Türkiye’nin ilk yerli tramvayı”, Çin, Güney Kore ve Avrupa ülkelerinden ithal edilen tekstil makinelerinin yerli imkanlarla üretilmesi için sanayicilere ilham kaynağı oldu. image Tarihi “İpek Yolu”nun Anadolu’daki son durağı olan kentte, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde oluşturulan Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Konseyinin üyeleri, tekstil makinelerinin, yerli tramvay örneğinde olduğu gibi Türkiye’de üretilmesi için destek istiyor. Konsey üyesi ve Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Bursa Şube Başkanı Cemal Balabanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin artık tekstilde tezgah, boyahane kazanları ve tüm makinelerini yerli imkanlarla üretmesi gerektiğini söyledi. Balabanoğlu, en büyük cari açığın bu noktalarda verildiğini belirterek, “Bunları yaptığımızda girdilerimiz de değişecek. Oralara büyük paralar ödeyerek alım yapıyoruz. Hem ülkemizin değerlerini dışarı kaçırıyoruz hem de istihdam kaybı yaşıyoruz” dedi. Bursa’da, tekstil sektöründe firmaların ağırlıkla ihracata çalıştığına işaret eden Balabanoğlu, hepsinin kaliteli üretim ve dış satım yapabildiğini anlattı. Bu kapasitenin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Balabanoğlu, şöyle devam etti: “Bursa Tekstil Konfeksiyon ve Ar-Ge Merkezimiz (BUTEKOM) de açılıyor. Buradan çok iyi ürünler çıkacak. Kendi makinelerimizi de yapacağız. Bursa’da bunlar yapıldı. Bunun ilk örneği, Durmazlar fabrikasında İpekböceği ile başladı. Bugün bu tramvaylar, Bursa caddelerinde dolaşıyor. Bunu da inşallah bütün dünyada görmek istiyoruz. Aynı şekilde makinelerimizi de görmek istiyoruz. Çünkü metrelerce kumaş yapıp satarak olmuyor. Pahada ucuz değil, pahada da pahalı değerler üreterek satmamız lazım. Şimdi yurt dışına gidiyoruz, teknolojileri seyrediyoruz, o makineleri almak için çantalarla parayı orada bırakıp geliyoruz.” Balabanoğlu, tekstilde Türkiye’de kaliteli ürünler üretildiğini, yerli üreticilerin uluslararası fuarlara damgasını vurduğunu, ciddi pazarların da yakalandığını dile getirdi. Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedefinin, tekstilde 20 milyar dolar, hazır giyimde de 52 milyar dolar olduğunu hatırlatan Balabanoğlu, bunların yakalanması için kaliteli üretimin sürdürülmesi gerektiğini bildirdi. - “Kaşıkla topluyoruz, kepçeyle makinelere yatırıyoruz” Konsey üyesi ve BTSO Yönetim Kurulu üyesi İsmail Kuş da Türkiye’nin tekstil ile hazır giyim ve konfeksiyon sektöründen dünya pazarından aldığı payın, potansiyelinin çok altında olduğuna dikkati çekti. Türkiye’nin 2023 hedeflerine işaret eden Kuş, “Dünya pazarından şu anda tekstil ve hazır giyim sektöründe aldığımız pay yüzde 3. Çok az. 2023 hedeflerimiz var. Hazır giyimin şu andaki ihracat payı 20 milyar dolar. Bunu önümüzdeki süreçte 50 milyar dolara çıkarabilirsek bizim için hedef noktası bu olur. Bu kolay değil ama gerçekleşmeyecek bir hedef de değil” diye konuştu. Katma değeri yüksek ürünler üretmek için yol haritasını iyi belirlemek gerektiğini söyleyen Kuş, bunun eğitim, marka ve pazarlama ayağı olduğunu ifade etti. Tekstilde üretimden ziyade makinelerin önemli olduğunu vurgulayan Kuş, “Metresi 2-4 dolara kumaş satıyoruz. Kaşıkla topluyoruz, yüz binlerce doları, avroyu kepçeyle makinelere yatırıyoruz. Günün modası; dijital baskılar. Ciddi anlamda şu anda dijital baskıya dönüş var tasarımda ve dijital makinelerin tamamı dışarıdan geliyor” değerlendirmesinde bulundu. Kuş, tekstil makinelerinin, Çin, Güney Kore ve Avrupa ülkelerinden ithal edildiği bilgisini vererek, yerli üretimin teşvik edilmesi halinde makine başına yüz binlerce doların ülkede kalacağını ifade etti. - “Katma değer çok az” BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Mesut Okyay ise Türkiye’nin 2023 hedefleri çerçevesinde sektörlere teşvikler verildiğini, yönlendirmeler yapıldığını aktardı. Bunun hem sektöre hem de markalara büyük katkısının olacağına inandığını söyleyen Okyay, şunları kaydetti: “İhracat birim değerleri düşük. Tabii bu değerler daha çok Avrupa ülkelerine fason üretim yapan firmaların ihracatlarıdır. Burada bizim karlılıklarımız, sağladığımız katma değer çok azdır. Maalesef bu dezavantajı yaşıyoruz ama marka büyütebilecek sektörlerde bu biraz daha avantajlıdır. Kendi etiketinizle markanızla malı sattığınız zaman kendi şartlarınızla satıyorsunuz demektir. Bu da katma değeri ve kazancı artırıyor. İnşallah bu anlamda ne kadar katma değer sağlarsak markalarımızı, firmalarımızı büyütürsek Bursa’nın ve Türkiye’nin kazancı o kadar fazla olur.”