"Moda" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

image Ankara Giyim Sanayicileri Derneği'nce (AGSD) bu yıl 24'üncüsü düzenlenecek Uluslararası Ankara Fashion Week, 3 Eylül'de aralarında Şenay Akay, Ece Gürsel, Açalya Samyeli Danoğlu, Çağıl Özge Özkul, Gizem Kayalı gibi ünlü mankenlerin de podyuma çıkacağı bir defile ile başlayacak. AGSD'den yapılan yazılı açıklamaya göre, bir çok farklı konsept üzerine dünya markalarını ağırlayacak organizasyon, GUESS markasının sonbahar-kış koleksiyonu ile açılacak. Koreografisini Yasin Soy'un üstlendiği, Sheraton Otel'de düzenlenecek defilede, ünlü mankenler Şenay Akay, Ece Gürsel, Açalya Samyeli Danoğlu, Çağıl Özge Özkul, Songül Erol, elif Merve Çolak, Buket Açıkgöz, Gizem Kayalı, Çağla Zoralioğlu, Gözde Coşkun, Tuğba Melis Türkün Ankara Uluslararası Moda Haftası 3 Eylül'de Başlıyor. yanı sıra dünya podyumlarından yabancı modeller de podyuma çıkacak.
image Aydınlı Grup, lisansörü olduğu erkek giyim markası Cacharel'in başına Burberry ve Armani tecrübeli Jamie Powell'i getirdi. Powell, "Türk erkeği çok klasik giyiniyor. Onları daha renkli hale getireceğim" dedi. Us Polo, Cacharel ve Pierre Cardin markalarının lisansörlüğünü yapan Aydınlı Grup, erkek giyim markası Cacharel'in başına Londra'dan Jamie Powell'i transfer etti. Burberry'de Sportswear ve Golf Global Direktörü, Fila'da Global Satınalma ve Merchandising Direktörü, French Connection'da (FCUK) Erkek Hazır Giyim Geliştirme, Satınalma ve Merchandising Sorumlusu, Giorgio Armani Hong Kong'da Marka Müdürlüğü görevinde bulunan Jamie Powell'ın Türkiye'de en çok yapmak istediği şey ise klasik giyinen Türk erkeğini baştan yaratmak. Powel hedeflerini şöyle sıraladı: "Türk erkeğine renkli, modern ve uluslararası bir görünüm kazandıracağım. Onları renklendireceğim, update edeceğim (güncelleyeceğim). Gençler zaten renge çok açık ama buna açık olmayan erkek tüketicileri de hazırladığımız koleksiyonlarla ikna etmeye çalışacağım." BURADAKİ İŞİM DAHA ZOR Türk tüketicisinin modayı yakından takip ettiğini görünce şaşırdığını dile getiren Powell, "Bugüne kadar hem erkekler hem de kadınlar için koleksiyon yaratan markalarda görev yaptım ama bu kez tek işim erkekler. Daha fazla zaman ve çaba harcamak zorundayım" dedi. Türkiye'nin çok dinamik bir pazar olduğunu, caddeleri, AVM'leri ve çok katlı mağazalarındaki hareketin kendisini heyecanlandırdığını ifade eden Powell, "Genç nüfus bizden moda ürünler istiyor. Onlara istediklerini vereceğiz" dedi.  Koleksiyonda tüketicinin talepleriyle ürünlere şık ve pahalı detaylar eklediklerini dile getiren Powell, her detayın fiyatları da artırdığına dikkat çekti. Powell, "Erkek müşteriler fiyatlara çok takılmıyor. Onları daha şık ve kaliteli gösteren kıyafete daha fazla para harcamaya hazırlar" diye konuştu.
image 2011 yılında 16.2 milyar dolar ile en fazla ihracat gerçekleştiren üçüncü sektör olan hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün yarattığı 2.5 milyonu aşkın istihdam ile Türk ekonomisinin çeyrek asırdır lokomotifi konumunda olmasında büyük paya sahip Konfeksiyon Makinesi 2012 Fuarı, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde kapılarını ziyaretçilere açtı. 23 yıldan bu yana katılımcı firma ve sergileme alanı bakımında sürekli bir büyüme ve istikrarla düzenlenen Türk konfeksiyon sektörünün arkasındaki büyük güç Konfeksiyon Makinesi 2012 Fuarı, 3 Haziran Pazar gününe kadar devam edecek.Yeni