"Moda" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

`Re Fine` isimli defile, modaseverlerin büyük ilgisini çekti. Thierry Dreyfus`un, modacı Kaprol`un tasarımlarından ve İstanbul kentinden ilham alarak çektiği dört kısa film, defile sırasında davetlilere gösterildi. Defile, düzenlendiği mekan ve sunuş itibarıyla, farklı bir tasarım içinde gerçekleşmesi itibarıyla da davetlilerin büyük beğenisini kazandı. DEFİLEDE AFRİKA İZLERİ Kaprol, basına yaptığı açıklamada, tasarımlarında, Güney Etiyopya`da yaşayan Mursi kabilesinde yaşayanların vücut boyama geleneklerinden ve sanatçı Brig Laugier`in ``kitap heykeltıraşlığı`` stilinden etkilendiğini belirtti. Tasarımlarda, bayan gömlekleri ve ceketlerde deri ve ipek kumaşların kullanıldığı, kısa etek ve elbiselerde, beyaz, siyah ve bej renklerin ağır bastığı gözlendi. İstanbul, Bursa ve Antalya`da açtığı mağazalarda hazır giyim koleksiyonuyla ``avangard`` tasarım felsefesini sunan Arzu Kaprol, Türkiye`de moda dünyasında birçok ilke imza attı. Türk Silahlı Kuvvetleri`ne teknolojik kamuflaj kıyafeti tasarlayan ilk modacı olan Kaprol, yine ``Home`` koleksiyonuyla ilk defa ev tekstilinde koleksiyon tasarlayan modacı.
Geçtiğimiz yıllarda Converse'ın gençler arasında gördüğü ilginin bir benzeri şimdilerde Onitsuka Tiger markalı spor ayakkabılarda yaşanıyor. Özellikle aynı model giyinmek isteyen çiftlerin tercihi haline gelen Onitsuka Tiger markalı spor ayakkabılar, yüksek fiyatına rağmen gençler arasında oldukça moda. Fiyatların 189 TL olan ayakkabılar yok satıyor. Ancak bu modanın kaymağını markanın Türkiye temsilcisi yiyemiyor. Çünkü üç yıl önce markanın Türkiye temsilcisi olarak piyasaya giren European Fashion & Sports Investments'ın başı taklidiyle dertte. 1982 yılında dünyaca ünlü Tiger markasının logosunu ve okunduğu şekliyle ‘Tayger' olarak tescil ettiren Timsah Ayakkabı, şu anda piyasanın hakimi. Timsah Ayakkabı'nın ürünleri aralarında Flo'nun da olduğu birçok mağazada satılıyor. Üstelik firma gerçek Tiger Türkiye'ye gelmeden tescil yaptırdığı için de tüm mağazalarda yaptığını satışlar yasal. Orjinali ile karşılaştırıldığında Tayger'ın 79 TL'lik fiyatı da cabası... Bu nedenle markanın gerçek sahibinin Türkiye'deki işi çok zor. Piyasaya üç yıl önce girmelerine rağmen sessiz kalmaları da işte bu yüzden. İki firma yaşadıkları tescil sorunu nedeniyle şu anda davalık. Ocak ayında sonuçlanması beklenen davanın ardından European Fashion & Sports Investments da sessizliğini bozacak. Flo: Kanuna aykırı bir şey yapmayız Tayger markasının satıldığı yerlerden biri olan Flo Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan'da ortada yasal olmayan bir durum olmadığını belirterek, "Biz Tayger markalı ayakkabıları Timsah Ayakkabı'dan alıyoruz. Bu konu bizimde karşımıza birkaç kere geldi. Uluslararası firmaya ‘Kanuna aykırı bir durum varsa ‘satmayız' dedik. Ama bir cevap gelmedi" diye konuştu. Uluslararası Onitsuka Tiger markasının Türkiye'de satıldığı mağazalardan birisi ise Intersport mağazaları. Son dönemde sattıkları spor markalar arasında Tiger'ın oldukça yükselişte olduğunu belirten Intersport Türkiye CEO'su Levent Yarcan, "Biliyorsunuz geçtiğimiz yıllarda gençler arasında Converse modası vardı. Şimdi Converse'ın yerini Tiger almış durumda. Fiyatları yüksek olduğu için özellikle bir çevre içinde trend oldu. Fakat global markanın Türkiye'de tescil sorunu var. Bu nedenle birçok mağazada çok daha ucuz fiyata benzer modelleri bulmak mümkün. Bu da gerçek markanın satışlarını olumsuz etkiliyor" yorumunu yapıyor. İnternette de ‘ürünümüz sahte, çakma değildir' diyerek satılıyor Tayger markasının ürünlerinin internette satışı var. Sönmez Ayakkabı da satış yapanlardan biri. Yaptığı tanıtım da oldukça ilginç, Tayger markalı ürünlerin yurtdışından ithal olduğunu gösteren tanıtımlarda, "Ürünümüz sahte, çakma değildir. 