"Şenol Şankaya" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

`Beyaz altın Çukurova`ya dönmelidir`  Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şahin Yeter, Adana`da bir zamanlar ekiliş alanları 3 milyon dekara yaklaşan pamuğun şimdilerde 500 bin dekar civarında olduğuna dikkat çekti. Yeter, `Pamuk kütlü fiyatı 1.30 TL olmalıdır, beyaz altın Çukur   Ziraat Mühendisleri Odası(ZMO) Şube Başkanı Şahin Yeter, Adana ile özleşen pamuğun Çukurova çiftçisi için yeniden kazanç kapısı olması, sanayi, hayvancılık, istihdam ve de ithalat açısından önem taşıdığını vurguladı. Pamuğun emeği fazla ve katma değerinin de oldukça fazla olduğunu hatırlatan Yeter, diğer sanayi bitkileri üretimine oranla pamuğun daha yoğun istihdam sağlayacağını ifade etti. Yeter, `Pamuk tarımının artması demek yeni çırçır ve yağ fabrikalarının artması demektir, ham yağ açığımızın azalması yağı alınan çiğit`in hayvancılıkta yem olarak kullanılması demektir. Ülke ve bölge sanayimiz tekstil ağırlıklı olup hammaddesi pamuk dolayısı ile lokomotif sanayinin hammaddesinin dışa bağımlı olması her an bu sektörün olumsuz etkilenmesine neden olabilir.` dedi.  Ülkemizin pamuk üretiminde dünya yedincisi, pamuk tüketiminde dünya dördüncüsü, pamuk ithalatında 2009`da dünya ikincisi olduğunu belirten Yeter, şöyle devam etti: `Ne yazıktır ki çok verimli ovalarımız olmasına rağmen bu ovalardan aldığımız birim alandaki verimde dünya ortalamasının çok üstünde olmasına rağmen ithalatını yaptığımız ülkelerden birim alanda daha yüksek verim almamıza rağmen yine de dünyanın en çok pamuk ithalat eden ikinci ülkesi olmamız üzücüdür. Bunun sebebi yanlış tarım politikaları ve yetersiz desteklerdir iyi planlama yeteri miktarda destekle lif pamuğa ve ham yağa verdiğimiz milyar dolarların ülkede kalmasını sağlar.`   DÜNYADA BİRİNCİ SIRADA YER ALABİLİRİZ  Adana`da bir zamanlar ekiliş alanları 3 milyon dekara yaklaşan pamuğun şimdilerde 500 bin dekar civarında olduğuna işaret eden Yeter, `Yeniden pamuk üretim alanların artması için bu tarımsal faaliyeti yapan çiftçinin kazanması gerekmektedir. Biz de her yıl olduğu gibi bu yıl da çiftçinin kazanabilmesi ve yüzünün gülmesi için 2010 yılı pamuk maliyet cetveli ve üretici karıda eklenerek minimum olması gereken fiyatı oluşturduk. Bir dekar pamuk üretim maliyeti 551 TL`dir. Ortalama il verimi tahmini 400 kilo civarındadır. 1 kilo pamuğun maliyeti 1.38 TL. Yüzde 25 üretici karını da ekleyince üreticinin eline geçmesi gereken minimum 1.72 TL olmalıdır. Yani açıklanan 42 kuruş desteği düşersek yetkililerin açıklayacağı ve Çukobirlik`in de alıcı olarak piyasaya müdahale edeceği pamuk kütlü fiyatı 1.30 TL olmalıdır, beyaz altın Çukurova`ya dönmelidir` şeklinde konuştu.  Ceyhan Ovası`nın bereketli toprakları pamukla süslendi  Ceyhan Ziraat Odası Başkanı Yavuz Tezcan, Çukurova`nın bereketli topraklarının beyaz altınla gelin gibi süslendiğini söyledi.  2009 yılında yaklaşık 50 bin dönüm arazide pamuk üretimi yapıldığını kaydeden Yavuz Tezcan, `Bu rakam 2010 yılında yüzde 40 arttı. Ceyhan Ovası pamuk üretiminin artmasıyla beyaz bir gelinlik gibi süslendi. Bugün üretimin artmasından dolayı Ceyhan`da 20 tane çırçır ve prese fabrikası faaliyet göstermeye başladı. Bu ilçe için istihdam demektir. Çünkü her fabrikada ortalama 50 işçi çalışıyor. Bu da yaklaşık bin işçiye istihdam sağlamak demektir.