"Trendler" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

2011 İlkbahar Yaz Milano Sezonu Dsquared2 Tüm Defile Fotoğrafları İçin Resme Tıklayınız.
Sıcaktan kavrulduğumuz ağustos günlerinde dünyanın moda başkentlerinde kış koleksiyonları vitrinlerde görücüye çıktı. Erkek modasında lacivert ve gri ile devetüyünün trend olacağı kesin gibi geliyor. Ağustos ayı, Paris, Londra, New York ve Milano gibi moda merkezlerinde sonbahar-kış sezonunun görücüye çıktığı dönemdir. İstanbul da yavaş yavaş bu ritme ayak uydurmaya kararlı gibi görünüyor. Gerçi yaz sezonu İstanbul'da diğer şehirlere kıyasla daha u zun sürüyor olsa da İpekyol, Vakko, Machka gibi iddialı Türk markaları da ülkemize yıllardan beri yerleşmiş olan yabancı markalarla birlikte ‘sezon açma' politikasını geliştiriyor. Bunaltıcı sıcaktan kaçarak bütün günümü evde geçirdikten sonra akşamüstü eczaneden bir şeyler almak için evden çıktım. Bir de ne göreyim, tüm vitrinler kışa girmiş bile. Dışarısı 40 dereceyken vitrinler –2 dereceyi gösteriyor. Yünlü paltolar, kazaklar, çizmeler… Melis Alphan duymasın, ayağımda bu sezon Türkiye'de ‘inn' olan ‘Birkenstock' sandaletler, şort ve bir karış sakal. Gerçi benimkiler Kıvanç Tatlıtuğ veya Kenan İmirzalıoğlu'nun tercih ettikleri parmak arası model olmasa da tedirgin oldum "Melis Nişantaşı'nda mı acaba" diye. Normandiya'daki köy evinde kullanmak için civardaki bir AVM'den almıştım Birkenstock'larımı yıllar önce. Ne de olsa Alman markası olduğu için bir türlü eskimiyorlar.
Pringle Of Scotland
2011 İlkbahar Yaz Milano - Pringle Of Scotland tüm defile detayları için resme tıklayınız.
İnsanoğlu işte! Üşenmedim, mağazalara girip paltoları, hırkaları denemeye başladım. Şort ve palto; ilk bakışta bir erkek için anlamsız gelse de "neden olmasın" diye aklımdan geçirmedim değil. Erkek modasında lacivert ve grinin ve kadında olduğu gibi devetüyünün trend olacağı kesin gibi geldi bana. Sabah gazetesinde erkek modasının trendlerini aktaran Başak Dizer Fransez, kış sezonunun ‘out'larını yayımlamış hafta sonu yazısında. Siyah takım elbise+siyah gömlek formülünün demode olduğunu belirtmiş. Bunun yerine lacivert takımlar, devetüyü ceket ve açık gri gömlek giymemizi öneriyor. Dizi kostümcülerine duyuru Doğru bir tespit, başta Kurtlar Vadisi olmak üzere, tüm dizi kostümcülerine duyurulur. ATV'nin gözde dizisi ‘Suç ve Ceza'da başrolü oynayan Murat Yıldırım'ın da bu konuda dikkat etmesi gerekiyor kış sezonunda. Başak'ın önemli bir diğer mesajı ise takım elbise+spor pabuç formülünün son bulmuş olması. Spor pabuçlar çöpe, iki renkli mokasenler başköşeye. Her ne kadar kadın koleksiyonu tasarımcısı olsam da giyinmeyi çok sevdiğim için erkek modası her zaman ilgi alanıma girmiştir. O nedenle dikkatle okumaya devam ediyorum ve ‘her kombine kaşkol dolamak' başlığı ilgimi çekiyor. Bu eğilim Türkiye'ye özgü olsa gerek, Avrupa'da hiç rastlamadım. Kavurucu sıcaklarda bile boynuna şile bezi türünden atkı saran o kadar çok erkek görüyorum ki Başak'la bu konuda da hemfikirim. Gerçi anladığım kadarı ile bu eşarp trendi, bazı modacı ve mimarlarımızın kişilikleri ile bütünleşiyor ancak bu kış maalesef yeni bir aksesuar bulmak zorunluluğu var. Geçenlerde bir cenazede karşılaştığım Özcan Deniz de ‘atkıseverler'den gibi geldi bana. Bence tüm atkılarını birilerine verip ‘out' olmaktan kurtulmalı.

