlerine ekledi.
 
TÜRKİYE 22 FİRMA İLE KATILDI
 
Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından Milli Katılım Organizasyonu yapılan Premiere Vision (PV) Manufacturing Paris Fuarı'nda Türkiye 22 firma ile tarihinin en yüksek katılımı ile temsil edildi.
Katılan 22 firmanın isimleri ise şöyle;
 
AKCINAR GIYIM URETIM SAN TIC LTD STI., AKÇAKAYA GROUP TEKSTİL A.Ş., AKTEK GİYİM SANAYİ VE TİC. A.Ş., ARTAR TEKSTİL İNŞAAT SAN. VE TİC.LTD.ŞTİ., BİLSAR TEKSTİL SAN.VE DIŞ TİC. A.Ş., BİZDEN GİYİM SAN.TİC.A.Ş., BOSPORUS TEKSTİL SAN. İTH.İHR.İÇ VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ., EKEN TEKSTIL SANAYİ VE TİCARET A.Ş., GÜLSEN TEKSTİL SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ., İYA TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LTD.ŞTİ., KAYNAK TEKSTİL PAZ.VE DIŞ TİCARET A.Ş., MAYDENİM TEKSTİL SAN. VE DIŞ TİCARET LTD.ŞTİ.
MOSİ TEKSTİL SAN VE TİC LTD ŞTİ, MURAT TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, RAL TEKSTİL ANONİM ŞİRKETİ, SEYFELİ DIŞ TİCARET LTD ŞTİ, TULINE TEKSTİL SAN.VE TİC. A.Ş., TÜTÜNCÜLER TEKSTİL VE GİYİM SAN. TİC. LTD.ŞTİ., VERSİON TEKSTİL TURİZM SAN.VE DIŞ TİC. A.Ş., YELKENCİ TEKSTİL SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ., ZAROTEKS TEKSTİL İNŞ.TAAH.İTH.İHR.PAZ.SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ., YILMAZ TEKSTİL SAN.VE TİC.A.Ş.
 
41 yıldır düzenlenen Premiere Vision (PV) Manufacturing Paris Fuarı'nda 2.000 firma katılımcı olarak yer alırken, yaklaşık 65.000 kişi ziyaret etti. Fuar sürecinde Yeni trend alanları ve verilen seminerler ilgi çekiciydi.
Kaynak: www.Haberler.com
 
image Adıyaman Üniversitesi ile Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu arasında üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde çözüm ortaklığının geliştirilmesi adına işbirliği protokolü imzalandı. Rektörlük makamında gerçekleşen törene Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ, Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin ÖZTÜRK, Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Rağıp ARAS, Adıyaman Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Murat AYDIN, Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri, Adıyaman Üniversitesi akademik ve idari personeli katıldı. İmzalanan protokole göre bundan böyle Adıyaman Üniversitesi ve Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu bünyesinde bulunan işletme ve organizasyonlar arasında eğitim, araştırma ve proje düzeyinde işbirliği olanağının artırılması, Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu’nun mesleki eğitim alanındaki faaliyetlerini Adıyaman Üniversitesi üzerinden yürütülmesi, sektöre sertifikalı elemanların kazandırılması, mevcut çalışanların sertifikalandırılması ve şirketlere danışmanlık hizmetlerinin verilmesi sağlanacak. Adıyaman Üniversitesi ile Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu’nun karşılıklı işbirliği kurmaları ve öğrencilerin işyeri uygulaması dersi ve stajlarını Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu mensubu firmalarda yapmaları ve Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu mensubu firmaların Adıyaman Üniversitesiden mezun olan öğrencileri öncelikli olarak istihdam etmesi kararlaştırıldı.  