Moda dünyasının en çok ilgi gören olayı kabul edilen Victoria’s Secret defilesi, bu yıl da büyük ses getirdi. Ancak Guardian gazetesi, defileyi “Işıklar var, güzel mankenler var ancak kumaş yok, moda yok” diye eleştirdi. image Her yıl moda dünyasına damgasını vuran Victoria’s Secret defilesi bu kez eleştiri konusu oldu. Bu hafta gerçekleşen defile İngiliz Guardian gazetesi tarafından eleştirildi. Gazetenin moda blogunda yer alan yazıda defilenin ‘modayla alakası olmadığına’ dikkat çekildi. Buna göre defilede yeterince kumaş olmadığı için moda şovu kategorisine girmiyor. Yazıyı kaleme alan 15 yıllık moda editörü Jess Cartner-Morley Victoria’s Secret’ı, dünyanın en pahalı defilesini gerçekleştirmesine rağmen moda açısından hiçbir yenilik içermemekle eleştirdi. Cartner-Morley, “Birçok çılgın defile izledim. Ama hiç bir defilede dev melek kanatları kullanıldığını görmedim. Defilede saten kumaştan çok, metal, kristal ve neon lamba vardı” yorumunu yaptı. ‘Seksi bile değil’ Başarılı moda editörüne göre marka ‘seksi’ de değil. “Bir Victoria’s Secret mağazasına gittiğinizde çok az seksi iç çamaşırı görürsünüz. Gördüğünüz şeyler genelde pembe, sevimli iç çamaşırları ve pijamalardır” diyen moda editörü markanın yine de büyük bir başarıya sahip olduğunu hatırlattı. Victoria’s Secret geçen yıl 4 milyar sterlinlik satış yaptı. Cartner-Morley, Victoria’s Secret defilesini ABD’de her yıl düzenlenen, Amerikan futbolu ligi National Football League’in şampiyonluk maçı Super Bowl’a benzetti. Meleklerin ‘KÖTÜ’ alışkanlıkları İngiltere’de yayımlanan Telegraph gazetesi Victoria’s Secret meleklerinin ‘kötü’ alışkanlıklarına yer verdi. Buna göre Hilary Rhoda çikolatadan, Lily Donaldson ise kırmızı şaraptan vazgeçemiyor. Cara Delevingne ise Grand Theft Auto adlı bilgisayar oyununun büyük hayranı. Genç model, egzersiz yapmak yerine ise bateri çalmayı tercih ediyor. Brezilyalı Izabel Goulart ise egzersizden çok egzersiz kıyafeti almayı seviyor.  
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Cem Negrin, "Haziran ayı sonu itibariyle bir önceki yıla göre yıllık hazır giyim ihracatı yüzde 4,2 artarak, 16,57 milyar dolara ulaşmıştır. 2013 yılında 17 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılacaktır" dedi. Negrin, AA muhabirine, hazır giyim sektörünün dünya pazarındaki yeri ve ihracat rakamlarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Yılın ilk 6 ayında, ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,7 artarak 8,43 milyar dolar olmuştur. Haziran ayı sonu itibariyle bir önceki yıla göre yıllık hazır giyim ihracatı ise yüzde 4,2 artarak 16,57 milyar dolara ulaşmıştır. 2013 yılı sonunda 17 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılacaktır" diye konuştu. Türkiye'nin dünya hazır giyim ihracatından yaklaşık yüzde 5 pay aldığını dile getiren Negrin, "İhracatın yüzde 75'i AB ülkelerine yapılmakta, Almanya ve İngiltere ilk iki sırayı almaktadır. Yakın ve komşu ülkelere de giderek Türk markalı ürünlerin ihracatı başlamıştır" ifadelerini kullandı. Sektörün beklentileri Hazır giyim sektörünün en önemli sorununun, mevcut üretim bölgelerinde karşılaştığı "yüksek üretim maliyetleri" olduğuna dikkati çeken Negrin, "Bunlar içinde işgücü maliyetleri, kamunun yüksek kesintileri ile korunma önlemleri sonucu, tedariki