2011 İlkbahar Yaz Milano Sezonu Alexander_McQueen tüm defile fotoğrafları için resme tıklayınız.

Başak'tan aldığımız bir diğer sevindirici haber ise dar kesim yazılı tişörtlerin sonunun gelmiş olması. Onun yerine asker yeşili, indigo mavisi, gri, füme gibi düz renk tişörtler 2010–2011 sezonunda revaçta olacakmış. Yazı: Alex Akimoğlu Resimler: www.domoda.com
Artık moda dünyasında her şeye alıştığınızı, her türlü çılgınlığı normal karşılayacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Demek ki hâlâ `Five Fingers Shoes`u, yani `Beş Parmak Ayakkabıları`nı görmediniz demektir! Görenleri şaşkına çeviren ve eldivenin ayak için yapılanını andıran bu ayakkabılar, son dönemin en ilginç icatlarından biri. Neredeyse tüm dağcılık, `outdoor` ve özel asker ayakkabılarının taban teknolojisini üreten İtalyan Vibram markasının geliştirdiği `Beş Parmak Ayakkabıları`nın en büyük özelliği, yere çok iyi tutunarak kaymayı önlemesi. AMACI DEĞİŞTİ Zaten üretim amacı da görsellikten çok performansa yönelik... Yani Vibram, ayak şeklindeki bu ayakkabıları millet sokaklarda giysin diye geliştirmemiş. Amaç; dağcılıktan spor salonlarına, Uzakdoğu sporlarından yogaya kadar her türlü fiziksel aktivitenin daha rahat yapılmasını sağlamak... Ama tabii işin içine Hollywood yıldızları girince ortada amaç falan kalmıyor, her şey bambaşka bir boyut kazanıyor. `Beş Parmak Ayakkabıları`nın başına gelen de bu! Önce bir mekan çıkışında fotoğraflanan ünlü oyuncu Danny Glover tanıttı bu ilginç ayakkabıyı. Ardından da `Hung` dizisinin başrol oyuncusu Thomas Jane bir partiye bu ayakkabılarla katıldı. Hem de son derece şık bir ceket pantolonun altına giyerek! Hal böyle olunca son dönemin bu en ilginç ürünü gündelik hayata da giriverdi. Hatta Amerikalı ünlü oyuncu Channing Tatum, alışverişe bu ilginç ayakkabılarıyla çıkmaya başladı. Ünlü manken Elle McPherson, oyuncular Halle Berry ve Gwyneth Paltrow ile futbol yıldızı David Beckham da bu ayakkabıların tutkunu olan isimler arasında... AT MAKİNEYE! Ayakkabıların bu kadar ilgi görmesinin tek nedeni `ilginç` görünümleri değil tabii. En büyük etken; ayağı kavraması, yere sağlam tutunması ve son derece rahat olması. Zaten giyen herkes, bu ayakkabılarla yalınayak yürüyormuş gibi rahat ettiklerini söylüyor. Ayakkabının en cazip yanlarından biri de çamaşır makinesinde yıkanabilmesi! Bu ayakkabılar Amerika`yı kasıp kavuruyor olabilir ama henüz Türkiye`de pek tanınmıyor. Bu çılgınlığa bulaşan bildiğimiz tek isim ünlü saç tasarımcısı Hakan Köse. Ama Türkiye`deki tek `çılgın`ın kendisi olmadığını düşünüyor. Ayakkabılarını rahat oldukları için çok sevdiğini söylemeyi de ihmal etmiyor. `Beş Parmak Ayakkabıları` henüz Türkiye`de satılmıyor. Satın almak isteyenlerin yapması gereken şey; www.vibramfivefingers.com ya da Türkiye distribütörü Joya'dan http://www.joya.com.tr sipariş vermek... KASLARI GÜÇLENDİRİR Tipik bir insan ayağında anatomik olarak 26 kemik, 33 eklem, 20 kas ve yüzlerce sinir ucu, tendon ile bağ dokusu bulunuyor. Tüm bunlar çıplak ayağımızın üstünde son derece rahat bir şekilde dengede durmamızı sağlıyor. Vücudumuzun diğer tüm bölümleri gibi ayaklarımızın da sağlıklı kalabilmesi için egzersize ihtiyacı var. İşte `Beş Parmak Ayakkabıları`, ayağınızın ihtiyacı olan egzersizleri son derece doğal bir ortamda yapmanızı sağlıyor. Ayrıca bu ayakkabılar dengenizi ve çevikliğinizi artırıyor, baldır ve alt bacaklardaki kasların güçlenmelerini sağlıyor. Kaynak: Sabah
