Sitemizin Sürekliliği için Lütfen Sponsor Bağlantılarına Tıklayınız.

Gönderen Konu: Apre Çeşitleri  (Okunma sayısı 34224 defa)

agbulaka

  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 142
    • Profili Görüntüle
Apre Çeşitleri
« : 17 Ocak 2010, 22:52:31 »
1. PAMUKLU MALZEMELERİN APRESİ

 Apre, tekstil terbiye proseslerinin son basamağını oluşturan ve malulün kullanımın, tutum ve görünüm özelliklerini etkileyen yeni özellikler kazandıran işlemlerdir.

 Apre, beyaz olarak kullanılacak mamullerde ağartma, renkli olarak kullanılacak mamullerde boyama veya baskı işlemlerinin tamamlanmasından sonra yapılır.

 Pamuk, dünyada en fazla üretilen ve tüketilen elyaftır. kullanım yerleri de geniş bir çeşitlilik gösterir. Her kullanım yerinin de kendine özgü kullanım özellikleri gerektireceği açıktır. Buna göre, yağmurluk için kullanılacak pamuklu kumaşın veya poplin gömleklik kumaşın apre işlemleri farklılık taşır.

 Genel olarak, pamuklulara uygulanabilecek apre işlemleri Tablo – 1’de sıralanmıştır. Bunlardan hangilerinin gerekli olduğu, üstte bahsettiğimiz gibi kullanım amacına göre belirlenir. Örneğin, şardonlanacak bir kumaş kalandırlanmaz veya iç çamaşırlık kumaşa sert tutum apresi uygulanmaz.

Pamuk ipliği, pamuklu dokuma ve pamuklu örme malzemelere uygulanan apreler; kimyasal (yaş) apre işlemleri ve mekanik (kuru) apre işlemleri olarak sıra ile anlatılacaktır.

Kimyasal (yaş) Apreler; yumuşatıcı apre, kir iticilik apresi, buruşmazlık apresi, tutuşmazlık apresi, anti mikrobik apre vb. gibi özel bir kimyasal madde içeren apre flottesinde uygulanan işlemlerdir.

Mekanik (kuru) Apre; şardonlama, zımparalama gibi mekanik etkilerle efekt kazandırılan apre işlemleridir. Mamul kuru formdadır ya da elyafın korunması veya işlem kolaylığı açısından hafif nemli durumdadır.


2. PAMUKLU İPLİK APRESİ

Pamuklu iplik apresi, iki ürün tipinde söz konusudur.
a. Dikiş ve nakış iplikleri,
b. El örgü iplikleri.

İplik apresi, özellikle dikiş ve nakış ipliklerinde önemlidir. Dikiş ve nakış ipliğinin makinede sorun çıkarmadan işlenebilmesi amacıyla yumuşaklık, kayganlık, yüzey düzgünlüğü kazandırılması gerekir. Bu; işlemin kesiksiz bir şekilde sürdürülmesi için gereklidir.

Çeşitli terbiye ve apre işlemlerinin pamuklu ipliklere kazandırdıkları özellikler, dikiş ve nakış iplikleri için önemlidir. Dikiş ve nakış iplikleri; merserize etme, yumuşatma, parlatma, parlaklık kazandırma gibi çeşitli terbiye işlemlerine tabi tutularak imal edilirler.

Merserizasyon bir ön terbiye işlemi olup; daha sağlam, daha parlak ve daha düzgün yüzey oluşturan, pamuklu veya pamuk kaplı polyester nüveli dikiş ipliklerine uygulanan, germe etkisi altında sudkostik banyosunda muamele etme işlemidir. Merserizasyon, pamuğun boyar maddeye afinitesini ve boya haslığını iyileştirir, mukavemetini arttırır. İplik apresinin diğer önemli bir uygulama alanı el örgü iplikleridir.