Ayrıca Adıyaman Üniversitesi ve Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu öngördüğü, sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak bir ön lisans programının açılması, Adıyaman Üniversiteside bulunan mevcut ön lisans programlarının ders planlarının sektörel ihtiyaçlar doğrultusunda revize edilmesi de karara bağlandı. Bunların dışında Adıyaman Üniversitesi ve Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu yapılacak çalışmalarla birçok karşılıklı edinim elde edecektir. Protokolü değerlendiren Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ insanın yaşaması için nefes almak ve yemek içmekten sonra giyim kuşamın geldiğini belirtti. Giyimin insan için olmazsa olmazlardan olduğunu belirten Prof. Dr. GÖNÜLLÜ şöyle konuştu: “Giyimimiz tabiki günün istemine göre oluyor. Yani her çağın kendine göre bir giyim hali var. Zaman değiştikçe giyim anlayışlarımız da değişiyor. Geçmişte giyim örtme şeklinde iken, şimdi ise günlük olarak kendimize yakıştırdığımız şekil verme oluyor. Dolayısıyla ilerleyen zamanlarda bu anlayışlar değişip gelişecektir. Bu manada giyime olan ihtiyaç da her geçen gün artıyor ve insanoğlunun nüfusu da artıyor. Her giyimin bir ömrü var, nasıl eşyaların bir raf ömrü varsa giyim için de bir ömür vardır. Sonuçta çoğalan insanoğlunu sürekli ikame edecek, onun üstünü bezeyecek ihtiyaç doğuyor. İnsanoğlu bu kadar çoğalırken giyimin de yönetilmesi gereken önemli bir konu oluyor. Bunu da yönetmemiz lazım. Bu manada sanayi ve bilimin mutlaka bir araya gelmesi gerekir. Bugün burada Üniversite- sanayi işbirliği adına bir adım atıyoruz. Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu’nu konuk etmiş oluyoruz. Bir işbirliğine imza atacağız. Bu bir başlangıçtır. İnşallah çok güzel sonuçlar alacağımıza inanıyorum. Adıyaman Üniversitesi adına Adıyaman’ımız adına sizlere çok teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun.” Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin ÖZTÜRK ise üniversite sanayi işbirliğinin önemine değinerek “Günümüze kadar Üniversite sanayi yan yana duramamıştır. Bu işbirliğini bizim kazanmamız lazım. Bunun içinde yeniden bir şey yapmaya gerek yok hepimiz buradayız. Üniversite burada, sanayi burada… Bizde kaynakları doğru kullanabilmek için Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu olarak bize bağlı olan derneklerimizle sanayicilerimizle bu ülkenin kaynaklarını aktif halde ve nitelikli insan sayısının bağımsızlıkla olacağını bilerek buradayız. Burada bize düşen ne varsa gönüllülük esasında gerekli katkıyı sunmaya hazırız. İnşallah değerli hocamızın katkısı ile Adıyaman Üniversitesiin katkısı ile tekstil sektörünü burada canlandıracağız. İşadamlarımız gelsin üniversitenin salonlarında kendilerini ifade etsinler. Adıyaman Üniversitesideki öğrenci arkadaşları sanayicilere götürelim. Hayatın çıraklığını diploma almadan gençlerimiz görsün. Bunun için de ben bugünkü protokolü çok önemsiyorum. Hocama tekrardan da teşekkür ediyorum. Bu protokolün Adıyaman’a ve üniversiteye sanayiye hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
image AMBARGO GEVŞİYOR Çağlar Başkan, bu ilginin uluslararası konjonktürde İran’la ilgili yaşanan gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyerek, “Son aylarda İran’a yönelik ambargo da gevşemeye başladı. Türkiye’yi de olumsuz etkileyen bu yaptırımlar tamamen kalktığında komşumuz İran’ı muazzam gelişmeler bekliyor. İran kabuğunu kırarken, hem İran’daki hem de dünyadaki konjonktürden yararlanmamız şart. 2023 hedeflerimiz için İran stratejik nitelikli bir ticari ortağımız olacak” diye konuştu. İKİ KRİTİK GELİŞME  İran ile ticaretimizde kritik iki gelişme yaşandığını belirten İbrahim Çağlar, şunları söyledi: “Bu gelişmelerin ilki Sayın Cumhurbaşkanımızın İran ziyaretinde İran Ticaret Bakanı ile birlikte Ocak ayında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması. Bu anlaşma çok kısa bir süre sonra; 1 Ocak 2015’te yürürlüğe giriyor. Tercihli ticaretle birlikte hazır giyimde uygulanan yüzde 100’lük gümrük vergisi yüzde 40’a düşecek. Diğer kritik gelişme ise İran ile BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasındaki nükleer müzakerelerin  