sisteme sahip kovalı düğme makineleri, jean üretiminde kullanılan lazer makineleri ve dünyada ilk ve tek "robotik lazer makinesi" ve Türk mühendislerin çabasıyla tamamen Türkiye'de üretilen TÜBİTAK onaylı "Tam Otomatik Kumaş Kesim Makinesi" de Konfeksiyon Makineleri 2012 Fuarında sergileniyor. Hazır giyim, tekstil ve konfeksiyon'un yanında otomotiv, deri ve ayakkabı gibi birçok önemli sektöre de yön verecek olan makinelerin dünyadaki ilk lansmanları burada gerçekleşecek. Sergilenen bütün makinelerin çalışıyor durumda olmasıyla "görkemli bir konfeksiyon atölyesi" görünümü yaratacak ve 420'den fazla katılımcı firma ve firma temsilciğinin katıldığı fuara gerek konfeksiyon üretimine yeni başlayacak ülkelerden gerekse üretimde makine parkurunu yenileyecek ülkelerden 30 bine yakın ziyaretçi bekleniyor. TÜYAP İcra Kurulu Başkanı Serdar Yalçın, Konfeksiyon Makinesi 2012 Fuarına ilişkin, "Özellikle Dünya'da hazır giyim üretiminin en yaygın olduğu, Mısır, Bangladeş, Hindistan gibi ülkelerde yoğun tanıtımı yapılan fuara, Ortadoğu, Uzakdoğu ve Balkanlar'dan yoğun bir ilgi söz konusu. Tekstil üretiminin son yıllarda öne çıkan gözde üretim merkezi olan Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Kosova, dan 200 kişilik alım heyeti de bu fuara makine almaya geldi. Katılımcı firma sayısı bakımından 2 yıl öncesine göre %10'luk bir büyüme yakaladık. Bu fuarla hedefimiz 1.5 milyar insanı barındıran Avrasya Bölgesi'nin ihtiyaçlarını karşılamak." şeklinde konuştu. Bölgedeki en büyük konfeksiyon üreticisi ülke olan Türkiye, üretim kapasitesi, know-how birikiminin yanı sıra konfeksiyon ve tekstil üretimi yapan ülkelerin merkezinde yer alması nedeniyle son derece önemli bir konumda bulunuyor. Katılımcı firma sayısı, sergilenen makine çeşitliliği ve sergileme alanı bakımından Avrupa, Afrika, Arap Yarımadası, Kafkasya, Rusya ve Ukrayna Bölgelerinde gerçekleşen fuarların "en büyüğü" olan Konfeksiyon Makinesi 2012, 23. Uluslararası Konfeksiyon Makineleri, Nakış Makineleri, Konfeksiyon Yan Sanayi ve Aksesuarları Fuarı, ziyaretçilere dünya çapında üretilen makineleri bir arada görme imkanı sağlayarak önemli bir ticaret hacmi yaratacak. Fuar kapsamında konfeksiyon dikiş makineleri, nakış makineleri, kapitone, yatak, yorgan makineleri, pastal serme, kesim makineleri, ütü makine ve presleri, lazer kesim makineleri, dijital baskı makineleri ve malzemeleri, katlama ve paketleme makineleri, temizleme makineleri, kalite kontrol cihazları, metraj ölçüm makineleri, depolama ve askı sistemleri, etiketleme ve desen baskı sistemleri, dikiş ve nakış iplikleri, konfeksiyon yan sanayi ve aksesuarları (etiket, lastik, kurdela, tela, vatka, düğme, çıt çıt, perçin, fermuar, pul, payet, boncuk, askı) ve makine yan sanayinin ürün ve hizmetleri yanında plotter kağıtları, CAD-CAM yazılımları, kesintisiz güç kaynakları, buhar jeneratör ve kazanları ile diğer lojistik hizmetler de ziyaretçilerle buluşturulacak. TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından düzenlenen ve KOSGEB tarafından 2012 yılı desteklenen fuarlar listesinde yer alan Konfeksiyon Makinesi 2012, 23. Uluslararası Konfeksiyon Makineleri, Nakış Makineleri, Konfeksiyon Yan Sanayi ve Aksesuarları Fuarı ile ilgili detaylı bilgi almak için www.konfeksiyonmakinelerifuari.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kate Moss, Paris Moda Haftası için özel olarak yayımlanan dergiye üstsüz pozlar verdi.

