"Teknik Tekstil" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından bu yıl 3'üncüsü düzenlenen 'Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesinde Gap Güneydoğu Tekstil ödüle layık görüldü. Tekstil Ar-Ge' Pazarı Zirvesi kapsamında alınan ödül tekstil sektöründe son dönemde gittikçe artan teknolojinin önemi açısından oldukça önemli. UTİB Başkanı İbrahim Burkay, uzun vadede büyümenin teknoloji üretmeye bağlı olduğuna dikkat çekerek, "Uzun vadede büyümenin en önemli ayağı da Ar-Ge'ye verilen önemdir" dedi. Türkiye'nin Ar-Ge projelerinde alt sıralarda olduğunu dile getiren İbrahim Burkay, ABD ve Kanada'nın Ar-Ge'ye en fazla pay ayıran ülkeler olduğunu bu iki ülkeyi Çin'in izlediğini söyledi. Türkiye'nin proje kültürüne alışık olmadığını vurgulayan Burkay, değişen dünya koşullarının Ar-Ge projelerinin önemini ortaya koyduğuna dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de yılda 35 bin tasarım yapılacağını, daha yüksek kalifiye teknolojik imkanlara da ihtiyaç duyulacağını söyledi.
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği tarafından Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi’ne katılmak üzere Bursa’ya gelen Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, derecelendirme kuruluşlarını kelimenin tam anlamıyla topa tuttu,  Bakanlık olarak stratejik hedeflerini anlattı. Çağlayan, 2023 yılı hedeflerine ulaşma noktasında Türk sanayicisinin zihniyet devrimi yapması gerektiğinin altını çizdi.
CİMRİ DAVARINIYORLAR
Fitch, Moody’s ve Standard&Poors gibi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye kredi notu verirken cimri davrandığını vurgulayan Çağlayan, cömert not verdikleri bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerin bugün iflas masasında bulunduğunu söyledi. Çağlayan, ayrıca bu derecelendirme kuruluşlarının yalnız Türkiye’nin değil Türk bankalarına da not verirken aynı cimriliği gösterdiğini savunarak “Türk Bankacılık sektörü şu anda dünya genelinde rasyosu en yüksek kesim seviyesindedir. Derecelendirme kuruluşlarının verdiği notun çok üzerinde notu hak ediyorlar. Yüksek not verdikleri AB ülkelerinin gerçek notunun da çok daha aşağıda olması gerekiyor. Derecelendirme kuruluşları adil davranmıyor. Güvenilirliklerini yitirmişlerdir. Bunlarda sorgulanmalıdır” ifadesini kullandı. Türkiye’nin Atatürk’ün ifade ettiği gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşma noktasında önemli adımlar attığını dile getiren Çağlayan, “Bu çerçevede bilindiği gibi 500 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Ülkenin dış ticaret toplamı 1 trilyon doların üzerinde olacaktır. Hedefimiz ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 80’lere çıkarmaktır. Ayrıca dünyada ilk 10 ekonomi içinde olacağız. Kişi başına milli gelir 25 bin doları geçecektir. Bunlar ana hedeflerimizdir. Bunun yanında şunu söylüyorum Türkiye 2013 yılında kendi helikopterini, 2020 yılında kendi uçağını yapacaktır. Kendi otomobilini yapması içinde uygun zemin vardır” dedi. Türkiye’nin 2023 hedeflerine çok rahatlıkla ulaşacağını ifade eden Bakan, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Son 8 yılda ihracatı dörde, milli geliri de yaklaşık dört kat arttırdık. Bunlar somut, yaptık gerçekleştirdik. Dolayısıyla bu tecrübelerle beraber yeni hedefleri de zamanından önce yakalayacağız” dedi.
SANAYİCİNİN ZİHNİYET DEVRİMİNE İHTİYACI VAR
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından başlatılan Ar-Ge Proje Pazarı çalışmasını çok önemsediğinin altını çizen Bakan Çağlayan, bu çalışmanın mutlaka diğer sektörlere de yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bakan Çağlayan, “Artık sanayicimiz şunun kararını vermeli. Yapmış olduğumuz ürünün kilosunu 1 dolara satmaya devam mı edelim, yoksa öyle mamul yapalım ki kilosunu 50 dolara, bin dolara satabilelim. İşte Ar-Ge bunu getiriyor. 2023 hedeflerimize ulaşabilmenin yolu da yüksek teknolojili, yüksek katma değerli ürünlerin üretiminden geçiyor. İşte bu noktada sanayicimizin zihniyet devrimine ihtiyacı var. Sanayicimiz mutlaka yüksek teknolojili ürünlere geçmelidir. Özellikle tekstil konusunda önemli çalışmalar başlattık. Çünkü tekstil ameliyat masasından uçaklara, otomotivden giyim kuşama kadar birçok şeyi kapsıyor. ABD şu anda elyaf ve karbon esaslı gökdelen yapmaya çalışıyor. Bu çerçevede teknik tekstilde AR-GE ve inovasyon ön plana çıkıyor” şeklinde konuştu.