` dedi.  Pamuk üretiminin artmasının aynı zamanda ülke tekstiline ve ekonomisine büyük ölçüde fayda sağladığını hatırlatan Tezcan, `Türkiye`nin pamuk ithalatı 1 milyar dolar civarında seyrediyor. Ülkede pamuk üretiminin artmasıyla ödenen para Türkiye`de kalacak. Çünkü ülke için de üretim arttığında ithalat rakamları da aşağı seviyeye düşmüş olacak. Pamuk artışında desteklemenin de çok faydası oldu. 2009 yılı destekleme fiyatı kilo başına 42 kuruş olarak belirlendi. Pamuğumuz aynı zamanda 1. sınıf olduğundan fiyatlar da iyi seviyede seyrediyor. Şu an pamuk fiyatlarının piyasada bin 500 ile bin 600 arasında seyretmesi çiftçilerimizi mutlu etmektedir.` diye konuştu.  Ziraat Odası Başkanı Yavuz Tezcan, hükümetin havza politikasında bulunan Adana bölgesinde pamuk ekilebilir projesine destek verdiklerini de vurguladı.  PAMUKTA İSTİHDAM DA FAZLA  Ceyhan Girişimci İşadamları Derneği üyesi Şükrü Bozçalar, Çukurova`da ekimi yapılan ürünler arasında pamuğun ayrı bir bereketinin olduğunu anlattı.  Bir zamanlar beyaz altın diye adlandırılan pamuğun Adana`nın ekonomisine en büyük katkıyı sağladığını anlatan Bozçalar, `Pamuğun üretiminde diğer tarım ürünlerine göre insan istihdamı çok daha fazla. Çünkü pamuğun ekiminde ilk işlendiği çırçır ve prese fabrikalarına kadar istihdama dayalı bir serüveni var. Pamuğun hiçbir maddesi zayi olmaz. Fabrikada işlendiğinde pamuğundan tıbbi ve tekstilde iplik, çiğitinden yağ ve çiğitin kabuğundan ise hayvan yemi olur. Ayrıca hasattan sonraki pamuk çubuğunu da yakacak olarak kullanılıyor.` diye konuştu.  Aynı zamanda çırçır ve prese fabrikası da işlettiklerini anlatan işadamı Şükrü Bozçalar, `Bu yıl biz de bin 500 dönüm arazide pamuk üretimi yaptık. Yapılan hasattan dönümüne 450â€`550 kilo verim elde edildi. Pamuğun piyasalarda satışı bin 500 ile bin 600 TL gidiyor. Bu fiyatlar iyi ama pamuk tek ürün olduğundan fiyatların bu rakamın aşağı düşmemesi gerekir. Ayrıca devlet pamuğu destekleme kapsamına alması da üretimin artmasına sebep oldu.` şeklinde konuştu.  Tarım Bakanlığı`nın Çukurova bölgesine ayrı bir statü getirmesi gerektiğini vurgulayan Bozçalar, `Ceyhan çiftçisinin bilgi ve beceri açısından çok tecrübeli bir geçmişi var. Bugün Ceyhan ovasına baktığımızda eski usul çiftçilik yapılmadığını görürsünüz. Çiftçiler modern tarım makineleri ve bilimsel çalışmalar sonucu çiftçilik yapmaya başladı. Ve bundan dolayı her tarım ürününde verimler yüksek oluyor. Ben Sudan cumhuriyetinde de tarım yapıyorum. Orada verim Türkiye ile kıyas bile yapılamaz. Geçenlerde mısır ülkesine de bazı incelemelerde bulundum. Bundan dolayı Türkiye`nin diğer bölgelerinde bir ürün alınırken, burada 2 ve ya üç ürün alınabiliyor. Dolayısıyla Çukurova bölgesi tarım ürünlerinde Türkiye`nin kalbi durumunda. ` diye konuştu.  DÜNYADA PAMUK STOĞU DÜŞTÜ  Beyaz Altın Firması Çukurova sorumlusu Mihreç Çetin ise, geçen yıl Çukurova bölgesinde 300 bin dekar pamuk üretimi yapılırken, bu yıl bu rakam 500 bin dekarı bulduğunu söyledi.  