Top model Kate Moss, Paris Moda Haftası için özel olarak yayımlanan Another Man dergisine üstsüz pozlar verdi.   Geçen hafta geçici felç geçirdiği ve bir süre dinlenmesi gerektiği söylenen dünyaca ünlü top model Kate Moss, 29 Şubat’ta başlayan Paris Moda Haftası için özel olarak yayımlanan Another Man dergisi için üstsüz pozlar verdi.   40 yaşına merdiven dayayan Moss, çekimler sırasında Şubat 2010'da intihar eden modacı Alexander McQueen'in ünlü tasarımcılarından Sarah Burton tasarımı ipek tunik giyerken, fotoğraflarda modelin boynunda geniş bir fular olduğu dikkat çekti.

        Bugüne kadar pek çok kez objektiflere çıplak poz veren Kate Moss, geçen ay İtalyan markası Liu Jo,                   ondan önce de 2012 Pirelli Takvimi için soyunmuştu.    

Türkiye, yaptığı kaliteli üretim ile tekstilde marka bir ülke. Bugün global markaların çoğunun Türkiye'de 'made in China' etiketiyle satılmasına bakmayın. Aynı markaların Avrupa mağazalarındaki ürünleri 'made in Turkey' etiketiyle satılıyor. Üretimdeki başarısını tasarımda da sürdürmeye kararlı olan markalar ve tasarımcılarla Türkiye'de rüzgâr artık farklı bir yönden esiyor. Tasarım, moda sektörünün en önemli ihtiyacı haline gelirken tasarım konusunda seküler eğitim veren okullar çok sınırlıydı. Yetenek sınavları ile alım yapan üniversitelerde çok kısıtlı kontenjanlara girmek için binlerce insan arasından sıyrılmanız gerekiyor. Bu iki arada bir derede durum, İstanbul'da birbiri ardına moda okulları açılmasıyla yeni bir boyut kazandı.

Tasarım odaklı eğitim

Tekstille bu kadar iç içe olan bir ülkede moda eğitimi veren kurumlar çok yeni değil. Fakat son yıllara kadar verilen eğitimler, genellikle sektöre ara eleman düzeyinde insan yetiştirmeye yönelikti. Yeni kurulan okullarda entelektüel açıdan da desteklenen eğitimler veriliyor. Okullar bu anlamda öğrencilere bir bakış açısı kazandırmaya çalışıyor.

Son yıllarda giderek cazibesi artan İstanbul, uluslararası moda okullarının gözdesi durumunda. Avrupalı markaların en önemli üreticisi olması ve konum itibarıyla Avrupa'ya yakın olması İstanbul'un önemli artıları. Fakat son yıllarda gelişen ekonomi ve artan ihracat rakamları okullar için İstanbul'u daha cazip bir noktaya taşıdı. Artık uluslararası bir eğitim için öyle çok uzaklara gitmeye gerek yok. 3 yıllık akademik eğitim sunan okulların verdikleri diplomalar YÖK tarafından henüz kabul görmese de yurtdışında kabul görüyor ve okulların uluslararası şubelerinde direkt master yapma fırsatınız olabiliyor. Daha yaz aylarında öğrenciler kurumların diğer ülke şubelerinde değişim programlarına katılabiliyor.

Uluslararası standartlarda, profesyonel modacılar yetiştirmek üzere Avrupa Birliği, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) tarafından 2007 yılında kurulan İstanbul Moda Akademisi (İMA); London College of Fashion başta olmak üzere Polimoda, Domus Academy ve Nottingham Trent University gibi uluslararası moda okulları ile işbirliği içinde. Türkiye'nin en geniş moda kütüphanesi ile İMA, moda tasarımı, moda teknolojisi, moda yönetimi ve pazarlaması, moda perakendeciliği, moda fotoğrafçılığı ve medya gibi alanlara hitap eden 360 derece bir eğitim sunuyor. Öğrenciler 2 yıllık akademik ve uygulamalı eğitimlerinin ardından London College of Fashion'da 1 yıl eğitim alabiliyor. Yıl boyunca da bu okuldan birçok uzman eğitmen geliyor İstanbul'a. İMA'nın en büyük artısı, bizzat sektör desteği ile yola çıkması. Eğitim alan öğrenci zaten sektörün önde gelen ihracatçıları ve markalarıyla sık sık bir araya geliyor.

1959'da Kanada'da kurulan eğitim kurumu LaSalle Akademi, 1993 yılından beri Türkiye'de eğitim veriyor. Öğrenciler hem çiziyorlar hem doğru kumaşı buluyorlar, hem dikiyorlar hem de onu nasıl satacağını öğreniyorlar. Yani tüm süreci tasarlıyorlar. Okulun en büyük eleme kriteri ise kişideki 'göz'. Okul yöneticisi Sandra Bereha, "Tasarım ve tasarımcı elemelerinde önemli olan, tasarımcının gözüdür, gerisini zaten biz öğretiyoruz." diyor. Bereha, "İçinde tasarım gücü olan adayları sıkı bir eğitimden geçirerek 'gerçek dünyaya' hazırlıyoruz. Böylece mezunlarımız okulumuzdan mezun olduktan sonra sudan çıkmış balığa dönmüyorlar." diye ekliyor.