Modada aykırılık tavan yapmış durumda. Uçuk kaçık tasarımlar çoğu zaman antipatiye sebep olsa da aslında bazıları için kendilerini ifade etme yolundan başka bir şey değil Tüketim çılgınlığı, adeta bir alışveriş merkezine dönüşen dünyada bizi hep daha fazlasına sahip olmaya, azla yetinmemeye sürüklüyor. Çoğu zaman ihtiyacımızdan fazla tüketiyor, daha farklı ve yeni olanı satın almaktan haz duyuyoruz. Tükettiklerimizi göstermek, sahip olduklarımızla dikkat çekmek ise başka bir zevk veriyor bize... Tüketim çılgınlığının en önemli sonuçlarından biri olan gösteriş merakı, hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda... İŞTE ANATOMİ: Oysa bizden çok daha gelişmiş ekonomiye sahip coğrafyalarda sürdürülen basit ve sade hayatlar, bazen çirkinlik ve görgüsüzlüğe kaçan bu görkemin zenginlikle ilgili olmadığını gözler önüne seriyor. Dünyanın en zengin ülkelerinden İsveç`te insanlar, sokağa sade kıyafetlerle çıkıyor, basit arabalarda yolculuk yapıyorlar. Gösteriş merakı, giyim kuşamda da kendini gösteriyor. Aşırı dikkat çeken bir giyim stili her ne kadar modanın özgür ruhunda alkışlansa da, frapanlığı bir kimlik oluşturma, isim yapma çabası olarak okumayı da ihmal etmemek gerekiyor. Fark edilmek, kimliğini giyim tarzı üzerinden oturtmak ya da özgürlük arzusu... İşte birçok ünlünün klasik kalıplara sığmayan tarzının anatomisi... `SAHİPSEM VARIM` Sürekli değişim halinde olan moda, rengarenk ve cazibeli dünyasıyla bizi sürekli satın almaya ve sahip olmaya itiyor. Amerikalı psikanalist Erich Fromm`un `sahip olmak` ya da `var olmak` diye bahsettiği ikilemin; `sahip olduğum için varım` anlayışına dönüştüğünü, insanların kısa sürede alıp tükettiklerini göstererek kimliklerini oluşturduklarını ve `giyiniyorum, öyleyse varım` tavrını benimsediklerini görüyoruz. Modayı izlemek, hoş kıyafetlerle salınmak, trendlerden haberdar olduğunu göstermek, kimliğini giyim tarzı üzerinden oluşturmak, kişiye mutluluk, özgüven ve dış görünüşe tapınılan bir ortamda belli bir statü kazandırıyor. FARKLI OLAN TU KAKA MI? Günümüzde birçok ünlünün birer moda takipçisi olarak hevesle taşıdığı abartılı kıyafetler magazin basınının gündeminden düşmüyor. 18`inci yüzyılın süslü rokoko tarzı giysileri, kadınların hareket etmesini kısıtlayacak kadar gösterişliydi. O zamanlar çalışmamanın simgesi olan ve bir şekilde halkla burjuvazi arasındaki sınırları çizen şık, süslü ve gösterişli elbiseler; bugünün şartlarında da ünlü olmanın, popülerliğin ve yine çoğunluktan ya da `halktan` farklı olduğunu göstermenin araçları... RUHUN DIŞAVURUMU Sonuç olarak moda, kuralsız, değişken ve asi tavrıyla birçok insanı, özellikle sanatı, duruşu ve iletmek istediği mesajla