Çukurova bölgesinde pamuk üretiminin artmasındaki sebeplerden birinin dünyadaki pamuk stoklarının düşmesinin etkili olduğu ifade eden Çetini,`Buna bağlı olarak da piyasada pamuk fiyatları yüksek oldu. Devletin de vermiş olduğu desteklemede bu işin hızlanmasını sağlamış oldu. Piyasalarda pamuk fiyatları her geçen gün artış gösteriyor. Hasattan hemen sonra piyasalarda bin 300 liraya satışı yapıldı. Şimdi ise fiyatlar bin 500 ile bin 600 miktarı da kadar çıktı. Böyle giderse Ceyhan ovası beyaz altın denilen pamukla tekrar buluşacak.` dedi.  Uralberk Kolektif Şirketi bünyesindeki çırçır ve prese fabrikasının işletmecisi Yener Ural da geçmiş yıllarda dünyada sayılı üretici iken yanlış politikalar sonucunda ithalatçı konumuna geldiklerini söyledi.  Son zamanlarda verilen destek ile Türkiye`nin dünyada tekrar sayılı üretici ülkeler arasına girileceğini vurgulayan Ural, `Pamuk konusunda iki yıldır destekleme verilmesi üretimi artırdı. Bu politikanın devam etmesi pamuk konusunda dünyada tekrar söz sahibi olmamızı sağlayacak. Pamuk bereketli bir tarım ürünüdür. Çünkü pamuktan hem elyaf sanayisi istifade ediyor, hem de yağ ve hayvan yemi çıkıyor. Bundan dolayı çırçır ve prese fabrikaları tekrar harekete geçmiş oluyor. Bugün bizim fabrikada üretim artığından dolayı 30 kişi istihdam olmuş durumda. Ayrıca pamuk katma değeri en yüksek tarım ürünüdür.` ifadesini kullandı.  Fiyat ikiye katlanınca çiftçi `beyaz altın`a geri döndü  Emeğinin karşılığını alamadığı için yıllar önce tarlasına mısır ve buğday eken çiftçi, yüksek fiyatı görünce tekrar beyaz altına sarıldı. Ekim alanları Çukurova`da yüzde 50 arttı. Antalya`da ise iki katına çıktı. Dünya genelinde fiyatların yükselmesi   Yıllar önce pamuğu bırakıp alternatif ürünlere yönelen çiftçiler, bir dönem Türk filmlerine konu olan beyaz altına geri dönüş yaptı. Pamuk fiyatları son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Aralık 2008`de kilogram fiyatı 1,77 lira olan pamuk, 2010 Ağustos ayında rekor kırarak 3,6 TL`ye ulaştı. Eylül sonuna kadar 4 lirayı bulması bekleniyor. Pamuk fiyatlarındaki rekor artış, çiftçinin de yüzünü güldürüyor. Son yıllarda gerek girdi maliyetlerinin yükselmesi gerekse fiyatının düşük olması sebebiyle pamuktan uzaklaşan üretici, rekor fiyat üzerine tekrar beyaz altına döndü. Çiftçinin mısır, buğday yerine pamuğa yönelmesiyle ekim sahaları da arttı. Çukurova bölgesinde pamuk ekili alanlar yüzde 50 civarında artarak 220 bin dekardan 330 bin dekara çıktı. Antalya bölgesindeki üretim artışı ise yüzde 100`ü aştı. Antbirlik`in verilerine göre pamuk üretim alanı 22 bin dekardan 55 bin dekara ulaştı. Türkiye genelindeki üretimin ise yüzde 35 civarında artacağı tahmin ediliyor. Pamuk fiyatlarındaki artışın sebebi, Çin`in talebinin sürekli artması, dünyanın en büyük pamuk üreticisi Hindistan`ın iç piyasadaki yüksek fiyatı gerekçe göstererek ihracatı durdurması ve ABD`deki stokların son yılların en düşük seviyesine gerilemesi olarak gösteriliyor. Pakistan`da meydana gelen sel felaketinin de, pamuk fiyatlarının son 15 yılın zirvesine çıkmasında etkili olduğu belirtiliyor.  