en az yüzde 30 pahalı hale gelen kumaş maliyetleri ilk sırayı almaktadır" dedi. Sektörün beklentileri ve bunların karşılanması yönünde önerilerini sıralayan Negrin, şunları kaydetti: "Hazır giyim sektörünün birkaç alanda temel beklentileri ve önerileri bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; mevcut üretim yerlerindeki üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi, kumaş ve nihai hazır giyim ürünlerine uygulanan korunma önlemlerinin artık kaldırılması, 6. bölge yatırım teşvik uygulamalarında bazı iyileştirmeler yapılması, firmaların kendi içinde yaptığı tasarım faaliyetlerinin desteklenmesidir." [end]
Yaklaşık 50 yılı geride bırakan Mudo, tüketicinin en büyük şikâyetinin kasa kuyruğu olduğunu tespit edince, mesajı aldı ve Mudo Yönetim Kurul Başkanı Mustafa Taviloğlu “Mobil devrim” dediği uygulamayı hayata geçirdi. Türkiye’de ilk olan ve dünyada benzerlerine rağmen büyük fark yaratan Mudo 2.0 isimli mobil uygulama tüketiciye, bir aplikasyon ile mağazada istediği ürünü cep telefonundan satın alma imkânı veriyor. Barkodundan beden, renk seçeneklerine ulaşmak, o mağazada yoksa diğer mağaza seçeneklerini yakından uzağa doğru sıralamak ve stokta olup olmadığını görmek mümkün. Mustafa Taviloğlu, üzerinde uzun süre çalışılan projenin dünyada da ses getirdiğini söyledi. Müşteriye online ve offline alışveriş deneyimini bir arada yaşatmayı hedefleyen projenin müşteri odaklı yaklaşımla ortaya çıktığını anlatan Mudo Genel Müdürü Barış Karakullukçu, “Alışveriş deneyimini farklılaştırma, kişiselleştirme ve kolaylaştırmayı amaçladık. iOS ve Android işletim sistemlerini kullanan akıllı telefonlar için geliştirilen uygulama App Store ve Google Play üzerinden indirilebiliyor” dedi. Karakullukçu, hiçbir tanıtım yapılmadan aplikasyonu bir ayda 2 bin kişinin telefonuna indirdiğini söyledi. Paketi kargoyla eve gönderecek ATİLLA Gümüş, uygulamayı şöyle anlattı: “Şu anda 4 mağazamızda mobil check-out var. Cep telefonundaki aplikasyona ürünün barkodunu okutup, kredi kartınızla alışverişinizi yapabiliyorsunuz. Üstelik taksitten ve Mudo Exclusive Card’da biriken puanlarınızdan ve kampanyalardan faydalanabiliyorsunuz. Kasaya gitmeden kampanya ve kişiye özel avantajların duyurusundan da haberdar olmak mümkün. Alış verişinizi yapıp en son güvenlik alarmlarını çıkarmak için kasaya uğramanız gerekiyor. İleride arzu edene alışverişini istediği adrese gönderme seçeneği de sunacağız. Şu anda yaptığınız alışveriş arzu ederseniz Facebook sayfanızda durum güncellemesi olarak da görünebiliyor. Bu uygulamaylar Mudo, Londra’da kart ve ödeme teknolojilerinde ilk defa düzenlenen Payment Awards 2013’te “ En İyi Mağaza İçi Ödeme Çözümleri” kategorisinde üç global isimle birlikte finale kaldı. 13 yıldır FS Tech Awards ve 8 yıldır Retail System Awards’ın organizatörleri olan FS Tech ve Retail Systems’ın bir araya gelerek ilk defa düzenleyeceği Payment Awards 2013’te kurumlar, 22 farklı kategoride yarışıyor.[end]