1982 yılında marka ve işaret tescili alınmış olan ürünün Türkiye'deki benzer ürünlerin (Onitsuka Tiger dahil) satış hakkını elinde bulundurmaktadır. Sahtesine para harcamayın, orjinal giyin. Bizim farkımız ürünümüzün arkasında durmamızdır" deniyor. ayakkabicim.net'de de tayger ayakkabılarının Türk Patent Enstitüsünden onaylı olduğu aşağıdaki ifadelerle belirtilmektedir. Bilindiği üzere, firmamız, Türk Patent Enstitüsü'nden marka ve çizgileri resmi olarak onaylanmış ve üretimi Türkiye'de yapılan tek orijinal Tayger spor ayakkabıların satışını yapmaktadır. Diğer, çakma olarak tabir edilen malların üretici firma tarafından toplatılması ve müşterilere zorluk yaratması, bizim ve müşterilerimizin itibarını sarması nedeni ile firmamız sadece ama sadece orijinal patentli Tayger ürünlerini satmaktadır.  Ayrıca, siparişinizle beraber, mağazalarınızda sergilemek üzere ürünün Patent sertifikası da beraberinde gönderilmektedir. Tüm bulardan sonra Tiger mı Tayger mı karar sizin. Bu ikilem ekşisözlükte ise burada yer veremeyeceğimiz bir mizah anlayışıyla işlenmiş.
Fransa`nın başkenti Paris`te 14-16 Eylül tarihlerinde düzenlenen `Premiere Vision Pluriel` tekstil ve moda fuarına bu yıl Türkiye`den 82 firma katıldı. Tekstil ve moda tasarımı alanında dünyanın dört bir yanından firmanın katıldığı fuara ilgi büyük oldu. Türk tekstil ve modasının dünyaya açılmasında önemli bir fırsat olarak değerlendirilen fuarda, modacılar, defilelerle tasarımlarını sergilerken, yine moda ve tekstil alanında yarışmalar düzenlendi. Aynı tarihlerde düzenlenen deri fuarına da Türkiye`den işlenmiş deri ve kürk sektöründen 22 Türk firması yer aldı.
İstanbul`un üç önemli alışveriş noktası Bağdat Caddesi, Nişantaşı ve İstinyepark`ta düzenlenen Fashion`s Night Out, etkinliğe katılan 570 markanın yüzünü güldürdü. Şişli ve Kadıköy Belediyeleri ile İstinyePark yönetimi, Bağdat Caddesi`ndeki mağazalarda 350 bin, Nişantaşı`nda 220 bin ve İstinyePark`ta 85 bin kişinin etkinliğe katıldığını belirtti. Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Yılmaz Yılmaz ise, 6 saatte 50 milyon dolar ciro elde edildiğini, yüzde 530`a varan artışlar olduğunu söyledi. Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane, İstinyepark kapı girişlerinde ve mağazaların günlük cirolarında yüzde 100`e varan artışlar olduğunu söylerken, Stefanel`in Genel Müdürü Füsun Çevikel Kuran, `Cadde mağazalarındaki satışlarımız 3 kat İstinyepark`taki satışlarımız 2 kat arttı` dedi. Kuran mart ayında yapılması planlanan alışveriş festivalinin ilk gecesi için de Fashion`s Night Out bir etkinlik üzerinde çalıştıklarını söyledi. Park Bravo Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Özçoban ise Victoria Secret`tan gelen misafirleriyle etkinlik yapılan lokasyonları gezdiklerini ve yabancı misafirlerin kalabalığa şaşırdıklarını söyledi. İŞ DÜNYASI DA ETKİNLİĞE KATILDI Geceye katılanlar arasında iş dünyasından da isimler vardı. Hey Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, `Hiçbir etkinliğe normalde katılmam ama buna katıldım çünkü sektör için çok önemli bir etkinlik mutlaka geleneksel hale getirilmeli, bu şekilde yurtdışından da müşteri çekmenin önü açılmış olur. Çünkü böyle bir atmosfer hiçbir yerde yok` dedi. Boğazdaki eğlence mekanı Reina`nın sahibi Mehmet Koçarslan ise, `İnsan kalitesi ve gösterilen ilgi göz kamaştırıcı. Etkilenmemek mümkün değil. Tekrarlanmasını arzu ederim` dedi. 100 bin lira harcadık ama ciroyu da 4 kat artırdık İpekyol, Machka ve Twist markalarını bünyesinde bulunduran Ayaydın- Miroglio firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın, alışverişe geç saatte hiç çıkmayan insanları mağazalara çektiklerini belirterek, `yeni sezon ürünleri gösterme şansı bulduk` dedi. Kendilerine ait mağazalarda düzenlenen etkinlikler için yaklaşık 100 bin lira harcadıklarını dile getiren Ayaydın, `Harcama yaptık ama günlük satış ciromuzu da dörde katladık` diyerek memnuniyetini dile getirdi. Ayaydın aynı gecenin İzmir ve Ankara`da da yapılmasını istediklerini söyledi. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Yılmaz Yılmaz, Türkiye’de ilk kez düzenlenen Fashion’s Night Out’un (FNO) beklenin de üzerinde büyük ilgi gördüğünü belirterek, “Markalarımız satışlarını yüzde 20-530 arasında artırırken, tüketiciyi harekete geçiren bu etkinlik perakende sektörüne ilaç gibi geldi” dedi.� � Yılmaz Yılmaz, FNO’nun ardından yaptığı değerlendirmede, ilk kez 10 Eylül 2009 tarihinde ekonomik daralmanın olumsuz etkisini kırabilmek için 13 ülkede düzenlenen etkinliğin İstanbul’da da büyük bir başarıyla yaşama geçirildiğini söyledi. Vogue öncülüğünde düzenlenen Fashion’s Night Out’a BMD’nin büyük destek verdiğine dikkat çeken Yılmaz, New York, Paris, Londra ve Milano’nun ardından İstanbul’da da düzenlenen etkinlikte 570 markanın yer aldığını bildirdi. 50 milyon dolar ciro Yılmaz, yaklaşık 1000 mağazanın tüketicilerin taleplerini karşılamaya çalıştığını ifade ederek, 6 saat içinde yaklaşık 50 milyon dolar ciro gerçekleştirdiğini vurguladı. Moda ve perakende sektörünü canlandırmak amacıyla düzenlenen etkinliğin markalara ilaç gibi geldiğine işaret eden Yılmaz Yılmaz şöyle devam etti: “Stilistler, tasarımcılar, modeller, oyuncular, spor ve cemiyet hayatından ünlü isimler dün gece Bağdat Caddesi, Nişantaşı ve İstinye Park’ta buluştu. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran FNO, mağazaların satışlarında diğer günlere kıyasla önemli artış sağladı. Marklarımız arasında yaptığımız değerlendirmede etkinliğin geçerli olduğu zaman diliminde yüzde 500’lere varan oranda arasında satışların arttığını gördük. Nişantaşı ve Bağdat Caddesi festival tadında bir gece geçirirken, etkinliğin başlama saatinde İstinye Park’ın giriş kapılarında yoğunluk yaşandı. Gördüğümüz ilgiden son derece memnunuz. Bu ve benzer etkinlikle İstanbul yaşamına renk katarken, kentimizin marka gücüne de katkı sunmayı sürdüreceğiz.” BMD markalarının satışları zirveye çıktı Marka Artış oranı (yüzde) 1- Ramsey | 530 2- Koton | 519 3- Twigy | 400 4- İpekyol | 300 5- Nars | 300 6- Penti | 200 7- Vepa | 80 8- Esse | 50 9- Desa | 40 10- Derimod | 40 11-New Balance | 35 12- Vakko | 20
Sanat dünyasının ünlü isimlerini giydiren Süleyman Demirel, kendi ismiyle ilk defilesini vermeye hazırlanıyor. 21 Eylül`de Swissotel`de `Haute Couture Fashion Show` ismiyle bir defile düzenleyecek olan Demirel ile defile hazırlıkları sırasında görüştük. Nasıl modacı oldunuz? İstasyon Sanat Merkezi`nde eğitim aldım. Bu merkezin özel bir TV kanalıyla ortaklaşa düzenlediği `Ulusal Moda Yarışması`nda birinci oldum. Önce birçok tekstil şirketi için tasarımlar yaptım. Altı ay önce Azor isimli firmamı kurdum. Yıllardır ismimle bir haute couture koleksiyonu hazırlayıp defile yapmayı planlıyordum. İşte onu da gelecek hafta yapıyoruz. PSİKOLOJİK BİR DEFİLE OLACAK Koleksiyonunuzu hazırlarken nereden ilham aldınız? Defilenin ismi `Sanrılar`... Biraz duygusal, psikolojik bir defile olacak. Bastırılmış duygularımız bu defilede somutlaşacak. Ben defile öncesi Alexander McQueen`in ölümünden çok etkilendim. Sanırım genel olarak, defilede yaşadığım bu üzüntü kendini gösteriyor. Karamsar bir koleksiyon mu? Hayır aslında. Çiçek motifleriyle tasarımları canlandırdım. Tüm koleksiyonda uyumsuzluğun uyumu var. Aklınıza gelmeyecek materyalleri ve kumaşları birlikte kullandım. Metal ve dantel gibi... Biz sizi daha çok Demet Akalın`ın tasarımcısı olarak tanıyoruz... Demet, benim en eski müşterilerimden biri. Yaklaşık 9 senedir birlikte çalışıyoruz kendisiyle. Amerika`da bulunduğum süre zarfında, çok kısa