toplumdan ayrışan sanatçının farklı ve benzersiz tarzını alkışlamaya devam edecek. Ünlü sanatçıların bazen göz yoran, abartılı ve dikkat çekici giyim tarzı, bir kesimi rahatsız edebilir, hatta en demokrat olanımıza bile `bu kadarına da pes artık` dedirtebilir. Ama giyimleri ayrıca içlerindeki sanatçı ruhun dışavurumu olarak da okunabilir. Son olarak, demokrat ve özgürlükçü isek, farklı olanı kıyasıya eleştirmek yerine onu anlamaya çalışmak ve olduğu gibi kabul etmek daha uygun olabilir. İŞTE BEN GELİYORUM! İŞTE BEN GELİYORUM! `Bu da moda mı?` dedirten uçuk kıyafetleri, sıra dışı saç modelleri ve aksesuvarları ile Lady Gaga, geçenlerde Heathrow Havaalanı`nda sıcak havaya rağmen giydiği deri kıyafetleriyle basının ilgi odağı oldu. Twitter`daki sayfasına `Yaz olması umrumda değil; deri, yüksek topuklar ve kötü davranışlar... İşte ben geliyorum!` yazdı. Saçlarını sürekli renkten renge boyatan, abartılı makyajıyla dikkat çeken Lady Gaga`nın giydiği mayo tarzı şortları sık sık kullanan ünlü popçu Hande Yener de, müziğinin yanı sıra iddialı kıyafetleriyle son zama larda adından söz ettiriyor. SIRA DIŞILIĞIN GÜÇLÜ SİMGESİ 2007 yılında intihar eden İngilizler`in moda ikonu, Tatler dergisi genel yayın yönetmeni Isabella Blow; abartılı şapkaları, yüksek topuklu ayakkabıları ve kırmızı rujuyla sıradanlığa meydan okudu. Renkli ve egzantrik giyim tarzıyla hep şaşırttı. Türkiye`de ilginç giyim tarzı deyince akla ilk gelen isimlerden biri ise Deniz Berdan. Cemiyet hayatının ünlü isimlerinden Berdan da, sürreal bir tarzı olduğunu kabul ediyor ve `Eleştirilmeyi, sürünün parçası olmaya tercih ederim` diyor. YARGILAMAK TEK ÇARE! Peki herkesin istediğini giymekte özgür olduğu bir toplumda yaşıyorsak, ötekileştirip yargılamak ne kadar doğru? Tarzıyla dikkatleri üzerine çeken Deniz Berdan da bu durumdan şikayetçi: `Fikir özgürlüğü diyoruz, ifade özgürlüğü diyoruz ama giyim özgürlüğümüz bile yok. Evet, tavır ve tarz olarak sürreel bir tipim. `O giyilmez, bu yapılmaz` gibi kurallardan hoşlanmıyorum.` HER SANATÇI ÇILGINDIR Renkli ve eğlenceli olduğu kadar abartılı ve gösterişli giyim tarzıyla dikkatleri üzerin çeken bir başka isim, çağdaş sanatın parlayan yıldızı Haluk Akakçe. Hareketli gece hayatı, ünlü arkadaşları, ayakkabıları, kadın koruması, peruğu, kürkü ve ilginç kıyafetleriyle sıra dışılığın ve ötekiliğin alamet-i farikası adeta... AYKIRI RUHLARA SAYGI Haluk Akakçe, her sanatçıya özgü asi ve aykırı ruha sahip aslında. 1936 yılında Londra Uluslararası Sürrealist Sergisi`nde konuşma yapmak için sahneye dalgıç tulumuyla çıkan İspanyol ressam Salvador Dali ve platin peruğuyla özdeşleşen Andy Warhol da marjinal hayat tarzlarıyla dikkat çekmişlerdi. Kısaca Haluk Akakçe`nin sanatını yok sayıp, onu `çılgın giyinen adam` imajına hapsedersek, sanatla popüler kültürün artık iç içe olduğunu, Akakçe`nin giyim tarzını kullanarak aslında sanatını ve işini tanıtmayı amaçlayabileceğini yadsımış oluruz. Akakçe eğer peruğu, gece hayatı ve ilginç giyim tarzıyla konuşulmasaydı, Türkiye çağdaş sanatla bu derece yatıp kalkmayacaktı!