TÜRKLER AVRUPALI ŞİRKETLERİ ELE GEÇİRİYOR
Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa’da 1 milyon 700 bin şirketin, devredecek ikinci nesil bulamaması nedeniyle kepenk indireceğine dikkati çekerek, bu şirketleri Türk firmalarının alabilmesi için çalışma yaptıklarını belirtti.
Türkiye'nin 74 milyon nüfusuyla Avrupa'nın ve dünyanın güçlü ülkelerinden biri olduğunu anlatan Çağlayan, “74 milyon insanımız var, her yıl 800 bin insana iş bulmak zorundayız. Bu Türkiye'nin büyük avantajı. 74 milyon nüfus ve 28 yaş ortalaması. Dünyanın hemen hemen her ekseninde, Asya'nın en batısı, Avrupa'nın en doğusunda, Kafkasya ve Afrika ile bağlantılarımız var. Avrupa'nın nüfusu artık yaşlandı. Önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa'da 1 milyon 700 bin şirket, devredecek ikinci nesil olmadığı için kapanacak. Bu şirketleri Türk firmalarının alması için önemli çalışmalar yapıyoruz. Bundan 50 yıl önce Almanya'ya pazılarına, kollarına, dişlerine bakılarak gönderilen Türk işçilerinin bulunduğu dönemden nerelere geldik. Şimdi bizim şirketlerimiz Almanya'daki, Fransa'daki uluslararası şirketleri alıyor veya ortak oluyor. Koç Grubu ve Eczacıbaşı'nın da son zamanlarda yaptığı faaliyetler var. Türk sanayisinin ve ekonomisinin nereden nereye geldiğini gösteriyor bu. Bu yüzden Türkiye şu an Avrupa'nın en büyük 6. ekonomisi, dünyanın da 16. Ekonomisi” ifadelerini kullandı.
AR-GE DENİNCE KANIM KAYNIYOR
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, AR-GE konusunun hassas bir alan olduğunu belirterek, “AR-GE” inovasyon ve tasarım dendiği zaman kanım kaynıyor. Bu projelere hassasiyetim var. Bunlara vakit bulmak mecburiyetindeyiz. Bu güzel etkinliklerde her zaman sizin yanındayız. AR-GE ve inovasyonun önemine işaret eden çalışmalar yapılsın. Böyle bir toplantıda teknik bir toplantıda salonun hınca hınç dolu olması beni cesaretlendirdi. Arkadaş, projenizi getirin Dış Ticaret Müsteşarlığımız da size maddi ve manevi katkı verecektir. Bu destek de şimdikinin 3-4 katı olacaktır. Dükkân sizin tabiri caizse, yeter ki önemli çalışmalar yapalım” ifadelerini kullandı.
BÜYÜKLERİMİZ AR-GE’Yİ BİZE FARKLI ANLATTI
AR-GE konusunda geçmiş dönemlerde bazı hataların yapıldığının altını çizen Çağlayan, “Geçmişte Türkiye bunu ıskaladı. AR-GE’yi bize farklı anlattılar. Devlet dairelerinde özelikle çalışmak istemediğiniz bir bürokratı depo niteliğinde bir birime gönderirlerdi. Buranın adı APK’ydi. Yani Araştırma Planlama ve Koordinasyon. O dönemlerde kızağa çekilen kişilerin pasifleştirdiği yer olarak adlandırılırdı. Oysa bugün APK stratejik öneme sahip bir kurum haline geldi. Bizim büyüklerimiz icat çıkartmayın derlerdi. Niye çıkartmayayım. İcat çıkarmamanın bedeli bugün Türkiye ödüyor. İnadına icat çıkarmalıyız. Dünya ekonomisinde yeterli payı almak için bunu yapmalıyız” açıklamalarında bulundu.
MERKEZ BANKASI GEÇ DE OLSA DOĞRU KARAR ALDI
Çağlayan, Merkez Bankası'nın aldığı son kararlar hakkında, "Bu konuyu anlamayanlar veya faiz lobisine hizmet edenler, bundan dolayı bizi eleştiriyorlardı. Şu an bizim haklılığımız ortaya çıktı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun son 2 yılda alması gereken tedbirleri almamasından dolayı, Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi, beraberinde döviz fiyatlarının düşmesi ve bunun ithalat üzerinde oluşturduğu düzensiz tesir herkesi etkiledi. Merkez Bankası doğru karar almıştır. Çok geç kalınmış tedbirlerdir. Merkez Bankası bunu daha önce yapmış olsaydı, iddia ediyorum ki Türkiye, geçen yıl 185 milyar dolar değil, 175 milyar dolar ithalat yapacaktı. 114 milyar dolar yerine 120 milyar dolar ihracatı olacaktı” ifadesine yer verdi.