bir süre Tuvana Büyükçınar`la çalıştı. Bundan da çok mutlu olduğunu sanmıyorum zaten. Başka kimler için tasarımlar yapıyorsunuz? İlk çalıştığım isim Deniz Seki... Demet Sağıroğlu, Sibel Can, Burcu Güneş ve Ebru Destan`la da çalıştım. Sanatçılarla çalışması zor mu? Her tasarımcı gibi ben de tasarımımı kağıt üzerinden anlatırken zorluk yaşıyorum. Onlar kağıttaki çizime bakıp elbisenin bitmiş halini hayal ederken zorlanıyor. Çizimi anlatmak, ikna etmek, işi somutlaştırmak en zor kısmı. Sadece sanatçılar için de geçerli değil bu. Normal bir müşteri geliyor, elinde Lady Gaga fotoğrafıyla `Bana Lady Gaga`nın bu giysisine benzer bir şey dik` diyen müşteriye ne denir ki! Hande Yener, Lady Gaga gibi giyinse ne olur! Sürekli taklit ediyoruz Ünlü müşterileriniz arasında tasarımdan anlayan kimse yok mu? Demet iyi anlıyor çizgimden. Petek Dinçöz de... Sibel Can`la da rahat çalışıyorum.. MÜSAMERE GİBİ MODA HAFTASI Türkiye`de taklit ürünler rağbet görüyor. Hatta çok ünlü tasarımcıları taklit edenler de var... Var tabii... Patent kanunlarında o kadar çok açık var ki! Benim de tasarımlarımı birebir kopyalayanlar var. Yasaların tasarımcıyı koruması gerekiyor. İstanbul Moda Haftası`nı nasıl buldunuz? Üzülerek izledim, ilkokul müsameresi gibiydi... Şu an Türk tasarım dünyasında eşinin ya da ailesinin desteğiyle butik açan ya da marka yaratanlar var... Eş parasıyla, koca parasıyla modaya girenleri saman alevi gibi görüyorum. Bir sezon varlar, ikinci sezon yoklar. Bir başarıları yok. Aldıkları bir ödül yok. Hangi yaptıkları akılda kalıyor ki... Aile parasıyla bir takım ekipler kuruyorlar, kendilerine `modacı` diyorlar, butikler açıyorlar. Ama bu kişiler kalıcı olamaz. Kimi giydirmek istersiniz? Madonna, Kylie Minogue, Nicole Kidman, Anne Hathaway gibi isimler olabilir. Türk tasarımcı olarak kimi beğeniyorsunuz? Hakan Yıldırım, Cengiz Abazoğlu ve Arzu Kaprol... İSPANYOL PAÇA DÖNÜYOR Sonbahar-kış sezonunda İskoç ekosesi ve kırmızı renkler ön planda. Satenler hem gece hem de gündüz giyiminde var. Etek boyları; maksi ve mini. Kısa etekler, diz üstü çizmelerle kombine edilecek. Kalın örgülü trikolar da çok moda. Pantolonlarda yüksek bel var. İspanyol paçalar da bu yıl geri dönüyor. İKONCANLAR MODA TERÖRİSTİ Eda Taşpınar için diyecek kelime bulamıyorum. Adı stil ikonu olarak geçse de, kesinlikle öyle değil. Bizim ikoncanları moda teröristi olarak görüyorum. Şu an Türkiye`de moda dünyasında tam bir terör yaşanıyor. İstanbul Moda Haftası gibi.. Charlize Theron, Nicole Kidman ve Rihanna`nın tarzlarını çok beğeniyorum. Ama sadece Madonna ve Gwen Stefani için stil ikonu diyebilirim. Victoria Beckham`ın da giyim tercihleri çok başarılı. Türkiye`den Ajda Pekkan`ı çok beğeniyorum. Sosyeteden de Feryal Gülman`ın tarzı bana çok asil gelir. DEMET AKALIN`IN BİR TARZI VAR Modayı takip edenler olabilir ama stil sahibi olmak çok zordur. Karikatürünüz çizilecek kadar belli olan bir tarzınız varsa o zaman stil sahibi oldunuz demektir. Türkiye`de böyle bir isim yok... Hande Yener`in her albümünde başka bir tarzı var. Albüm kapağındaki görüntüsüyle, konserindeki veya katıldığı davetlerdeki görüntüleri örtüşmez. Böyle stil sahibi olunmaz. Demet Akalın müşterim diye söylemiyorum ama bir tarzı vardır. Kıyafeti için `Bu tam Demet`lik` diyebiliriz... Ünlü erkeklerden de Kenan Doğulu, Yalın ve Tarkan`ın tarzını beğeniyorum.  İDİL DEMİREL GÜNAYDIN