Takım elbiseden ayakkabıya, Aksesuardan birbirinden şık çantalara kadar modanın nabzı bu yaz sokaklara enerji katacak. Farklı ürün ve kolaksiyonlarıyla markalar ideal kampanyalara da imza atıyor Akdeniz esintileri taşıyan koleksiyonu ile şıklığın ve rahatlığın adresi Defacto, Dechino pantolon, şort, gömlek, tişört, eşofman, spor çanta, kemer, ayakkabı, çorap, saat çeşitleri ile erkek giyiminde yaz sezonuna damgasını vuruyor. Ayaklarınız her yerde ışıldasın Moda dünyasındaki yolculuğu ve dikkatleri çeken değişimi ile herkesi büyüleyen DESA şimdi de, ilkbahar - yaz ayakkabı koleksiyonunda yer alan birbirinden şık modelleri ile yazın tüm ışıltısını ayaklara taşıyor. Semt Stores`da üçüncü yıl özel indirimleri başladı Semt Stores yaz sıcaklarında içimize serinleten fiyatlarla müşterisine özel fırsatlar sunmaya devam ediyor. Yazlık alışverişi ertelen ya da sezon sonu indirimlerini bekleyen müşterisini rahatlatan Semt Stores, artık `Sezon Sonunu Beklemeye Son!` diyor ve kuruluşunun 3. Yılına özel kampanyasıyla `Çılgın fiyatlı` ürünleri müşterisinin beğenisine sunuyor. Sektördeki 3. Yılını müşterisine sunduğu özel kampanyalarla kutlayan Semt Stores`un yeni kampanyasından bazı fiyatlar işte şöyle: T-SHİRT 3 TL, GÖMLEK 5 TL Twigy`den yaz kampanyası Tatil hazırlığında olanlara Twigy`den kaçırılmayacak bir yaz kampanyası... 2010 yeni sezon ürünlerinden her 39 TL`lik alışverişe Twigy`den harika bir plaj çantası hediye. Fossil`den 15 kişiye seyahat... Fossil, müşterilerine hazırladığı kampanya ile Avrupa`nın 30 ülkesini sınırsız dolaşma imkanı sunuyor. Saat&Saat mağazalarından Fossil marka saatlerde tek seferde 100 TL ve katları tutarında alışveriş yapanların katılabileceği kampanyada, katılımcılar kendilerine verilen katılım kartlarını isim, soyad, yaş, adres bilgilerini eksiksiz doldurarak 3141`e mesaj olarak gönderdiklerinde bu heyecanlı yolculuk için ilk adımı atmış olacaklar.
Bu sezon kadın modası enerjiyi yaşama yansıtıyor. Çalışırken, arkadaşlarla eğlenirken, özel günlerde ya da hafta sonunun rahatlığına uygun modellerden biri mutlaka sizin için GALVANNI İLE DENİZE YOLCULUK Marine temalı yaz koleksiyonuyla iddiasını koruyan Galvanni, rahatlık ve şıklığı bir araya getirerek kadınların kıyafet trendini belirliyor. Kadın tişört modelleriyle dikkat çeken Galvanni lacivert, kırmızı ve beyaz renklerden oluşan modelleriyle kadınların şıklığını destekliyor. Denizcilerin kıyafetlerinden esinlenen Galvanni bu koleksiyonuyla kadınları adeta denize keyifli bir yolculuğa çağırıyor. Terziliği canlandıran marka: Dqmane Dqmane, tekstil piyasasına `Terzilik geleneğini canlandıran marka` sloganıyla güçlü bir giriş yaptı. Dünya markası olma iddiasıyla yola çıkan firmanın genç patronu Okan Azizoğlu, tasarım üssü niteliği taşıyan Dqmane`nin, markanın tekleştiriciliğine karşı çıkarken terzilik geleneğinin renkliliğine sarıldığını belirtti. Bütün ürünlerinde kök boya kullandıklarını ve her modeli 200 adetle sınırlı tuttuklarını kaydeden Azizoğlu, `Dqmane olarak markalaşmanın kolay ulaşılabilme, güven ve kalite unsurlarını benimsedik. Modayı özgür stille buluşturduk. Japonya`daki lüks mağazaların raflarında bile yer bularak, ihracat kervanına katıldık` dedi. LC WAİKİKİ`DE YÜZDE 50`ye VARAN İNDİRİM LC Waikiki`de kırmızı etiketli ürünlerde yüzde 50`ye varan indirim başladı. Kadın, erkek, genç ve çocuk koleksiyonlarıyla ulaşılabilir modanın vazgeçilmez adresi olan LC Waikiki`lerde 30 Ağustos`a kadar devam edecek olan yüzde 50`ye varan indirim ve Maximum Kart`a özel peşin fiyatına 4 taksit ayrıcalığıyla yaz gardırobunuzu yenileme fırsatını kaçırmayın. RIVAMARE`DAN TESETTÜR ŞIKLIĞI Rivamare Beachwear 2010 koleksiyonu yine her zaman olduğu gibi iddialı. Gün içinde giyilebilecek kadar şık ve modern