SEÇİM EKONOMİSİ OLMAYACAK
Türkiye'nin yerli otomobil üretmesi için gerekli altyapısının olduğunu, hükümet olarak buna her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirten Çağlayan, “İş dünyası seçimden rahatsız olur. Önümüzdeki haziran ayında seçim var. Size bu konuda iletilen bir rahatsızlık var mı?” şeklindeki soruya, “Ben Ankara Sanayi Odası başkanıyken her seçim dönemi tüylerim diken diken olurdu; yine seçim ekonomisine girecek diye Türkiye. Seçim döneminde asla yerine getirilemeyecek vaatler verilirdi. Ama biz bugüne kadar tutamayacağımız hiçbir sözü vermedik. Verdiğimiz vaatleri de yerine getirdik Allah'a şükür. Türkiye seçimden korkmuyor artık. İşadamları korkmuyor. 8 yıllık iktidarımız döneminde 2 genel seçim, 2 mahalli seçim, 2 de referandum yaptık. 6 kez halka gittik. Hiç seçim ekonomisi gördünüz mü? Eğer görseydiniz Türkiye'nin bütçe açığı yüzde 3,6'ya inmezdi” cevabını verdi.
TİM BAŞKANI BÜYÜKEKŞİ
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, proje pazarının Türkiye’nin 2023 hedefi yolunda önemli bir adım olduğunu belirterek, “Dört konuya önem vermeliyiz. AR-GE, ÜR-GE, moda marka ve eğitim. Proje pazarı bizim için çok önemli bir rehber olacak” diye konuştu.
UTİB Başkanı İbrahim Burkay da, “Konvansiyonel tekstil üretiminden, teknik ve fonksiyonel tekstil üretimine doğru geçişte bizlere büyük katkı sağlayacak bu proje pazarı etkinliğine, sanayiciler, ihracatçılar, akademisyenler ve öğrenciler katılacak” dedi.
Bakan Çağlayan'ın basın toplantısına Bursa Valisi Şahabettin Harput, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı İbrahim Burkay da katıldı. Burkay, toplantı sonunda Ar-Ge Proje Pazarı’na verdiği destekten dolayı Çağlayan'a plaket verdi.
Bu arada AR-GE Proje pazarında sergilenen en ilginç ürünler şöyle:
*Geliştirilen yüksek emici özel lif sayesinde yaranın salgıladığı iltihabın vücuda yayılmasını önleyen yara iyileştirici kumaş.
*İçerdiği metal iplikler sayesinde vücutta biriken statik elektriği alan ve kandaki hemoglobin yapısında bulunan demiri etkileyerek kan dolaşımı düzenleyen, gerektiği zamanda kan akışını hızlandıran ürünler.
*Yaşlanmayı geciktirici, onarıcı ve nemlendirici yağlar içeren aromaterapili havlu.
*Saç dökülmelerine karşı kullanılan ısırgan otlu şapkalar.
*Güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren çok fonksiyonlu lifler.
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği tarafından Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi’ne katılmak üzere Bursa’ya gelen Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, derecelendirme kuruluşlarını kelimenin tam anlamıyla topa tuttu,  Bakanlık olarak stratejik hedeflerini anlattı. Çağlayan, 2023 yılı hedeflerine ulaşma noktasında Türk sanayicisinin zihniyet devrimi yapması gerektiğinin altını çizdi. CİMRİ DAVARINIYORLAR Fitch, Moody’s ve Standard&Poors gibi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye kredi notu verirken cimri davrandığını vurgulayan Çağlayan, cömert not verdikleri bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerin bugün iflas masasında bulunduğunu söyledi. Çağlayan, ayrıca bu derecelendirme kuruluşlarının yalnız Türkiye’nin değil Türk bankalarına da not verirken aynı cimriliği gösterdiğini savunarak “Türk Bankacılık sektörü şu anda dünya genelinde rasyosu en yüksek kesim seviyesindedir. Derecelendirme kuruluşlarının verdiği notun çok üzerinde notu hak ediyorlar. Yüksek not verdikleri AB ülkelerinin gerçek notunun da çok daha aşağıda olması gerekiyor. Derecelendirme kuruluşları adil davranmıyor. Güvenilirliklerini yitirmişlerdir. Bunlarda sorgulanmalıdır” ifadesini kullandı. Türkiye’nin Atatürk’ün ifade ettiği gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşma noktasında önemli adımlar attığını dile getiren Çağlayan, “Bu çerçevede bilindiği gibi 500 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Ülkenin dış ticaret toplamı 1 