2.1. İplik Apresinin Uygulama Şekli

İplik apresi iki şekilde uygulanabilir:
a. Aparatta, ağartma ya da boyama işleminden sonra son durulamada katyonik ya da non – iyonik yumuşatıcı, mikro – emülsiyonları, vb. çektirme metoduna göre aktarılır. Beyaz mallarda non – iyonik yumuşatıcı tercih edilir.   
b. İplik Sarımı Sırasında ipliği aktarma düzeneğinden geçirmek suretiyle. Bu yöntemde; sıradan mallarda parafin (uygulama sırasında ısıtma gerektirir), normal mallarda polietilen emülsiyonları, lüks mallarda silikon katkılı aktarma yağları aplike edilir. Silikon pahalı olduğu için yalnızca dikiş ipliklerinde kullanılır.

3. AVİVAJ

 Avivaj, ipliğin bazik işlemi, ağartılması, boyanması sırasında kaybetmiş olduğu yumuşaklığı, tutumu tekrar kazandırmak amacıyla yapılır. Bu, son avivaj olarak adlandırılır. Kumaş apresinde kullanılan yumuşatıcılar avivaja uygundur.
TABLO - 1
İpliğe gıcırtılı bir tutum veriliyorsa (özellikle örgü ipliklerinde hoş bir duygu verir), süt asidi veya formik asit ilave edilir. Avivaj işlemleri, terbiye işlemleri sırasında veya son durulama işlemlerinde yapılabilir. Bu durumda; avivaj maddelerinin diğer maddelerle geçinirliğinin iyi olması, dayanıklı olması gerekir.

4. KAYGANLAŞTIRMA

 Sıradan ipliklerde apre işleminde nişasta, tutkal veya parafin kullanılmakta ise de, kaliteli ipliklerde silikon esaslı maddeler ve silikon katkılı aktarma yağları ile polietilen emülsiyonları kullanılmaktadır.

 Dikiş ipliklerine uygulanan silikon apresi, ipliğe kayganlık ve yumuşaklık verir. Dikiş makinelerinde sürtünmeden dolayı meydana gelen ısınmayı ve iplik kopuşlarını minimuma indirir. Yüzeyde düzgün bir film tabakası oluşturarak iplikteki tüylenmeyi engeller. İpliğin canlı görünmesini sağlar, iplik rengini değiştirmez.

 Polietilen emülsiyonların yumuşaklık verme efekti az, kayganlaştırma efekti fazla olduğu için, iplik apresinde, kumaş apresinden daha fazla tercih edilir.

 Kayganlık sağlayıcı maddeler, dikiş ipliğini bobinden masuraya aktarırken direkt olarak aktarma silindirleri yardımıyla ya da aparatta çektirme yöntemi ile uygulanır.

 Silikon elastomerler elyafa kayganlığa ilave olarak esneklik özelliği de sağlamaktadır.

5. TUTUM APRESİ

 Tutum apresi, kumaşın dokunma özelliklerini isteğe bağlı olarak geliştirme veya değiştirme apresidir.

 5.1.Tuşe (tutum) tanımı

 Tuşe, tutum; kumaşın elle tutulduğunda yararlanılan hisse göre değerlendirilen kabalık, düzgünlük, sertlik, yumuşaklık, kalınlık gibi sunulan özellikleridir.

Ayrıca, bu durum; malzemenin boyanması, basılması yada aprelenebilmesi için de gereklidir. Bu amaçla; bazik işlemlerle yağ ve mumlar uzaklaştırılır. Pamuğun kendine özgü yumuşaklığı ortadan kalkar. Bu nedenle, çoğu zaman yumuşatılır.

 Bazı durumlarda ise sertlik, dolgunluk kazandırılır. Bir tekstil ürününün tutumunu tanımlamada; yumuşak pürtüklü, kuru, ipeksi, kaba veya sert gibi terimler kullanılır.

 Yaygın olarak tutumun belirtilmesi, elle yapılan deneylere dayanmakta ise de, bazı tutum özelliklerinin tayini için testler geliştirilmiştir. Ancak, yaygın değildir.

 Günümüzde Türk Standartlarında da dahil olmak üzere tutumun nicelik olarak ölçülebildiği testler araştırılmıştır. Tutum testi için bir seri cihaz geliştirilmiştir.