tasarımlarıyla yine göz alıcı. Kapalı bayanların tercihi tesettür mayolar RIVAMARE Beachwear ile bayanlar yalnızca kapanma değil aynı zamanda şık görünme arzusunu da göz önünde bulunduruyor. Islandığında çok çabuk kuruması için özel kumaşlardan yapılan tesettür mayoları sağlığını düşünenler için de güvenle kullanılabilecek şekilde üretiliyor. LACOSTE EYEWEAR İLE GÖZLERİNİZ RENKLESİN Fransız tutkusunu güneş gözlüğü koleksiyonuna yansıtarak sıradışı ve feminen modeller sunan Lacoste Eyewear, kadınların güneş gözlüğü tercihleri için ideal seçim olmaya devam ediyor. Birbirinden sportif ve şık modelleriyle birçok kişinin vazgeçilmez markası olan Lacoste, yeni sezon gözlük koleksiyonuyla farklılık yaratmaya devam ediyor. Gözü tamamen saran çerçevesi ve kalın saplarıyla farklı bir hava estiren modeller yüzde etkin bir görüntü sağlıyor. Lacoste 12651 modeli lamine şeritleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Taft ile kendi stilini kendin yarat Taft`tan saç konusunda yaratıcılıklarına güvenenler için muhteşem bir yarışma... Şimdi Taft ile kendi tarzınızı tamamlayacak saç stilinizi yaratın, harika hediyeler kazanın. Saçlarınıza özen gösteriyorsunuz, dikkat çekip karşınızdakini etkilemek istiyorsunuz. Peki, onlarla muhteşem hediyeler kazanma fırsatına ne dersiniz? O zaman vakit kaybetmeden Taft saç jölesi, spreyi ya da köpüğüyle saçlarınıza tarzınızı tamamlayacak en uygun şekli verin, kendi tarzınızı yaratın fotoğrafını www.verytaft.com adresine gönderin. En çok puanı toplayın ve muhteşem hediyeler kazanma fırsatı yakalayın. ŞEHRİN IŞIKLARI ÇANTANIZA YANSISIN Yarattığı çizgilerle gençlerin ve kendini genç hissedenlerin vazgeçemediği çanta markası Eastpak`tan şehrin tüm ışıltısını yansıtan yepyeni bir koleksiyon daha. Renk ve model seçenekleri, dayanıklılığı, fonksiyonelliği ve en önemlisi de 30 yıl garantili olma özelliğiyle benzerlerinden ayrılan Eastpak`in `Snapshot` koleksiyonu gençlerin gözdesi olmaya aday.
Moda dünyasının önemli dergilerinden Harper`s Bazaar, bu ayki sayısında trendleri ve bu yazın olmazsa olmazlarını sayfalarına taşıdı. DOLABINIZDA HAREM PANTALON OLSUN: Önümüzdeki sıcak günlerin olmazsa olmazı harem pantalonlar... Dior, Chloe gibi büyük moda evleri bu yaz koleksiyonlarında harem pantolonlarına geniş yer verdi. Bu pantalonları atlet ya da yumuşak ceketlerle kombinleyebilirsiniz. DERİ ŞORTLARLA TRENDY OLUN: Bu sezon şortun her türlüsü çok moda. Ama hem trendy hem de sıradışı olmak istiyorsanız muhakkak deri bir şort edinmeniz gerekiyor. Bu şortları gündüz düz bir atletle, gece de şık stilettolarla birlikte giyin. SAATİNİZ BİLEĞİNİZDE OLSUN: Havaların sıcaklaşmasıyla bir yana attığınız saatler, bu yaz vazgeçemediğiniz aksesuvarınız olacak. Saatlerin her rengi popüler; özellikle de parlak maviler ve spor modeller son derece revaçta. MADONNA TASARIMI GÖZLÜK TAKIN: Güneş gözlükleri çok popüler. Ama özellikle Madonna`nın elinden çıkanlar! Ünlü pop şarkıcısı Madonna`nın Dolce&Gabbana için tasarladığı gözlükler, şimdiden sezonun `in`leri arasında! SABOSUZ ÇIKMAYIN: Bu sezonun en moda sandalet modeli kesinlikle sabo! Yıllar önce popüler olan, ardından gardırobların en arkasına itilen sabolar, bu sezon yeniden çok moda! Özellikle Chanel`in saboları tarzınıza tarz katacak. ASKER YEŞİLİ CEKETLER: Bu yaz militer esintili her şey çok ama çok popüler. Özellikle de asker yeşili ceketler... Louis Vuitton ve Balmain`in tasarladığı yeşil ceketler çok ama çok popüler. Bu ceketlerin içine giyeceğiniz beyaz bir tişört, size seksi ama sportif bir görüntü verecek. ÇİZGİLİYE YATIRIM YAPIN: Bu sezon, denizci giysilerini hatırlatan çizgili parçalar altın çağını yaşıyor. Hangi rengini ya da modelini tercih ederseniz edin, çizgili giydiğinizde trendy olmanız garanti.