30 Haziran 2015’e kadar uzatılması. Bu süreçte İran’a yönelik ambargo esnetildi. Güven tazeleme aşamasında problemler yaşanmazsa, anlaşma kalıcı hale gelecek ve yaptırımlar daha da gevşeyecek. Çok açık ki bu iki gelişme İran ile ticari ilişkilerimizde yepyeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bu işbirliği fırsatını çok iyi değerlendirmeliyiz.” STK’LARLA İŞBİRLİĞİ * Bayrampaşa Tekstilci ve Sanayici İş Adamları Derneği (BATİAD) * Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) * Merter Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD) * Osmanbey Tekstilci Işadamları Derneği (OTİAD) * Türkiye Trik o Sanayicileri Derneği (TRİSAD)  İran pazarında aktif olmalıyız İbrahim Çağlar, Tercihli Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından İstanbul Ticaret Odası’nın 1-4 Şubat 2015’te Tahran’da düzenleyeceği Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı’nın büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Türkiye’nin şu anda İran’da en şanslı olduğu sektörlerin başında hazır giyimin geldiğini belirten Çağlar, “Tekstil ve hazır giyim, Türkiye’nin en önemli ihracat sektörü. Bu sebepler İTO’nun Tahran’da ilk kez düzenleyeceği bu fuara katılmanın önemini daha da artırıyor. Türk iş dünyası olarak 2015’te İran pazarında aktif olmalıyız. İran’ın hazır giyim pazarına Türkiye imzasını atmanın tam zamanı. Fuara firmalarımızın gösterdiği büyük ilgi de bunu kanıtlıyor. Önümüzdeki yıllarda komşumuz kalkındıkça ticaretimiz daha da gelişecek” dedi.
Dünyanın en önemli kumaş ve aksesuar fuarlarından "TEXWORLD"ün İstanbul lansmanı gerçekleşti. image New York ve Paris'ten sonra ilk kez Türkiye'de düzenlenecek olan ve Türkiye ile çevre ülkelerdeki tekstil endüstrisinin uzun zamandır beklediği kumaş ve aksesuar fuarı "TEXWORLD" tanıtım toplantısı İstanbul Park Bosphorus Otel'de sektörün temsilcilerini bir araya getirdi. Messe Frankfurt Texworld Fuarlarına Bir Yenisini Daha Ekledi İstanbul'da ilk kez 4-6 Kasım 2014 tarihinde düzenlenecek Texworld fuarıyla birlikte Messe Frankfurt Türkiye'de düzenledikleri fuar portföyünü de genişletmiş olacak. Önümüzdeki yıldan itibaren, New York ve Paris'te olduğu gibi yılda 2 kez düzenlenecek olan Texworld Istanbul, Türkiye ve çevre ülkeler için çok önemli bir satın alma platformu olacak. Texworld kumaş ve aksesuar fuarlarının en yeni üyesi Texworld Istanbul, Uzak Doğu'daki başlıca tekstil üreticisi ülkelere olan yoğun talebi de karşılayacak. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşecek olan fuarın lansman toplantısında konuşan Messe Frankfurt Tekstil Fuarları Başkanı Olaf Schmidt : "Texworld Istanbul'un lansmanı, Messe Frankfurt'un Türkiye'de büyümesiyle ilgili heyecan verici bir dönüm noktasıdır." dedi. Schmidt sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle son on yılda şirketimiz dünya genelinde yeni ve yüksek kaliteli tekstil fuarları düzenleyerek Türkiye'den pek çok sektör profesyoneline uluslararası pazarlara açılmaları için yol gösterdi. Şimdi ise uluslararası hazır giyim kumaşları üretim merkezini İstanbul'a taşıyoruz." Texworld Istanbul, dünya genelinde hazır giyim kumaşları fuarlarındaki tüm ürün gruplarını kapsayacak. Fuarda pamuklu, denim, ipek, gömleklik kumaş, keten, yün, dantel ve brode ürün grupları yer alacak. Lansman toplantısında konuşan Messe Frankfurt İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Yardım: "Texworld Istanbul Fuarı, Türkiye ve çevre bölgelerden satın alıcı ve profesyonel ziyaretçileri hedefleyecek. Buna Türkiye, Orta Doğu, Körfez Ülkeleri, Orta Asya, Rusya, Güneydoğu Avrupa ve Kuzey Afrika da dahil. Coğrafi konumu ile bu bölgelerdeki tüm önemli ticaret merkezlerine ulaşım açısından çok uygun bir lokasyonda bulunan İstanbul'un dinamik ticaret ortamı, global hazır giyim kumaşları üreticileri ve hızla gelişen bölgelerdeki satın alıcılar için yeni bir buluşma noktası olacak." açıklamasında bulundu. 