6. TUTUMU ETKİLEYEN FAKTÖRLER


 Tutum; birinci olarak elyaf türünden, daha sonra da iplik türü, kumaş yapısı, uygulanan terbiye işlemlerinden etkilenir.

 Yumuşaklık ve sertlik, elyafın biçim bozulmasına karşı gösterdiği direnç ile meydana gelir. İplikte büküm ne kadar az ise, bu ipliklerle dokunmuş kumaşlar o kadar yumuşak olur.

 Kumaşta atkı ve çözgü ipliklerinin bağlantı sayısı ne kadar az ise, kumaş o denli yumuşaktır. Örneğin; bez ayağı örgü ile dokunmuş bir kumaş, saten örgü ile dokunmuş bir kumaştan daha serttir.

 Saten örgüde çözgü sıklığı daha fazla olmasına rağmen, bağlantı noktaları az olduğu için daha yumuşak tutum verir. Sert bükümlü ipliklerden, bağlantı sayısı yüksek örgü tipleri ile dokunmuş kumaşlar sert tutumludur. Apre maddeleri ile, çok yumuşaktan çok serte kadar değişik derecelerde tutum efektleri elde edilmektedir.

7. Pamukluda Tutum Apresi Çeşitleri
   
a. Yumuşaklık verme, kayganlaştırma,
b. Sertlik verme,
c. Ağırlaştırma, dolgunlaştırma.

8. YUMUŞATMA APRESİ

 Pamuklu ön terbiye işlemleri ile, hidrofobluk veren yağ – mum gibi yumuşak tutum kazandırıcı maddeler kumaş üzerinden uzaklaştırılır. Böylece, mamul sert bir tutum kazanır. Bu nedenle; piyasaya sunulmadan önce alıcı isteği uyandırmak, kullanım rahatlığı vermek amacıyla yumuşatıcı maddelerle muamele edilirler.

9. Pamukluda Kullanılan Yumuşatıcı Maddeler

 Yumuşatıcı maddeler, şişirici ve kayganlaştırıcı etki göstererek kumaşın belirli bir yumuşaklık ve dökümlülüğe sahip olmasını sağlarlar. Şişirici ve kayganlık arttırıcı etki gösterirler.

 En basit olarak yumuşatıcı yardımcı maddeler; emülsiye edilmiş yağlardır. Ancak, günümüzde çok geliştirilmiş sentetik yumuşatıcı maddeler vardır. Bu ürünlerin temel maddeleri; sülfatlanmış yağ alkolleri, amonyum türevleri, polioksietilen türevleri, silioksanlar ve benzeri bileşikler.

Sentetik yumuşatıcılar;
 
a. Anyonik
b. Katyonik, pseudo katyonik
c. Non – iyonik
d. Amfoterik olmak üzere değişik karakterlerde üretilmektedir. Bunların bir kısmı yıkamaya dayanıklıdır.

Etki derecesine göre yumuşatıcı maddeler aşağıdaki gibi sıralanırlar:

a. Silikon elastomerler (en yüksek etki),
b. Normal silikonlar,
c. Katyonik yumuşatıcılar,
d. Pseudo katyonikler,
e. Non – iyonik, Amfoterik, anyonik yumuşatıcılar,
f. Stearin parafin emülsiyonları,
g. Polietilen emülsiyonları.

 Yumuşatıcı maddelerin genelde uzun zincirli yapıları vardır (C 19 - 22). Karbon zincirinin uzaması, yumuşaklığın artışıyla doğru orantılıdır. Ancak kumaşın hidrofob olmasına yol açar. Bu yüzden; havlu, iç çamaşırı, vb. üretiminde yumuşatıcıların kullanımında dikkat edilmelidir.

 Yumuşatıcı maddeler; materyale yumuşaklık kazandırma yanında, buruşmazlık apresinde ortaya çıkan mukavemet kaybını önleme ya da sert tutum verici maddelerle birlikte kullanılarak dolgunlaştırıcı efekt eldesinden kullanılırlar. Yaygın olarak, yumuşatıcılar piyasada; katı (payet, flake, flek), % 95’lik veya % 10 – 25’lik  çözeltiler (emülsiyonlar) halinde satılır.