Türkiye`nin en büyük tasarım ve dekorasyon etkinliği olan i-deco bu yıl yine özel tasarımları ve tasarımcıları ağırladı. Onlardan biri dünyaca ünlü İtalyan mimar, tasarımcı Piero Lissoni`ydi. CNRExpo Fuar Merkezi`nde bu yıl üçüncüsü düzenlenen i-deco İstanbul Dekorasyon, Mobilya ve Tasarım Fuarı dünyaca ünlü bir tasarımcıyı ağırladı. Grafikten mimarlığa kadar tasarımın bir çok alanında imza atmış otel; showroom, mağaza, ev ve yat tasarımları ile ünlü İtalyan mimarisinin önemli tasarımcısı Piero Lissoni fuarın onur konuğuydu. 70 kişilik tasarım ekibiyle çalışan Lissoni, Associati, Boffi, Alessi, Artelano, Capellini, Cassina, Flos/Antares gibi prestijli firmalar için tasarladığı ürünler ile tanınıyor. Biz, Lissoni`yi Benotton`un İstanbul Suadiye`deki mağazasındaki imzasından tanıyoruz. BİRAZ ŞİZOFREN OLMAK LAZIM Piero Lissoni, fuarda kendine ayrılan bölümde önce tasarım meraklılarının sorularını yanıtladı. Konuşması yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Saat, kahve makinesi, bina tasarımı dahil aklınıza gelebilecek her türlü ürünü tasarlayan Lissoni`nin konuşma boyunca ağzından düşürmediği tek kavram vardı. O da `kültürlülük` Kimi tasarımcılar yurt içinde ve dışında üniversitelerden eğitim alırken bazı tasarımcılar da eğitimsiz oldukları halde iyi tasarımlar çıkarabiliyor. Lissoni`in bu konudaki düşüncesi şu, `Önce sanslı olmalısınız. Sonra kültürlü... Okula eğitime başladığım zaman mimar ve tasarım eğitimi aldım ama bu benim mimar yada tasarımcı olacağımın garantisi olamazdı. Lokomotif sanki çift başla ilerliyor. Kompartımanın bir kısmı aldığınız teorik bilgi ama diğeri de kendinize yüklediğiniz kültür. Biri olmadan diğeri olmaz.` ORTAKÖY`DE FARKLI TAKSİM`DE FARKLI TASARIM Benetton`un Suadiye`deki binasını tasarlayan Lissoni, İstanbul`un bir çok yüzü olduğunu ve bu yüzden binayı tasarlarken binanın bulunduğu çevreyi dikkate aldığını söylüyor. Lisoni, `Bağdat caddesine göre yaptığımda binanın dış cephesi, diğer binalarla kurduğu iletişim, bulunduğu yer, dört farklı yerde, farklı iz taşımasıyla böyle bir bina oldu. Taksim`de veya Ortaköy`de yapsaydım daha farklı olurdu` diyor. Lissoni her türlü tasarımı yapan bir tasarımcı. Düşündüğünüzde herbiri ayrı bir ilgi ve birikim gerektiriyor. Bu kadar bilgiye nasıl yetişiyor, 70 kişiyle yeterli oluyor mu? merak ettim doğrusu. Verdiği cevap güzeldi: `Biraz şizofren olmak lazım. Tevazu göstermek ve disiplinli çalışmak gerekiyor. Çalışmakla hersey mümkün` diyor. Son yıllarda tasarımların bir çoğu teknolojiye bağımlı olduğu düşünülürse tasarımlar gitgide daha mekanik oluyor. Peki tasarımda teknolojinin ölçüsü ne? Lissoni; `Teknolojiyi tabiki düşünmek lazım ama hiçbirşey son teknolojiyle çıktığı için iyi olmaz. Ama kullanmadığı için kötü de olmaz.