"TGSD" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

wpid-wp-1420696746631.jpeg Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin, "Türkiye olarak AB hazır giyim ithalatından 2010 senesinde yüzde 8,25 pay alıyorduk, 2014'de bu oran yüzde 8,06'ya geriledi" dedi. Yaptığı yazılı açıklamayla TGSD'de yeniden aday olmayacağını açıklayan Cem Negrin, başkanlık yaptığı 5 yılda Türk giyim sanayisinin katettiği yolu değerlendirdi. Negrin, bölgesel çatışmaların zirveye çıktığı 2014'ü 18,7 milyar dolar ihracat ile kapatmanın başarı olarak görülmesi gerektiğini belirterek, 2015'te sektörü zor bir yılın beklediğini kaydetti. Ekonomi ve Strateji Danışmanlık Hizmetleri'nin TGSD için hazırladığı Hazır Giyim Endeksi'nin sonuçlarını değerlendiren Negrin, başta Rusya, Irak ve Suriye'de yaşanan gerilimlerin yaşanmaması halinde 2014'de rahatlıkla 20 milyar doların yakalanabileceğini ifade etti. - "AB hazır giyim ithalatından aldığımız pay, 2014'de yüzde 8,06'ya geriledi" Negrin, TGSD Genel Kurulu'nda aday olmayacağını belirterek, hazır giyim endeksinde görev yaptığı 2010-2014 arasındaki değişimlere dikkati çekti. Karlılık noktasında yaşanan sıkıntının devam ettiğini vurgulayan Negrin, sözlerini şöyle sürdürdü: "2010 yılında bir erkek gömleğinin kilogramını 25,4 dolara ihraç ederken 2014'de bu rakam 36 dolara çıktı. Örme kadın gömlek ve bluz aynı yıl içinde 22,4 dolardan 29,4 dolara; erkek ceket ve takım elbise 23 dolardan 28 dolara, kadın ceket ve pantolon ise 29,3 dolardan 35,3 dolara çıktı. Öte yandan en büyük ihracat pazarlarımıza baktığımızda bu 5 yıl içinde ilk sırada yer alan Almanya'ya ihracatımızı 3,6 milyar dolardan 3,9 milyar dolara ikinci İngiltere'ye ise 2 milyar dolardan 2,5 milyar dolara çıkardığımızı görüyoruz. Hızlı modanın merkez üssü olan İspanya'ya ise ihracatımızı 1,1 milyar dolardan 1,6 milyar dolara yükselttik. Tüm bu artışlara karşın Türkiye olarak AB hazır giyim ithalatından 2010 senesinde yüzde 8,25 pay alıyorduk, 2014'de bu oran yüzde 8,06'ya geriledi." - "Romanya'ya yüzde 151 artış ile 200 milyon dolarlık ihracatımızı 501 milyon dolara yükselttik" Sektörün 2010-2014 arasında markalı hazır giyim ihracatında çok ciddi başarılara imza attığını aktaran Negrin, "Irak'a markalı hazır giyim ihracatımızı yüzde 224 artırarak 208 milyon dolardan 674 milyon dolara taşıdık. Romanya'ya yüzde 151 artış ile 200 milyon dolarlık ihracatımızı 501 milyon dolara yükselttik. Ukrayna'ya yapılan 77 milyon dolarlık markalı ihracat 4 yılda yüzde 308 artış ile 314 milyon dolara çıktı. İlk 14 ülkede yüzde 103'lik bir artış elde ettik. Tüm bu veriler işimizi yaşanan onca sıkıntıya rağmen doğru yaptığımızı gösteriyor. Tüm bu verileri yeni bastırdığımız TGSD Endeks kitabında sektörümüz ile paylaşacağız" değerlendirmesini yaptı. - Markalı hazır giyim ihracatı PAZARLAR 2010 - 2014 - 2010-2014 DEĞİŞİM % Irak 208 - 674 - 224 Romanya 200-501-151 Rusya 280-351-25 Ukrayna 77-314-308 S. Arabistan 95-289-204 Libya 66-144-118 Mısır 58-128-121 Tunus 92-99-8 İran 84- 72 - (-14) İsrail 134-228-70 Lübnan 58-67-16 Yunanistan 132-116-(-12) BAE 76-150-97 Cezayir 70-164-134 TOPLAM 1630-3297-103