trilyon doların üzerinde olacaktır. Hedefimiz ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 80’lere çıkarmaktır. Ayrıca dünyada ilk 10 ekonomi içinde olacağız. Kişi başına milli gelir 25 bin doları geçecektir. Bunlar ana hedeflerimizdir. Bunun yanında şunu söylüyorum Türkiye 2013 yılında kendi helikopterini, 2020 yılında kendi uçağını yapacaktır. Kendi otomobilini yapması içinde uygun zemin vardır” dedi. Türkiye’nin 2023 hedeflerine çok rahatlıkla ulaşacağını ifade eden Bakan, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Son 8 yılda ihracatı dörde, milli geliri de yaklaşık dört kat arttırdık. Bunlar somut, yaptık gerçekleştirdik. Dolayısıyla bu tecrübelerle beraber yeni hedefleri de zamanından önce yakalayacağız” dedi. SANAYİCİNİN ZİHNİYET DEVRİMİNE İHTİYACI VAR Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından başlatılan Ar-Ge Proje Pazarı çalışmasını çok önemsediğinin altını çizen Bakan Çağlayan, bu çalışmanın mutlaka diğer sektörlere de yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bakan Çağlayan, “Artık sanayicimiz şunun kararını vermeli. Yapmış olduğumuz ürünün kilosunu 1 dolara satmaya devam mı edelim, yoksa öyle mamul yapalım ki kilosunu 50 dolara, bin dolara satabilelim. İşte Ar-Ge bunu getiriyor. 2023 hedeflerimize ulaşabilmenin yolu da yüksek teknolojili, yüksek katma değerli ürünlerin üretiminden geçiyor. İşte bu noktada sanayicimizin zihniyet devrimine ihtiyacı var. Sanayicimiz mutlaka yüksek teknolojili ürünlere geçmelidir. Özellikle tekstil konusunda önemli çalışmalar başlattık. Çünkü tekstil ameliyat masasından uçaklara, otomotivden giyim kuşama kadar birçok şeyi kapsıyor. ABD şu anda elyaf ve karbon esaslı gökdelen yapmaya çalışıyor. Bu çerçevede teknik tekstilde AR-GE ve inovasyon ön plana çıkıyor” şeklinde konuştu. TÜRKLER AVRUPALI ŞİRKETLERİ ELE GEÇİRİYOR Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa’da 1 milyon 700 bin şirketin, devredecek ikinci nesil bulamaması nedeniyle kepenk indireceğine dikkati çekerek, bu şirketleri Türk firmalarının alabilmesi için çalışma yaptıklarını belirtti. Türkiye'nin 74 milyon nüfusuyla Avrupa'nın ve dünyanın güçlü ülkelerinden biri olduğunu anlatan Çağlayan, “74 milyon insanımız var, her yıl 800 bin insana iş bulmak zorundayız. Bu Türkiye'nin büyük avantajı. 74 milyon nüfus ve 28 yaş ortalaması. Dünyanın hemen hemen her ekseninde, Asya'nın en batısı, Avrupa'nın en doğusunda, Kafkasya ve Afrika ile bağlantılarımız var. Avrupa'nın nüfusu artık yaşlandı. Önümüzdeki 5 yılda Almanya başta olmak üzere Avrupa'da 1 milyon 700 bin şirket, devredecek ikinci nesil olmadığı için kapanacak. Bu şirketleri Türk firmalarının alması için önemli çalışmalar yapıyoruz. Bundan 50 yıl önce Almanya'ya pazılarına, kollarına, dişlerine bakılarak gönderilen Türk işçilerinin bulunduğu dönemden nerelere geldik. Şimdi bizim şirketlerimiz Almanya'daki, Fransa'daki uluslararası şirketleri alıyor veya ortak oluyor. Koç Grubu ve Eczacıbaşı'nın da son zamanlarda yaptığı faaliyetler var. Türk sanayisinin ve ekonomisinin nereden nereye geldiğini gösteriyor bu. Bu yüzden Türkiye şu an Avrupa'nın en büyük 6. ekonomisi, dünyanın da 16. Ekonomisi” ifadelerini kullandı. AR-GE DENİNCE KANIM KAYNIYOR Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, AR-GE konusunun hassas bir alan olduğunu belirterek, “AR-GE” inovasyon ve tasarım dendiği zaman kanım kaynıyor. Bu projelere hassasiyetim var. Bunlara vakit bulmak mecburiyetindeyiz. Bu güzel etkinliklerde her zaman sizin yanındayız. AR-GE ve inovasyonun önemine işaret eden çalışmalar yapılsın. Böyle bir toplantıda teknik bir toplantıda salonun hınca hınç dolu olması beni cesaretlendirdi. Arkadaş, projenizi getirin Dış Ticaret Müsteşarlığımız da size maddi ve manevi katkı verecektir. Bu destek de şimdikinin 3-4 katı olacaktır. Dükkân sizin tabiri caizse, yeter ki önemli çalışmalar yapalım” ifadelerini