Araştırma kuruluşu Cotlook`un son açıkladığı rapora göre, 2010-2011 dünya ham pamuk üretim tahmini 24 milyon 428 bin ton, tüketimi ise 24 milyon 784 bin ton olacak. Türkiye`de ise yeni sezonda yaklaşık 500 bin ton pamuk üretimi bekleniyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye`nin 2002-2007 yılları ortalama lif pamuk üretimi 925 bin ton. Son iki yılın ortalama üretimi ise 655 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Türkiye, dünyanın en fazla pamuk üreten ilk 7 ülkesi arasında yer almasına rağmen üretimi ihtiyacın oldukça altında gerçekleşiyor. Üretimin tüketimi karşılayamamasından dolayı her yıl yaklaşık 1 milyar dolar değerinde 700-850 bin ton pamuk ithal ediliyor. Bu durum Türkiye`yi Çin`den sonra en fazla pamuk ithal eden ülke konumuna sürüklüyor. Yükselen fiyatlara bağlı üretim artışı sebebiyle 2010-2011 sezonunda pamuk ithalatında azalma bekleniyor. Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, tarlasına mısır ve buğday eken çiftçi yüksek fiyatı görünce tekrar beyaz altına sarıldı. Aktif olmayan üreticiler bile pamuk ekti. Tarlasını yıllarca boş bırakan çiftçi pamuğa yöneldi. Ekim alanları Çukurova`da yüzde 50 arttı. Antalya`da ise iki katına çıktı. Yeni sezonda Çukurova`da 180 bin ton, Antalya`da da 45 bin ton kütlü pamuk üretimi bekleniyor.  Pamuk üretimindeki artışı değerlendiren Adana Ticaret Odası Başkanı Muammer Çalışkan, `Tespitlere göre Türkiye genelinde 2009`da 400 bin tonun üzerinde pamuk üretilmişti. 2010-2011 sezonunda bu miktara yüzde 40 ilave olacak. Yani bu sezon 550 bin ton dolayında üretim bekliyoruz. Adana`da, Ceyhan ve Tarsus`ta da geçen yıl kütlü pamukta 100 bin tona yakın olan üretimin yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz. Hükümet desteği ve çiftçinin çabasıyla pamuk üretiminin artacağına inanıyoruz.` diye konuştu. Beyaz altın diye bilinen dönemlerde Çukurova`da 1 milyon dönüm pamuk ekimi yapıldığını hatırlatan Çalışkan, 10 yıl öncesinde Türkiye`de 900 bin ton lif pamuk üretimi yapılırken geçtiğimiz yıl bu rakamın 400 bin tonun altına düştüğünü açıkladı. Fiyatlar ve devletin desteğinin böyle devam etmesi halinde, pamuğun talep artışıyla eski ihtişamına kavuşacağını ifade eden Çalışkan, `Piyasadaki gidişat bu yıl pamuk eken üreticinin kazanacağını gösteriyor.` dedi. Çalışkan, yeni sezonda lifli pamuk fiyatının 3,20 TL civarında olmasını beklediklerini kaydetti.  Yılda 1 milyar dolarlık ithalat yapıyoruz  Üretimin tüketimi karşılamaması sebebiyle Türkiye, her yıl pamuğa 1 milyar dolardan fazla para ödüyor. Türkiye, pamuk üretiminde dünyada yedinci, tüketiminde ise dördüncü sırada yer alıyor. Çin`den sonra en fazla pamuk ithalatı yapan ülke Türkiye. Antbirlik Genel Müdürü Atila Diniz, Türkiye`deki pamuk üretiminin tekstil sektörünün ihtiyacını karşılayamadığını, bu nedenle her yıl 1 milyar dolar değerinde pamuk ithalatının yapıldığını söyledi. Türkiye`nin üretiminin tüketimini karşılayamaması sebebiyle dünyanın en fazla pamuk ithal eden ikinci ülkesi olduğuna dikkat çeken Diniz, `Tekstil sektöründe yaşanan genişlemeye paralel olarak, pamuk tüketimindeki artış, iç üretimle karşılanamadığından dolayı ithalat miktarı da arttı. 1990 yılına kadar pamuk ihracatçısı olan Türkiye, pamuk ithalatçısı ülkelerden biri konumuna geldi. Her yıl yaklaşık 850 bin ton pamuk ithalatına karşılık, yıllara göre değişmekle birlikte 1 milyar dolar civarında döviz ödeniyor.