Eski Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı Mete Uğuz, tekstil ve konfeksiyon sektörünü kayıtdışının ayakta tuttuğunu dile getirdi. Beş yıl Ege Konfeksiyon ve Hazırgiyim İhracatçıları Birliği Başkanlığı, 2.5 yıl Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanlığı yapan Mete Uğuz, tekstil ve konfeksiyon sektörünün ihracatta elde ettiği sonuçların kayıtdışına bağlı olduğunu ifade ederek, "Herkes kayıt altında olsa, vergisini ödese, sigortalı işçi çalıştırsa sektörün fiyat tutturması imkânsız olur. Sektörün bunları yapması halinde ihracat yüzde 50 düşer" diye konuştu. Tekstil ve konfeksiyon sektörünün 2009 yılı değerlendirmesi ile 2010 beklentilerini anlatan Uğuz, 2009'da bir önceki yıla kıyasla yüzde 30'luk bir küçülmenin yaşandığını aktararak, 2010'nun ise bilinmezliklerle dolu bir yıl olduğunu kaydetti. İhracat rakamları değişken olur Uğuz, normalde 2009'un son aylarında siparişin çok yoğun olması gerektiğini, ancak beklenen hareketliliğin yaşanmadığını söyleyerek, "2009'un kasım ve aralık aylarında gerçekleşmeyen siparişler ocak ayına sarktı. Şu anda çok ciddi sipariş var. Ama bunun nedeni önceki aylardan kalan siparişler. Avrupa krizin tam göbeğinde. Artık resesyonun ötesinde bir durum var. Dolayısıyla alımlarını çok dikkatli yapıyorlar. 2009'da bunu yaşadık. Ama 2010'da daha da yoğun yaşanacak" dedi. Uğuz, artık Avrupa'nın siparişlerini aylık olarak verdiğine dikkat çekerek, "Dolayısıyla bir ay ihracat rakamı düşük olabilir. Ama öteki ayda çok yüksek artışlar gözlenebilir. İhracat rakamlarında zikzaklı bir yıl yaşanacak" diye konuştu. 2010'da sektörün mevcut konumunu korumak için mücadele vereceğini dile getiren Uğuz, "Bu yıl kâr değil, ar yılı olacak. Bir önceki yıla göre yüzde 10'luk bir küçülme yaşanabilir" dedi. 'Başarı kayıtdışına bağlı' Uzun yıllar tekstil ve konfeksiyon sektöründe faaliyet gösteren Uğuz, sektörle ilgili ilginç değerlendirmelerde bulundu. "Bir şey söyleyeceğim, belki Türkiye ayağa kalkacak. İhracatçılar bana cephe alacak" diye konuşan Uğuz, tekstil ve konfeksiyonda ihracat rakamlarında elde edilen başarının kayıtdışına bağlı olduğunu söyledi. Sektörün kayıtlı çalışması halinde ihracatın en az yüzde 50 düşeceğini öne süren Uğuz, "Sektörü bugün ayakta tutan kayıtdışıdır. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde faaliyet gösteren binlerce firma var. Çoğu kayıtdışı çalışıyor. Elektriği kaçak kullanıyor. Boyahanesi ÇED kurallarına uymuyor. İnsan sağlığına önem vermiyor. Çalışanlarını sigortalı gösteriyor ama sigortasını ödemiyor. Çünkü sektörü buna mecbur kılıyorlar" diyen Uğuz, aksi takdirde bu şartlarda fiyat tutturmalarının imkânsız olduğunu belirterek "Bunu devlet de ihracatçı da biliyor. Devlet o şirketi bulana kadar zaten firma kapanıp başka isimle faaliyetine devam ediyor. Devletle köşe kapmaca oynanıyor. Özellikle bu durum kriz sürecinde kendini daha etkili bir şekilde göstermeye başladı" dedi. Maliye Bakanlığı'nın "Kayıtdışını yok edeceğiz" şeklinde açıklamalarda bulunduğunu anımsatan Uğuz, bunu yaptıkları takdirde sektörün biteceğini dile getirdi. Uğuz, hükümetin acil olarak sektörün üzerindeki yükleri beş yıllığına kaldırması gerektiğini söyleyerek, sektörün yüzde 99'unun Çin ile yarıştığını, Çin ile Türkiye arasında yüzde 50'lik fiyat farkının bulunduğunu dile getirdi. 