 %10 – 25’lik  yumuşatıcı çözeltileri genelde asidiktir. Apre flottesi hazırlanırken, pH ayarında bu durum göz önünde bulundurulmalıdır.

Katyonik ve non-iyonik yumuşatıcılar payet halinde ya da %20’lik (10 – 30 arası) emülsiyon halinde satılırlar. Emülsiyon halindeki yumuşatıcılar, daha pahalıya mal olmalarına rağmen, kullanım kolaylığı açısından tercih edilirler.

 Silikonlar, %10 – 30’luk silikon yağı emülsiyonu şeklinde bulunurlar. %100 silikon yağı pahalıdır ve emülsiyon haline getirilmeleri zordur. Özel emülgatörler ve reaktörler gerektirir. Silikon yağının faz olarak ayrışması uygulamada çok zor anlaşılır, ancak kuruyunca belirgin hale geçer.

 Reçeteyi ucuzlatma amacıyla apre reçetesinde kullanılan diğer yardımcı maddeler, silikonun stabilizasyonunu bozabilir. Bu nedenle, madde halinde silikonun diğer yumuşatıcılarla karıştırılmasından kaçınılmalı, reçete karışımını apreciye bırakmalıdır.

 Stearin – parafin emülsiyonları %20’lik (15 – 30 arası) çözelti halinde stearik asit + parafin emülsiyonu şeklinde satılır.

 10. Pamuklu Yumuşatıcı Aprenin Uygulanması

 Yumuşatıcıların mamulün kullanım amacına uygun olarak seçilmesi ve doğru uygulanması çok önemlidir.

 Çektirme metoduna göre uygulanan işlemlerde, genel olarak katyonik yumuşatıcılar kullanılmaktadır. Bunun nedeni; katyonik yumuşatıcıların hemen, hemen tüm elyaflara karşı substantivite göstermeleridir.

Bunlar, kimyasal yapı olarak dördüncü dereceden (quaterner) amonyum türevleridir.

a. Boyama ya da ağartma sonrası en son durulama suyuna verilebilen yumuşatıcı maddeler katyon aktif karakterli,
b. Apre banyolarında verilen yumuşatıcı maddeler ise anyon aktif ya da non -iyonik karakterlidir.
           
Beyaz olarak kullanılacak tekstil malzemeleri için seçilecek yumuşatıcı maddelerin, oksidasyon özelliği ve sararma eğilimi olmamalıdır. Yumuşatıcı maddelerin bu tür özellikleri, apre sırasındaki kurutma ya da fikse sırasında ortaya çıkmaktadır. Non-iyonik yumuşatıcılar bu açıdan avantajlıdır. Tekstil malzemesinin yumuşatılmasında, yumuşatıcı maddelerin etkililiği kadar, materyalin doğal nemini içerip içermediği de önem taşır. Genel olarak, bir miktar nem, kumaşın yumuşaklığını arttırdığından, apre flottesine higroskopik maddeler ilave edilir. Örneğin; gliserin.

Yumuşatıcıların çoğu asidik ortamda uygulandıkları için, her ne kadar kurutma sırasında uçma olsa da yumuşatma sonrası kumaş pH’ı 5,5 – 6 olmaktadır.

Bunun, Eko-tex 100 standartları, insan sağlığı ya da depolamada elyaf korunması açısından herhangi bir sakıncası yoktur. İnsan vücudunun pH’ı 5,5 olduğu için bu pH’a yakın değerlerdeki tekstiller insan sağlığını etkilemez. Aşan değerler alerjiye neden olur. Eko-tex standartlarına göre pamuklu mamullerde pH değeri 4,8 – 7,5’tir.

11. SERT TUTUM APRESİ

Sert tutum apresi, özellikle pamuklu dokumalar için kullanılan, yıkamaya az dayanıklı apresidir. Kumaşlar, sertleştirici maddeler içeren apre çözeltisine sokulur ve apre maddesinin mamulün gözeneklerine yerleşmesi sağlanarak, istenilen tuşe elde edilir. Genellikle emdirme yöntemine göre, aplikasyon tercih edilir. Kazandırılan sertlik derecesi mamule göre değişir. Örneğin; tarlatan bir kumaşa verilecek sertlik ile opal bir kumaşa verilecek sertlik derecesi bir değildir.