İtalyan dev Türkiye’de zararlı tişörtleri toplatıyor İtalyan tekstil devi Stefanel, Türkiye’de satılan bazı tişörtlerini ‘sağlığa zararlı boya’ yüzünden toplatıyor. Bu ürünlerde ciddi risk tespit edildi İtalyan dev Türkiye’de zararlı tişörtleri toplatıyor EYLEM TÜRK  - Milliyet İtalyan tekstil markası Stefanel, denetime takılan ‘sağlığa zararlı boyar madde içeren ve içerme riski bulunan’ tişörtlerini gazetelere verdiği ilanla geri çağırdı. Sağlığa zararlı boyar madde içeren 47, sağlığa zararlı boyar madde içerme riski bulunan 15 renkli tişörtünü geri çağıran şirket bu ürünlerin satışını Nisan/Mayıs 2013 tarihleri arasında İstanbul Nişantaşı mağazasından gerçekleştirmiş. 15 günde iade talebi Stefanel tarafından verilen ilanda, ürünleri satın alanların satış belgeleriyle birlikte 15 gün içinde ürünleri kendilerine iade etmeleri istendi. İlanda şöyle denildi: Bazı Tekstil ve Konfeksiyon Ürünlerinin Denetimine İlişkin 2013/15 sayılı tebliğ kapsamında sağlığa zararlı boyar madde içerdiği tespit edilen veya içerme riski bulunan ürünleri satın alanların 15 gün içinde teslim adresine iade etmeleri gerekmektedir. Ürün ve kargo bedeli geri ödenecektir.” İthalat duruyor Güvensiz madde içeren, sağlık açısından büyük risk yaratan ürünlerin denetimiyle ilgili süreç bilindiği gibi 2009 yılında başladı. 2009 Mart ayında yürürlüğe giren tebliğ ile Ekonomi Bakanlığı, İTKİB ve Ekoteks tarafından yürütülen bir denetim sistemi kuruldu. Sistemde 130’a yakın risk parametresi bulunuyor. Riskli görülen üründen numune alınıp denetime gönderiliyor. Testler iki günde sonuçlandırılıyor. Ürün ‘zararlı’ çıkarsa bakanlık tarafından o ürünü getiren firmanın ithalatı otomatik olarak durduruluyor. Zararlı ürün ise hemen kontrol altına alınıp mühürleniyor. Toplatılma süreci İthal edilen ürün, sağlığa zararlı olup olmadığına ilişkin yapılan denetim sürecinde Dünya Ticaret Örgütü’nün kararı nedeniyle gümrükte alıkonulamıyor. Bu nedenle zararlı olduğu tespit edilen malın satışı gerçekleşmiş ise firma tarafından hemen toplatılması isteniyor. Bu kapsamda firma zararlı olduğu tespit edilen kaç tane ürün sattıysa hepsini üç gazete ve üç televizyona vereceği ilanla geri çağırmak zorunda. Azo boyar’ madde nedir? Tekstil boyalarında bulunuyor. Bu maddelerden bir kısmı kanserojen ‘arilamin’ içeriyor. 30 ppm’in altındaki miktarlarda azo boyar madde içeren ürünlerin ithalatı serbest. 30 ppm, 1 milyon litre boyada 30 mililitre azo boyar madde anlamına geliyor. ‘Tüm ürünleri kontrol edilecek’ Azo boyarlı çıkan ürünlerin iki kere testten geçirildiğini söyleyen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, “2009 yılından bugüne kadar kanserojen madde bulma oranımız yüzde 40’lara varan oranlarda düştü” dedi. Ürünü zararlı bulunan firmanın cezai müeyyidesi bulunduğunu belirten Tanrıverdi, “Sözkonusu firmanın bundan sonra ithal edeceği ürünler teste tabi tutulacak. Gelen malı gümrükte bekleyecek, test ücretlerini, imha ve ilan masraflarını kendisi üstlenecek” diye konuştu. Sağlığa zararlı duvak bile var! Kanserojen azo boyar madde ihtiva eden tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin Türkiye pazarına girişi yetkililerin verdiği bilgiye göre denetim nedeniyle azalsa da hâlâ devam ediyor. Analize takılan firmaların ilan edildiği www.ebirlik.org adresli internet sitesinde yüzlerce sağlığa zararlı olduğu tespit edilen ithal ürüne ilişkin duyuru bulunuyor. Bunlar arasında Çin, Hindistan, Bangladeş, İngiltere ve İtalya gibi ülkelerden ithal edilen giyimden ayakkabıya, iç çamaşırdan yatak örtüsüne, kumaştan eldivene, eşarptan duvağa onbinlerce ürün bulunuyor.