` diye konuştu.  `Pamuk fiyatları yüzde 100 arttı, üretim desteklenmeli`  Stratejik tarım ürünleri arasında yer alan pamuktaki fiyat artışı son ayların en gözde yatırım aracı altını bile geride bıraktı ve ürün son bir yılda neredeyse yüzde 100 zamlandı. Yeşim Tekstil Ceo`su ve UİB Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Şankaya`beyaz altın` olarak nitelendirilen pamuğun üretiminin desteklenmesi gerektiğini söyledi.  Yıllardır `beyaz altın` olarak nitelendirilen ve stratejik tarım ürünleri arasında yer alan pamukta fiyatlar rekora gidiyor. Pamuktaki fiyat artışı, son ayların en gözde yatırım aracı altını bile geride bıraktı. Pamuk fiyatları ve buna bağlı olarak iplik fiyatları 2009 Temmuz`undan bu yana neredeyse yüzde 100 zamlandı.  Yeşim Tekstil Ceo`su Şenol Şankaya, dünyadaki gelişmelerden dolayı pamuk fiyatlarının son bir yılda yüzde 100`e yakın arttığına dikkat çekerek, `Şu günlerde müşterilerimize fiyat vermeye çekiniyoruz. Zaten kur farkı sebebiyle çok düşük olan kar oranımız pamuk fiyatları ile iyice eriyor. Hazır giyimci maliyetlerden dolayı sipariş reddeder hale geldi. Maliyetler artık o kadar zorluyor ki, fiyatların revize edilmesi yönünde sürekli görüşmeler yapıyor müşterimizden fiyat artışı istiyoruz.` dedi.  15 milyon dolar olan hazır giyim ihracatının en büyük girdisi olan pamuğun Türkiye`de uygulanan yanlış tarım politikaları sebebiyle neredeyse üretilemez duruma geldiğini vurgulayan Şankaya, ABD`den en büyük pamuk alıcısının Türkiye olmasının ekonomimiz adına büyük bir kayıp olduğunu ifade etti. Şankaya, geçmişte 1 milyon 150 bin ton pamuk üreten Türkiye`nin pamuk üretiminin bugün 400 bin ton seviyesine gerilediğine dikkat çekti. Pamuk gibi değerli tarım ürünlerinin enerjide kullanılmasını da doğru bulmadıklarını ifade eden Şankaya, `Türkiye olarak rekabet gücümüzü kaybetmemek ve bu sektördeki sürdürülebilirliğimizi sağlamak için tedbir almalıyız, üretmeyen ülkeler sürdürülebilir büyümeyi sağlayamaz.` diye konuştu.  Dünyadaki küresel krize rağmen 3-4 yıldır pamuk stoklarının eridiğini ifade eden Şankaya, bunda da en büyük üreticiler olan Çin ve Hindistan`ın hızlı büyümesinin etkili olduğunu söyledi. Şankaya, sözlerini şöyle sürdürdü: `Bu ülkelerde iç tüketim arttı. Çalışanların yaşam standartları da yükseldi. Dolayısıyla artık dünya piyasalarına ucuz fiyatlı pamuk gönderemiyorlar. Eriyen stoklardan dolayı bazı ülkeler pamuğu stratejik ürün olarak değerlendirerek ihracatına yasak koydu. Önümüzdeki günlerde Hindistan da ihracata yasak getireceğine dair kararını resmi olarak açıklayacak. Bu gelişmeler dünya pamuk fiyatlarının bir süre daha oynamasına sebep olacaktır.`  Firmaların Türk pamuğuna yönelmek zorunda olduğunu dile getiren Şankaya, sözlerini şöyle tamamladı: `Bunun için de pamuğun üretimini artırmak için destekleyici teşvik politikaları oluşturulmalı. En kısa sürede Türk tekstilcisinin ana hammaddesi olan pamuğun ülkemizde üretilmesi için gereken teşviğin verilmesini bekliyoruz. Kilosu ortalama 4 lira olan pamuk işlenip tişörte dönüştüğünde yaklaşık 70 liralık değere ulaşıyor. Bu süreçte yer alan tüm ara işkollarının yarattığı değeri ve sağladığı istihdamı gözardı etmememiz gerekiyor.`