12. DOLGUNLAŞTIRMA APRESİ

 Açık yapılı pamuklu kumaşlarda, atkı ve çözgüler arasındaki boşlukların doldurulması için kaolin, talk gibi dolgunlaştırıcı maddelerle emdirme işlemidir.

 12.1. Dolgunluk Sağlayıcı Maddeler

 Bu amaçla, önceleri kaolin + nişasta, talk + nişasta kombinasyonu kullanılırken, günümüzdeki uygulamalarda nişasta + stearin parafin emülsiyonu, poivinil asetat + katyonik yumuşatıcı gibi kombinasyonlar kullanılmaktadır.

 Kaolin, porselenin hammaddesidir, rengi sarımtıraktır, suda çözülmez. Bu renk kumaşa geçebilir.

 Talk kullanılması halinde, kaoline nazaran daha yumuşak ve kibar bir tutum elde edilir. Talk, kimyaca bir magnezyum silikattır. Kaolin ve talk kumaşı tüllediğinden beyaz mamullerde kullanılırlar.

13. AĞIRLAŞTIRMA APRESİ

 Ağırlaştırma, kumaşın daha ağır olması için yapılan apredir. Ağırlaştırıcı olarak, en fazla magnezyum sülfat (acı tuz) ve sodyum sülfat kullanılır.

 Ağırlaştırma maddeleri tek başlarına kullanıldıklarında hoş olmayan gevrek tutum verdiklerinden, genellikle sertlik veya yumuşaklık kazandıran maddelerle birlikte kullanılırlar. Ağırlaştırma maddelerinin yüksek konsantrasyonlarda kullanılması yaygın değildir.

14. DÖKÜMLÜLÜK KAZANDIRMA

 Bir kumaşın dökümlülüğü, kumaşın bir manken ya da vücut üzerinde ne şekilde sarktığı, asılı duruşu, sarması, şekli, kalıbı, plisi , büzgüsü, kırması ya da akışının ne şekilde olduğu ile ilgilidir. Tüm kumaşlar belli bir dökümlülüğe sahiptir. Bununla beraber, her kumaşın dökümü ve asılı duruşu değişir.

 Pamuklu elyafı, viskon ya da ipek gibi güzel bir dökümlülüğe sahiptir. Dökümlülük kumaşın yoğunluğu, gramajı ve yumuşaklığı ile ilgilidir.

 Yumuşatıcı maddelerin bir çoğu kumaşın dökümlülüğünü de iyileştirir. Özellikle silikonlu apre maddeleri bu konuda mükemmeldirler. Kumaşa dolgun bir yumuşaklık verirler. Ancak, katyonik yumuşatıcılarda elde edilen etki kullanılan miktara bağlı olarak değişebilmekte, kumaşta dolgun olmadan aşırı bir yumuşaklık gözlenmektedir.

 Sanfor işleminin, kumaşın son tutumunu iyileştirme ve dökümlülük kazandırma açısından önemi büyüktür.  Dökümlülük, kumaşın sıçrama efekti ile de ilgilidir.             
 
15. DİKİŞ KOLAYLAŞTIRICI APRE

 Dikiş kolaylaştırıcı apre, dikiş ipliğinin hareketini ve/veya iğnenin kumaşa saplanmasını kolaylaştırmak için, ipliklere ya da kumaşlara veya her ikisine uygulanan bir apre şeklidir.

 Pamuklu dokuma kumaşlara, dikiş işleminin problemsiz olarak devam etmesi için yapılır.
Bu aprenin amacı, kumaşlara ve dikiş ipliklerine verilen zararın azaltılması veya dikiş iğnesinin fazla ısınmasının önlenmesidir. Kimyasal ve diğer apre işlemleri ile gevrekleşen kumaşlar, denim gibi ağır kumaşlarda dikiş apresi şarttır.