Mısır’da yaşanan şiddet eylemleri ve buna bağlı olarak olağanüstü hal ilan edilmesi, bu ülkede yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımı bulunan Türk firmaları arasında tedirginliğe yol açarken; iç pazarda düşen talep, ihracatta ise gelen siparişlerdeki azalma üretimlerin askıya alınmasını beraberinde getirebilir. Yıldız Holding, olağanüstü hal nedeniyle Mısır’daki mevcut üretimini durdurduğunu açıklarken; bu kararı özellikle bu ülkede ihracata yönelik üretim yapan tekstil firmalarının da izleyebileceği belirtiliyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) Ekonomi Bakanlığı’ndan derlediği verilere göre, Mısır’da 260 Türk firmasının 2 milyar dolar tutarında yatırımı bulunuyor. Mısır’daki Türk yatırımları yüzde 80 oranında tekstil ve hazır giyim alanında yoğunlaşırken; otomotiv ve otomotiv yedek parçası, boya-kimya, elektrik-elektronik, perakende, mobilya ve turizm de öne çıkan diğer sektörler. Ülker Twitter’dan duyurdu Mısır’da dün ilan edilen olağanüstü hal durumunun ardından bu ülkedeki üretimi durdurma kararı aldıklarını belirten Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Mısır’daki sokağa çıkma yasağına uymak, çalışanlarımızı korumak için üretime ara verdik. Ama hadisenin akıl almaz boyutu karşısında çaresiziz” dedi. Yıldız Holding, Mısır’da Hi Food bisküvi fabrikası ile Ortadoğu, Kuzey ve Batı Afrika ülkelerine yönelik bisküvi üretimi yapıyor. Fabrikanın dört bisküvi hattı ile yıllık üretim kapasitesi 30,000 ton seviyesinde bulunuyor. Mısır’daki Türk yatırımcılar arasında Yıldız Holding, Hayat Kimya, Evyap, Akkök Grubu, Kipaş Holding, Eroğlu Holding, LCW ve BİM gibi şirketler bulunuyor. <hr/>
1985 yılından bu yana beraber çalışan İtalyan tasarımcılar, Domenico Dolce ve Stefano Gabbana, Milano’da bir atölyede tanıştılar. Barok hayranlığıyla bilinen modacılar, Milano Collezioni organizatörlerinin ‘yeni kabiliyetler’ keşfetmek için düzenledikleri bir defileye davet edildiklerinde hem isimlerini hem de güçlerini birleştirerek sahneye çıktılar. Sonraki yıl, bağımsız olarak ilk kadın hazır giyim şovlarını gerçekleştirdiler. O zamandan beri hiç ayrılmayan ikili İtalyan moda endüstrisinin medar-ı iftiharı oldu. Kadın giysi tasarımlarıyla başlattıkları moda yolculukları erkek giyim, kendi adlarını taşıyan parfüm ve aksesuarlara büyüyerek devam etti. Moda endüstrisi için kısa sayılabilecek bir sürede büyük işlere imza atan ikili, şimdi vergi kaçakçılığı iddiasıyla kabus dolu günler yaşıyor. ÖFKE NEDENİYLE KAPALIYIZ Modaevinin, alt markası Gado’yu vergi düşüklüğünden ötürü yatırımcılar için cennet olarak nitelendirilen Lüksemburg’da, 2004’te açması, tasarımcıların İtalya’daki yüksek vergilerden kaçtıkları savını güçlendirmiş ve 1 milyar euro’ya yakın vergi kaçırdıkları iddia edilmişti. Markanın hem