12 Ülke, 110 Uluslararası Katılımcı, 5000 Ziyaretçi Çin, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve Tayvan'ın da dahil olduğu 12 ülkeden 110 uluslararası katılımcı ile net 1700 m2 alanda düzenlenen fuara 5000 ziyaretçi bekleniyor. Açılış tarihinden iki ay önce satışları tamamlanan fuarda Tayvan ve Pakistan ülke pavilyonu ile yer alacak. Fuarın ziyaretçi profili, konfeksiyon üreticileri, private label üreticileri, perakende ve toptancılar, mail order firmaları, mağaza zincirleri, tasarımcı ve modacılar, satın alma ofisleri, acenteler olacak. Katılımcılar ise ağırlıklı olarak pamuklu, brode, dantel, örme kumaş, gömleklik, yün ve yünlü karışımlı kumaşlar, ipek, ipek görünümlü kumaşlar, fonksiyonel kumaşlar, keten ve kenevir, baskı, tasarım ofisleri, aksesuar, iplik ve elyaf, denim, organik kumaş üreticilerinden oluşacak. Katılımcılar, Türkiye'nin Yanı Sıra Yeni Pazarları da Keşfedecekler Türkiye'nin Doğu Avrupa, Orta Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın kesiştiği noktada yer alması ve uluslararası hazır giyim kumaş üreticilerinin birçoğunun bu bölgeleri henüz yeterince keşfetmemiş olmaları Texworld İstanbul'un önemini daha da arttırıyor. Bu bağlamda fuar Orta Doğu, Doğu Avrupa, Asya, Yakın Doğu ve Rusya'daki büyük ve keşfedilmemiş pazarları da hedefliyor. İstanbul'un 2 havalimanı, dünyada 200 nokta ile bağlantısı olması ve Türkiye'nin pek çok ülke ile vizesiz seyahat olanağı katılımcı ve ziyaretçilere cazip gelen kolaylıklar arasında yer alıyor.
Moda dünyasının en çok ilgi gören olayı kabul edilen Victoria’s Secret defilesi, bu yıl da büyük ses getirdi. Ancak Guardian gazetesi, defileyi “Işıklar var, güzel mankenler var ancak kumaş yok, moda yok” diye eleştirdi. image Her yıl moda dünyasına damgasını vuran Victoria’s Secret defilesi bu kez eleştiri konusu oldu. Bu hafta gerçekleşen defile İngiliz Guardian gazetesi tarafından eleştirildi. Gazetenin moda blogunda yer alan yazıda defilenin ‘modayla alakası olmadığına’ dikkat çekildi. Buna göre defilede yeterince kumaş olmadığı için moda şovu kategorisine girmiyor. Yazıyı kaleme alan 15 yıllık moda editörü Jess Cartner-Morley Victoria’s Secret’ı, dünyanın en pahalı defilesini gerçekleştirmesine rağmen moda açısından hiçbir yenilik içermemekle eleştirdi. Cartner-Morley, “Birçok çılgın defile izledim. Ama hiç bir defilede dev melek kanatları kullanıldığını görmedim. Defilede saten kumaştan çok, metal, kristal ve neon lamba vardı” yorumunu yaptı. ‘Seksi bile değil’ Başarılı moda editörüne göre marka ‘seksi’ de değil. “Bir Victoria’s Secret mağazasına gittiğinizde çok az seksi iç çamaşırı görürsünüz. Gördüğünüz şeyler genelde pembe, sevimli iç çamaşırları ve pijamalardır” diyen moda editörü markanın yine de büyük bir başarıya sahip olduğunu hatırlattı. Victoria’s Secret geçen yıl 4 milyar sterlinlik satış yaptı. Cartner-Morley, Victoria’s Secret defilesini ABD’de her yıl düzenlenen, Amerikan futbolu ligi National Football League’in şampiyonluk maçı Super Bowl’a benzetti. Meleklerin ‘KÖTÜ’ alışkanlıkları İngiltere’de yayımlanan Telegraph gazetesi Victoria’s Secret meleklerinin ‘kötü’ alışkanlıklarına yer verdi. Buna göre Hilary Rhoda çikolatadan, Lily Donaldson ise kırmızı şaraptan vazgeçemiyor. Cara Delevingne ise Grand Theft Auto adlı bilgisayar oyununun büyük hayranı. Genç model, egzersiz yapmak yerine ise bateri çalmayı tercih ediyor. Brezilyalı Izabel Goulart ise egzersizden çok egzersiz kıyafeti almayı seviyor.  