` MODAYA UYMAK APTALCA! Piero Lissoni`ye sorduğum diğer bir soru da İstanbul gibi hem metropol hem de tarihi şehirlerde tasarım yapmanın zorluğu... `Herşeyi insan ölçeğinde düşünmek lazım` diyen Lissoni, İstanbul eskiden bir balıkçı köyüydü. Sonra Roma İmparatorluğu`nun başkenti oldu. Sonra Mehmet geldi ve bugünkü İstanbul oluştu. Yepyeni bir yüz çıktı ortaya. İstanbul her zaman bir dönüşüm içinde oldu. Hala o dönüşüm yaşanıyor. Buraya gün geçtikçe daha fazla insan gelebilir. Neden daha fazla bina yapmayalım elbette yapabiliriz. ` Peki tasarım kendini tekrarlıyor mu? Lissoni, her şeyde olduğu gibi tasarımda da geleneğin var olması gerektiğini düşünüyor. Modanın tasarımı etkilemesinin yanlışlığını da vurgulayan Lissoni şöyle devam ediyor: `Birçok meslektaşım bunu kabul etmese de, bazı meslektaşlarım modanın peşinden gidilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Önce çok basit sadelik içeren tasarımlar sonra süslü, sonra daha süslü tasarımları yapıyorlar ama sonra yine en başta yaptıkları sade tasarımlara geri dönüyorlar. Bu mümkün ama çok aptalca! Ben hep aynı yolda devam ettim.. Benim için basitlik ve sadelik önemliydi. ` Aykut Erol`dan tasarım mesajı: SAMİMİ OL! Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarım bölümü mezunu ödüllü tasarımcı Aykut Erol ise fuara `BE SINCERE` yani `samimi ol` temasıyla tasarladığı cam ürünlerle katılıyor. Erol, tüketme arzusunda olan insanların algı düzeyini artırarak bilinçli tüketime yönlendirmeyi amaçlıyor. 2003 yılında ürün tasarımına başlayan sanatçı, mobilya tasarım sektörüne veya masaüstü objelere karşı `Samimi ol` mesajı veriyor. Tasarımcının aldığı eğitimin önemli bir güç olduğunu söyleyen Erol, tasarımcının eğer bu elindeki gücü iyi kullanmazsa dünya için iyi şeyler olmayacağını düşünüyor. Erol; `Mesela eğer bir tasarımcı geri dönüşüm özelliği olan malzemeleri kullanmazsa, o tasarımın yok olup olmayacağını düşünmezse sadece görünümü için çalışırsa faydasından çok zararı olacağını düşünüyorum` diyor. MOBİLYALAR HADDİNİ BİLSİN! Öncelikle ürünün fonksiyonun ihtiyaçları karşılaması gerektiğini söyleyen tasarımcının standında oymalı eski tip koltuklar balyozla kırılıyor görüntüsü verilmişti. Erol, burada `mobilyalar haddini bilsin` diyor. Bunun sebebini ise şöyle anlatıyor; `İki yönü var bunlardan biri tasarım şekline ve rengine değil, fonksiyonuna değinmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir de mobilyalar hayatımızı bu kadar işgal etmemeli. Sadece oturma eylemi görülen bir obje evinizde yaklaşık bir buçuk iki metre kare yer işgal ediyor ve fiyatı da yüksek rakamlara satılıyor` diyor. Sanatçı ürünün tek başına güzel olmasının yeterli olmadığını tüketicinin beklentilerini arttırması gerektiğini de söylüyor. Bunun nedenini ise şöyle açıklıyor; `Çünkü sonsuz kaynak diye birşey yok. Çünkü tasarım etrafta bulanan meteryalleri bir araya getirmektir`. Biz tasarımcıların dünyaya karşı samimi olmaları gerektiğine inanıyoruz. Stantda gördüğünüz kapların formları düz ama üstünde sadece samimi ol yazıyor bu da eğimli bir vazo yerine düz bir vazonun aslında işinizi gördüğünü diğer objelere ironik bir biçimde mesaj yolluyor`.
1- Küçük Beyaz Elbise 2-Trençkot vakti 3-Askere gidiyoruz. Deniz, Hava ya da Kara Kuvvetleri, birliğinizi seçin. 4-Alçakgönüllülük mü o da ne? İç çamaşırı artık dış giyim oldu. 5-Pantolon ceket takımlar yeniden gardropların vazgeçilmezleri olacak. 6-Elbiselerinizi makasla kesmeye var mısınız? 7-Yırtık, pırtık eskilerinizi atmayın, ihtiyacınız olabilir.