image Ayakkabı ithalatına getirilen ek vergiler, yerli ve yabancı hazır giyim devlerini iç pazara yönlendirdi. Koton'dan LC Waikiki'ye Zara'dan H&M'e onlarca zincir, Türkiye'den yaptıkları alımı artıracak Ayakkabı sektöründe ağustosta yürürlüğe giren ithalatı sınırlayıcı tedbirler, etkisini göstermeye başladı. İthalat, kasımda eylüle göre yüzde 67 azalarak 40.8 milyon dolara düştü. Bu düşüşte en büyük etki Türkiye'de ayakkabı satışı yapan yerli ve yabancı firmaların üretimi iç pazara kaydırmasıyla sağlandı. Hazır giyim devleri Zara, H&M ve Next gibi firmalar, üretimde rotayı Türkiye'ye çevirdi. Öte yandan LC Waikiki ve Koton gibi dev yerli zincirler de ithalat yerine Türkiye'den ayakkabı tedarikine başladı.  ALIMIMIZ VARDI ANCAK ARTIRDIK  Hazır giyim devi LC Waikiki'nin patronu Vahap Küçük, ayakkabıya getirilen vergiler nedeniyle ithalatı azalttıklarını söyledi. Spor, plaj ayakkabısı ve terlikleri gibi ürünleri ithal ettiklerini belirten Küçük, "Türkiye'den zaten ayakkabı alımımız vardı. Ancak son dönemde artırdık" dedi. Türkiye'den alımı artırcak bir diğer firma da Koton. Yılda 4-5 milyon çift ayakkabı satan şirketin vergi öncesinde tedariğinin yüzde 80'i ithalat yoluyla yapılıyordu. Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz, artık bu noktada önemli bir strateji değişikliği yapacaklarını söyleyerek, "Önümüzdeki yaz sezonundan itibaren Türkiye'den tedariği yüzde 80'e çıkaracağız. Ancak giyim dahil bütün ürün gamımıza baktığımızda tedariğimizin yüzde 75'i Türkiye'den" diye konuştu.  EVLİLİKLER ARTIYOR  Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Hüseyin Çetin de, alınan tedbirlerin birim başına üretim maliyetlerini düşürdüğünü söyledi. Çetin, "Son dönemlerde ithalat yapan firmaların yurtiçi firmalarla evlilikler yaptığını ve ortak iş yapma eğilimlerinin arttığını görüyoruz" dedi. Üretim maliyetlerinin düşmesinin fiyatlara etkisine de değinen Çetin, "Reyonlara baktığınız zaman ayakkabıcıların yüzde 50 indirim yaptığını görüyoruz" diye konuştu.  İTHALAT SON AYLARDA AZALMAYA BAŞLADI Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, İthalat Rejimi Kararına Ek Karar'ın yürürlüğe girdiği ağustosta 86.5 milyon dolar olan ithalat, eylül ayında yüzde 43 artışla 123.4 milyon dolara yükseldi. Buna karşın kasımda ise eylüle göre yüzde 67 daralarak 40.8 milyon dolara geriledi. 