Nike, Gap ve Zara gibi dünyaca ünlü markalarına üretim yapan Yeşim Tekstil`in üst yöneticisi (CEO) ve Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği(UHGKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Şankaya, 2009 yılında Türkiye olarak 13,3 milyar dolar hazır giyim ihracatı yapıldığını belirterek, 2008 yılına göre yüzde 15,5 düşüş olduğunu belirtti. Şankaya, dünyanın birçok ülkesine yönelik ihracatta önemli düşüşler olurken global krizden en az oranda etkilenen Ortadoğu ve Afrika gibi bölgelere yapılan ihracatın arttığını vurgulayarak, bu yıl ise genel olarak hazır giyim ihracatında bir iyileşme yaşandığını anlattı.

Bursa olarak ele alındığında da Ocak-Mayıs döneminde ihracatta bir artış olduğuna işaret eden Şankaya, şöyle konuştu: ``Dolar ve avrodaki iniş çıkışlardan dolayı sipariş verecek olan Avrupalı müşterinin daha çok bu taleplerini Türkiye`ye kaydıracaklarını düşünüyorum. Düşündüğümüz de bir anlamda gerçekleşti. Özellikle Uzakdoğu`dan dolarla alım yapan Avrupalı müşteri, dolardaki artış dolayısıyla, Uzakdoğu`dan uzaklaşarak, avro ile çalışan Türkiye`ye doğru siparişlerini kaydırdı. Ekonomik krizin etkilerinin yavaş yavaş ortadan kalkmasıyla birlikte iç ve dış talepte artışlar devam edecek.`` Şankaya, 2008 ve 2009 yıllarında ağır kriz koşullarına rağmen yeni pazarlar bulmayı başardıklarını belirterek, şunları kaydetti: ``2010 yılının ilk 6 ayında Avrupa`da siparişlerde bir azalma olmadı. Ancak ikinci 6 ayda Yunanistan`dan sonra Avrupa`nın birçok ülkesine yayılmaya başlanan krizin etkisiyle Avrupa pazarında biraz daha durgunluk bekliyorum. Ancak Kuzey Amerika gibi geleneksel pazarlarımızda Afrika, Ortadoğu, Asya ve Güney Amerika gibi yeni pazarlarda yavaş yavaş ihracat adına olumlu gelişmeler gözleneceğini düşünüyorum. Yeni pazarlarımızdan oldukça umutluyuz.``
Yeşim Tekstil, Uludağ Üniversitesi Sanayi İşbirliği Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi(ÜSİGEM)ile işbirliği protokolü imzaladı. Yeşim Tekstil ve ÜSİGEM arasında imzalanan protokol, üniversite sanayi işbirliğinin profesyonel bir kimliğe bürünmesi açısından sanayicilere örnek teşkil ediyor. Yeşim Tekstil`de düzenlenen törende protokolü Yeşim Tekstil adına firmanın CEO`su Şenol Şankaya, Uludağ Üniversitesi adına da UÜ Rektörü Prof. Dr. Mete Cengiz imzaladı. Üniversite sanayi işbirliğinde önemli bir adım olan bu işbirliği protokolü her iki kurumun da birbirine bilgi ve tecrübe desteği vermesini sağlayacak. Protokol çerçevesinde Tekstil ve Endüstri Mühendisliği bölümlerinde lisansüstü eğitim yapan öğrencilere Yeşim bünyesinde proje yapma ve mevcut projelerde görev alma fırsatı tanınacak. Ayrıca bu işbirliği kapsamında lisansüstü tez ve araştırma konularına veri ve uygulama desteği sağlanacak. Yeşim Tekstil CEO`su Şenol Şankaya, şirket olarak kapılarının üniversiteye hep açık olduğunu söyledi. Şankaya, şöyle konuştu: `Herhangi bir konuda üniversitemize ulaştığımızda da her zaman bilgi odaklı çözümsel bakış açısı ile karşılandık. Üniversitemizle bugün startını vereceğimiz bu yeni işbirliği protokolü ile çalışmalarımızı daha profesyonel bir platformda daha sistematik olarak devam ettireceğiz. Protokol kapsamında üniversiteye kendi iş alanlarımız doğrultusunda destek verecek ve özellikle Ar-Ge faaliyetlerimizi ortaklaşa yapabileceğimiz platformlar yaratacağız. Her iki kurumun ortak işbirliğiyle oluşacak sinerji ile kaynaklarımızı daha etkin kullanarak inovatif çalışmalar ortaya çıkacağına ve bu oluşumun sektöre örnek olacağına inanıyorum.