"Ahmet Nakkaş" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

Krizde tekstil sektörüne kredi vermeyi kesen bankalar yeniden eski müşterilerinin kapısını aşındırmaya başladı. Bankaların kredi musluğunu yeniden açmasına Avrupalı tekstilciyi sipariş yağmuruna tutması neden oldu. Bankalar, Avrupalı markaların sipariş yağmuruna tuttuğu tekstil ve hazırgiyim sektörü için kredi musluğunu yeniden açtı. Krizin en can alıcı günlerinde sektöre kredi vermeyi kesen bankalar, hazırgiyim firmalarına daha fazla kredi vermek için ‘hal hatır telefonları' bile açmaya başladı. 2005 yılında Dünya Ticaret Örgütü'nün kotaları kaldırmasıyla sıkıntılı bir döneme giren Türk tekstil ve hazırgiyim sektörü özellikle fason üretimi Çin ve Uzakdoğu'ya kaptırmaya başlarken atölyeler de birer birer kapandı. Global krizin ilk döneminde de siparişleri kesilmeye devam eden sektörde bankacılar kredilerini ilk bu sektörde geri çağırmaya başladı. Tekstil ve hazırgiyim uzun bir süre bankacıların kara listesinde yer aldı. Ancak krizin Avrupa'yı vurması sonucu büyük markalar stoklu çalışmayı bırakıp, koleksiyon ve tasarım yapan şirketlere yönelince Türkiye'nin eli güçlendi. Yapılanan tekstil ve hazırgiyim sektörü bu sayede kaçırdığı siparişleri yeniden kazanırken, Uzakdoğu ile rekabette öne geçti. Bir süredir sektördeki gelişmeleri izleyen bankacılık sektörü kredi musluklarını yavaş yavaş da olsa açmaya başladı. Sektörün son 1 yıldır yeniden bankaların gözdesi haline geldiğini belirten Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Nedim Örün, "Artık bankalarda biliyorki sektörümüzden elenenler elendi. Sektörün şu anki performansı onların da dikkatini çekiyor. Bu günlerde birçok banka yetkilisi kredi vermek için bizleri ziyaret ediyor" dedi. Hey Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Bektaş özellikle son 6 ayda bankalar cephesinde bir hareket olduğuna dikkat çekerek "Çünkü ellerinde para var. En son olarak Merkez Bankası'nın munzam karşılık oranlarını atırması da karlarını önemli ölçüde azaltacak. Onlarda kendilerine yeni kaynaklar yaratmak istiyor. Bu çok doğal bir süreç. Yani eski dostlarına geri döndüler" diye konuştu. � Altın yumurtlayan tavuğuz Kriz döneminde özellikle küçük bankaların sektöre sırtını döndüğünü hatırlatan Bektaş, şunları söyledi: "Büyük firmalar özellikle kendi müşterilerini korudu. Fakat küçük bankalar daha çok panik olmuştu. Bu hassas dönemde bizde sektör olarak piyasaya olan borcumuzu ödemekten daha çok banka kredilerini ödemeye yöneldik. Bu dönemde bankalar bize hiç esnek davranmadı. Ama sektör geçen yılki kayıplarını telafi ediyor. İhracattaki payımız her geçen gün artıyor. Bugün bankacılar açısından en çok kar bırakan yine bizim sektördür. Çünkü her evrak açmada, havalede, dosya kapamada para veririz. Atölyelere para öderiz. Bunların hepsi bankadan geçer. O nedenle bankalar sektörü ve performansını çok iyi görüyor. Bankacılık sektörü açısından altın yumurtlayan tavuğuz." Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği eski Başkanı Ahmet Nakkaş, bankaların özellikle son dönemde ihracata dayalı sektörlere yönelik potansiyelleri değerlendirmek istediklerini söyledi. Bankalardan gelen telefonların son dönemde arttığını kaydeden Nakkaş, "Özellikle hal hatır sorma telefonları artı. Bunda tabi bankaların Merkez Bankası'nın aldığı bazı tedbirlerden sonra düşen karlılıkları da etkili oldu. Şu anda daha çok kredi kullandırmak için piyasaya yöneldiler. Bu aslında karşılıklı bir işbirliği. Ama bu kredilerin de mutlaka uygun şartlarda olması lazım."