Mezurayı ve prova mankenini bulan tasarımcı

Geçtiğimiz günlerde dünyanın en tanınmış moda okullarından biri olan Esmod moda okulunun davetindeydim. Okul, ilk yılını tamamladı. Okulun ismini Dubaili ünlü tasarımcı Rabia Zargarpur'dan biliyorum. Rabiaz markasının oluşturan tasarımcı New York Esmod okullarından mezun. 1841 yılında Fransa'da kurulan Esmod dünyanın en eski moda okullarından biri olarak kabul ediliyor. Kurucusu Alexis Guerre-Lavigne 3. Napolyon'un eşi Eugenie'nin baş terzisi. Lavigne aynı zamanda mezurayı ve prova mankenini icat ederek farklı kalıpları moda dünyasına kazandırmış bir usta. Ölümünden sonra da ailesi onun metotlarıyla eğitim vermeye devam ediyor ve 1970'li yıllardan sonra okul uluslararası bir ağ kuruyor. Bir yıldır İstanbul Fındıklı'da eğitim veren okulun en büyük artılarından biri uluslararası moda ağı. Okul Türkiye'de Bils ve Park Bravo ile takım ortağı. Henüz birinci sınıfı bitirmiş bir öğrenci olan Merve Alkan'ın tasarladığı beyaz gömlek, Bilstore'un favori gömleklerinden biri olmayı başardı.

Kimleri giydirmedi ki, Hülya Avşar'ın yıllar önceki iki dirhem bir çekirdek halini hatırlayın, o zamanlarda tanıdık onu. Sonra sınırları aştı, prensesleri, Hollywood yıldızlarını giydirdi, bizim cemiyetten atölyesine gelmeyen isim kalmadı. 23 Ocak'ta Paris Haute Couture Moda Haftası'nda 17. kez koleksiyonlarını sergileyecek Hanif'le bu kez ne tasarımlarını ne de giydirdiği isimleri konuştuk, bu kez konumuz markasında da derinden hissettiğimiz kendi tarzıydı.

 - Giydirdiğiniz isimleri hep çok şık görüyoruz, siz nasıl giyiniyorsunuz?

Tarzımı özetle rahat-şık diye tanımlayabilirim. Yoğun tempoda çalışan, sosyal hayatıyla iş hayatı iç içe geçmiş biri olarak akıllı ve fonksiyonel giysiler tercih ediyorum. Gündüz giydiğim bir pantolonu, gece üstümdeki tişörtü çıkartarak ceketle kullandığımda rahatlıkla bir kokteyle devam edebilmem benim için çok önemli. Küçük elbiseler genelde favorim. Bu pratik giysiler, ayakkabı, çanta veya aksesuar değiştirerek bambaşka gözükebilen akıllı parçalar. Dilek Hanif markasının stil kodlarını aslında kendi tarzım olarak da benimsedim diyebilirim. Göze batmayan, sükunet içerisinde, kalitesi daima detaylarında gizli parçalarla şıklığınızı zaten büyük ölçüde garantiye almış oluyorsunuz.

- Tarz nasıl oluşturulur kadınlara önerileriniz nedir?

'Uyum' benim için kilit kelime. Yaşam biçimine, kişiliğine ve vücuduna uyumlu giysiler seçmeyi başaran kişilerin daima bir tarzı vardır. Bu tarz başkaları için kabul görse de görmese de kişiliğin ve özgüvenin yansımasıdır. İşin içine bir de cesaret girdiğinde trendlerin veya sezonun dikte ettiği giysileri iyi bir süzgeçten geçirme gücünü bulursunuz kendinizde... Modayı sorgulamadan takip edenlerden olmak yerine, sürüden ayrılmayı başarmak tarz yaratmak konusunda önemli diye düşünüyorum.

- Stil oluştururken tasarımcıları takip etmenin püf noktaları var mıdır, yani tasarımcıdan giyinmenin püf noktaları nelerdir?

Tasarım markalarının bazı parçaları gerçekten 'zamansız' diye düşünüyorum. Bazılarıysa sadece mevcut sezonun lokomotif mesajlarını taşıyor. Bu noktada kişinin gözlemleri, zevkleri ve zekası devreye giriyor. Büyük bedeller ödenerek satın alınan parçaların, uzun yıllar kullanılabilecek bir çizgide ve renkte olmasına dikkat etmek çok önemli. Chanel tweet bir ceket, Christian Dior tayyör, Hermes bir çanta ve YSL siyah bir smokin gardırobunuzda zamansız bir şıklık için garanti parçalardır. Bu mantıkla hareket ederek ben de Dilek Hanif markası için bir sezonda eskimeyecek, kenara konulmayacak koleksiyonlar hazırlamaya gayret ediyorum.