sahibi hem de tasarımcıları Domenico Dolce ve Stefano Gabbana iddiaların asılsız olduğunu söylerken Milano Belediyesi Lüksemburg’daki şirketin vergi kaçırmak suretiyle paravan bir şirket olduğunda karar kıldı ve tasarımcılar 20 ay hapse mahkum edildi. Bu sırada suçlamaları reddeden ikili, kararı temyize götüreceklerini açıkladı. Ama haklarında çıkan hapis kararı onları fazlasıyla öfkelendirdi. Dahası, karar nedeniyle mahkemeyle modaevi arasındaki gerilim, belediye meclis üyelerinden Franco D’Alfonso’nun “Belediyemiz böyle vergi kaçakçılarına asla mekan vermemeliydi” sözlerini Twitter hesabından paylaşmasıyla doruğa çıktı. Stefano Gabbana, Twitter hesabından “Milano Belediyesi iğrençsiniz” diyerek tepkisini dile getirdi. D&G grubu büyükşehir belediyesini protesto etme amaçlı Milano’daki butikleriyle diğer alanlarda faaliyet gösteren mağazalarını üç gün süreyle kapatma kararı aldı. Butiklerin kapısına gelen müşteriler hem İngilizce hem de İtalyanca yazılan “Öfke nedeniyle kapalıyız” notuyla karşılaştı. YOKSA HAPSE Mİ GİDİYORSUNUZ? Lüksemburg menşeili vergi problemi yaşayan tek marka Dolce & Gabbana değil. İtalya’da yüzde 34 oranındaki vergi tutarı Lüksemburg’da yüzde 4... Vergi kaçakçılığının çok yaygın olduğu ülkede Dolce & Gabbana’yı bu denli çıkmaza sokan, markanın kasıtlı ve tasarlanmış bir şekilde ülkeyi dolandırmaya çalışmakla suçlanması. Mahkeme kararı, D&G erkek yaz kreasyonunun tanıtımından birkaç gün önce verildi. Ve markaya telefon yağdı: “Podyuma mı yoksa hapse mi gidiyorsunuz?” Hatta defileden sonra bir gazete markanın yeni erkek koleksiyonundaki çizgili kumaşlar hapishane kıyafetlerine benzetildi! Defile problemsiz geçti ve tasarımcılar “Tek istediğimiz kıyafet yapmak, içinden çıkılamaz kötü bir duruma sürüklendik, vergi kaçakçılığına karşıyız” dedilerse de hapis cezasının 400 milyon euro para cezasına çevrilmesinden kurtulamadı! Geçen yıl markanın cirosu 1 milyar doları aşmasına rağmen bu para cezası karşısında artık rahat bir nefes alacakları düşünülürken, Domenico Dolce ve Stefano Gabbana sürpriz bir karar aldı. Bu miktarı karşılayamayacaklarını öne sürerek “Hak etmediğimizi düşünerek maalesef markamızı kapatmak zorundayız” diyen İtalyan modaevine çok yakın zamanda veda mı ediyoruz, zaman gösterecek. " <hr/>
İspanyol medyası, Mera'nın Minorka adasında tatil yaptığı sırada beyin kanaması geçirdiğini yazdı. Mera'nın dün akşam ülkenin kuzeybatısında kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği belirtildi. Kariyerine terzi olarak başlayan Mera, kişisel servetiyle İspanya'nın da en zengin iş kadınıydı. Eski eşi Amancio Ortega ile 1972 yılında kurduğu İnditex şirketinin ikinci büyük hissedarı olan Mera, Forbes dergisine göre dünyanın en zengin 195. kişisiydi. Dergiye göre Mera'nın serveti 4,7 milyar avro.