Zayıf euro kuru nedeniyle maliyet baskısıyla karşı karşıya kalan tekstil ve hazırgiyim ihracatçısı, zarar etmemek için Avrupalı müşterileriyle yeniden pazarlık masasına oturdu. Geçmişte kurun yükseldiği dönemlerde alıcıların fiyatların aşağı çekilmesi yönünde baskısıyla karşılaşan ihracatçı, şimdi de euronun 2.20'den 1.90'a kadar gerilemesi nedeniyle yüzde 15-20 fiyat artışı için bastırıyor. Fiyat artışını kabul etmeyen müşteriyle ise sözleşmeler iptal ediliyor. Ağustosta otomobil sektörünü geçerek ihracat şampiyonu olan tekstil ve hazırgiyim sektörü, bu başarısını koruyabilmek için bu günlerde alıcılarla sıkı pazarlık içinde. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, üretim girdilerinin sürekli artması nedeniyle tekstilcinin dayanacak gücünün kalmadığını belirterek "Firmalar artık sözleşmeleri iptal etmeyi tercih ediyor. Avrupa'ya genel ihracatımızda yüzde 10 düşüş olabilir. Şu an yaşanan sıkıntı 3 ay sonra ortaya çıkacak" dedi. İspanyol alıcıdan yüzde 10 fiyat artışı talep ettiklerini belirten Crispino gömleklerinin üreticisi Yunus Akdaş da "Kendileri paritedeki en ufak bir düşüşte hemen fiyatlara yansıtıyor. Biz isteyince ise kabul etmediler. Bu nedenle 2011 kış sezonuna ait 200 bin takım elbiselik sözleşmeyi iptal ettik" diye konuştu. İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle ise "Alıcılar geçmişte sözleşmeleri iptal etmekle tehdit edip, bizden yüzde 20'lere varan fiyat indirimleri alıyorlardı. Şimdi böyle zararına iş yapmaktansa sözleşmeyi iptal etmek daha doğru" dedi.   İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi: Avrupa'ya ihracat yüzde 10 düşer Özellikle hazırgiyim sektöründe ihracatın yüzde 80'ini Avrupa'ya yapıyoruz. Ancak bu kurlarla fiyat tutturmamız çok zor. Sektörde sözleşmeler çok basit hazırlandığı için oluşan farklar çok fazla yansıtılamıyor. Ancak zamanında Avrupalı alıcılar arasında fırsatçılık yapanlar olmuştu. Şimdi ise yılbaşıyla bugün arasında yüzde 10'un üzerinde kur farkı var. Bu kaybı karşılayacak indirimler olmadı. Üretim girdilerimiz dolarla, satış euroyla. Paritedeki değişim olumsuz etkiliyor. Fiyat tutturabilme şansına sahip olamıyoruz. Firmalar ya sözleşmeleri iptal etmeyi tercih ediyor ya da yeni sözleşmeleri yapamıyor. Bu maliyetle yapmaktansa siparişi kaptırmayı göze alıyor. Siparişler zayıflıyor. Bir an önce tedbir alınmazsa, önümüzdeki dönemde Avrupa'ya ihracatta yüzde 10 azalma olabilir. Yıllardır zar zor kazandığımız pazarları kurdaki dengesizlik yüzünden kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Şu anda sipariş dönemi. Firmalar 2-3 aylık programla çalışıyor. Yaşanan sıkıntı 3 ay sonra ortaya çıkacak. Firmalar şu anda gelecekle ilgili üretim programlarını yapamıyor. Bir ay sonra çalışıp çalışmayacağı belli değil.   Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu: Zammı kabul edenle çalışırız Bizim yıllık genel ihracatımız 400 milyon dolar civarında. Sadece tekstil ihracatı değil tüm yeni sözleşmelerimizde fiyatları yüzde 15-20 arttırdık. Eski sözleşmeleri yerine getiriyoruz ancak yeniler için fark istiyoruz. "Bu fiyatı kabul ederseniz çalışabiliriz" diyoruz. Kaç yıldır bir tek tekstilde fiyatlar aynı kalıyor. Memnun olan yok ama bu fiyatlarla iş yapılamayacağının artık herkes farkında. Vadelerimiz genelde 90 ile 120 gün arasında değişiyor. Bu oranda bir artış makul diye düşünüyoruz. Özellikle pamuk fiyatları anormal yükseldi, dünyada pamuk ekimi çok azaldı. Bir süredir ölü sezondu, Avrupa tatildeydi. Esas sezon şimdi başlıyor. Artık akışına bıraktık gidiyoruz. Euro/dolar paritesini kendi içimizde dengeliyoruz.   İTHİB Başkanı İsmail Gülle: Alıcı bu fırsatı hiç kaçırmadı Geçmişte kur yükseldiği dönemlerde Avrupalı alıcılar bizden ciddi fiyat indirimleri talep ediyordu. Devalüasyon yaşadığımızda alıcılar bu fırsatı hiç kaçırmamıştı. Fiyatları yüzde 20'ye varan oranlarda düşürmüşlerdi. Şimdi de parite bazında bir para değerini kaybediyorsa, fiyatların güncellenmesi son derece doğal. Hatta kurun yansıması da gerekmez, bu koşullarda üretici zarar ediyor. Hammadde fiyatları ciddi oranda arttı. Artık zararına iş yapmaktansa sözleşmeyi iptal etmek daha doğru. Zaten işin üzücü tarafı, fiyatlarımızın son derece ucuz olması. Daha fazla dayanamayıp sözleşmelerini iptal edenleri tebrik etmek lazım.   Eski Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş: Ayda 4-5 siparişi reddediyoruz Maliyetler artık o kadar zorluyor ki, fiyatların revize edilmesi yönünde talepler giderek arttı. Özellikle son 3 aydır görüşmeler yapılıyor, sıkı pazarlıklar var. Müşteriden fiyat artışı istiyoruz. Ortak bir nokta bulmaya çalışıyoruz. Sonuçta yine şartları müşteri belirliyor. Üreticinin çok fazla hareket yapma şansı yok. Dengeyi dizayn ve tasarımda fark yaratarak sağlamaya çalışıyoruz. Sipariş iptal etmedik ancak fiyat nedeniyle artık siparişi kabul edemeyeceğimiz durumlar oluyor. Ayda en az 4-5 kez 40 bin adede yakın miktarlarda siparişi kabul edemiyoruz. Talepleri geri çeviriyoruz. Her ay bu kadar bir iş kaybımız söz konusu oluyor.   Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz: İhracatçı kendi dengesini kursun Biz fason ihracatı yapmıyoruz, yurtdışındaki Koton mağazalarına ve franchise mağazalarımıza ürün gönderiyoruz. Alacak ve borçlarımızın yapısını birbirine benzettik. Yani euro bazında ithalat yapıyorsak, ihracatı da eurodan yapıyoruz. Dolarda da aynı. Bir nevi doğal denge sağladık. Kendimizi olası dalgalanmalara karşı koruma altına aldık. Dolayısıyla kurdaki düşüş ya da yükselişler bizim bilançomuzu etkilemiyor. Ticaretin genel olarak bu tarz risklerden arındırılması lazım. Ancak döviz kurlarının dengelenmesi ve bir miktar daha yükselmesi Türkiye açısından daha doğru. Mevcut durum işleri dengeli bir şekilde sürdürmeye pek uygun değil.