image Noel öncesi satışlarda umduğunu bulamayan dünyanın en büyük hazır giyim moda zincirlerinden American Apparel, finansal güçlüğü nedeniyle tedarikçilerine ödemelerini geciktirmeye başladı. The New York Post gazetesinin haberine göre, hazır giyimde "modaya yön veren şirket" olarak bilinen American Apparel, 2014 yılını önemli bir nakit sıkıntısı içinde tamamladı. Haberde, şirketin ödeme güçlüğü nedeniyle tedarikçilerinin faturalarını ödemede 60 güne kadar ertelemeler yaptığı ve binlerce işçinin çalıştığı Los Angeles fabrikasında çalışma saatlerinin de azaltıldığı belirtildi. Ödeme güçlüğünün Noel öncesi satışların zayıf geçmesinden kaynaklandığı da belirtilen haberde, buna karşılık şirketten nakit sorunu yaşanmadığı açıklamasının geldiği de vurgulandı. Gazeteye adını vermeden konuşan bir şirket yetkilisi, "Mağazalarımızda stoklar en üst düzeylerde; oldukça başarılı bir tatil sezonunu geride buraktık" dedi. American Apparel aynı zamanda politik ve sosyal haklar konularında da aktivistlere destek oluyor. Şirket, ABD'de göçmen ve gay-lezbiyen hakları konularında mücedele eden gruplara bilboard ve diğer açık hava reklam olanaklarını açıyor ve onların sloganlarını içeren yazılar basılmış tişörtler üretiyor. Şirketin, Kanada, Meksika, Brezilya, Birleşik Krallık, İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İsveç, İtalya, Avusturya, İsrail, Çin, Güney Kore, Japonya, Avustralya, Hong Kong ve İsviçre'de toplam 260 mağazası bulunuyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin, yakın zamanda, bazı Avrupalı hazır giyim devlerinin ödeme sıkıntıları nedeniyle, çok sayıda tedarikçinin zor duruma düştüğüne dikkat çekerek, ihracatçılara "sigorta" uyarısı yapmıştı.
Dünyanın en önemli kumaş ve aksesuar fuarlarından "TEXWORLD"ün İstanbul lansmanı gerçekleşti. image New York ve Paris'ten sonra ilk kez Türkiye'de düzenlenecek olan ve Türkiye ile çevre ülkelerdeki tekstil endüstrisinin uzun zamandır beklediği kumaş ve aksesuar fuarı "TEXWORLD" tanıtım toplantısı İstanbul Park Bosphorus Otel'de sektörün temsilcilerini bir araya getirdi. Messe Frankfurt Texworld Fuarlarına Bir Yenisini Daha Ekledi İstanbul'da ilk kez 4-6 Kasım 2014 tarihinde düzenlenecek Texworld fuarıyla birlikte Messe Frankfurt Türkiye'de düzenledikleri fuar portföyünü de genişletmiş olacak. Önümüzdeki yıldan itibaren, New York ve Paris'te olduğu gibi yılda 2 kez düzenlenecek olan Texworld Istanbul, Türkiye ve çevre ülkeler için çok önemli bir satın alma platformu olacak. Texworld kumaş ve aksesuar fuarlarının en yeni üyesi Texworld Istanbul, Uzak Doğu'daki başlıca tekstil üreticisi ülkelere olan yoğun talebi de karşılayacak. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşecek olan fuarın lansman toplantısında konuşan Messe Frankfurt Tekstil Fuarları Başkanı Olaf Schmidt : "Texworld Istanbul'un lansmanı, Messe Frankfurt'un Türkiye'de büyümesiyle ilgili heyecan verici bir dönüm noktasıdır." dedi. Schmidt sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle son on yılda şirketimiz dünya genelinde yeni ve yüksek kaliteli tekstil fuarları düzenleyerek Türkiye'den pek çok sektör profesyoneline uluslararası pazarlara açılmaları için yol gösterdi. Şimdi ise uluslararası hazır giyim kumaşları üretim merkezini İstanbul'a taşıyoruz." Texworld