kullandı. BÜYÜKLERİMİZ AR-GE’Yİ BİZE FARKLI ANLATTI AR-GE konusunda geçmiş dönemlerde bazı hataların yapıldığının altını çizen Çağlayan, “Geçmişte Türkiye bunu ıskaladı. AR-GE’yi bize farklı anlattılar. Devlet dairelerinde özelikle çalışmak istemediğiniz bir bürokratı depo niteliğinde bir birime gönderirlerdi. Buranın adı APK’ydi. Yani Araştırma Planlama ve Koordinasyon. O dönemlerde kızağa çekilen kişilerin pasifleştirdiği yer olarak adlandırılırdı. Oysa bugün APK stratejik öneme sahip bir kurum haline geldi. Bizim büyüklerimiz icat çıkartmayın derlerdi. Niye çıkartmayayım. İcat çıkarmamanın bedeli bugün Türkiye ödüyor. İnadına icat çıkarmalıyız. Dünya ekonomisinde yeterli payı almak için bunu yapmalıyız” açıklamalarında bulundu. MERKEZ BANKASI GEÇ DE OLSA DOĞRU KARAR ALDI Çağlayan, Merkez Bankası'nın aldığı son kararlar hakkında, "Bu konuyu anlamayanlar veya faiz lobisine hizmet edenler, bundan dolayı bizi eleştiriyorlardı. Şu an bizim haklılığımız ortaya çıktı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun son 2 yılda alması gereken tedbirleri almamasından dolayı, Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi, beraberinde döviz fiyatlarının düşmesi ve bunun ithalat üzerinde oluşturduğu düzensiz tesir herkesi etkiledi. Merkez Bankası doğru karar almıştır. Çok geç kalınmış tedbirlerdir. Merkez Bankası bunu daha önce yapmış olsaydı, iddia ediyorum ki Türkiye, geçen yıl 185 milyar dolar değil, 175 milyar dolar ithalat yapacaktı. 114 milyar dolar yerine 120 milyar dolar ihracatı olacaktı” ifadesine yer verdi. SEÇİM EKONOMİSİ OLMAYACAK Türkiye'nin yerli otomobil üretmesi için gerekli altyapısının olduğunu, hükümet olarak buna her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirten Çağlayan, “İş dünyası seçimden rahatsız olur. Önümüzdeki haziran ayında seçim var. Size bu konuda iletilen bir rahatsızlık var mı?” şeklindeki soruya, “Ben Ankara Sanayi Odası başkanıyken her seçim dönemi tüylerim diken diken olurdu; yine seçim ekonomisine girecek diye Türkiye. Seçim döneminde asla yerine getirilemeyecek vaatler verilirdi. Ama biz bugüne kadar tutamayacağımız hiçbir sözü vermedik. Verdiğimiz vaatleri de yerine getirdik Allah'a şükür. Türkiye seçimden korkmuyor artık. İşadamları korkmuyor. 8 yıllık iktidarımız döneminde 2 genel seçim, 2 mahalli seçim, 2 de referandum yaptık. 6 kez halka gittik. Hiç seçim ekonomisi gördünüz mü? Eğer görseydiniz Türkiye'nin bütçe açığı yüzde 3,6'ya inmezdi” cevabını verdi. TİM BAŞKANI BÜYÜKEKŞİ TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, proje pazarının Türkiye’nin 2023 hedefi yolunda önemli bir adım olduğunu belirterek, “Dört konuya önem vermeliyiz. AR-GE, ÜR-GE, moda marka ve eğitim. Proje pazarı bizim için çok önemli bir rehber olacak” diye konuştu. UTİB Başkanı İbrahim Burkay da, “Konvansiyonel tekstil üretiminden, teknik ve fonksiyonel tekstil üretimine doğru geçişte bizlere büyük katkı sağlayacak bu proje pazarı etkinliğine, sanayiciler, ihracatçılar, akademisyenler ve öğrenciler katılacak” dedi. Bakan Çağlayan'ın basın toplantısına Bursa Valisi Şahabettin Harput, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı İbrahim Burkay da katıldı. Burkay, toplantı sonunda Ar-Ge Proje Pazarı’na verdiği destekten dolayı Çağlayan'a plaket verdi. Bu arada AR-GE Proje pazarında sergilenen en ilginç ürünler şöyle: *Geliştirilen yüksek emici özel lif sayesinde yaranın salgıladığı iltihabın vücuda yayılmasını önleyen yara iyileştirici kumaş. *İçerdiği metal iplikler sayesinde vücutta biriken statik elektriği alan ve kandaki hemoglobin yapısında bulunan demiri etkileyerek kan dolaşımı düzenleyen, gerektiği zamanda kan akışını hızlandıran ürünler. *Yaşlanmayı geciktirici, onarıcı ve nemlendirici yağlar içeren aromaterapili havlu. *Saç dökülmelerine karşı kullanılan ısırgan otlu şapkalar. *Güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren çok fonksiyonlu lifler.