SMOKİNLERİM VE ERKEK GÖMLEKLERİM

- Stile bir de ruh katmak önemli değil mi?

Son yıllarda baştan aşağı bir markadan giyinmek maalesef demode kabul ediliyor. Artık özgün ve cesaretli kombinler yapabilenler, giysisine ruh katmayı başarabilenler her ortamda fark yaratıyor. Jean ve tişört üzerine giyilmiş etnik bir kaftanla yayacağınız enerji hiçbir şeye benzemez.

- Gardırobunuzun 'evladiyelik' parçaları neler?

Küçük siyah elbiselerim hatta kırmızı olanların da sayısı az değil. Smokin takımlar ve erkek gömleği kesimli gömlekler vazgeçilmezlerim arasında... Ve babetlerim, paşminalarım ve çantalarım.

- Tarz yaratmada aksesuarın önemi ortada. Hangi aksesuarın nasıl kullanılmasını önerirsiniz?

Aksesuar çok önemli. Orta halli bir giysiyi şahane de yapabilir; nefis bir giysiyi korkunç hale de getirebilir. Ben giysilerle yarışan aksesuarları çok tercih etmiyorum. Antik parçaların yanı sıra tasarım özelliği taşıyan etnik bazı mücevherler de hoşuma gidiyor. Fakat son yıllarda tek parça olması halinde artdeco gösterişli bir parçayı sade bir giysiyle birleştirmek hoş olabiliyor.

- Kendi tasarımlarınızı mı giyersiniz hep?

Hazır giyim markamı oluşturduğum zamandan itibaren genellikle Dilek Hanif giyiyorum. Benim için çok konforlu olduğunu itiraf etmem gerekiyor. Fakat beğendiğim parçaları farklı markalardan satın aldığım da çok olmuştur. Aslında alışveriş için vakit bulabilsem sanırım gardırobumda farklı markalardan daha çok parça olacak.

- Kendinize özel tasarladığınız elbiseleriniz var mı?

Hayır pek olmuyor. Giysilerimi genellikle sezon koleksiyonundan seçiyorum. Bazı özel geceler için atölyem müsait olursa farklı modeller deniyorum.

ÖNCE ANGELINA'YI, SONRA GİYSİSİNİ GÖRÜYORSUNUZ

- Türkiye'de ve dünyada tarzını beğendiniz isimler kimler?

Son yıllarda Anjelina Jolie hem gündüz hem de gece için yaptığı giysi seçimleriyle en beğendiğim yıldız. İlk bakışta önce onu, sonra giysisini görüyorsunuz. Yani tam anlamıyla giydiğini, bir parçası yapmayı başarabiliyor.

- Sizin stil ikonunuz kimdir ezelden beri?

Her sezon olmasa da bazı koleksiyonlarımı hazırlarken birtakım güçlü figürlerden ilham alabiliyorum. Örneğin geçen sezon 70'li yılların stil ikonu Maria Berenson koleksiyonumun ilham kaynağıydı. 2012 yaz koleksiyonum ise 90'lı yılların gösterişli formları ve kadınsı silüetlerini düşündüğümüzde ilk akla gelen Linda Evengelista, Cloudia Chiffer gibi ikonik top modellerin ruhunu taşıyor.

- Stil konusunda en çok yapılan hatalar neler, nerede nasıl giyinerek yanlış yapıyoruz?

En büyük yanlış vücudunu tanımamaktan geçiyor... Mutlaka gizlememiz ve mutlaka dikkat çekmemiz gereken taraflarımız vardır. Modanın işaret ettiği yere doğru giderken bu benim için uygun mu diye bir durup düşünmek gerekiyor. Hatalar genelde bu noktada yapılan bilinçsiz alışverişlerde ortaya çıkıyor. Diğer bir hata ise yere ve zamana uygun seçim yapılamamasından kaynaklanıyor.

AYSUN ÖZ KAŞİ

Milliyet

Moda haftaları tarihlerinin çakışması yüzünden son yıllarda çıkan büyük krizleri önlemek için, Londra ve New York moda haftası organizatörleri ortak bir takvimde anlaştı.

Buna göre, bu yılki New York Moda Haftası 6 - 13 Eylül’de, Londra Moda Haftası ise 14 - 18 Eylül’de düzenlenecek. Böylece, Milano’da 19 - 25 Eylül ve Paris’te 25 Eylül - 3 Ekim olarak belirlenen moda haftasıyla herhangi bir çakışma yaşanmayacak. Geçen yıl Milano ve Paris moda haftaları için tarihler açıklandığında, diğer organizatörler itiraz etmiş ve kriz yaşanmıştı. Tarihlerin çakışması, aynı zamanda reklam verenlerin, satışların, modellerin, medyanın ve üretici firmaların çıkarlarının da zedelenmesi anlamına geldiğinden modacılar endişe duyuyordu.