Raşit Bağzıbağlı, yaklaşık 10 yıldır kendi markası adı altında tasarımlara imza atıyor. Son olarak Vatikan’dan ilham alarak hazırladığı haute couture koleksiyonuyla gündeme gelen genç modacı, içinde bulunduğu sektörün dejenere olduğu görüşünde. Modacı Raşit Bağzıbağlı, 1957 yılında kurulan kumaş mağazası Bağzıbağlı’nın üçüncü kuşak temsilcisi. Aile işleriyle o kadar haşır neşir olmuştu ki tasarımcı olmaya karar verdi. London College of Fashion’da eğitim aldı. İlk koleksiyonunu 18 yaşında hazırladı. 21’ine geldiğinde Bağzıbağlı markasının 50’nci yıldönümüne özel tasarladığı ‘Haute Couture’ün Altın Çağı’ temalı 65 parçadan oluşan koleksiyonunu Esma Sultan Yalısı’nda tanıttı. Bağzıbağlı kısa sürede iş, sanat ve siyaset dünyasından ünlü isimlerin, dünyaca ünlü yıldızların tercih ettiği, tasarımlarıyla fark yaratan bir modacı olmayı başardı. 2010’da New York’ta ‘Face of Fashion’ ve yine aynı yıl Türkiye Engelliler Vakfı’nın ‘Yılın Modacısı’ dahil şimdiye kadar pek çok ödül kazandı. Ardından ise Paris Hilton, Doutzen Kroes gibi ünlülerle çalışmaya başladı. Türkiye’de ise Ahu Aysal, Meral Akşener, Berna Yılmaz, Şebnem Dinçgör, Tülin Şahin, Tuba Büyüküstün, Nurgül Yeşilçay ve Güzide Duran’a tasarımlar yapıyor. 28 yaşındaki modacıyla Vatikan’dan esinlenerek hazırladığı yeni haute couture koleksiyonu ve çalışmalarını konuştuk. - Aile işinin dışına çıkmadınız ve moda sektöründe yer aldınız. Bu bir zorunluluk muydu? Hayır kesinlikle değildi. Çünkü zaten moda tasarımcısı olmayı 12 yaşımdayken kafaya koymuştum. Aileme yeteneğimi kanıtlamam ise 21 yaşımda ilk defilem için hazırladığım koleksiyonla oldu. - Bu sektörde olmasaydınız şu an ne yapıyordunuz? Kesin müzisyen ya da oyuncu olurdum herhalde. Ama şu an halimden memnunum ve işime aşığım. - Paris Hilton, Doutzen Kroes gibi isimleri giydirdiniz. Başka kimlerle çalışıyorsunuz? Şu an ünlü giydirmek gibi bir heyecanım yok. Türkiye’den de en ünlü isimlerle iş birliğinde bulundum, bana ve bilinirliğime çok büyük değerler kattı ama bu aralar farklı heyecanlar peşindeyim! - Ne gibi heyecanlar? Daha çok koleksiyon hazırlamak, İstanbul’da yapacağım defilenin hazırlıkları ve ilk profesyonel hazır giyim koleksiyonum gibi. Daha önce ufak denemelerim oldu ama 2014 yazında hazır giyim ürünlerimde Derviş Bağzıbağlı butiklerinde tüketiciyle buluşacağı için heyecanlıyım. - Vatikan’dan etkilenerek hazırladığınız haute couture koleksiyonunuzda neler ön planda? Koleksiyon Vatikan’a yaptığım geziden sonra ortaya çıktı. Tavanlardaki şekil ve renkler bana ilham verdi. Koleksiyona bej, gri, mavi, kırmızı, gold ve siyah-beyaz hakim. Detaylarda, üçgen kesimlerin kullanıldı. Swarovski işlemeler, payet-şantuk, tül-transparan materyaller en çok öne çıkan öğeler arasında. Kabarık etekler kadın vücudunun zarifliğini ön plana çıkardığı için, bu kesimler kadınların dikkatini