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Cem Negrin, "Haziran ayı sonu itibariyle bir önceki yıla göre yıllık hazır giyim ihracatı yüzde 4,2 artarak, 16,57 milyar dolara ulaşmıştır. 2013 yılında 17 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılacaktır" dedi. Negrin, AA muhabirine, hazır giyim sektörünün dünya pazarındaki yeri ve ihracat rakamlarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Yılın ilk 6 ayında, ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,7 artarak 8,43 milyar dolar olmuştur. Haziran ayı sonu itibariyle bir önceki yıla göre yıllık hazır giyim ihracatı ise yüzde 4,2 artarak 16,57 milyar dolara ulaşmıştır. 2013 yılı sonunda 17 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılacaktır" diye konuştu. Türkiye'nin dünya hazır giyim ihracatından yaklaşık yüzde 5 pay aldığını dile getiren Negrin, "İhracatın yüzde 75'i AB ülkelerine yapılmakta, Almanya ve İngiltere ilk iki sırayı almaktadır. Yakın ve komşu ülkelere de giderek Türk markalı ürünlerin ihracatı başlamıştır" ifadelerini kullandı. Sektörün beklentileri Hazır giyim sektörünün en önemli sorununun, mevcut üretim bölgelerinde karşılaştığı "yüksek üretim maliyetleri" olduğuna dikkati çeken Negrin, "Bunlar içinde işgücü maliyetleri, kamunun yüksek kesintileri ile korunma önlemleri sonucu, tedariki en az yüzde 30 pahalı hale gelen kumaş maliyetleri ilk sırayı almaktadır" dedi. Sektörün beklentileri ve bunların karşılanması yönünde önerilerini sıralayan Negrin, şunları kaydetti: "Hazır giyim sektörünün birkaç alanda temel beklentileri ve önerileri bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; mevcut üretim yerlerindeki üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi, kumaş ve nihai hazır giyim ürünlerine uygulanan korunma önlemlerinin artık kaldırılması, 6. bölge yatırım teşvik uygulamalarında bazı iyileştirmeler yapılması, firmaların kendi içinde yaptığı tasarım faaliyetlerinin desteklenmesidir." [end]
Zayıf euro kuru nedeniyle maliyet baskısıyla karşı karşıya kalan tekstil ve hazırgiyim ihracatçısı, zarar etmemek için Avrupalı müşterileriyle yeniden pazarlık masasına oturdu. Geçmişte kurun yükseldiği dönemlerde alıcıların fiyatların aşağı çekilmesi yönünde baskısıyla karşılaşan ihracatçı, şimdi de euronun 2.20'den 1.90'a kadar gerilemesi nedeniyle yüzde 15-20 fiyat artışı için bastırıyor. Fiyat artışını kabul etmeyen müşteriyle ise sözleşmeler iptal ediliyor. Ağustosta otomobil sektörünü geçerek ihracat şampiyonu olan tekstil ve hazırgiyim sektörü, bu başarısını koruyabilmek için bu günlerde alıcılarla sıkı pazarlık içinde. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, üretim girdilerinin sürekli artması nedeniyle tekstilcinin dayanacak gücünün kalmadığını belirterek "Firmalar artık sözleşmeleri iptal etmeyi tercih ediyor. Avrupa'ya genel ihracatımızda yüzde 10 düşüş olabilir. Şu an yaşanan sıkıntı 3 ay sonra ortaya çıkacak" dedi. İspanyol alıcıdan yüzde 10 fiyat artışı talep ettiklerini belirten Crispino gömleklerinin üreticisi Yunus Akdaş da "Kendileri paritedeki en ufak bir düşüşte hemen fiyatlara yansıtıyor. Biz isteyince ise kabul etmediler. Bu nedenle 2011 kış sezonuna ait 200 bin takım elbiselik sözleşmeyi iptal ettik" diye konuştu. İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle ise "Alıcılar geçmişte sözleşmeleri iptal etmekle tehdit edip, bizden yüzde 20'lere varan fiyat indirimleri alıyorlardı. Şimdi böyle zararına iş yapmaktansa sözleşmeyi iptal etmek daha doğru" dedi.   İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi: Avrupa'ya ihracat yüzde 10 düşer Özellikle hazırgiyim sektöründe ihracatın yüzde 80'ini Avrupa'ya yapıyoruz. Ancak bu kurlarla fiyat tutturmamız çok zor. Sektörde sözleşmeler çok basit hazırlandığı için oluşan farklar çok fazla yansıtılamıyor. Ancak zamanında Avrupalı alıcılar arasında fırsatçılık yapanlar olmuştu. Şimdi ise yılbaşıyla bugün arasında yüzde 10'un üzerinde kur farkı var. Bu kaybı karşılayacak indirimler olmadı. Üretim girdilerimiz dolarla, satış euroyla. Paritedeki değişim olumsuz etkiliyor. Fiyat tutturabilme şansına