Nano teknolojilerle donatılan ve insan vücudunu tedavi eden akıllı giysiler için Türkiye'de makine parkının müsait olduğunu belirten Kimya Mühendisi Ekrem Hayri Peker, akıllı giysilerin Türk tekstilinin çıkış yolu olacağını söyledi. 21. yüzyılda hayatımızı yönetir hale gelecek nano teknoloji sayesinde kıyafetler sadece insanı sıcak veya serin tutmakla kalmayacak, aynı zamanda tedavi edip, dış tehlikelere karşı ikaz edecek. Zararlı etkilerden koruyarak vücut fonksiyonları hakkında bilgi verecek olan akıllı kıyafetler, tedavi için de kullanılabilecek. Navigasyon gibi insanların bulunduğu yeri gösterecek olan akıllı kıyafetler için Türkiye'deki makina parkının müsait olduğunu belirten Kimya Mühendisi Ekrem Hayri Peker, akıllı kumaşların dünyada 2000 yılından sonra yayılmaya başladığını hatırlattı. Akıllı giysiler konusunda akademik araştırmalar yaparak projeler geliştiren Peker, bu kumaşların bazı kaplama ürünlerle asla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizdi. Peker, "Nano teknolojiyle donatıldığı için insan sağılığına yararlı olan ürünler Türkiye'de maalesef fazla rağbet görmüyor. Akıllı giysi üretiminin yeterince olmaması sebebiyle ürünlerimizi klasik anlayışla ihraç ediyoruz. Bu konuda kendi markalarımızı oluşturmalıyız. Bu sektörü geliştirerek, kendi istediğimiz fiyata yurt dışına ihracat yapabiliriz" diye konuştu. ÇİN İLE 'AKILLI' REKABET Türk tekstilinin en büyük rakibinin Çin olduğunu hatırlatan Peker, klasik tekstil anlayışından kurtularak nano teknolojili akıllı giysiler üretilmesi gerektiğini söyledi. Akıllı giysi sektöründe Çin'in daha yeni olduğunu ifade eden Peker, Türk tekstil üreticilerinin bu konuda teşvik edilmesini istedi. Devlet desteği ve özel sektörün çabalarıyla akıllı giysilerin Türkiye'de de yaygınlaşabileceğini kaydeden Peker, "Bu sayede Çin ile rekabet ederiz. Türk tekstili nefes alır. Şu an tekstil sektörünün en büyük eksiği AR-GE teşviklerinde geri planda kalmasıdır. AR-GE'ye gereken önem verilirse, ihracatta önemli bir paya sahip tekstil sektörü de kendine gelir" diye konuştu. "YAŞLANAN AVRUPA'YA AKILLI GİYSİLER SATALIM" Avrupa nüfusunun yaşlandığını kaydeden Peker, Türkiye'de üretilen tekstil ürünlerinin yüzde 60'ının Avrupa'ya ihraç edildiğini hatırlattı. Akıllı giysi sektörünün sınırsız bir alan olduğunun altını çizen Peker, "Avrupa yaşlanıyor. Bu nüfusa konforlu ve tedavi edici ürünler satmalıyız. Bunları yaparsak, kar elde ederiz. Ucuz giysiler üreterek rekabet edemeyiz. Diğer rakibimiz olan ülkelerle de rekabet edemeyiz. Çıkış yolu akıllı kıyafetlerdir. Akılıl giysilerin alanı çok geniş. Yattığınız yatak sizin stresinizi alacak. Giydiğiniz elbiseler sizi her türlü dış etkiden koruyacak. Leke tutmayacak. Terlediğinizde kötü kokmayacaksınız. Türkiye'deki makine parkı da buna çok müsait. Nano teknolojii kullanmayan ülkeler ile bu sektörü geliştiren ülkeler arasında orta çağ ve yakın çağ arasındaki kadar fark olacak" şeklinde konuştu.
İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Elektrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Işık`ın geliştirdiği ve seri üretimine yılbaşından sonra başlanarak piyasaya sunulacak elektromanyetik radyasyonu yutan ve yansıtan perde, özellikle baz istasyonlarının etkilerini evlerinde en aza indirmek isteyenler için bir alternatif oluşturacak. EPerdeyi Bursa`daki fabrikasında üretecek olan Ahsen Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ömer Lütfi Kış da Türkiye`de 300 noktaya mal sattıklarını ve perdenin seri üretiminin ardından bu noktalara satış yapacaklarını söyledi. Kış, gelen geri dönüşler doğrultusunda üretecekleri perdeyi özellikle annelerin ve hamile bayanların çocuk odalarına almak isteyeceklerini tahmin ettiklerini kaydetti.