Her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve Türkiye`nin en büyük moda defilelerinden Başkent Moda Günleri, Ankaralılarla buluştu. Başkentin önde gelen tekstil firmalarının sonbahar-kış kreasyonlarının tanıtıldığı defile bir çok ünlü simayı bir araya getirdi. Türkiye`nin ünlü mankenlerinin podyuma çıktığı defile izleyenlerden tam not aldı. Bu yıl yirmincisi düzenlenen defile Sheraton Otel`de gerçekleştirildi. Ankara Giyim Sanayicilerinin öncülüğünde düzenlenen organizasyon başta Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir olmak üzere Ankara Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Canip Karakuş ve pek çok firma sahibini bir araya getirdi. Parantez, Selen, Modailgi, Karton, Milano Milano gibi firmaların çalışmalarının sergilendiği defilede Şenay Akay, Ece Gürsel, Seda Ertan, Tugçe Sarıkaya, Seda Tosun gibi tanınmış mankenler podyuma çıktı. 2010-2011 Sonbahar-Kış kreasyonlarının yer aldığı moda günleri `Aynadaki Kadın` konseptiyle izleyicisiyle buluştu. Defile, organizasyonu izlemeye gelen davetliler tarafından tam not aldı.
Tam 44 yıldır Türkiye'de iç giyim ve mayo alanında faaliyet gösteren Ten, şimdi kadın müşterilerini ‘dış'tan da fethetmeye hazırlanıyor. Firma, manken Deniz Akkaya ile birlikte 4.5 aydır üzerinde çalıştığı dış giyim koleksiyonunu ekim ayında vitrinlere çıkaracak. Fakat Ten'in üzerinde çalıştığı bu yeni koleksiyon, bildiğiniz dış giyimden biraz farklı! Koleksiyonun korseli ürünleri kadınları zayıf göstermeyi hedefliyor. Manken Deniz Akkaya'nın hamilelikten sonra aldığı fazla kiloları saklamak için üzerinde çalıştığı bu yeni buluş, Ten firmasının know how'u (bilgi birikimi) ve korse uzmanlığı ile birleşerek, yeni bir koleksiyona dönüştü. Ten'in dış giyimde oluşturduğu yeni koleksiyon için henüz bir marka ismi seçilmese de şimdilik "Ten by Deniz Akkaya" ismi üzerinde duruluyor. Tek parça elbiseden oluşan 40 parçalık koleksiyonun en önemli özelliği ise bu elbiselerin içinin tamamen korse ile kaplanmış olması. Ten'in dış giyime girme fikrini Ten'in patronu Deha Orhan şöyle anlatıyor: "Biz iç giyim ve korse konusunda oldukça ciddi bir bilgi birikimine sahip bir firmayız. Uzun süredir de dış giyime girmek istiyorduk. Bütün bu birikimimizi dış giyimle de birleştirmek istedik. Bunu yaparken de herkesin yaptığından farklı bir şey yapmak için yola çıktık. Bu noktada Deniz Akkaya'nın fikirleri çok önemliydi. Bugün piyasada kadınların ihtiyaç duyup da bulamadığı neler var onlara baktık. Bu marka ve koleksiyon da oradan çıktı. Bundan sonra da dış giyimde yine bu ihtiyaçları gözönüne alarak üretim yapmak istiyoruz. Deniz Akkaya ile de bu konuda isim hakkı ortaklığımız var. Yani fikir bizden çıktı. Ama hazırladığımız koleksiyonun süslemesini Deniz Akkaya yapıyor. Halen markanın koleksiyon aşaması devam ediyor. Yeni markamızın ürünlerini en geç ekim ortasında Ten mağazalarında satışa sunacağız." Gece kıyafeti de var Orhan, bu kıyafetlerin özellikle fazlalıkları olan kadınlar tarafından tercih edileceğini belirtiyor: "Koleksiyonda 40 farklı model yer alacak. Bunlardan sadece 25 tanesi fazlalıkları yok edecek şekilde tasarlandı. Geri kalanlar ise herkesin giyebileceği kıyafetlerden oluşuyor. Koleksiyon içinde sadece günlük kıyafetler değil, gece kıyafetleri de var." Orhan, markanın isminin henüz kesinleşmediğini ama ‘Ten By Deniz Akkaya' üzerinde yoğunlaştıklarını kaydederek fiyat aralığını da yüksek tutmayı düşünmediklerini söyledi. Kışlık kıyafetlere korsenin monte edilmesinin daha kolay olduğunu belirten Orhan, yazlık kıyafette bunu nasıl yapacakları üzerinde şimdiden çalıştıklarını da sözlerine ekledi. Deniz Akkaya Perakendeye de Girdi Ten ile dış giyimde yeni bir ortaklığa giden manken Deniz Akkaya, perakende sektörüne de adım attı. Akkaya bu ay içinde İstanbul Bağdat Caddesi'nde ‘Chic Frog' ismiyle bir bebek mağazası açacak. Akkaya'yı bu alanda yatırım yapmaya iten nedense Türkiye'de bebek tekstili sektörünün az gelişmesi olmuş. Özellikle kızı Ayşe doğduktan sonra istediği markaları Türkiye'de bulamayan Akkaya, ‘Oh Baby London' markasının Türkiye distribütörlüğünü aldı. Deniz Akkaya, mağazasında bu markanın ürünlerini satacak. Akkaya, ileri de kendi bebek markasını oluşturacak.