sahip olamıyoruz. Firmalar ya sözleşmeleri iptal etmeyi tercih ediyor ya da yeni sözleşmeleri yapamıyor. Bu maliyetle yapmaktansa siparişi kaptırmayı göze alıyor. Siparişler zayıflıyor. Bir an önce tedbir alınmazsa, önümüzdeki dönemde Avrupa'ya ihracatta yüzde 10 azalma olabilir. Yıllardır zar zor kazandığımız pazarları kurdaki dengesizlik yüzünden kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Şu anda sipariş dönemi. Firmalar 2-3 aylık programla çalışıyor. Yaşanan sıkıntı 3 ay sonra ortaya çıkacak. Firmalar şu anda gelecekle ilgili üretim programlarını yapamıyor. Bir ay sonra çalışıp çalışmayacağı belli değil.   Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu: Zammı kabul edenle çalışırız Bizim yıllık genel ihracatımız 400 milyon dolar civarında. Sadece tekstil ihracatı değil tüm yeni sözleşmelerimizde fiyatları yüzde 15-20 arttırdık. Eski sözleşmeleri yerine getiriyoruz ancak yeniler için fark istiyoruz. "Bu fiyatı kabul ederseniz çalışabiliriz" diyoruz. Kaç yıldır bir tek tekstilde fiyatlar aynı kalıyor. Memnun olan yok ama bu fiyatlarla iş yapılamayacağının artık herkes farkında. Vadelerimiz genelde 90 ile 120 gün arasında değişiyor. Bu oranda bir artış makul diye düşünüyoruz. Özellikle pamuk fiyatları anormal yükseldi, dünyada pamuk ekimi çok azaldı. Bir süredir ölü sezondu, Avrupa tatildeydi. Esas sezon şimdi başlıyor. Artık akışına bıraktık gidiyoruz. Euro/dolar paritesini kendi içimizde dengeliyoruz.   İTHİB Başkanı İsmail Gülle: Alıcı bu fırsatı hiç kaçırmadı Geçmişte kur yükseldiği dönemlerde Avrupalı alıcılar bizden ciddi fiyat indirimleri talep ediyordu. Devalüasyon yaşadığımızda alıcılar bu fırsatı hiç kaçırmamıştı. Fiyatları yüzde 20'ye varan oranlarda düşürmüşlerdi. Şimdi de parite bazında bir para değerini kaybediyorsa, fiyatların güncellenmesi son derece doğal. Hatta kurun yansıması da gerekmez, bu koşullarda üretici zarar ediyor. Hammadde fiyatları ciddi oranda arttı. Artık zararına iş yapmaktansa sözleşmeyi iptal etmek daha doğru. Zaten işin üzücü tarafı, fiyatlarımızın son derece ucuz olması. Daha fazla dayanamayıp sözleşmelerini iptal edenleri tebrik etmek lazım.   Eski Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş: Ayda 4-5 siparişi reddediyoruz Maliyetler artık o kadar zorluyor ki, fiyatların revize edilmesi yönünde talepler giderek arttı. Özellikle son 3 aydır görüşmeler yapılıyor, sıkı pazarlıklar var. Müşteriden fiyat artışı istiyoruz. Ortak bir nokta bulmaya çalışıyoruz. Sonuçta yine şartları müşteri belirliyor. Üreticinin çok fazla hareket yapma şansı yok. Dengeyi dizayn ve tasarımda fark yaratarak sağlamaya çalışıyoruz. Sipariş iptal etmedik ancak fiyat nedeniyle artık siparişi kabul edemeyeceğimiz durumlar oluyor. Ayda en az 4-5 kez 40 bin adede yakın miktarlarda siparişi kabul edemiyoruz. Talepleri geri çeviriyoruz. Her ay bu kadar bir iş kaybımız söz konusu oluyor.   Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz: İhracatçı kendi dengesini kursun Biz fason ihracatı yapmıyoruz, yurtdışındaki Koton mağazalarına ve franchise mağazalarımıza ürün gönderiyoruz. Alacak ve borçlarımızın yapısını birbirine benzettik. Yani euro bazında ithalat yapıyorsak, ihracatı da eurodan yapıyoruz. Dolarda da aynı. Bir nevi doğal denge sağladık. Kendimizi olası dalgalanmalara karşı koruma altına aldık. Dolayısıyla kurdaki düşüş ya da yükselişler bizim bilançomuzu etkilemiyor. Ticaretin genel olarak bu tarz risklerden arındırılması lazım. Ancak döviz kurlarının dengelenmesi ve bir miktar daha yükselmesi Türkiye açısından daha doğru. Mevcut durum işleri dengeli bir şekilde sürdürmeye pek uygun değil.