` UÜ Rektörü Prof Dr. Mete Cengiz ise, ilk özel firma olarak Yeşim Tekstil`le imzalanan bu protokolün diğer işletmeler için de örnek teşkil etmesini arzuladığını ifade etti.

Şenol Şankaya

Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) işbirliğinde, bu yıl 2-3 Nisan tarihleri arasında üçüncüsü düzenlenecek olan Tekstil ve Moda Tasarım Günleri ile sektörün kalbi Bursa`da atacak.  İstanbul`dan sonra moda merkezi olma yolunda ilerleyen Bursa büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bursa`da modaya ve tasarıma farklı bir bakış açısı getirmek ve sektörle tasarımcıyı buluşturmak adına ilki 2007 yılında düzenlenen Moda Tasarım Günleri`nin üçüncüsü, Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği(UHKİB) ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği(UTİB) işbirliğinde 2 -3 Nisan tarihleri arasında 3. Tekstil ve Moda Tasarım Günleri adı altında gerçekleştirilecek. Tekstil ve konfeksiyon sektörüne yeni tasarımcıların kazandırılması, sektördeki tasarımcıların bilgi paylaşımının sağlanması, sektörde deneyime sahip olan ancak kendini geliştirmek isteyen kişiler ile sektöre yeni başlayanlara moda ve moda yönetiminin temel kavramlarının kazandırılması, moda -markaya yönelik koleksiyon oluşturmanın temel eğitim ve uygulamalarının gösterilmesi amacıyla düzenlenen 3. Tekstil ve Moda Tasarım Günleri, sektörden ve dünyadan çok sayıda tasarımcıyı ağırlayacak. Etkinliğin ev sahibi UHKİB Başkanı Şenol Şankaya, dünyada rekabet koşullarının günden güne zorlaştığını belirterek, rekabette geri kalmamak için sürekli araştırma yapmak ve yeni bakış açıları ile farklılaşmak gerektiğini söyledi. `Rakiplerimize karşı üstünlük kazanmada yenilikçiliğin ve yenilikçi ürünlerin katkısı büyük` diyen Şankaya, Türk hazırgiyim ve tekstil firmalarının rekabet stratejilerinde tasarım ve inovasyona yer vermelerinin sektör için çok önemli olduğunu vurguladı. Şankaya, `Kendini yenileyemeyen, gelişmeyen, standart ürün üreten firmalar gittikçe daha çok kan kaybedecek. Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün kulvarını bir üst seviyeye çıkarması için bu konulara odaklanması şart. UİB Tekstil ve Hazırgiyim Birlikleri olarak geleceğimizi inovasyon ve tasarım alanında yapacağımız çalışmaların şekillendireceğine inanıyor ve bu çalışmaları da çok önemsiyoruz. Bu sebeple de bu yıl 3.`sünü yapacağımız Tekstil ve Moda Tasarım Günleri`mizde inovasyon ve tasarım ekseninde geleceğe bakabilmek adına üyelerimize bir vizyon vermesi için `İnovatif tasarımla geleceği şekillendiriyoruz` başlığını seçtik` dedi. `BURSA MODANIN ÜRETİLDİĞİ YER` UTİB Başkanı İbrahim Burkay ise, Bursa`da düzenlenen Tekstil ve Moda Tasarım Günleri`ne ilginin her yıl daha da arttığını belirterek, bu yıl katılımcı sayısının geçen yılın iki katına ulaştığını söyledi.