Moda haftalarında sözü geçen 5. büyük şehir olma iddiasıyla hayata geçirilen ve bu sene de başarılı bir şekilde sona eren İstanbul Moda Haftalarının hemen ardından Nev York Moda Haftalarında yer alacak tasarımlar yarın itibari ile moda meraklıları için podyuma çıkıyor. BCBGMAXAZRIA, DKNY,Calvin Klein gibi bir çok ünlü tasarım markalarının yanı sıra bir çok moda etkinliğinin yer alacağı moda haftaları takviminin detayları www.domoda.com da.
Global moda endüstrisinin öncü marka ve tasarımcılarını İTÜ Taşkışla’da buluşturan İstanbul Fashion Week (IFW) ile Collection Premiere İstanbul (CPI), 4 gün süren defile ve etkinliklerin ardından sona ererken, İstanbul, dünya moda gündeminde ilk sıraya oturdu. Moda, tasarım ve ticaret üçgenini aynı çatı altında buluşturarak İstanbul’u dünya markası yapma hedefinde önemli bir misyon üstlenen IFW ile CPI, hazır giyim endüstrisine olduğu kadar kent ekonomisine de büyük katkı sağladı. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Gürkan, Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Yılmaz Yılmaz, Moda Tasarımcıları Derneği (MTD) Başkanı Bahar Korçan, IFW Danışma Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, IFW İcra Kurulu Başkanı Cem Kaprol ve CPI Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Atik’in katılımıyla düzenlenen basın toplantısında IFW ile CPI’ın sonuç rakamları açıklandı. SEKTÖRDEKİ GÜÇ BİRLİĞİ BAŞARIYI GETİRDİ İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi yaptığı konuşmada, İTKİB’in üçüncüsü gerçekleştirilen IFW ve ilk kez düzenlenen CPI Fuarı ile Türk moda endüstrisinin gelişiminde öncü rolünü sürdürdüğünü söyledi. Hikmet Tanrıverdi, IFW ve CPI için Birleşmiş Markalar Derneği,  Moda Tasarımcıları Derneği, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı gibi kurumların verdiği desteğin önemine dikkat çekerek, sektörün güçlerini birleştirmesinin başarıyı da beraberinde getirdiğini belirtti. Organizasyonların mali yapısı hakkında da bilgi veren Tanrıverdi, IFW, CPI ve Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması için toplam 4 milyon avro harcandığını açıkladı. Hikmet Tanrıverdi, bunun yaklaşık 2 milyon 860 bin TL’sinin İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından, kalan miktarın ise katılımcı firmalar ve sponsorlarca karşılandığını dile getirdi. IFW ve CPI’ı 38 bin 500 kişinin ziyaret ettiğini, böylece yaklaşık 40 bin olarak belirlenen ziyaretçi hedef sayısına ulaşıldığını belirterek, ortaya çıkan rakamların organizasyonun başarısını ortaya koyduğunu anlattı. İstanbul Fashion Week’in dünya moda takvimindeki yerini güçlendirmek ve dünya modasına yön veren ilk 5 şehir arasına girebilmek için kalite çıtasını her organizasyonda biraz daha yukarıya taşımayı amaçladıklarını kaydeden Tanrıverdi, “Bunun için moda haftalarının görünen yüzü olan defileleri güçlendirmeye çalıştık. Bu nedenle Alessandra Ambrosio başta olmak üzere önemli moda haftalarına katılan 40 yabancı modelin defilelerde yer almalarını sağladık. Ünlü tenisçi Anna Kournikova dâhil olmak üzere davet ettiğimiz celebrity’lere toplam 500 bin TL ödedik” dedi. ÇARPAN ETKİSİ TÜRKİYE’Yİ UÇURACAK Hikmet Tanrıverdi, rastlantısal değil sistematik bir şekilde hareket ettiklerini ve geriye dönüşü olmayan bir yolda ilerlediklerini vurguladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “IFW ve CPI etkinlikleri İstanbul’un geleceğini şekillendirecek; bu kentin bir bakıma yazgısını değiştirecek. Bu organizasyona gelen