Dünyanın en ünlü denim gurusu Adriano Goldschmied, Türk girişimcilerin bu güne kadar tekstil ve hazır giyim sektöründen iyi kazandıklarını belirterek, `Şimdi kazandığınız bu parayı yata, jete değil tasarım ve dizayna ağırlık vererek geleceğinize harcayın` dedi. Diesel, Replay gibi dünya markalarının yaratıcısı Adriano Goldschmied, Türkiye`nin büyük benzerlik gösterdiği İtalya formülünü uygulayarak, dünyada çok daha hızlı ve geniş yer alabileceğini belirterek, `Avrupa Amerika gibi olgun piyasalarda rakiplerinizi öldürmeden kendinize yer açamazsınız. Üreterek değil marka satın alarak yolu kısaltıp hedefe daha kolay ulaşabilirsiniz` dedi. GELİŞEN PİYASALARA YÖNELİN Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği`nin düzenlediği (TGSD)  3. İstanbul Moda, Tekstil& Hazır Giyim Konferansı ve Sergisi`nin ikinci gün açılış konuşmasını yapan Goldschmied, Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün büyük gelişme gösterdiğini belirterek, gelecekte bu başarısını sürdürmek için Avrupa`dan çok bölge ülkelere yönelmesi gerektiğini ifade etti. `Avrupa Amerika Japonya gibi doygun piyasalarda rakiplerinizi öldürmeden ayakta kalamazsınız` diyen Goldschmied, şunları söyledi: `Bu pazarlar gerçek anlamda doygunluğa ulaştı. Şimdi gelişen piyasalar alternatif Pazar olarak dikkat çekiyor. Krizin zor kısmını geçtik ancak süreç devam ediyor. Hem ekonomide ortam hem de pazarlardaki doygunluk nedeniyle Çin, Hindistan, Türkiye gibi gelişen piyasalara yönelmemiz lazım.` LİDER OLMAYA BAKIN Goldschmied, Avrupa`nın döviz kurundaki olumsuzluklar nedeniyle iyi bir pazar olmaktan çıktığını belirterek, `İşinizin yarısını Avrupa`ya yapıyorsanız, bundan vazgeçip bölge ülkelere yönelmeniz gerekiyor. Türkiye sahip olduğu dinamikler sayesinde rahatlıkla bölgenin lideri olabilir` dedi. HIZLI BÜYÜME FIRSATI VAR Bu süreçte Türk hazır giyim ve perakende sektörünün yurt dışından markalar satın alarak daha hızlı bir gelişme gösterebileceğini anlatan Adriano Goldschmied, Türkiye`nin birikimlerine rağmen öğreneceği çok şey olduğunu ifade etti. Goldschmied, hızlı ve akıllı imalat sektörüne sahip olan Türkiye`nin önünde pek çok fırsat bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: `Öncelikle dizayn ve tasarıma ağırlık vermeniz gerekiyor. Bundan sonra markalaşmaya geçebilirsiniz. Ürüne kazandıracağınız hız son derece önemli. Türk girişimciler bu güne kadar bu sektörden iyi kazandılar. Şimdi kazandığınız bu parayı yata, jete değil tasarım ve dizayna ağırlık vererek geleceğinize harcayın.` İHRACATTA YIL SONU HEDEFİ 7 MİLYAR $ İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği(İTHİB) Başkanı İsmail Gülle ise konuşmasında Tekstil ihracatında yıl başından bu yana yüzde 25`lik bir artış yaşandığını belirterek, sektördeki kriz sonrası toparlanma hızına dikkat çekti. İhracattaki artışın önümüzdeki dönemde de artmasını beklediklerini ifade eden İsmail Gülle, 2010 yılı sonu itibariyleyaklaşık 7 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Tekstil ve hazır giyim sektörü olarak, yıllardır suni suçlamaların muhatabı olduklarını anlatan İTHİB Başkanı İsmail Gülle, `Geçen hafta bir Türk girişimcimizin 100 milyon dolarlık yatırımının açılışı için Etiyopya`ya gittik. Sanayicilerimizin Türkiye`deyken kıymetinin bilinmesi gerekiyor. Yurt dışına gittikten sonra gelen övgüler çok da mutlu etmiyor` dedi.