İtalyan dev Türkiye’de zararlı tişörtleri toplatıyor İtalyan tekstil devi Stefanel, Türkiye’de satılan bazı tişörtlerini ‘sağlığa zararlı boya’ yüzünden toplatıyor. Bu ürünlerde ciddi risk tespit edildi İtalyan dev Türkiye’de zararlı tişörtleri toplatıyor EYLEM TÜRK  - Milliyet İtalyan tekstil markası Stefanel, denetime takılan ‘sağlığa zararlı boyar madde içeren ve içerme riski bulunan’ tişörtlerini gazetelere verdiği ilanla geri çağırdı. Sağlığa zararlı boyar madde içeren 47, sağlığa zararlı boyar madde içerme riski bulunan 15 renkli tişörtünü geri çağıran şirket bu ürünlerin satışını Nisan/Mayıs 2013 tarihleri arasında İstanbul Nişantaşı mağazasından gerçekleştirmiş. 15 günde iade talebi Stefanel tarafından verilen ilanda, ürünleri satın alanların satış belgeleriyle birlikte 15 gün içinde ürünleri kendilerine iade etmeleri istendi. İlanda şöyle denildi: Bazı Tekstil ve Konfeksiyon Ürünlerinin Denetimine İlişkin 2013/15 sayılı tebliğ kapsamında sağlığa zararlı boyar madde içerdiği tespit edilen veya içerme riski bulunan ürünleri satın alanların 15 gün içinde teslim adresine iade etmeleri gerekmektedir. Ürün ve kargo bedeli geri ödenecektir.” İthalat duruyor Güvensiz madde içeren, sağlık açısından büyük risk yaratan ürünlerin denetimiyle ilgili süreç bilindiği gibi 2009 yılında başladı. 2009 Mart ayında yürürlüğe giren tebliğ ile Ekonomi Bakanlığı, İTKİB ve Ekoteks tarafından yürütülen bir denetim sistemi kuruldu. Sistemde 130’a yakın risk parametresi bulunuyor. Riskli görülen üründen numune alınıp denetime gönderiliyor. Testler iki günde sonuçlandırılıyor. Ürün ‘zararlı’ çıkarsa bakanlık tarafından o ürünü getiren firmanın ithalatı otomatik olarak durduruluyor. Zararlı ürün ise hemen kontrol altına alınıp mühürleniyor. Toplatılma süreci İthal edilen ürün, sağlığa zararlı olup olmadığına ilişkin yapılan denetim sürecinde Dünya Ticaret Örgütü’nün kararı nedeniyle gümrükte alıkonulamıyor. Bu nedenle zararlı olduğu tespit edilen malın satışı gerçekleşmiş ise firma tarafından hemen toplatılması isteniyor. Bu kapsamda firma zararlı olduğu tespit edilen kaç tane ürün sattıysa hepsini üç gazete ve üç televizyona vereceği ilanla geri çağırmak zorunda. Azo boyar’ madde nedir? Tekstil boyalarında bulunuyor. Bu maddelerden bir kısmı kanserojen ‘arilamin’ içeriyor. 30 ppm’in altındaki miktarlarda azo boyar madde içeren ürünlerin ithalatı serbest. 30 ppm, 1 milyon litre boyada 30 mililitre azo boyar madde anlamına geliyor. ‘Tüm ürünleri kontrol edilecek’ Azo boyarlı çıkan ürünlerin iki kere testten geçirildiğini söyleyen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, “2009 yılından bugüne kadar kanserojen madde bulma oranımız yüzde 40’lara varan oranlarda düştü” dedi. Ürünü zararlı bulunan firmanın cezai müeyyidesi bulunduğunu belirten Tanrıverdi, “Sözkonusu firmanın bundan sonra ithal edeceği ürünler teste tabi tutulacak. Gelen malı gümrükte bekleyecek, test ücretlerini, imha ve ilan masraflarını kendisi