Şahin’in defilelerinde genellikle bir tema yarattığının altını çizen gazete, defilelerdeki modelleri ise uzun saçları ve dövmeleriyle Türk modacıya benzetti.

Milan'ın kadrosuna yeni bir yıldız kattığını başlık olarak veren Gazete'ye, 14 yaşında ilk dövmesini yaptırdığında babasından çok azar işittiğini söyleyen Şahin, o yaşlarda ailesinin aşırı derecedeki ilgisinden rahatsız olduğunu anlattı. Tasarımlarıyla moda dünyasında dikkatleri üzerine çeken Şahin, New York Times’a yalnızca bir tasarımcı olarak kalmak istemediğini, asıl hedefinin bir marka olmak olduğunu söyledi.

Yazının orijinal metini aşağıda bulabilirsiniz.

YOU could hear the buzz of the tattoo artist at work before you could see him. In a dark warehouse on the outskirts of Milan on Monday evening, black curtains separated the editors from the models in the moments before Umit Benan Sahin was to show a collection that would be described as the breakout of the men’s wear season.

Before the curtains parted, the fashion cognoscenti seemed a little unsure whether or not Mr. Sahin, though obviously a rising star in the men’s scene, was the real deal.

In addition to his three-year-old signature line, just called Umit Benan, Mr. Sahin, 31, has also been the designer of Trussardi since July. Though his first women’s collection for that house was well received, his men’s show for Trussardi last Sunday was a bit of a dud. It took its inspiration — the 1970s Formula 1 racer Jackie Stewart — so literally that the suits with flared pants and wide, curving lapels looked identical to what you could find in a thrift store.

Mr. Sahin’s early notoriety came from his quirky presentations of designs, usually in a bar with themes like “third-generation Italians,” “investment bankers” and “retired rockers.” The models looked somewhat like him, with scraggly dark beards and a lot of tattoos.

This season he was showing his line on a runway for the first time, and promising a lot of sportswear options, the mark of a grown-up designer. The chief executive of a major luxury store sat browsing disinterestedly at Words With Friends on an iPad. Then the curtains parted.

Mr. Sahin had created a scene that looked like an army barracks, with models posing on cots, doing push-ups or shaving. One was getting an actual tattoo. Another was taking a shower, his posterior exposed to the audience. Mr. Sahin explained that he was picturing a moment, just after a war has ended, when the troops were preparing for a group portrait. It looked like a collection as envisioned by Paul Cadmus.

“When I work on a collection, characters are really important to me,” Mr. Sahin said before the show. “They have to have a story behind them.”

Interestingly, it is Mr. Sahin’s story that people seem eager to know about. Daniel Peres, the editor of Details, described him as not only a great designer, but also a great guy. Terry Jones, the editor of i-D, is fascinated with Mr. Sahin’s tattoos, which in their own way tell his life story.

Born in Germany and raised in Turkey, Mr. Sahin studied fashion at several colleges, and at the textiles company of his father, Selahattin Sahin, in Istanbul. He had a troubled childhood, he said, uncomfortable with the close attention paid to him by his parents. After he moved out, to attend a boarding school in Switzerland, he got a tattoo on his back of an angel holding a heart. He was 14 at the time.

“My father was so angry,” he said. “If I wasn’t doing what I do today, and still living in Turkey, I would have problems with my father.”

He pushed up the sleeves of his jacket to reveal more than 30 tattoos covering both arms. Some were drawings. Others were small, neatly written words, in various languages, fonts and sizes, some in capital letters, others in cursive. One said, “When I was a little boy, my mother always called me the devil with an angel’s face.” Another said, “Nothing is as it seems.” The date of his first presentation, “the day I did something on my own for the first time in my life,” he said, is tattooed on his right arm as “13.01.09.” Above that, on his bicep, is an image of his father.

“I was smart to do a tattoo of his face, because he could not say much after that,” Mr. Sahin said.

With his collection on Monday, Mr. Sahin seemed to silence his critics again. It included some of the best takes on military uniforms seen in Milan in some time, with oatmeal-gray cargo pants and precisely structured suit jackets in thick loden wool, one of which closed just an extra inch or so off to the side. They were, in essence, simply wearable clothes, but the way he presented them made them compelling in a broader way, just as Mr. Sahin had intended.