Istanbul, dünya genelinde hazır giyim kumaşları fuarlarındaki tüm ürün gruplarını kapsayacak. Fuarda pamuklu, denim, ipek, gömleklik kumaş, keten, yün, dantel ve brode ürün grupları yer alacak. Lansman toplantısında konuşan Messe Frankfurt İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Yardım: "Texworld Istanbul Fuarı, Türkiye ve çevre bölgelerden satın alıcı ve profesyonel ziyaretçileri hedefleyecek. Buna Türkiye, Orta Doğu, Körfez Ülkeleri, Orta Asya, Rusya, Güneydoğu Avrupa ve Kuzey Afrika da dahil. Coğrafi konumu ile bu bölgelerdeki tüm önemli ticaret merkezlerine ulaşım açısından çok uygun bir lokasyonda bulunan İstanbul'un dinamik ticaret ortamı, global hazır giyim kumaşları üreticileri ve hızla gelişen bölgelerdeki satın alıcılar için yeni bir buluşma noktası olacak." açıklamasında bulundu. 12 Ülke, 110 Uluslararası Katılımcı, 5000 Ziyaretçi Çin, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve Tayvan'ın da dahil olduğu 12 ülkeden 110 uluslararası katılımcı ile net 1700 m2 alanda düzenlenen fuara 5000 ziyaretçi bekleniyor. Açılış tarihinden iki ay önce satışları tamamlanan fuarda Tayvan ve Pakistan ülke pavilyonu ile yer alacak. Fuarın ziyaretçi profili, konfeksiyon üreticileri, private label üreticileri, perakende ve toptancılar, mail order firmaları, mağaza zincirleri, tasarımcı ve modacılar, satın alma ofisleri, acenteler olacak. Katılımcılar ise ağırlıklı olarak pamuklu, brode, dantel, örme kumaş, gömleklik, yün ve yünlü karışımlı kumaşlar, ipek, ipek görünümlü kumaşlar, fonksiyonel kumaşlar, keten ve kenevir, baskı, tasarım ofisleri, aksesuar, iplik ve elyaf, denim, organik kumaş üreticilerinden oluşacak. Katılımcılar, Türkiye'nin Yanı Sıra Yeni Pazarları da Keşfedecekler Türkiye'nin Doğu Avrupa, Orta Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın kesiştiği noktada yer alması ve uluslararası hazır giyim kumaş üreticilerinin birçoğunun bu bölgeleri henüz yeterince keşfetmemiş olmaları Texworld İstanbul'un önemini daha da arttırıyor. Bu bağlamda fuar Orta Doğu, Doğu Avrupa, Asya, Yakın Doğu ve Rusya'daki büyük ve keşfedilmemiş pazarları da hedefliyor. İstanbul'un 2 havalimanı, dünyada 200 nokta ile bağlantısı olması ve Türkiye'nin pek çok ülke ile vizesiz seyahat olanağı katılımcı ve ziyaretçilere cazip gelen kolaylıklar arasında yer alıyor.
Bangladesh Building Collapse Inaction Kamboçya ve Bangladeş‘teki yoksul tekstil işçilerinin protesto gösterileri 2013’ün aralık ayından itibaren devam ediyor. Sağlıksız koşullarda ölüm ile burun buruna çalışan işçilerin tek isteği insanca yaşayabilmek.   Dünya, tekstil işçilerinin sesini ilk olarak geçen nisan ayında Bangladeş‘in başkenti Dakka’da çökerek, bin 133 kişiye mezar olan bina ile duydu. Bu facianın ardından birçok ünlü markanın imajı büyük zarar gördü. Tabi sorunlar bitmedi. Halen daha Bangldeş ve Kamboçya’da “her an çökebilir“denilen onlarca binada yüzlerce tekstil işçisi çalışıyor. Uluslararası meydada çok yer almasada, küçük çaplı kazalar sık sık meydana geliyor. Kamboçya ve Bangladeş‘te tekstil, büyük bir istihdam kaynağı. 