üstlenecek” diye konuştu. Sağlığa zararlı duvak bile var! Kanserojen azo boyar madde ihtiva eden tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin Türkiye pazarına girişi yetkililerin verdiği bilgiye göre denetim nedeniyle azalsa da hâlâ devam ediyor. Analize takılan firmaların ilan edildiği www.ebirlik.org adresli internet sitesinde yüzlerce sağlığa zararlı olduğu tespit edilen ithal ürüne ilişkin duyuru bulunuyor. Bunlar arasında Çin, Hindistan, Bangladeş, İngiltere ve İtalya gibi ülkelerden ithal edilen giyimden ayakkabıya, iç çamaşırdan yatak örtüsüne, kumaştan eldivene, eşarptan duvağa onbinlerce ürün bulunuyor.
1985 yılından bu yana beraber çalışan İtalyan tasarımcılar, Domenico Dolce ve Stefano Gabbana, Milano’da bir atölyede tanıştılar. Barok hayranlığıyla bilinen modacılar, Milano Collezioni organizatörlerinin ‘yeni kabiliyetler’ keşfetmek için düzenledikleri bir defileye davet edildiklerinde hem isimlerini hem de güçlerini birleştirerek sahneye çıktılar. Sonraki yıl, bağımsız olarak ilk kadın hazır giyim şovlarını gerçekleştirdiler. O zamandan beri hiç ayrılmayan ikili İtalyan moda endüstrisinin medar-ı iftiharı oldu. Kadın giysi tasarımlarıyla başlattıkları moda yolculukları erkek giyim, kendi adlarını taşıyan parfüm ve aksesuarlara büyüyerek devam etti. Moda endüstrisi için kısa sayılabilecek bir sürede büyük işlere imza atan ikili, şimdi vergi kaçakçılığı iddiasıyla kabus dolu günler yaşıyor. ÖFKE NEDENİYLE KAPALIYIZ Modaevinin, alt markası Gado’yu vergi düşüklüğünden ötürü yatırımcılar için cennet olarak nitelendirilen Lüksemburg’da, 2004’te açması, tasarımcıların İtalya’daki yüksek vergilerden kaçtıkları savını güçlendirmiş ve 1 milyar euro’ya yakın vergi kaçırdıkları iddia edilmişti. Markanın hem sahibi hem de tasarımcıları Domenico Dolce ve Stefano Gabbana iddiaların asılsız olduğunu söylerken Milano Belediyesi Lüksemburg’daki şirketin vergi kaçırmak suretiyle paravan bir şirket olduğunda karar kıldı ve tasarımcılar 20 ay hapse mahkum edildi. Bu sırada suçlamaları reddeden ikili, kararı temyize götüreceklerini açıkladı. Ama haklarında çıkan hapis kararı onları fazlasıyla öfkelendirdi. Dahası, karar nedeniyle mahkemeyle modaevi arasındaki gerilim, belediye meclis üyelerinden Franco D’Alfonso’nun “Belediyemiz böyle vergi kaçakçılarına asla mekan vermemeliydi” sözlerini Twitter hesabından paylaşmasıyla doruğa çıktı. Stefano Gabbana, Twitter hesabından “Milano Belediyesi iğrençsiniz” diyerek tepkisini dile getirdi. D&G grubu büyükşehir belediyesini protesto etme amaçlı Milano’daki butikleriyle diğer alanlarda faaliyet gösteren mağazalarını üç gün süreyle kapatma kararı aldı. Butiklerin kapısına gelen müşteriler hem İngilizce hem de İtalyanca yazılan “Öfke nedeniyle kapalıyız” notuyla karşılaştı. YOKSA HAPSE Mİ GİDİYORSUNUZ? Lüksemburg menşeili vergi problemi yaşayan tek marka Dolce & Gabbana değil. İtalya’da yüzde 34 oranındaki vergi tutarı Lüksemburg’da yüzde 4... Vergi kaçakçılığının