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) bir grup bilim insanının çalıştığı bir araştırmada, nano teknoloji kullanılarak deterjan ve suya ihtiyaç duymadan güneş ışığında kendi kendini temizlemesini sağlayan ürün geliştirildi. TÜBİTAK'ın da 450 bin TL destek verdiği projede Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Selçuk, Tekstil Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sema Palamutçu, Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fehiman Çiner ve Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Hilmi Çon çalışıyor. Proje ortaklarının arasından İtalya'dan Napoli Üniversitesi ve Kuzey İrlanda'dan Ulster Üniversitesi bulunuyor. Tekstil sektörünün yıkama, haşıllama, boyamada kullanılan malzemelerin büyük bir çoğunluğunun insan sağlığına ve çevreye zararlı olan kimyasallardan kaynaklandığını ifade eden Proje yürütücüsü Doç. Dr. Hüseyin Selçuk, "Öncelikle biz ekolojik malzeme üzerinde çalışıyoruz. Dünyada artık her şeyin geri dönüşümü olsun ve az su kullanılsın az kimyasal kullanılsın diye çalışma yapıyor. Deterjan çok büyük bir problem bu malzemenin özelliği hiçbir malzemeye ihtiyaç duymadan su ve deterjan kullanmadan tamamen güneşte dolaşırken yüzey kendiliğinden kirlenince kendisini temizliyor." dedi. Yrd. Doç. Dr. Sema Palamutçu, laboratuvarında yaptıkları deneyler sonucunda elde ettikleri pamuklu kumaş parçalarının üzerine çay ve benzeri kirletici su döktüklerini bu kumaşı güneş ışığında en fazla 4 saat beklemesinin ardından bunun kendiliğinden temizlediği söyledi. Palamutçu, "Piyasada 'leke tutmaz' diye kumaşlar var. Bu onlardan tamamen farklı prensipte kendi kendine temizleniyor. Çay lekesi vs. lekelerde güneşi görünce üzerindeki lekeler kayboluyor. Aynı zamanda anti bakteriyel olsun diye çalışıyoruz." diye konuştu. Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fehiman Çiner ise yapılan çalışmanın çevresel anlamda emniyetli bir şekilde kullanılabilecek bir malzemeden üretildiğini vurguladı.
Aynı zamanda Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası(KMTSO) Meclis Başkanı olan Şahin Balcıoğlu tarafından 1996 yılında kurulan Çabasan AŞ, ARGE birimi sayesinde yeni ürünler üretti. En son ise giyildiğinde insana rahatlık ve serinlik veren kumaş üretti. Çabasan Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Balcıoğlu, `Uzun zamandır üzerinde çalışıyoruz. Mamule son olarak doğal karışımdan oluşturduğumuz bir madde ile apreledikten sonra makineden çıkartıyoruz. Doğal ürün görülmeyecek şekilde kumaşın üzerinde yer alıyor. Dolayısıyla giyildiğinde hareketten dolayı bu doğal maddeler patlayarak insanları serinletiyor. Diğer bir ürünümüz ise `Cafein`. Aynı işlemi bu sefer de kumaşın üzerine kafein maddesi ilave ediyoruz. Bu da insanların rahatlamasına neden oluyor` diye konuştu. Çabasan'ın yenilikçi ürünlerde öncü başka uygulamaları da mevcut. Geliştirdikleri ürünlere isim bulmak amacıyla yarışma düzenlediklerini de ifade eden Balcıoğlu, 600`e yakın başvurunun yapıldığını belirtti. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi(KSÜ) işbirliği ile oluşturulan jürinin birincileri titizlikle yapılan çalışmalar sonucu seçtiğini hatırlatan Balcıoğlu, `Antibakteriyel kumaşa Anti-B, su kir yağ itici kumaşa Fabriclean, serinletici efektli kumaşa Coolife, yanmaz alev almaz örgü kumaşa Unblaze, kafeinli kumaşa Erke, kene haşere kovar kumaşa ise Antınsect ismini verdik.` diye konuştu. Öte yandan, dereceye giren öğrencilere ödülleri, Çabasan A.Ş`nin bahçesinde düzenlenen törenle takdim edildi.