10 kişiden dördü tekstil işinde çalışıyor. Çalışanların yüzde 90’ı kadın. Geri kalanlarının içinde yasak olmasına rağmen çocuk işçiler de bulunuyor. Ortalama bir yetişkinin aylık ücret yaklaşık 50 Euro’ya eşdeğer. Aynı Tekstil işçileri Çin’de ise ortalama 111 Euro’ya kazanıyorlar. Daha önceleri Çin’de iş yapan tekstil firmaları şimdilerde iş gücü maliyetini daha ucuza getirmek amacıyla Çin’in dışına çıktı. Bazı yerlerde işçiler günde 15 saat çalıştırılıyor. Fakat çalışma saatleri ve günleri artarken işçilerin ise cebine giren para değişmiyor. Mesela 29 Euro’ya aldığınız bir giysinin karşılığında Kamboçya ve Bangladeş‘te çalışan işçilerin cebine sadece 18 Cent koyuyorsunuz. Dakka’da nisan ayında meydana gelen felakatin ardından 29 ünlü marka, bu ülkelerde bulunan firmalarındaki çalışma koşullarını yeniden gözden geçirmeye mecbur kaldı. Hatta dev üreticiler yaptıkları protokolle, güvenlik önlemlerini artırma sözü verdi. Tabi suçlular bir tek markalar değil, aynı zamanda yaşanan facialardan bina ve işletme sahipleri de sorumlu. Fakat yaşanan facilara rağmen fakir halkın hayatta kalması için çalışmaktan başka çaresi yok. Yaptıkları tek şey ücretlerinin arttırılması istemiyle sokağa çıkmak. Euronews, dünya
Perakendeci, sektörün gelişim hızını kredi kartına sınırlamanın kesmesinden endişeli. image Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Genel Sekreteri Ekrem Utku kredi kartına getirilen limit sınırlamalarını doğru bulmadıklarını açıkladı. Utku, “Sistemi kayıt dışına itip senet gibi uygulamalara dönülme riski var. Hükümetin bu yaklaşımını iyi niyetli bu politika olarak değerlendiriyoruz, ancak istenilen sonucu doğurmayabilir.” uyarısı yaptı. BMD Başkan Yardımcısı Sami Kariyo ise 2013’ün markalar açısından iyi bir yıl olduğunu, ancak 2014’ün zor geçebileceğini ifade etti. 2014’teki risklerin başında döviz kurundaki dalgalanmanın geldiğine dikkat çeken Kariyo, “Ekonomi yönetiminin tüketimi kısmak gibi bir politikası var. Uzun vadede iyi olur ama kısa vadede 2014 için sıkıntı oluşturabilir.” dedi. BMD’nin düzenlediği eğitim festivalinde konuşan Kariyo, “2000 yılında BMD markalarını da kapsayan organize perakende toplam perakende içinde yüzde 20-25’lik bir dilime sahipken, 2013 sonunda bu oran yüzde 50’yi aştı. 10 yıl sonra bu oranın yüzde 75’i bulmasını hedefliyoruz.” dedi. Türkiye’nin perakende sektöründe Avrupa’da 7. sırada yer aldığını belirten Kariyo, Türk perakende sektörünün sergileyeceği performans ile yakın bir gelecekte Avrupa’nın perakende devi İngiltere’yi yakalayacağını söyledi. BMD markalarının 2013 sonu itibarıyla 35 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını ifade eden Kariyo, “Sadece BMD markaları 10 yıl sonra 115 milyar dolarlık ciroya ulaşacak, BMD üyeleri 20 milyar dolarlık hazır giyim ihracatı gerçekleştiriyor olacak.” diye konuştu. Türk firmalarının 1985 yılından itibaren önemli bir ihracat atağı başlattığını anlatan Kariyo, ne var ki Türk şirketlerin yabancı pek çok büyük markaya özel üretim yapmalarına karşın daha az bir kazançla yetinmek durumunda kaldıklarını söyledi.   3,8 milyon kişinin perakende sektöründe yer aldığını kaydeden Kariyo, en çok istihdam artışını da yine bu sektörün sağladığını söyledi. Perakende sektörünün 1990’dan itibaren büyük bir dönüşüm yaşadığına dikkat çeken Sami Kariyo, 800 milyar dolarlık gayri safi milli hasılanın dörtte birinin perakendeden geldiğini ifade etti. Kariyo, “10 yıl sonra perakende sektörü 500 milyar dolarlık hacmi yakalayacak.” dedi.