İbrahim Burkay

Özellikle etkinlik kapsamında yapılan atölye çalışmalarında, tekstil ve konfeksiyon sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin Ar-ge ve dizayn departmanlarındaki çalışan kişilerin, dünyada moda ve trendleri belirleyen gruplar tarafından nasıl takip edildiği, bir koleksiyonun nasıl oluşturulduğu ve gelecek trendlerle alakalı neler yapılacağı gibi konularda çalışmalar yaptıklarını kaydeden Burkay, `Düzenlediğimiz Moda Tasarım Günleri`nin etkisini Bursa`da hissetmeye başladık. Atölye çalışmalarına katılma yönünde firmalardan yoğun talep var. Firmalar bu çalışmalardan hem faydalanıyorlar, hem de faydasını ürünlerinde, koleksiyonlarında ihracatlarında görüyorlar` diye konuştu. İstanbul`un dünyanın en önemli moda merkezlerinden birisi olma yolunda ilerlediğini Bursa`nın da buna tam destek verdiğini ifade eden Burkay, `İstanbul modanın merkezi, Bursa ise modanın üretildiği yer. Bursa`da tekstil ve konfeksiyonda moda ve tasarımın ön plana çıkması gayet doğal. Bursa İstanbul`a alternatif değil. Ama Bursa kumaş ve konfeksiyon tasarımlarıyla, dizaynları ile sürüklüyor. Düzenlediğimiz Tekstil ve Moda Tasarım Günleri ile etkimizi daha da arttıracağız. Ağırlıklı hedefimiz, firmalarımızı eğitmek ve onlara yeni bilgiler aktarmak. Bu yıl ilkini düzenleyeceğimiz defile de bizim için son derece önemli olacak. Ayrıca bu yıl ev tekstili sektörü de bu etkinlikte yer alacak` dedi. Etkinlik kapsamında 2 - 3 Nisan tarihleri arasında gün boyu paneller ve firmaların tasarımcı, müşteri temsilcisi, mağaza yöneticisi, pazarlama yöneticisi, satın alma yöneticilerinin katılımları ile atölye çalışmaları düzenlenecek. Concordia BV tarafından gerçekleştirilecek olan atölye çalışmalarında, tekstil ve konfeksiyon sektörlerinden toplam 12 grup oluşturulacak ve bu gruplarda, `Farklı yaşam tarzlarının gelişen eğilimler doğrultusunda değerlendirilmesi` teması işlenecek. Program kapsamında ünlü modacı Bahar Korçan`ın 2010 yaz koleksiyonunu sergileyeceği `Kabullen ya da Değiştir` isimli bir defile de düzenlenecek. Defilede Burcu Kutluk, Didem Soydan, Ebru Öztürk, Alona Kıral, Nur Gümüşdoğrayan, Selda Car gibi ünlü mankenler yer alacak.