“Now I think people see me as a designer, and the people who buy my clothes are the ones who really follow the fashion world, so I need to expand,” Mr. Sahin said. “I need to start becoming more like a brand than just a designer. The machine has to start working like a brand, not just based on one character.”

http://www.nytimes.com/2012/01/22/fashion/umit-benan-sahins-breakout-show-in-milan.html

Mustafa Çiftçi,  Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) Yönetim Kurulu Başkanı İsa Dal, İranlı birçok firmanın Türk iç giyim ve çorap firmalarıyla anlaşma yaptığını, bu ülkenin iç giyim ihtiyacının Türkiye'den karşılanacağını söyledi.

Dal, yaptığı açıklamada, İstanbul'daki Hazır Giyim, Triko, Çorap, Jean, İç Giyim, Konfeksiyon Yan Sanayi ve Aksesuarları Fuarı 2012'ye

katılan firmaların, İran, Irak ve Kafkas ülkelerinden gelen birçok firmayla anlaşma sağladığını kaydetti.

IFEXPO 2012'yi 15 bini aşkın kişinin ziyaret ettiğini belirten Dal, "Bu fuar bize önümüzdeki pazarın Avrupa'yla sınırlı olmadığını daha net bir şekilde gösterdi. Avrupa pazarına biz gidiyoruz, örnek gösteriyoruz. Ama İran, Irak, Beyaz Rusya, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Ukrayna gibi birçok Avrasya ülkesi gelip bizim koleksiyonlarımıza bakıp ürün tercihi yapıyor. Pazar müşterisi ayağımıza kadar geliyor" dedi.

Batı pazarındaki müşterilerini kaybetmeden Avrasya tekstil pazarına da hakim olmak istediklerini dile getiren Dal, şunları söyledi:

"Niş fuarlarla, yani sadece spor giyimi, iç giyim gibi fuarlarla daha çok ihracat yapacağımız kanısındayım. Kendimizi tanıtmanın, ürünlerimizi tanıtmanın en iyi yolu niş fuarlar. Burada sıkı pazarlıklar yapıp, sergilediğimiz koleksiyonlarımızla yeni müşteriler elde ettiğimiz an 2023 ihracat hedefini yakalamak çok da zor olmayacaktır. Bakıyoruz İran ve Irak giyimde yönünü tamamen Türkiye'ye dönmüş durumda.

Avrupa'daki kriz Avrupalı şirketlerin güvenilirliğini sarsınca Türkiye'ye bir müşteri akını başladı. Bizim Avrupa'nın bu dezavantajını avantaja dönüştürmemiz gerekiyor. Gönül ister ki hiçbir yerde kriz olmasın, ama oluyorsa da bunun karşısında nasıl durulacağı konusunda stratejiler geliştirmek biz sanayicilerin görevi."

IFEXPO 2012'de İran'dan gelen birçok firmanın iç giyim konusunda Türk firmalarla anlaşma sağladığını ifade eden Dal, "İranlı firmalar, ülkelerinin iç giyim ihtiyacını Türkiye'den karşılamak istiyor. Çorap ve iç giyim konusuna biraz daha ağırlık verdiğimiz anda İran pazarında etkimiz daha da artacaktır. Türkiye ve İran arasında siyasi kargaşa şeklinde gösterilmeye çalışan spekülasyonların ticarete yansımadığını görüyoruz. İranlı firmalarla sıkı dostluklar kurup ticari ilişkilerimizi daha da ilerletme konusunda kararlılıkla ilerliyoruz" diye konuştu.