çekiyor. DÜZ VE SADELİK AĞIRLIKTA - Bildiğim kadarıyla 2013-14 sonbahar koleksiyonunuz da hazır. Evet, hazır. O koleksiyonumda da mimari keskin kesimler kullandım. Daha düz ve sade hatlara yer verdim. Aslında bu koleksiyon Vatikan koleksiyonumun devamı niteliğinde. - Yıllardır bu işin içinde olan biri olarak, modanın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Moda artık herkesin bildiğini sandığı bir dal oldu. Küçük sermayelerle açılan butikler, bitmek tükenmek bilmeyen indirimler ve tabii ki Çin’de üretilen her markanın taklitleri... Her şeyde olduğu gibi modanın da çok dejenere olduğunu görüyorum. İşimi en iyi şekilde yapıp çevresel dejenerasyonların beni etkilemesine izin vermeden yoluma devam ediyorum. POLİSLERİ FİT GÖSTEREN KIYAFETLER YAPTIK - Yeni işlerinizden biri de Kıbrıs Polis Teşkilatı’nın üniformalarını değiştermeniz. Biraz bahseder misiniz? Geçen eylül ayında proje için KKTC Polis Genel Müdürlüğü’nden teklif aldım. Ekim ayında sözleşme imzalayıp Aralık 2012’de tüm tasarımları teslim ettim. Çok heyecan verici çünkü yaptığım ilk kurumsal proje. Bir ülkenin polisinin üniformalarını tasarlamak iyi bir tecrübeydi. - Üniformalarda ne gibi değişiklikler yaptınız? Gömlek ve pantolonların genel görünümünü, renklerini ve aksesuarlarını değiştirdim. Amaç modern, güven veren ve fit bir görüntü sunmaktı. Ayrıca logo ve amblem tasarımlarını da Polis Genel Müdürlüğü ARGE departmanı ile birlikte yeniledik. DİZİLERE SPONSORLUK YORUCU BİR İŞ - Geçen sezon dizilere kıyafet veriyordunuz. Neden devam etmiyorsunuz? Dizi sponsorluğu çok yorucu bir süreç, son zamanlarda çok yoğun olduğumdan da sponsorluk pek tercih etmiyorum. - Yeni projeleriniz var mı? İstanbul’da Teşvikiye Caddesi’nde yeni bir Derviş Bağzıbağlı butiği açma heyecanı içindeyiz. Bu mağazada da kadın kumaş, erkek kumaş ve kişiye özel dikiminin yanı sıra ithal hazır giyim koleksiyonlarımız ve benim özel tasarımlarıma yer vereceğiz. Ayrıca önümüzdeki şubat ayının sonunda İstanbul’da 2014 yaz Couture defilemi yapacağım. <hr/>
image Şanghay’da düzenlenen Intertextile Shanghai Home Textiles 2012 ev tekstili fuarına, katılan Türk firmaları, Çin malı almaya gelen Endonezya, Malezya, Singapur, Kore ve ABD’li firmalara ihracat bağlantısı yaptı. Çin’in Şanghay kentinde 28 Ağustos’ta başlayan ve Asya–Pasifik pazarına giriş kapısı olarak tanımlanan Intertextile Shanghai Home Textiles 2012 ev tekstili fuarı, kendilerine yeni pazar arayan Türk firmalarının yüzünü güldürdü. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından 5’inci kez düzenlenen milli katılımla fuara gelen 41 Türk firması, ev sahibi Çin’den sonra en kalabalık katılımcı grubu olarak dikkat çekti. Çin pazarını hedefleyen Türk firmaları, fuara ürün almaya gelen diğer ülke vatandaşı alıcılara sundukları ürün çeşitliliği, yeni tasarımlar ve kalite sayesinde yeni ihracat bağlantıları yaptı.