'Gerçeği söylersek kredi alamayız' Krizle birlikte birçok sektörde sağlıklı firma sayısının azaldığını anlatan Uğuz, krizin Türkiye'yi teğet geçtiği yönünde söylemlerin olduğunu anımsatarak, "Teğet falan geçmedi, sektörü delip geçti. Ama kimse bunu dile getirmek istemiyor. Bunu söylediklerinde bankaların kredi vermeyeceğini biliyorlar. Onun için teğet geçti söylemine eyvallah diyoruz. Eskiden Anadolu kaplanıydık. Şimdiyse kriz bizi kâğıttan kaplana dönüştürdü" ifadesini kullandı. KRİZİ YÜZDE 30 KÜÇÜLME İLE ATLATMAK BAŞARI Tekstil ve konfeksiyon sektörünün 2009'da yüzde 30'a varan oranda bir küçülme yaşadığını anlatan Uğuz; bu krizi yüzde 30 küçülme ile atlatmanın önemli bir başarı olduğunu kaydetti. Uğuz, sektörün bu başarıyı kârsız çalışarak yakaladığını ifade ederek, "Ne pahasına olursa olsun ayakta kalma savaşı verildi. Kâr yok. Çarkı çevirdik, ayakta kalmak için bunu yaptık. Bizim sektör bunu becerdi. İyi bir sınav verdi. Ben çok daha kötü bir durum bekliyordum. Sektörün öz sermayesi yoktu. Var olan sermayeleri eridi gitti. Bugün öz sermayesi olan şirket ve kredisiz çarkını döndürecek şirket yok" dedi.
İstanbul Moda Fuarı

İstanbul Moda Fuarı

İSTANBUL - İstanbul`un moda merkezi olması ve hazır giyim alanında varolan ticaretin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen İstanbul Moda Fuarı açıldı.
 
İstanbul Moda Fuarı 2010 24-26 Ocak
CNR Expo`dan yapılan açıklamaya göre, ABD, Fransa, İngiltere, İspanya, Danimarka, Hollanda, Almanya, Yunanistan, Mısır, Lübnan, Rusya, Polonya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin`in ziyaretçi ülke olduğu fuar, 26 Ocak Salı gününe kadar devam edecek. İstanbul Moda Fuarı, 125 katılımcı firma ile 10 bin metrekarelik alanda düzenleniyor. Fuardan Suudi Arabistan`ın zincir mağazası Saudi Home`un, yüksek miktarda satın alma yapması bekleniyor. Yunanistan ve Bulgaristan tekstil ve hazır giyim derneklerinden 120 kişi, Ürdün ve Romanya`dan 10`ar kişilik 2 heyet, İsveç Moda Derneği ve Stockholm Ticaret Odası`ndan 20 kişilik alım grubu da fuara geldi.
Ucuz ayakkabılarıyla dikkat çeken Hangar`ın Başkanı Alpaslan Selçuk `Piyasaya girdiğimiz günden itibaren sektördeki fiyatlar geriledi` dedi
 Hangar Ayakkabı
Yüzde 100 yerli üretim yapan, farklı satış teknikleri ve ilginç kampanyaları ile gündeme gelen Hangar Ayakkabı`nın Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Selçuk, TAKVİM`e çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Fiyat politikalarının tüketici endeksli olduğunu, herkesin kaliteli ayakkabıya uygun fiyata sahip olmasını istediklerini söyleyen Selçuk, `2009`da yurt içi satışlarımız 12 milyon çift oldu. 2010 hedefimiz ise 25 milyon çiftlik satış` dedi. Sektörde daha önce ayakkabıların fiyatı katlanarak raflara çıkarıldığını ifade eden Selçuk, `Piyasaya girdiğimiz günden itibaren diğer satıcıların fiyatlarına `edep` getirdik` diye konuştu. Ayakkabıdaki indirimin daha sonra çanta ve kemerde de uygulandığını söyleyen Alpaslan Selçuk, sözlerine şöyle devam etti: `Tekstil sektörü de ayakkabıdaki rakamları görünce fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı. 19.50 TL`ye kösele ayakkabı varken, 500 TL`ye takım elbise satılamayacağını anladılar. Böylece baştan ayağa sektörde bir indirime sebep olduk. Bundan da çok memnunuz.` 29 Ocak`ta Bulgaristan`da mağaza açacaklarını açıklayan Selçuk, böylece yurt dışında 3 mağazaya ulaşmış olacaklarını kaydetti. Yurt dışında Türk ayakkabılarının çok tuttuğunu vurgulayan Selçuk, `Bu yıl 2.5 milyon dolarlık yurt dışı satışı hedefliyoruz` dedi. 3.90 TL`den günde 6 bin çift babet sattı Alpaslan Selçuk, `3.90 TL`ye babet` kampanyası ile günde 6 bin çift babet satışı yaptıklarını söyledi. 1 Mart`tan itibaren 28 bin çift babet satmayı hedeflediklerini belirten Selçuk ayrıca, daha önce gerçekleştirdikleri kiloyla satış uygulamasını, Bulgaristan mağazasında da yapacaklarını ifade etti
 
 Dünyada hızla yayılan sağlıklı yaşam eğilimiyle gıda sektöründe popüler olan organik ürünlerin, tekstilde de gün geçtikçe daha fazla ilgi gördüğü bildirildi.