`Bitti` denilen tekstil ve hazır giyim sektörü, yüzde 100 kapasiteyle çalışıyor; hatta siparişleri karşılayamama endişesi yaşıyor. 2010`daki yüzde 15`lik büyüme hedefi, `Tekstil bitmedi, İtalyan tekstili gibi yeni bir yola girdi` dedirtiyor   `Yolun sonuna geldi` denen `lokomotif`in yeni rotası Özellikle 1 Ocak 2005`te Çin`in Dünya Ticaret Örgütü`ne (DTÖ) üye olmasıyla tüm dünyada üretim ve ticarette büyük bir değişim ve dönüşüm yaşamaya başladık. Türk tekstil sektörü de bu gelişmelerden en çok etkilenen alan oldu. Bu süreçte teknolojisini yenilemeyen, yönetim anlayışını geliştiremeyen ve bir marka imajı oluşturamayanlar birer birer döküldü. Hatta 2005`lere doğru yaprak dükümü hızlandığı için bir ara, `Tekstil bitti` gibi laflar edilmeye başladı. Yaşanan bu kargaşanın üzerine bir de 2008`de baş gösteren küresel kriz gelince sektörde `Her şeyin sonuna gelindi` düşüncesi ağırlık kazandı. Çünkü bu süreçte iflas ertelemesinde bulunan firmaların büyük çoğunluğu tekstil ve hazır giyimdendi... Türkiye genel ekonomi için 2010`da yüzde 3,5`luk bir büyüme öngörüyorken bitti denilen bir sektörün aynı yıl için yüzde 15`lere varan büyüme hedeflemesi ne anlama geliyor? İşte biz de bu kritik sorunun peşine düştük. Sektör aktörlerini dinledik ve dünya çapında bir tekstil kümelenmesi olan Bursa`nın nabzını tuttuk, Denizli`de incelemelerde bulunduk. Sonuç olarak tekstil ve hazır giyimin Türkiye`de yolun sonuna gelmediğini ve yeni bir sürecin başında olduğunu gözlemledik. TekSTİL`den TürkSTİL`e geçişin detaylarını ilerleyen günlerde sizlerle paylaşacağız. * * * Türkiye`de tekstil üretiminin Selçuklular döneminde başladığı belirtiliyor. İlk dönemlerde elle dokunan ve Avrupa`ya ulaşan Türk kumaşlarının büyük beğeni topladığı kaydediliyor. Kumaş dokumacılığı Osmanlılar döneminde de gelişimini sürdürmüş, ancak Avrupa`da endüstri devrimi sonrasında makinelerle dokunan kumaşların Osmanlı coğrafyasına yoğun bir şekilde girmesiyle durum tersine dönmüştü. Osmanlının el yapımı kumaşları zamanla yerini Avrupa`nın makine ürünlerine bırakmış ve el yapımına dayalı üretim iflas etmişti. Cumhuriyet sonrasında makine gücüne dayalı üretime yönelen Türkiye, 1933`lü yıllarda ülkedeki ilk endüstri dalı olarak tekstil sektörünü kurmaya yönelmişti. Önce kamu daha sonra da özel sektör firmaları iplik, dokuma ve terbiye işletmeleri kurulmuştu. ÖZAL`LA DIŞA AÇILMIŞTI 1980`lere kadar daha çok iç piyasaya üretim yapan sektör, Turgut Özal`ın açılım rüzgarı ile yönünü dışa döndü ve hızla büyüdü. Bilen, bilmeyen herkes tekstile girdi. Çünkü bu işi yapanlar iyi arabaya biniyor, iyi evlerde oturuyor ve çocuklarını özel kolejlerde okutuyordu. Yaptığı ihracat ve sağladığı istihdamla `Ekonominin lokomotifi` ünvanını kazanan sektör, 1990`lardan sonra markalaşmayı gündemine aldı. Çünkü fason üretim yaptığı Avrupalıların marka değeriyle ne kadar kazandığını görüyordu. Üretim yaptığı dünya markaları sayesinde üretim, yönetim ve pazarlama deneyimini geliştirenler, bugün kendileri de bir marka olarak öne çıkıyor. Ancak sadece üretici modunda kalanlar için vakit artık çok geçti. Çünkü global anlamda devir tekrar değişiyor, roller yeniden belirleniyordu. İŞSİZLİĞİN İLACI BURADA Bir zamanlar batıdan gelen makine teknolojisiyle rekabet edemediği için el yapımı tekstil sektörünü tasfiye eden Türkiye, bu sefer Uzakdoğu`dan, Çin`den gelen ucuz ürünlerle zora girmişti. Çünkü 1 Ocak 2005`te Çin`in Dünya Tiaret Örgütü`ne üye olmasıyla tüm dünya üretim ve ticaretinde büyük bir dönüşüm yaşamaya başlandı. Üretim ve ticaretin kuralları yeniden yazılıyordu. 