çok yaygın olduğu ülkede Dolce & Gabbana’yı bu denli çıkmaza sokan, markanın kasıtlı ve tasarlanmış bir şekilde ülkeyi dolandırmaya çalışmakla suçlanması. Mahkeme kararı, D&G erkek yaz kreasyonunun tanıtımından birkaç gün önce verildi. Ve markaya telefon yağdı: “Podyuma mı yoksa hapse mi gidiyorsunuz?” Hatta defileden sonra bir gazete markanın yeni erkek koleksiyonundaki çizgili kumaşlar hapishane kıyafetlerine benzetildi! Defile problemsiz geçti ve tasarımcılar “Tek istediğimiz kıyafet yapmak, içinden çıkılamaz kötü bir duruma sürüklendik, vergi kaçakçılığına karşıyız” dedilerse de hapis cezasının 400 milyon euro para cezasına çevrilmesinden kurtulamadı! Geçen yıl markanın cirosu 1 milyar doları aşmasına rağmen bu para cezası karşısında artık rahat bir nefes alacakları düşünülürken, Domenico Dolce ve Stefano Gabbana sürpriz bir karar aldı. Bu miktarı karşılayamayacaklarını öne sürerek “Hak etmediğimizi düşünerek maalesef markamızı kapatmak zorundayız” diyen İtalyan modaevine çok yakın zamanda veda mı ediyoruz, zaman gösterecek. " <hr/>
Raşit Bağzıbağlı, yaklaşık 10 yıldır kendi markası adı altında tasarımlara imza atıyor. Son olarak Vatikan’dan ilham alarak hazırladığı haute couture koleksiyonuyla gündeme gelen genç modacı, içinde bulunduğu sektörün dejenere olduğu görüşünde. Modacı Raşit Bağzıbağlı, 1957 yılında kurulan kumaş mağazası Bağzıbağlı’nın üçüncü kuşak temsilcisi. Aile işleriyle o kadar haşır neşir olmuştu ki tasarımcı olmaya karar verdi. London College of Fashion’da eğitim aldı. İlk koleksiyonunu 18 yaşında hazırladı. 21’ine geldiğinde Bağzıbağlı markasının 50’nci yıldönümüne özel tasarladığı ‘Haute Couture’ün Altın Çağı’ temalı 65 parçadan oluşan koleksiyonunu Esma Sultan Yalısı’nda tanıttı. Bağzıbağlı kısa sürede iş, sanat ve siyaset dünyasından ünlü isimlerin, dünyaca ünlü yıldızların tercih ettiği, tasarımlarıyla fark yaratan bir modacı olmayı başardı. 2010’da New York’ta ‘Face of Fashion’ ve yine aynı yıl Türkiye Engelliler Vakfı’nın ‘Yılın Modacısı’ dahil şimdiye kadar pek çok ödül kazandı. Ardından ise Paris Hilton, Doutzen Kroes gibi ünlülerle çalışmaya başladı. Türkiye’de ise Ahu Aysal, Meral Akşener, Berna Yılmaz, Şebnem Dinçgör, Tülin Şahin, Tuba Büyüküstün, Nurgül Yeşilçay ve Güzide Duran’a tasarımlar yapıyor. 28 yaşındaki modacıyla Vatikan’dan esinlenerek hazırladığı yeni haute couture koleksiyonu ve çalışmalarını konuştuk. - Aile işinin dışına çıkmadınız ve moda sektöründe yer aldınız. Bu bir zorunluluk muydu? Hayır kesinlikle değildi. Çünkü zaten moda tasarımcısı olmayı 12 yaşımdayken kafaya koymuştum. Aileme yeteneğimi kanıtlamam ise 21 yaşımda ilk defilem için hazırladığım koleksiyonla oldu. - Bu sektörde olmasaydınız şu an ne yapıyordunuz? Kesin müzisyen ya da oyuncu olurdum herhalde. Ama şu an halimden memnunum ve işime aşığım. - Paris Hilton, Doutzen Kroes gibi isimleri giydirdiniz. Başka kimlerle çalışıyorsunuz? Şu an ünlü giydirmek gibi bir heyecanım yok. Türkiye’den