yaklaşık 38 bin 500 kişinin 5 binini yabancı konuklarımız oluşturdu. Yerli davetlilerin IFW süresince yaklaşık 150 dolar, yabancı konuklarımızın ise günde 300 dolardan dört gün süresince bin 200 doların üzerinde bir harcama yaptıklarını düşünüyoruz. Toplamda etkinlikler süresince yerli ve yabancı konuklarımız kent ekonomisine 11 milyon doların üzerinde katkı sağladılar. Öte yandan organizasyonumuzu izleyemeye gelen yaklaşık 150 yabancı basın mensubunun dört günlük ulaşım ve konaklama giderleri için 400 bin avro harcadık. Burada bir konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Aralarında dünyaca ünlü moda ve ekonomi yayınlarının da bulunduğu 150 medya kuruluşunu Türkiye’de tek bir markanın tanıtımı veya defilesi için getiremezsiniz. Tüm bu yabancı basın mensuplarını IFW’de defileleriyle yer alan 21 marka için ayrı ayrı getirmeye kalksak 9–10 milyon avro harcamamız gerekirdi. Bununla birlikte bu kadar çok sayıda yabancı basın mensubu da etkinliğin yarattığı sinerji için geliyor. Uluslararası basında Türk moda endüstrisi ve İstanbul üzerine milyonlarca avro değerinde haberler yer aldı. Bu sayede uluslararası anlamda sağlanan tanıtımın sektörümüze yansıması sadece 21 marka ile sınırlı kalmayacak. Yaratılan ‘Türk modası ve İstanbul’ imajı sektörümüzün tamamına fayda sağlayacak. İtalya örneğine baktığımızda, ülkenin hazır giyim ihracatının sadece yüzde 15’ini ünlü markalar gerçekleştiriyor. Kalan yüzde 85’i ise bu büyük markaların yarattığı ‘İtalyan’ gücünün kaldıraç etkisinden yararlanıyor. İtalya’yı yakalayabilmemiz için bizim markalarımızın da koleksiyon tarihlerini en az bir yıl geriye çekerek gelecek yılın tasarımlarını önceden ortaya koymaları gerekiyor. İlk kez gerçekleştirdiğimiz CPI’a katılım için şart koştuğumuz bu kritere hazır giyim sektörümüzün tamamının odaklanması gerekiyor.” 18 ÜLKEDEN ALICILAR 83 MARKA VE TASARIMCI İLE BULUŞTU İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, üçüncüsü gerçekleştirilen IFW ile Türkiye’de hazır giyim endüstrisiyle ilgili pek çok dinamiğin harekete geçtiğine dikkat çekerek, genç tasarımcıların deneyim kazandığını, mankenlik mesleğinin bir üst segmente yöneldiğini, moda yazarı kavramının geliştiğini, yine modayla ilgili blogger’ların çoğaldığını sözlerine ekledi. IFW ve CPI’ı ABD, İtalya, Almanya, İngiltere, Rusya, Avusturya, İspanya, Hollanda, Yunanistan, Gürcistan, Ürdün, Japonya, Lübnan, Peru, Romanya, Ukrayna, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden yabancı basın mensupları ziyaret etti. Aynı zamanda İngiltere, Kanada, Japonya, Avusturya, Avustralya, Çek Cumhuriyeti, Mısır, İsveç, İran, Tunus, Gürcistan, Ürdün, Peru, Romanya, Rusya, Ukrayna’nın aralarında bulunduğu 18 ülkeden alıcılar, IFW ile yerli-yabancı 83 marka ve tasarımcının katıldığı CPI’ı ziyaret etti. CPI’da güvenlik için 20, nakliye için 40, temizlik için 15, stant tasarımı için 45 kişilik ekipler görev aldı. IFW’deyse 20 kişilik özel ekip etkinlik koordinasyonunu sağladı. 32 host-hostes ile giriş-çıkışlar kontrol edildi. 40 temizlik elemanı görev yaptı. 62 özel güvenlik görevlisi 24 saat çalıştı. 260 kişilik ses-ışık ve teknik ekip 24 saat görev aldı. 90 işçi 7 bin 200 dakika defile alanının hazırlığında çalışırken bu alan 20 klima ile soğutuldu. Etkinliklerin öteki çözüm ortaklarıyla birlikte toplamda yaklaşık bin 100 kişi CPI ve IFW için çalıştı.
2011 İlkbahar Yaz Milano Sezonu Dsquared2 Tüm Defile Fotoğrafları İçin Resme Tıklayınız.