2005 sonrasında uygulanan düşük kur ve yüksek faiz politikası, ihracatçı sektörü iyice zorladı. Buna bir de 2008 küresel krizi eklenince dökülmeler başladı. Bu kargaşa ortamında bir ara, `Tekstil bitti`, `Türkiye tekstilden çıkıp başka sektörleri öncelemeli` gibi söylemler dile getirilmeye başlandı, hem de üst perdeden... Ancak yeni açıklanan istihdam rakamları ve tekstilde başlayan hareketlilik, bu sektöre yönelik tutumları yeniden ele almayı zorunlu kıldı. Çünkü bu sektörün küçülmesiyle Türkiye`de resmi işsizlik yüzde 14`lere çıktı. İTALYA MODELİ Fakat 5 milyon işsiz gence ilk umut ışığını da yine tekstil ve hazır giyim sektörü yaktı. İlk çeyrek ihracatında ortalama yüzde 15`lere yakın bir büyüme kaydeden ve 2010 için de aynı trendin süreceği beklentisinde olan sektördeki bu hareketlilik, `Tekstil bitti` diyenleri mahcup etti. Peki Türkiye genel ekonomi için 2010`da yüzde 3,5`luk bir büyüme öngörüyorken bitti denilen bir sektörün aynı yıl için ortalama yüzde 10 büyüme hedeflemesi ne anlama geliyor? YENİ BİR SÜRECİN BAŞLANGICI İşte biz de bu kritik sorunun peşine düştük. Sektör aktörlerini dinledik ve dünya çapında bir tekstil kümelenmesi olan Bursa ve Denizli`de incelemelerde bulunduk. Sonuç olarak tekstil ve hazır giyimin Türkiye`de yolun sonuna gelmediğini ve yeni bir sürecin başında olduğunu gözlemledik. Sektörün İtalya`da yaşadığı doğal sürecin bir benzeri ülkemizde gerçekleşiyor. Tekstilden çıktığı belirtelen İtalya`nın bu sektörden yılda 60 milyar dolar katmadeğer üretmesini örnek alan Türkiye, kendine yeni bir yol haritası çiziyor. Değişen dengeleri okuyabilenler kendine yeni rotalar oluşturuyor. Eski usulde devam edenler ise saf dışı kalıyor. Buna Türkiye`nin tekstilde duayeni denilenler de dahil. `Battık, batıyoruz` söylemi sektöre büyük zarar verdi Klasik ağlayan tekstilci söyleminin sektöre büyük zarar verdiğini belirten İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği(İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, sektörde krizin 2007`de başladığını söyledi. 2009`un yarısından sonra durumun olumluya döndüğü bilgisini veren İsmail Gülle, şöyle devam etti: `Battık, batıyoruz` söylemleri, hem sektörün imajına hem de sektöre zarar verdi. Bankaların kredi kararlarında etkili oldu. Bu süreçte kapanan ve sektörden çıkanlar oldu. Sektör aslında 2005`ten beri sürekli küçülüyor. Özellikle iplik alanında büyük elenme oldu. Yaklaşık 200 fabrika kapandı. Bunlar, TL`nin değerli olmasıyla ithalata karşı rekabet edemedi. Yeni yatırımlar da yapılmadı.` FİRMALAR FUL KAPASİTE ÇALIŞIYOR `Şubat ayında da yüzde 28`lik bir artış var. En büyük pazarımız olan Rusya`da da bir canlılık var. 2010`un da sektör adına çok olumlu geçeceğine inanıyoruz. Yüzde 20-25`lik bir artış bekliyoruz` diyen İsmail Gülle, ayakta kalan firmaların ful kapasite çalıştığını vurgulayarak şöyle devam etti: `Yapılan dampingler ve ithalat pahalı nedeniyle sektör yoğun bir şekilde çalışıyor. Eskiden yüzde 60-70 kapasite ile çalışılıyordu, şimdi yüzde 100 kapasite ile gelen talebe cevap verilecektir.` Fırsat penceresi açıldı Küresel kriz sürecinde varlığı daha iyi hissedilen Komşu ve Çevre Ülkeler Açılımı, tüm sektörlerde olduğu gibi tekstil sektörü açısından da yeni bir fırsat penceresi oldu. Krizin etkilerinin azalmasıyla sektördeki hareketlilik, `Her şeyin sonuna gelmek` yerine `Yeni bir başlangıç`ta olunduğu hissini uyandırmaya başladı. Türkiye`nin en kadim sektörlerinden olan ve uzun süre `Lokomotif` olarak tanımlanan tekstil ve hazır giyim, yeni bir ufka yöneliyor. Kalbi kırık tekstilciye bakan morali Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, TGSD`nin organizasyonuna katılarak, bir zamanlar `Bitti` denilerek kalbi kırılan tekstilcilerin gönlünü aldı. Tekstil, hazır giyim ve otomotiv sektörünün Türkiye ihracatının lokomotifi olduğunun altını çizen Çağlayan, şöyle konuştu: `Tekstil ve hazır giyim sektörü Türkiye`nin gözbebeğidir. Bunu üzerine basa basa söylüyorum. Zaman zaman yapılan spekülasyonlar olsa da siz onlara aldırış etmeyin. Tekstili gözden çıkarmak demek, insanın gözünü çıkarması demektir.