 Dikiş apreleri, kayganlaştırıcı maddelerin uygulanmasını gerektirir. Genel olarak kumaşta yumuşak bir efekt isteniyorsa, yumuşatıcı apreler kayganlaştırıcı özellik de kazandırdıklarından dikiş kolaylığı sağlamak için ilave bir apre yapılmaz. Ancak, yumuşak bir tutum isteniyorsa, dikiş kolaylaştırıcı apre gerekir. Bu durumda, polietilen emülsiyonları çok uygundur. Polietilen emülsiyonlarında yumuşatma etkisi az, kayganlaştırma etkisi fazladır. İğne ısınmasını da engeller.

 Silikon kullanımı da bu amaçla uygundur. Silikonlar kumaşa aşırı bir yumuşaklık vermezler. Kibar ve dökümlü bir yumuşaklık kazandırırlar. Kumaşa kayganlık verdikleri için dikiş işlemini kolaylaştırırlar.

Denim kumaşlar için dikiş kolaylığı sağlayıcı kumaş apresi (Gemsan):

15 – 30 gr/lt Dikiş kolaylığı apresi, Gemsol DNK 150
15 – 30 gr/lt Non – iyonik yumuşatıcı, Gemsoft 2G
5 – 7 gr/lt Islatıcı, Gemsol RWN – New
10 – 15 gr/lt Nişasta
Asetik asitle pH 4 – 5
Fularda emdirme       Kurutma

16. BURUŞMAZLIK APRESİ

Buruşmazlık, bir tekstil kumaşının kullanım sırasında oluşan buruşukluklara karşı direncini ve onlardan kurtulma kabiliyetini ifade eder. Özellikle, pamuklu, keten, rejenere selüloz (vizkon, rayon) kumaşlar buruşmaya hassas kumaşlardır. Genelde sentetiklerin ve yün, moher gibi doğal protein elyafının buruşmazlık özellikleri daha iyidir.

Buruşmazlık apresi selüloz esaslı kumaşların kullanım özelliklerinin gelişmesi için önem taşır. Bu tür işlem; buruşmazlık sağladığı kadar, mamulün deformasyonunu önler ve selüloz/sentetik karışımlarında pilling oluşmasının azalmasına da neden olur. Boyutları stabil, yani az çeken kumaşlar elde edilir.

Bu durum; buruşmazlık apresinin liflerin şişmesini azaltmasından kaynaklanır. Kuru buruşmazlık işlemi görmüş kumaşta şişme değeri, yani yapısında tutabildiği su miktarı yarı yarıya azalmaktadır. Örneğin; normal bir pamukta şişme değeri % 42 – 45 civarında iken, buruşmazlık işlemi sonunda bu değer % 18 – 24 civarına düşmektedir. Dolayısıyla buruşmazlık işlemi, kumaşa aynı zamanda çekmezlik özelliği de kazandırmaktadır.

17. KOLAY BAKIM APRESİ

Sentetiklerde var olan kırışmazlık, daha az buruşurluk, kolay ütülenebilirlik ve kirlerin kolay çıkarılması gibi özelliklerin selüloz veya hayvansal liflerden oluşan mamullere verilmesini sağlayan, terbiye işlemlerinin tümüne denir.

Pamuklu kumaşlarda; ıslak asılmaları halinde, çabuk ve kırışıksız halde kurumasını sağlayan apre işlemi için kullanılan, genel deyimdir. Yine de oluşan hafif kırışıklıklar, hafif bir ütülemeyle kaybolur.

Daha geniş anlamda; bakım kolaylığını, yıkama dayanımını, ve çamaşır makinesine dayanımı, çabuk ve az kırışıklı kurumayı, buruşmazlığı, kir ve leke iticiliği, kalıcı ütü aprelerini kapsar. Bu apre çeşitleri için geniş bilgiler, ilgili başlıklarda verilmiştir.