image

Yurtdışında Armani gibi dev markaların defilelerine çıksa, önemli markaların katalog çekimlerinde yer alsa da Tuğçe Kazaz'ın ismini daha çok magazin gündeminde duyduk. Sansasyonel aşkları, din konusundaki kararsızlıkları hep işi olan modelliğinin önüne geçti. Oysa o New York ve Paris'te mankenlik ajanslarından teklifler alan hatta Victoria's Secret defilelerine çağrılan bir mankendi. Vücudunda bulunan 7 dövmesi sebebiyle Victoria Secret meleği olamamıştı ama o podyumda yürüyecek ölçülere sahipti. Ne de olsa eski bir Elite Model Look ikincisi ve Türkiye güzeliydi. Ülkemizde de pek çok markanın yüzü olan Kazaz, modellik ve mankenlik mesleğini sürdürürken 30'lu yaşlara adım atmasından olsa gerek kendine yeni bir iş kurdu. Ünlü manken 'Turak Yapım Ajans' ile artık yapımcılık da yapacak. Ajansıyla ilgili olarak 'Projeler hayata geçtikçe neler yaptığımı göreceksiniz' diyen Kazaz ile Altın Portakal Film Festivali'ndeki Erol Albayrak defilesinin ardından Türk modasını ve stilini konuştuk... - Sizi en son Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde, Erol Albayrak defilesinde izledik. Albayrak'ın 'Cinema' koleksiyonunun imaj fotoğraflarında da siz yer almıştınız... Sık sık onunla çalışıyorsunuz, aranızda iyi bir tasarımcı ve model ilişkisi var sanırım. Erol Albayrak'la çalışmak, bir model için mesleki anlamda çok doyurucu ve çok geliştirici bence. Çok keyif aldığım, çok yaratıcı moda projelerinde birlikte güzel işler çıkardığımıza inanıyorum. Birçok modacıyla çalışıyorum ve profesyonel anlamda herkesin yeri aynıdır. Kişisel olarak her biri ile ilgili ayrı hislerim ve düşüncelerim vardır. Bu ilişkinin mesleki olarak geliştirici olması ve hem modele hem de tasarımcıya bir şeyler katması çok önemli. - Günlük hayatınızda Erol Albayrak tasarımlarını giyer misiniz? Erol'un haute couture tasarımları kadar günlük hayatta, iş hayatında kullanabildiğim çok güzel tasarımları var. Sadece davetlerde değil, günlük hayatımda da Erol Albayrak tasarımlarını giyiyorum. - Siz yurtdışında da çalışan bir mankensiniz, Türk modasının son yıllarda kat ettiği yolu nasıl değerlendiriyorsunuz? Moda sektörünün bir parçasıyım. Modayı seviyorum ve Türkiye'de de modanın çok geliştiğini düşünüyorum. Modacılarımız bence çok iyiler artık. Ayrım yapamıyorum hepsini çok seviyorum. Uluslararası alanda da moda artık farklı bir boyuta geçti. Haute couture bundan sonra belirli bir kesimin değil, hepimizin hayatının parçası olacak. Daha iyi olacak inşallah.

MANKENLİK ASKI OLMAK DEĞİLDİR -İstanbul Moda Haftası hakkındaki yorumunuz nedir? Bu senekini çok iyi bulmadım açıkçası. Hedef Milano, New York, Paris gibi dünya modasına yön veren moda haftaları arasına girmek olmalı. Bizde biraz körler sağırlar birbirini ağırlar durumu oluştu. - Pek çok markanın yüzü oldunuz, çalışacağınız markalar konusundaki kriterleriniz nedir? Markanın çalışmak istediği ekip çok önemli. Yani fotoğrafçı, makyöz ve diğer çalışmayı düşündükleri modeller o işin kalitesini belirler. Çok iyi markalarla çok profesyonel işlerde yer alıyoruz. Modelliği çok ciddiye alıyorum. Sadece objektife poz vermek, güzel olduğun için güzel görünmek ya da podyumda yürümek değil. Avrupa'da modellik anlayışı müthiş, bize hep 'model askıdır' derlerdi ama Avrupa'da tam tersine, model sunduğu şeyin tam kendisi. Sunduğu şeyi iyi anlamazsa, hissetmezse gerçekten sunamayacağı bir şey haline gelir.

MADONNA VE GISELE'İ BEĞENİYORUM - Modanın bu kadar içinde biri olarak giyinmek nedir sizce ya da insan ne giyerse o mudur? Hayır, ama ne yerse odur. Güzel bir laf vardır 'insan kıyafeti ile karşılanır fikirleri ile uğurlanır' diye. - Podyumda sizi bambaşka tarzlarda görüyoruz, işiniz bu. Ancak günlük yaşamınızda ne giyersiniz? Jean çok seviyorum. Bol kargo pantolonlar ve tişört kombinleri benim tarzım. İşim gereği davetlere katılmam gerektiğinde de sade tasarımları tercih ediyorum. Uzun, dar ve hiç aksesuar kullanılmamış dümdüz siyah bir elbise mesela. - Feyz aldığınız ikonlar var mı? Buna hayranlık demeyelim ama tabii ki güzel bulduğum her şey bana ilham verir. Bu bir kadın sanatçının stili de olabilir, sanat ile ilgili herhangi bir şeye kadar uzanan bir obje de... Geniş bir yelpaze. Sade tarzı ve mütevazı kişiliği nedeniyle Gisele Bündchen'i beğeniyorum. Madonna'nın kendi tarzını, üretebilen ve bunu tüm dünyaya kabul ettirebilen bir sanatçı oluşunu takdir ediyorum. - İyi giyinmek çok para harcamak mıdır? Hayır, tam tersi... Pahalı markalardan alışveriş yapmanın müsriflik olduğunu düşünüyorum. Bence giydiğiniz şeyin size yakışmasını sağlayan, sizin o giysiye ait olma duygunuzdur. Siz içinde rahatsanız ve kendinizi güzel hissediyorsanız o kıyafetler hem tarzdır hem de güzeldir. İyi giyinmek kendin gibi olmaktır.