` Çağlayan, bu açıklamalarıyla tekstilcinin kalbine su serpti, özgüvenlerini tazeledi. TGSD`yi bile iyimser olmaya yönelten süreç Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği(TGSD), son birkaç yıldır sürekli şikayet eden ve eleştirel yaklaşan tarzıyla dikkat çekiyordu. Bu durum, kendi sektöründe bile rahatsızlık oluşturmuştu. Hatta bir ara MOL`ün İcra Kurulu Başkanı Oktay Özdemir, Ahmet Nakkaş`ı ağlamak yerine çözüm üretmeye bile davet etmişti. Klasik tekstilci tarzını yansıtan Nakkaş`ın tutumunda belki kendi işinin kötüye getmesinin de etkisi vardı. Fakat TGSD`nin yeni başkanı Cem Negrin ve yönetiminin yaklaşımı, açıkcası bizi şaşırttı. Yeni yönetim, eskinin tam aksine bir görüntü veriyordu. Hatta `Yelkenleri şişirmek` gibi havaya bile girmişti. İŞİNİ İYİ YAPAN ÇALIŞIYOR 2009`da yüzde 15 küçüldüğünü belirten Cem Negrin, şöyle devam etti: `Bu durum diğer sektörlere göre daha düşük bir seviye. Ocak-Şubat döneminde de ihracatı yüzde 20 artırdı. Sektörün rüzgarını daha da kuvvetlendirmek gerekiyor` dedi. Sektörün hâlâ gelecek taleplere cevap verebilecek kapasitede olduğunu vurgulayan Negrin, şöyle devam etti: `Şubat ayında yüzde 20 daha fazla ihracat yapabildiysek demek ki kapasite var. Eskiden beklide çok fazla kapasite vardı. Eskiden yüzde 60-70`lerle çalışılıyordu. İhracatta yüzde 20 artış var, demek ki kapasite ve çalışan fabrika var. İşini doğru yapanlar daha iyi çalışıyor.` Ayakta kalanlara yapacak çok iş var Tekstil ve hazırgiyim sektöründe kapasite düşüşünün abartıldığına dikkat çeken TGSD Başkan Yardımcısı Cevdet Karahasanoğlu, `Şu anda taşlar daha çok yerine oturdu` diyerek ayakta kalanların sektörde devamlılığı sağlayacağını kaydetti. Türkiye`den tekstil ve hazır giyim ürünleri alan İngiliz Tesco`nun Türkiye Alım Müdürü Esra Taşören de Avrupa`dan gelen talep artışını doğruluyor. AVRUPA TÜRKİYE`YE DÖNDÜ Sektördeki kapanmalara rağmen tedarikçi bulmada sıkıntı yamadıklarını dile getiren Esra Taşören, şöyle devam etti: `Bize göre de taşlar yerine oturdu. Çünkü bir sürü boyahane ve kumaşçı vardı, ancak belki uygunlukları yerinde değildi. Bu işin uzmanı değillerdi. Bu işi çok bilenler, kapasite artırımına gitti. Ocak`tan itibaren Avrupa müşterisi Türkiye`ye yöneldi ve krizde boşalan mağazasını doldurmaya yöneldi. İngiltere`den bakıldığında Türkiye`den alımlarda ortalama yüzde 25`lir bir artış var. Tesco`da bu yüzde 40`lara çıktı. Önümüzdeki sene de bu artışın aynı seviyede artması bekleniyor.`
Krizden çıkış hızında Avrupa ülkelerini geride bırakan Türkiye`de önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler de yükseliyor. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye`de gerek üretimde, gerek yatırım, ihracat ve istihdamda molanın bittiğini ifade etti. Türkiye Krizden çıkış hızında Avrupa ülkelerini geride bırakan Türkiye`de önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler de yükseliyor. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye`de gerek üretimde, gerek yatırım, ihracat ve istihdamda molanın bittiğini ifade etti. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği`nin (TGSD) kriz sonrası global ekonomide yaşanan olumlu havanın Türk hazır giyim sektörüne daha fazla yansıması için büyük alım gruplarının üst düzey yöneticilerini, Dış Ticaretten Sorumlu Bakan ile bir araya getirmek için düzenlediği toplantıda konuşan Çağlayan, Dış Ticaretten sorumlu bakan olarak tekstil ve konfeksiyon sektörüne her zaman öncülük yaptım. Zaman zaman çeşitli spekülasyonlar yapıldı. Siz onlara aldırış etmeyin. Tekstil konfeksiyon sektörünü gözden çıkaramayız. Siz bizim göz bebeğimizsiniz. İnsan kendi gözünü çıkarır mı? dedi. Çağlayan, geçen yıl yapılan 102.2 milyar dolarlık ihracatın 19.3 milyar dolarını tekstil sektörünün gerçekleştirdiğini de ifade etti.
TGSD Başkanı Cem Negrin, ABD'ye gümrüksüz ve kotasız ihracatı sağlayan ve şu ana kadar İsrail, Mısır ve Ürdün ile yapılan 'nitelikli sanayi bölgesi' anlaşmasının Türkiye ile de yapılması için yabancı bir lobi şirketiyle görüşmelere başladıklarını açıkladı.