SABRİ Özel’in 1969’da kurduğu tek makineli atölyeden, 23 bin metrekare kapalı alana sahip, 800 kişilik istihdamı olan bir hazır giyim devi doğdu. image Sabri Özel, “Her şeyimizi kendimiz üretiyoruz. Çin’den getirip satmayı biz de biliriz ama bunun memlekete faydası yok. Pantolon ve takım elbise için 200 kişi daha alacağız” diyor. TÜRKİYE, tekstil ve hazır giyimden daha uzun yıllar ekmek yiyecek. Çünkü, kim ne derse desin halen en rekabetçi sanayi sektörümüz tekstil ve hazır giyim. Bu sektörün önemli isimlerinden Sabri Özel uzun bir aradan sonra ilk kez konuştu. Hükümete, iş gücü üzerindeki yükleri hafifletmesi için çağrıda  bulunan Sabri Özel, “Bazı arkadaşlar ‘Çin’den getirip satıyor. Çin’den, Bangladeş’ten  getirip satmak marifet mi? Benim buna vicdanım el vermiyor. Biz her şeyimizi kendimiz üretiyoruz. Şimdi pantolon ve takım elbise için yeni yatırım yapıyoruz ve yakında 200 kişi daha alacağız” diyor.  Özel şöyle konuşuyor: İŞÇİ OLURSAN PATRON DA OLURSUN Malatya Pütürge’nin  Damlı Köyü’nde doğdum. Babam çiftçiydi.  İlkokul 3’üncü sınıfta (10 yaşında)  evden kaçarak İstanbul’a geldim. Kaybedecek hiçbir şeyim yoktu. Önce bir iplik fabrikasında bobin topladım. Turistik süs eşyası üreten bir yerde, sonra bir matbaada çalıştım. Bunlarda istikbal görmediğim için bıraktım. 2.5 lira haftalıkla bir trikocuya girdim. 9 yıl kadar trikoda çalıştım. Sürekli para biriktirdim ve 1969’da 2.500 lira birikmimle, Yeşildirek’te 5 metrekare bir yer tutup 1 makineyle kendi işime başladım. 1980’e kadar  fason üretim yaparak devam ettim. 1980’de de kendi adımla markalaşma kararı aldım. Fasonu bıraktım.  YILDA 400 BİN TRİKO ÜRETİYORUM Şu anda 23 bin metrekare kapalı alana sahip fabrikamızda 800 kişilik istihdamımız var. Yakında pantolon ve ceket için 200 kişiyi daha işe alacağız. Günlük 2500 adet gömlek, yıllık 400 bin triko, 200 bin pantolon, 200 bin t-shirt, 50 bin takım elbise ve ceket üretme kapasitemiz var. 50 mağazamız var. 300’den fazla noktaya da ürün veriyoruz. 12 ülkeye ihracat yapıyoruz. Sabri Özel markamız dışında, Bluring ve Etro olarak iki marka daha geliştirdik. Onlarla da mağazalaşacağız. Bütün ürünlerimizi kendimiz, Türkiye’de üretiyoruz. Benim sanayide böyle bir ‘milliyetçilik’ felsefem var. Kullandığımız hammaddenin de yüzde 90’ı yerli.   İŞGÜCÜNDE VERGİ YÜKÜ FAZLA Hükümetimize sesleniyorum; işçi ve işveren üzerindeki vergi yükü çok fazla. Bence bu konuda atılacak adımlar sanayi için en büyük teşvik olur.  Biz yakında 1000 kişilik istihdamı aşacağız. Bu yıl ciromuz 40 milyon lira olacak. Hedefimiz 2020 yılına kadar 200 mağazaya ulaşmak. Tunus ve Irak’ta mağazalarımız var. Yurt dışında daha çok mağaza açacağız. Her sene 10-15 mağaza açacağız. Biz adete oynamıyoruz kaliteye oynuyoruz. Kadın koleksiyonumuz da, birkaç yıl içinde ciroda yüzde 40’lara çıkacak. Sabri Özel, 63 yaşında bir sanayici olarak, 2023 yılı ihracat hedefine alaşabilmek için yeni bir ‘sanayi stratejisi’ öneriyor. Güneydoğu’daki çözüm sürecinin başarıyla tamamlanmasının Türkiye ekonomisi için de çok büyük motivasyon olacağını kaydeden Sabri Özel, şöyle konuşuyor:  “Güneydoğu’da barış sürecinin iyi bir zemine oturması halinde oralara da yatırım yapılır. Büyük Türkiye hayallerimiz için birbirimizle konuşup anlaşmak zorundayız. Çünkü biz kardeşiz. Bizim gibi adamlar yatırımı sever, makineleri sever. Uygun zemin bulsam 10 bin kişilik üretim kurarım. Bu ülkenin üretime ve ihracata ihtiyacı var.”
Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, yılın 10 aylık döneminde 191 ülkeye 14,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. image İste Rakamlar: Yılın ilk 10 ayında Türkiye genel ihracatının yüzde 11,5'ini, sanayi ihracatının da yüzde 14,6'sını oluşturan hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, bu dönemde 191 ülkeye ihracat yaptı. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) verilerine göre, geçen yılın ocak-ekim döneminde 13 milyar 236 milyon 159 bin dolar olan hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 8,1 oranında artarak 14 milyar 308 milyon 543 bin dolar oldu. EN FAZLA GİYİM VE AKSESUAR İHRACATI YAPILDI Bu dönemde en fazla ihracat, geçen yılın 10 aylık dönemine göre yüzde 8,9 artarak 7 milyar 629 milyon 322 bin dolara ulaşan örme giyim eşyaları ve aksesuarlarında yapıldı. Ocak-ekim döneminde, dokuma giyim eşyaları aksesuarları ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 artarak 4 milyar 761 milyon 24 bin dolara, diğer hazır eşyalar ve ev tekstilleri ihracatı ise yüzde 14 artarak 1 milyar 783 milyon 796 bin dolara yükseldi. EN FAZLA İHRACAT ALMANYA'YA Yılın 10 ayında sektörün en önemli pazarı Almanya'ya yapılan ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 oranında artarak 3 milyar 61 milyon 834 bin dolar oldu. Bu ülkeyi 1 milyar 752 milyon 388 bin dolarla İngiltere, 1 milyar 226 milyon 457 bin dolarla İspanya, 924 milyon 754 bin dolarla Fransa, 742 milyon 825 bin dolarla Hollanda takip etti. Ocak-ekim döneminde AB üyesi ülkelere yapılan ihracat ise geçen yılın aynı dönemine yüzde 6 artışla 10 milyar 560 milyon 783 bin dolara ulaştı, bu ülkelere yapılan satış, sektördeki toplam ihracatın yaklaşık yüzde 75'ini oluşturdu. Sektör, söz konusu dönemde Ortadoğu ülkelerine 1 milyar 153 milyon 442 bin dolar, eski doğu bloğu ülkelerine 828 milyon 650 bin dolar, Afrika ülkelerine 492 milyon 639 bin dolar, Amerika'ya 460 milyon 477 bin dolar, Türk cumhuriyetlerine 265 milyon 783 bin dolar, Asya ve Okyanusya ülkelerine 169 milyon 38 bin dolar, diğer Avrupa ülkelerine de 226 milyon 943 bin dolar ihracat gerçekleştirdi.