Sıcaktan kavrulduğumuz ağustos günlerinde dünyanın moda başkentlerinde kış koleksiyonları vitrinlerde görücüye çıktı. Erkek modasında lacivert ve gri ile devetüyünün trend olacağı kesin gibi geliyor. Ağustos ayı, Paris, Londra, New York ve Milano gibi moda merkezlerinde sonbahar-kış sezonunun görücüye çıktığı dönemdir. İstanbul da yavaş yavaş bu ritme ayak uydurmaya kararlı gibi görünüyor. Gerçi yaz sezonu İstanbul'da diğer şehirlere kıyasla daha u zun sürüyor olsa da İpekyol, Vakko, Machka gibi iddialı Türk markaları da ülkemize yıllardan beri yerleşmiş olan yabancı markalarla birlikte ‘sezon açma' politikasını geliştiriyor. Bunaltıcı sıcaktan kaçarak bütün günümü evde geçirdikten sonra akşamüstü eczaneden bir şeyler almak için evden çıktım. Bir de ne göreyim, tüm vitrinler kışa girmiş bile. Dışarısı 40 dereceyken vitrinler –2 dereceyi gösteriyor. Yünlü paltolar, kazaklar, çizmeler… Melis Alphan duymasın, ayağımda bu sezon Türkiye'de ‘inn' olan ‘Birkenstock' sandaletler, şort ve bir karış sakal. Gerçi benimkiler Kıvanç Tatlıtuğ veya Kenan İmirzalıoğlu'nun tercih ettikleri parmak arası model olmasa da tedirgin oldum "Melis Nişantaşı'nda mı acaba" diye. Normandiya'daki köy evinde kullanmak için civardaki bir AVM'den almıştım Birkenstock'larımı yıllar önce. Ne de olsa Alman markası olduğu için bir türlü eskimiyorlar.
Pringle Of Scotland
2011 İlkbahar Yaz Milano - Pringle Of Scotland tüm defile detayları için resme tıklayınız.
İnsanoğlu işte! Üşenmedim, mağazalara girip paltoları, hırkaları denemeye başladım. Şort ve palto; ilk bakışta bir erkek için anlamsız gelse de "neden olmasın" diye aklımdan geçirmedim değil. Erkek modasında lacivert ve grinin ve kadında olduğu gibi devetüyünün trend olacağı kesin gibi geldi bana. Sabah gazetesinde erkek modasının trendlerini aktaran Başak Dizer Fransez, kış sezonunun ‘out'larını yayımlamış hafta sonu yazısında. Siyah takım elbise+siyah gömlek formülünün demode olduğunu belirtmiş. Bunun yerine lacivert takımlar, devetüyü ceket ve açık gri gömlek giymemizi öneriyor. Dizi kostümcülerine duyuru Doğru bir tespit, başta Kurtlar Vadisi olmak üzere, tüm dizi kostümcülerine duyurulur. ATV'nin gözde dizisi ‘Suç ve Ceza'da başrolü oynayan Murat Yıldırım'ın da bu konuda dikkat etmesi gerekiyor kış sezonunda. Başak'ın önemli bir diğer mesajı ise takım elbise+spor pabuç formülünün son bulmuş olması. Spor pabuçlar çöpe, iki renkli mokasenler başköşeye. Her ne kadar kadın koleksiyonu tasarımcısı olsam da giyinmeyi çok sevdiğim için erkek modası her zaman ilgi alanıma girmiştir. O nedenle dikkatle okumaya devam ediyorum ve ‘her kombine kaşkol dolamak' başlığı ilgimi çekiyor. Bu eğilim Türkiye'ye özgü olsa gerek, Avrupa'da hiç rastlamadım. Kavurucu sıcaklarda bile boynuna şile bezi türünden atkı saran o kadar çok erkek görüyorum ki Başak'la bu konuda da hemfikirim. Gerçi anladığım kadarı ile bu eşarp trendi, bazı modacı ve mimarlarımızın kişilikleri ile bütünleşiyor ancak bu kış maalesef yeni bir aksesuar bulmak zorunluluğu var. Geçenlerde bir cenazede karşılaştığım Özcan Deniz de ‘atkıseverler'den gibi geldi bana. Bence tüm atkılarını birilerine verip ‘out' olmaktan kurtulmalı.

2011 İlkbahar Yaz Milano Sezonu Alexander_McQueen tüm defile fotoğrafları için resme tıklayınız.

Başak'tan aldığımız bir diğer sevindirici haber ise dar kesim yazılı tişörtlerin sonunun gelmiş olması. Onun yerine asker yeşili, indigo mavisi, gri, füme gibi düz renk tişörtler 2010–2011 sezonunda revaçta olacakmış. Yazı: Alex Akimoğlu Resimler: www.domoda.com