de en ünlü isimlerle iş birliğinde bulundum, bana ve bilinirliğime çok büyük değerler kattı ama bu aralar farklı heyecanlar peşindeyim! - Ne gibi heyecanlar? Daha çok koleksiyon hazırlamak, İstanbul’da yapacağım defilenin hazırlıkları ve ilk profesyonel hazır giyim koleksiyonum gibi. Daha önce ufak denemelerim oldu ama 2014 yazında hazır giyim ürünlerimde Derviş Bağzıbağlı butiklerinde tüketiciyle buluşacağı için heyecanlıyım. - Vatikan’dan etkilenerek hazırladığınız haute couture koleksiyonunuzda neler ön planda? Koleksiyon Vatikan’a yaptığım geziden sonra ortaya çıktı. Tavanlardaki şekil ve renkler bana ilham verdi. Koleksiyona bej, gri, mavi, kırmızı, gold ve siyah-beyaz hakim. Detaylarda, üçgen kesimlerin kullanıldı. Swarovski işlemeler, payet-şantuk, tül-transparan materyaller en çok öne çıkan öğeler arasında. Kabarık etekler kadın vücudunun zarifliğini ön plana çıkardığı için, bu kesimler kadınların dikkatini çekiyor. DÜZ VE SADELİK AĞIRLIKTA - Bildiğim kadarıyla 2013-14 sonbahar koleksiyonunuz da hazır. Evet, hazır. O koleksiyonumda da mimari keskin kesimler kullandım. Daha düz ve sade hatlara yer verdim. Aslında bu koleksiyon Vatikan koleksiyonumun devamı niteliğinde. - Yıllardır bu işin içinde olan biri olarak, modanın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Moda artık herkesin bildiğini sandığı bir dal oldu. Küçük sermayelerle açılan butikler, bitmek tükenmek bilmeyen indirimler ve tabii ki Çin’de üretilen her markanın taklitleri... Her şeyde olduğu gibi modanın da çok dejenere olduğunu görüyorum. İşimi en iyi şekilde yapıp çevresel dejenerasyonların beni etkilemesine izin vermeden yoluma devam ediyorum. POLİSLERİ FİT GÖSTEREN KIYAFETLER YAPTIK - Yeni işlerinizden biri de Kıbrıs Polis Teşkilatı’nın üniformalarını değiştermeniz. Biraz bahseder misiniz? Geçen eylül ayında proje için KKTC Polis Genel Müdürlüğü’nden teklif aldım. Ekim ayında sözleşme imzalayıp Aralık 2012’de tüm tasarımları teslim ettim. Çok heyecan verici çünkü yaptığım ilk kurumsal proje. Bir ülkenin polisinin üniformalarını tasarlamak iyi bir tecrübeydi. - Üniformalarda ne gibi değişiklikler yaptınız? Gömlek ve pantolonların genel görünümünü, renklerini ve aksesuarlarını değiştirdim. Amaç modern, güven veren ve fit bir görüntü sunmaktı. Ayrıca logo ve amblem tasarımlarını da Polis Genel Müdürlüğü ARGE departmanı ile birlikte yeniledik. DİZİLERE SPONSORLUK YORUCU BİR İŞ - Geçen sezon dizilere kıyafet veriyordunuz. Neden devam etmiyorsunuz? Dizi sponsorluğu çok yorucu bir süreç, son zamanlarda çok yoğun olduğumdan da sponsorluk pek tercih etmiyorum. - Yeni projeleriniz var mı? İstanbul’da Teşvikiye Caddesi’nde yeni bir Derviş Bağzıbağlı butiği açma heyecanı içindeyiz. Bu mağazada da kadın kumaş, erkek kumaş ve kişiye özel dikiminin yanı sıra ithal hazır giyim koleksiyonlarımız ve benim özel tasarımlarıma yer vereceğiz. Ayrıca önümüzdeki şubat ayının sonunda İstanbul’da 2014 yaz Couture defilemi yapacağım. <hr/>