18. YIKA – GİY APRESİ, ÜTÜ İSTEMEZ APRE

“Yıka ve giy” terimi, kolay bakım apre işlemine sahip kumaşlar için ticari alanda kullanılan isimdir. Tekstil ürünlerinin yıkandıktan sonra ütüye gerek kalmadan veya az bir ütü ile tekrar kullanılabilmesi özelliğidir.

“Bu durum sadece üst kumaş değil, astar ve aksesuarlar için de geçerlidir.”

Pamuk, rejenere selüloz, keten, vb. gibi, selüloz elyafının ağırlıkta olduğu tekstiller, reçineli veya reçinesiz apre maddeleri ile, ütü istemez hale getirilir.

Giysilere bu özellik, tekstillere özel reçineli apre maddelerinin aplike edilmesi ile kazandırılır. Bu maddelerin bir çoğunun formaldehit içermeleri gibi dezavantajları vardır.
18.1. Yıka – giy apresi için reçete:

 Silikon emülsiyonlarının liflere su nüfuziyetini güçleştirmesi nedeniyle, etilen veya triazon esaslı reçinelerle yapılan yıka – giy apre reçetesi aşağıdaki gibidir.

50 gr/lt Orgasil M 479 (Organik Kimya)
100 gr/lt Yıka – giy reçinesi
10 gr/lt Yıka – giy katalizatörü
pH 5 Asetik asit ile
Oda sıcaklığında emdirme            120° C yi geçmeyen
sıcaklıkta kurutma             140 – 150° C de 5 dakika kondense   

19. KALICI ÜTÜ (PERMANENT PRES) APRESİ

Giyim eşyalarında, katlar ve pliseler gibi belirli şekilleri; normal kullanım, yıkama ve/veya kuru temizlemeye dayanıklı olacak şekilde kazandırmaya yönelik apre işlemidir.

19.1. Buruşmazlık Apresi ile Permanent Pres Apresinin Farkı

Normal buruşmazlık terbiyesinde, konfeksiyoncuya buruşmazlık özelliği kazandırılmış kumaş gönderilir.

Permanent pres işleminde ise; buruşmazlık maddeleri emdirilip kurutulmuş, ancak kondenzasyon işlemi tamamlanmamış kumaş gönderilir.

Konfeksiyoncu kumaşı kesip, giysiye dönüştürdükten sonra ya da ara ütü kademesinde, yüksek ısıda ütülemeyle, buruşmaz apre maddesi apllike edilmiş kumaşta, kondenzasyon işlemi tamamlanmakta ve bu sayede giyside buruşmazlık yanında, şekil dayanıklılığı da sağlanmaktadır.

Kalıcı ütü; özel bir tekstil apre işlemi değil, daha ziyade, birçok yıkama ve giyme sonucunda dahi ütülü görünümünü koruyan ve ütüye gereksinim göstermeyen giysi ya da diğer dikilmiş ürünleri tamamlayan bir terimdir.

20. SU İTİCİLİK APRESİ

Doğal olarak içerdikleri mum gibi maddeler nedeniyle hidrofob olan pamuk lifleri, çeşitli terbiye işlemleri sırasında ya da yıkamalar sonucu hidrofilleşirler. Kullanım amacına göre, pamuklu mamullerden hidrofob (su itici) karakter istendiğinde, hidrofob özellik veren apre maddeleri uygulanır.

20.1. Hidrofobluk

Hidrofobluk, suya afinitenin azlığı ya da suyu absorblama özelliğinin olmamasıdır. Yani; hidrofobluk bir maddenin suyla teması halinde ıslanmaması veya suyu itmesi anlamıdır ve sınır yüzey kuvvetleri ile ilgilidir.

Hidrofobluk; suyla temas ettiğinde, ıslanması istenmeyen, şemsiye kumaşı, çadır bezi, mayo kumaşı vb. mamullerde veya yağmurluk, kaban gibi dış giyim eşyalarında istenir.

Havlu, iç çamaşırı gibi vücudun temas ettiği mamullerde de, tam tersine hidrofillik istenir.