İstanbul Genç İşadamları Derneği (İGED), İstanbul Sanayici ve İşadamları Derneği (İSİAD), İhracatçı ve Sanayici İşadamları Derneği (İHSANDER) ile Floryalı İşadamları Derneği (FİADER) tarafından tertip edilen ‘Tekstil Sektörü İşbirliği Toplantısı’ yeni ortaklıkların, istihdam alanlarının doğmasına imkân tanıdı. image Toplantı 50 büyük tekstil markasını 150 tedarikçi firma ile bir araya getirdi. Aralarında sektörün önemli markalarının da bulunduğu 4 saatlik toplantıya ilgi büyüktü. Görüşmeler esnasında pek çok anlaşma paraflanırken, hedeflenen 250 milyon dolarlık ticaret yakalandı. LC Waikiki Satın Alma Sorumlusu Fatih Almas, toplantının yararlı, iyi olduğunu ifade etti; senede iki defa yapılmasını önerdi. Koton Satın Alma Sorumlusu Ebru Şen ise etkinlik dâhilinde firma olarak 55 tedarikçiyle masaya oturduklarını, görüşmelerden memnun kaldıklarını dile getirdi. Armine CEO’su Barış Özden de 45 tedarikçi firma ile bir araya gelerek sektör adına önemli konuları ele aldıklarını vurguladı. Kılıçoğlu Aksesuar’dan Abdullah Kılıçoğlu, toplantıda Colin’s ile anlaşamaya vardıklarını; LC Waikiki ile ikinci görüşme için randevu aldıklarını aktardı. ‘Tekstil Sektörü İşbirliği Toplantısı’na katılan tedarikçi firmalar, burada yapılan bağlantılarla cirolarının yüzde 50 oranında artacağını; buna paralel olarak istihdama da katkıda bulunacaklarına işaret etti.
Türkiye’nin ilk yerli tramvayı”, Çin, Güney Kore ve Avrupa ülkelerinden ithal edilen tekstil makinelerinin yerli imkanlarla üretilmesi için sanayicilere ilham kaynağı oldu. image Tarihi “İpek Yolu”nun Anadolu’daki son durağı olan kentte, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde oluşturulan Tekstil ve Hazır Giyim Sektör Konseyinin üyeleri, tekstil makinelerinin, yerli tramvay örneğinde olduğu gibi Türkiye’de üretilmesi için destek istiyor. Konsey üyesi ve Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Bursa Şube Başkanı Cemal Balabanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin artık tekstilde tezgah, boyahane kazanları ve tüm makinelerini yerli imkanlarla üretmesi gerektiğini söyledi. Balabanoğlu, en büyük cari açığın bu noktalarda verildiğini belirterek, “Bunları yaptığımızda girdilerimiz de değişecek. Oralara büyük paralar ödeyerek alım yapıyoruz. Hem ülkemizin değerlerini dışarı kaçırıyoruz hem de istihdam kaybı yaşıyoruz” dedi. Bursa’da, tekstil sektöründe firmaların ağırlıkla ihracata çalıştığına işaret eden Balabanoğlu, hepsinin kaliteli üretim ve dış satım yapabildiğini anlattı. Bu kapasitenin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Balabanoğlu, şöyle devam etti: “Bursa Tekstil Konfeksiyon ve Ar-Ge Merkezimiz (BUTEKOM) de açılıyor. Buradan çok iyi ürünler çıkacak. Kendi makinelerimizi de yapacağız. Bursa’da bunlar yapıldı. Bunun ilk örneği, Durmazlar fabrikasında İpekböceği ile başladı. Bugün bu tramvaylar, Bursa caddelerinde dolaşıyor. Bunu da inşallah bütün dünyada görmek istiyoruz. Aynı şekilde makinelerimizi de görmek istiyoruz. Çünkü metrelerce kumaş yapıp satarak olmuyor. Pahada ucuz değil, pahada da pahalı değerler üreterek satmamız lazım. Şimdi yurt dışına gidiyoruz, teknolojileri seyrediyoruz, o makineleri almak için çantalarla parayı orada bırakıp geliyoruz.” Balabanoğlu, tekstilde Türkiye’de kaliteli ürünler üretildiğini, yerli üreticilerin uluslararası fuarlara damgasını vurduğunu, ciddi pazarların da yakalandığını dile getirdi. Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedefinin, tekstilde 20 milyar dolar, hazır giyimde de 52 milyar dolar olduğunu hatırlatan Balabanoğlu, bunların yakalanması için kaliteli üretimin sürdürülmesi gerektiğini bildirdi. - “Kaşıkla topluyoruz, kepçeyle makinelere yatırıyoruz” Konsey üyesi ve BTSO Yönetim Kurulu üyesi İsmail Kuş da Türkiye’nin tekstil ile hazır giyim ve konfeksiyon sektöründen dünya pazarından aldığı payın, potansiyelinin çok altında olduğuna dikkati çekti. Türkiye’nin 2023 hedeflerine işaret eden Kuş, “Dünya pazarından şu anda tekstil ve hazır giyim sektöründe aldığımız pay yüzde 3. Çok az. 2023 hedeflerimiz var. Hazır giyimin şu andaki ihracat payı 20 milyar dolar. Bunu önümüzdeki süreçte 50 milyar dolara çıkarabilirsek bizim için hedef noktası bu olur. Bu kolay değil ama gerçekleşmeyecek bir hedef de değil” diye konuştu. Katma değeri yüksek ürünler üretmek için yol haritasını iyi belirlemek gerektiğini söyleyen Kuş, bunun eğitim, marka ve pazarlama ayağı olduğunu ifade etti. Tekstilde üretimden ziyade makinelerin önemli olduğunu vurgulayan Kuş, “Metresi 2-4 dolara kumaş satıyoruz. Kaşıkla topluyoruz, yüz binlerce doları, avroyu kepçeyle makinelere yatırıyoruz. Günün modası; dijital baskılar. Ciddi anlamda şu anda dijital baskıya dönüş var tasarımda ve dijital makinelerin tamamı dışarıdan geliyor” değerlendirmesinde bulundu. Kuş, tekstil makinelerinin, Çin, Güney Kore ve Avrupa ülkelerinden ithal edildiği bilgisini vererek, yerli üretimin teşvik edilmesi halinde makine başına yüz binlerce doların ülkede kalacağını ifade etti. - “Katma değer çok az” BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Mesut Okyay ise Türkiye’nin 2023 hedefleri çerçevesinde sektörlere teşvikler verildiğini, yönlendirmeler yapıldığını aktardı. Bunun hem sektöre hem de markalara büyük katkısının olacağına inandığını söyleyen Okyay, şunları kaydetti: “İhracat birim değerleri düşük. Tabii bu değerler daha çok Avrupa ülkelerine fason üretim yapan firmaların ihracatlarıdır. Burada bizim karlılıklarımız, sağladığımız katma değer çok azdır. Maalesef bu dezavantajı yaşıyoruz ama marka büyütebilecek sektörlerde bu biraz daha avantajlıdır. Kendi etiketinizle markanızla malı sattığınız zaman kendi şartlarınızla satıyorsunuz demektir. Bu da katma değeri ve kazancı artırıyor. İnşallah bu anlamda ne kadar katma değer sağlarsak markalarımızı, firmalarımızı büyütürsek Bursa’nın ve Türkiye’nin kazancı o kadar fazla olur.”
Bangladeş'te, ücret artışı için gösteri düzenlerken polisin müdahalesiyle karşılaşan iki işçinin hayatını kaybetmesi, gösterilerin yoğunlaşarak şiddete dönüşmesine neden oldu. image Başkent Dakka yakınlarında dün polisin plastik mermiyle müdahalesi sırasında ağır yaralanan iki işçinin bugün ölmesi üzerine, binlerce öfkeli işçinin sanayi bölgelerinde olay çıkardığı bildirildi. Polis, göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanarak olayları kontrol altına alma yoluna gitti, çıkan çatışmalarda en az 30 kişi yaralandı. Bangladeş'teki tekstil işçileri bir aydan fazla süredir ücretlerinin artırılmasını talep ediyor. Ülke ekonomisinin büyük kısmını oluşturan tekstil sektöründe çalışanların, az ücretle ağır koşullar altında çalışmaya zorlandığı biliniyor.