Çinlilere meydan okudukFuara Çin malı almaya gelen Malezya, Endonezya, Singapur, Kore ve ABD’den bazı firmalar, Türk ürünlerini tercih ederken UTİB Başkanı İbrahim Burkay, “Türkiye ve Almanya’da yapılan fuarlara Çinli firmalar bireysel olarak bile zor girebilirken; biz burada büyük bir cesaret örneği göstererek ev sahibi ülkeden sonra en kalabalık ve organize ülke olarak Çinlilere kendi mekânlarında meydan okuyoruz. Hem onlara hem müşterilerine mal satıyoruz” dedi.Taklit becerisi kafa karıştırdı Çinli bazı firmaların ürün taklidi konusundaki yetenekleri Türk firmalarında kafa karışıklığı yaşanmasına sebep oldu. Taklit ürün sergileyen Çinli firmaların stantlarında yer alan katalogların marka ismi bile değişmeden Türk firmalarından kopyalandığını söyleyen Başkan Burkay, “Bazı arkadaşlar fuarı gezerken kendilerinin geçen yıl getirdiği katalogların marka ismi bile değişmeden bire bir kopyalandığını ve alıcılara sunulduğunu görmüş. Çoğu kendi katalogu zannetmiş. Geçen yıl verdiğimiz numuneleri, bu yıl karşımızda ürün olarak görüyoruz” dedi.Çin’e ihracatımız her yıl yüzde 25 artıyorÇİN’in 2011 yılında 2.7 milyar dolarlık ev tekstili ihracatı yaptığı söyleyen UTİB Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye’nin bu rakam içindeki payının 60 milyon dolarla sınırlı kaldığını ifade etti. Burkay, “5 yıldır milli katılım organize ediyoruz ve Çin’e ihracatımız düzenli olarak her yıl yüzde 20 ile 25 arası artıyor” diye konuştu.1 milyon kişilik Echocity kuruluyor ÇİN devleti, sağlıklı ve ekolojik yaşam kurallarının uygulanacağı yeni bir şehir kuruyor. Şanghay’ın yakınında kurulacak şehirde 1 milyon insanın yaşaması planlanıyor. Üst gelir grubuna hitap edecek kentte kullanılacak ev tekstili malzemeleri fonksiyonel ve ekolojik ürünlerden seçilecek. Çin tekstil sektöründe fonksiyonel tekstil çalışmaları yeterli olmadığı için ürünlerin ithal edilmesi planlanıryor ve Türk firmaları için büyük fırsatlar ortaya çıkması bekleniyor.
image Ankara Giyim Sanayicileri Derneği'nce (AGSD) bu yıl 24'üncüsü düzenlenecek Uluslararası Ankara Fashion Week, 3 Eylül'de aralarında Şenay Akay, Ece Gürsel, Açalya Samyeli Danoğlu, Çağıl Özge Özkul, Gizem Kayalı gibi ünlü mankenlerin de podyuma çıkacağı bir defile ile başlayacak. AGSD'den yapılan yazılı açıklamaya göre, bir çok farklı konsept üzerine dünya markalarını ağırlayacak organizasyon, GUESS markasının sonbahar-kış koleksiyonu ile açılacak. Koreografisini Yasin Soy'un üstlendiği, Sheraton Otel'de düzenlenecek defilede, ünlü mankenler Şenay Akay, Ece Gürsel, Açalya Samyeli Danoğlu, Çağıl Özge Özkul, Songül Erol, elif Merve Çolak, Buket Açıkgöz, Gizem Kayalı, Çağla Zoralioğlu, Gözde Coşkun, Tuğba Melis Türkün Ankara Uluslararası Moda Haftası 3 Eylül'de Başlıyor. yanı sıra dünya podyumlarından yabancı modeller de podyuma çıkacak.