Tekstil sektörünü yakından ilgilendiren lif teknolojisi üzerine bilimsel araştırmaları ile tanınan The Fiber Society`nin başkanı Dominique Adolphe, son 5 yıldır nano seviyelere inilip, liflere yeni fonksiyonlar kazandırma noktasında olduklarını söyledi. Adolphe, `Nano liflerin, özellikle vücut içindeki birtakım suni parçaların yapımında, selüloz kaplamaları ve selüloz kullanımının, vücut fonksiyonlarının belli kısmının tamirinde, kısa sürede etki edeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.` dedi. Bursa, tekstil sektörünü yakından ilgilendiren bilimsel bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Lif, lif esaslı ürünler ve lifli materyaller ile ilgili bilimsel bilgi ve çalışmaların ilerlemesi ve gelişmesini teşvik etmek amacı ile kurulmuş dernek statüsünde tüzel yapılanma olan The Fiber Society`nin Bahar 2010 Konferansı, Uludağ İhracatçı Birlikleri(UİB) ile Bursa Teksil ve Konfeksiyon Ar-Ge Merkezi(BUTEKOM) ev sahipliğinde Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi`nde yapılıyor. Söz konusu konferansın güz toplantıları ABD`de bahar toplantıları ABD`de dışında `organizasyon sorumlulukları güçlü bir yerel merkezde` yapılıyor. Konferansın açılışında konuşan The Fiber Society Başkanı Dominique Adolphe, lif, lif esaslı ürünler, lifli materyallerle ilgili yaklaşık 400 civarında araştırmanın, yılda iki kez düzenledikleri konferanslarda anlatıldığını söyledi. Türkiye`nin tekstil sektöründe aktif ve dünyada bilinen ülkeler arasında yer alması nedeniyle konferansı Bursa`da düzenlediklerini belirten Adolphe, konferanstaki sunumların üçte birinin nano teknolojiyi anlatacağını kaydetti. Son 5 yıldır liflerin nano seviyelere indirilip, liflere yeni fonksiyonlar kazandırma noktasında olduklarına dikkat çeken Adolphe, neno teknolojide gelinen noktayı şöyle özetledi: `Yeni uygulama ve önemli kullanım alanlarında, nano lifler kullanımıyla bugün düşünemediğimiz yeniliklere imza atılmasını bekliyoruz. Örneğin sağlık sektöründeki nano çalışmalar, önemli olacak. Özellikle vücut içindeki birtakım suni parçaların yapımında, selüloz kaplamaları ve selüloz kullanımının, vücut fonksiyonlarının belli kısmının tamirinde, kısa sürede etki edeceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Akıllı tekstiller ve elektronik sektöründe de çok sayıda çalışma devam ediyor.` Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) Başkan Vekili ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği(UTİB) Başkanı İbrahim Burkay ise dünyadaki 17. büyük ekonomi olan ve 2023`te ilk 10 ülke arasına girmeyi hedefleyen Türkiye`nin ihracatının yaklaşık yüzde 20`sinin, tekstil ürünlerinden oluştuğunu dile getirdi. Burkay, tekstil sektörünün yaklaşık 2 milyon kişiye doğrudan, 5 milyon kişiye de dolaylı istihdam sağladığına dikkat çekerek, şunları ifade etti: `Ham madde üretiminden nispeten kendi kendine yeterlilik, güçlü tekstil altyapısı, çeşitli ürün yelpazesi, yüksek katma değerli ürünler, zamanında teslimat, nispeten düşük maliyetli, esnek ve becerikli mavi yakalı iş gücü, iyi eğitimli, kalifiye beyaz yakalı kaynakları, Türk insanının müteşebbis ve kolay adapte olan doğası, eşsiz coğrafi konum, 600 milyonluk komşu pazarlar, Avrupa Birliği`nin güvenilir ticari ortağı oluşu ve kriz yönetimindeki tecrübeyle Türkiye, küresel bir eğitim ve ihracat merkezi olma hedefi taşıyor. Modern altyapı ve liberal döviz yaptırımlarıyla desteklenen bu faktörler, Türkiye`de güçlü bir tekstil sektörü inşa etmiştir.` Üreticilerin, dünya pazarındaki rekabetçi konumunu muhafaza etme amacıyla katma değerli ürünlere ve marka oluşturmaya yöneldiğine dikkati çeken Burkay, ``Şu an Türk tekstil üreticilerinin yüzde 30`u, uluslararası pazarlarda kendilerine ait tasarım ve markalara sahiptirler.` dedi. Bursa Valisi Şahabettin Harput da Türk ekonomisinin son yıllarda gösterdiği gelişmeye işaret ederek, `Ekonomimiz 2009 yılında yüzde 6 oranında büyüyerek, beklentilerin üstünde bir iyileşme göstermiş oldu. 2009 yılında dünya ticaret hacmi büyük bir oranda daralma yaşadığı bir dönemde, Türkiye doğu ve güneydeki 22 ülkeyle ticaretini ortalama yüzde 100 artırma başarısı göstermiştir. Bu gelişmeler gelecek adına büyük mut vermektedir. Bursa, önümüzdeki dönemde Türkiye`nin lokomotif şehirlerinden birisi olarak, tekstil, otomotiv ve gıda sanayine paralel olarak turizm ve hizmet sektörlerinde de çok ciddi bir atılım içerisindedir.` şeklinde konuştu.