Yeni başkanını geçen ay seçen Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), değişen yönetimle birlikte sektöre yönelik yeni gündemini de belirlemeye başladı. Sektörün lider sivil toplum kuruluşlarından olan TGSD'de başkanlık koltuğunu Ahmet Nakkaş'tan devralan Cem Negrin, derneğin yıllardan beri süregelen "Anadolu'da iş, aş" temalı ana gündemine ABD'yi de ekledi.
Negrin, birkaç yıl öncesine kadar 1.5 milyar dolar iken 300 milyon dolar seviyelerine inen Türkiye'nin ABD'ye ihracatının Nitelikli Sanayi Bölgeleri (QIZ) yoluyla yeniden şahlanması için çalışacak. TGSD Başkanı Negrin, ABD'ye gümrüksüz ve kotasız ihracatı sağlayan ve şu ana kadar İsrail, Mısır ve Ürdün ile yapılan QIZ'nin iki yıl içinde Türkiye ile de yapılması için yabancı bir lobi şirketiyle görüşmelere başladıklarını açıkladı.
TGSD Başkanlığı görevine geldikten sonra stratejilerini ilk kez Referans'a anlatan Cem Negrin, dünyanın en büyük pazarlarından biri olan ABD'ye yapılan 300 milyon dolarlık ihracatın, Türkiye için anlam ifade etmediğini söyledi.
İlk kez Obama'nın ziyaretinde gündeme geldi
QIZ'in ihracatı artırmaya yönelik önemli bir model olacağını kaydeden Negrin, "ABD Başkanı Barack Obama geçen yıl Türkiye'ye geldiğinde konunun gündem maddesi olması için Başbakanlık'a iletmiştik. Ancak üzerinde çalışılmadı. Bununla birlikte iki ülke arasındaki politik ilişkiler, birkaç yıl öncesine kıyasla çok daha iyi durumda. Dolayısıyla QIZ şansının arttığını düşünüyoruz. Bu konuda iki ülke arasında çalışmalar yapmak için ABD merkezli bir lobi şirketiyle de anlaşmak üzereyiz" dedi. Konuyu Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) yetkililerine de ileteceklerini belirten Negrin, "DTM projeye inanırsa bize tam destek verecektir. İki yıl içinde konuyu çözüme kavuşturmayı planlıyoruz" dedi.
İşsizliğin ucuz çözümü konfeksiyon sektörü
TGSD'nin yeni dönemde de Anadolu'da istihdamı artıracak ve işsizliği azaltacak yeni projeler geliştirmeye devam edeceğini söyleyen Negrin, bu konuda hükümetin dikkatini yeniden konfeksiyon sektörüne çekmek için çalışmalar yapacaklarını söyledi. Negrin, "İşsizliğin ucuz çözümü, konfeksiyon sektörüdür. ‘Az yatırımla çok istihdam' sağlayacak başka bir sektör daha yok. 5084 sayılı Teşvik Yasası geçen ay yeniden uzatıldı, ama enerji indirimi avantajı ortadan kaldırıldı. Bu uygulama, Doğu Anadolu'da pek çok işçiyi işsiz bırakacak. Enerji indiriminin tekrar uygulanması için de çalışacağız" dedi.
Cem Negrin, TGSD olarak Türkiye'den bir dünya markası çıkarmak için stratejiler sunmayı düşündüklerini de belirterek, şunları söyledi:
"İspanya'dan nasıl Mango, Zara çıktıysa, Türkiye'den de bu tür bir marka niçin çıkmasın? Bu markalar eğer İspanyol devletinden destek aldıysa, bizim devletimiz niçin kendi markalarına bu tür bir destek vermesin? Hangi markaların olacağı ortak bir çalışmayla belirlenebilir. Ama seçilen markaların da uluslararası arenada gerçekten söz sahibi olabilecek rakamlarla desteklenmesi gerek, birkaç yüz bin dolarla değil."
ABD'ye gümrüksüz ihracatın yolu
Nitelikli Sanayi Bölgeleri (Qualifying Industrial Zones-QIZ), ABD'ye gümrüksüz ve kotasız ürün ihracatını sağlıyor. Amerikan Hükümeti'nin 1985'te İsrail ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması ile İsrail'e sağlanan gümrük vergisi ve kota muafiyetinin kapsamı, 1996 yılında QIZ ile genişletildi. Sonradan Filistin, Mısır ve Ürdün, bu anlaşmanın kapsamına dahil edildi. ABD'ye gümrüksüz ve kotasız ihracatta yüzde 30-35'lik avantaj elde ediliyor. QIZ modeli, ekonomik bir anlaşma olarak görülmesine rağmen önemli siyasi sonuçları olan ve stratejik işbirliğini gerektiren güçlü bir ittifak olarak da niteleniyor.