Organik Çorap
Tüketici talepleri doğrultusunda ortaya çıkan organik ürünlere yöneliş eğilimine, başta gıda olmak üzere Türkiye`nin lokomotif sektörleri arasında yer alan tekstil de ayak uyduruyor. Hiçbir katkı maddesi içermeyen ve tamamen doğal ipliklerle üretilen çoraplar, tekstilde ilgi gören organik ürünlerin başında yer alıyor. Firmalar, tüketicilerin artan ilgisini göz önünde bulundurarak, yazlık ve kışlık koleksiyonlarında organik çoraplara daha geniş yer veriyorlar. Çorap Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Bilal Kıymaz, AA muhabirine, doğal ürünlere dönüş eğiliminin etkisini, Türkiye`de gün geçtikçe biraz daha fazla gösterdiğini söyledi. Kirlilik ve küresel ısınma sorunları arttıkça insanların organik olan her şeye sıcak bakmaya başladığını belirten Kıymaz, tüketicilerin, sağlık konusunda bilinçlendikçe tercihlerini organik ürünlerden yana kullandıklarını dile getirdi. Kıymaz, artan ilgide ``organik`` kelimesinin moda haline gelmesinin de büyük etkisi bulunduğuna dikkate çekerek, şöyle konuştu: ``Organik çorap kullanımı, 3-4 yıldır yaygınlaştı. Organik çorapların tercih edilmesindeki en büyük etken, doğal ipliklerden üretilmesidir. Dolayısıyla daha yumuşak, hafif ve sağlıklı olan organik çoraplar, sıcak tutma ve nem transfer etme özelliğine sahipler. Tüketiciler tarafından en çok ayağa nefes aldırma özelliği beğeniliyor. Müşterilerin istekleri doğrultusunda üreticiler de organik çoraplara, yaz-kış fark etmeden yeni koleksiyonlarında geniş yer veriyorlar.`` Organik çorapların, bambu, modal, tencel ve angora gibi çok özel iplikler kullanılarak üretildiğini kaydeden Kıymaz, bu şekilde üretilen çorapların, ayrıca, ayağı sağlıklı şekilde dış etkenlerden ve oluşabilecek yaralardan koruduğuna işaret etti. Kıymaz, organik çoraplarda, konfor ve doğallığın yanı sıra estetiğin de ön plana çıktığını değinerek, kadınlara yönelik desenli ve külotlu organik çorap üretiminin de yapıldığını dile getirdi. YIKAMAYA ÖZEN GÖSTERMEK GEREKİYOR Bu ürünlerin yıkanması sırasında, diğer sentetik çoraplara göre daha fazla özen göstermek gerektiğini belirten Kıymaz, ``Mutlaka elde, ters çevirerek, düşük ısıda ve sabunla yıkamak gerekiyor. Elde sıktıktan sonra bir havlu üzerine serip, kurutmakta da fayda var. Aksi takdirde tüylenme yapabilir veya çekebilir`` dedi. Kıymaz, her firmanın kendisine göre fiyat politikası bulunduğunu ama organik çorapların 5 liradan düşük fiyata satılmasının mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.