20.2. Hidrofob Özellik Kazandırılması

Tekstil mamullerine hidrofob özellik kazandırılması iki prensip ile gerçekleştirilebilir:
a. Su iticilik,
b. Su geçirmezlik


20.3. Su İticilik Apresinin Prensibi

Kumaşın görünümünü ve geçirgenliğini tamamen korumasına karşın, ona, suyu itici bir özellik kazandıran apre işlemidir.

Su iticilik apresinde kumaş yüzeyinin değil de, kumaşı oluşturan lif ve ipliklerin yüzeyinde film oluşturulması esastır. Örneğin; yağ asidi, zirkonyum – parafin, silikon ve fluoro karbon gibi maddeler bu etkiyi sağlayabilir.

Bu durumda, gözenekler kapanmayacağı için sağlık yönünden avantajlıdır, kuru ve hava geçirgen durumdadırlar. Kumaş nemi kolayca uzaklaştırdığından iyi bir ter nakli ve deri solunumu gerçekleşir, apresiz kumaştan daha kuru kullanım sağlanır.

Ancak, bunlar; kısa süreli su altında tutulduklarında su iticilik sağlarlar. Yağmurda, giyim eşyalarından istenen sudan korumayı sağlarlar. Fakat, basınç altında kumaşı sudan koruyamazlar. Çok kuvvetli ve uzun yağmur sonucunda zamanla su açık gözeneklerden içeri girebilir.

20.4. Su Geçirmezlik Apresinin prensibi

Bu apre şeklinde mamul yüzeyi tamamen su (ve hava) geçirmez film tabakası ile kaplanır. Böylece mamul; suyu hiç geçirmediği gibi, rüzgar ve soğuk etkisinden de korur. Bunun yanında, vücut neminin dışarı çıkmasını önler. Çünkü, kumaşın bütün gözenekleri kapanmış durumdadır.

Bu durum, mamulün iç yüzeyinde vücuttan çıkan su buharının yoğunlaşması ve ıslak şekilde vücuda rahatsızlık vermesi sonucunu doğurur. Ancak, tekstil yardımcı maddelerindeki gelişmelerle, tamamen su geçirmez özellik göstermesine rağmen, solunum özelliklerini olumsuz etkilemeyen apreler yapılabilmektedir.

Bunların esası; deriye temas eden iç tarafta apre maddesinin hidrofil gruplarının yönlendirmesi, dış yüzeyde ise hidrofob grupların yerleşmiş olmasıdır. Böylece; ter ile oluşan su buharı, içeriden dışarıya rahatlıkla çıkabilmektedir. Bu prensibin dışında, suda çözünen tuzların kaplama tabakası içine yerleştirilmeleri ve tabakanın sertleşmesinden sonra tuzların çıkarılması ile ya da ısınma sırasında gaz çıkaran maddelerin ilavesi ile gözenekli sıvama (kaplama) elde edilebilmektedir.

Su geçirmezlik yapılmış kumaşlara örnekler; suni deri, muşamba, kaplama çadır ve araba örtüsü bezi, ve benzeridir.

20.5. İyi Bir Hidrofobluk İçin Aranılan Özellikler

 İyi bir hidrofobluk apresi için;
a. Liflerin şişme yeteneğinin az olması,
b. Kumaşın çekmezlik yeteneği olması,
c. Düzgün ve sıkı bir kumaş yapısı,
d. Hidrofob filmin elastiki olması,
e. Liflerin yüzeyini iyi bir şekilde kaplaması ve yapışması,
f. Hidrofob film yüzeyinin yapışkan olmaması, dolayısıyla kirlenme eğilimli olmaması,
g. Kullanılan hidrofobluk sağlayıcı maddenin etkili olması,
h. Kumaşın apre maddesini iyi bir şekilde emebilecek hidrofillikte olması,
i. Kumaş üzerinde hidrofob madde alımını engelleyecek hidrofil madde artıkları olmaması, yüzey aktif maddeler (yıkama ve ıslatıcı maddeler, vb.) ve baz artıkları bulunmamasıdır.

21. KİR İTİCİLİK APRESİ

 Kir iticilik apresi, kolay bakım apresinin bir uygulaması olup, tekstillere daha zor kirlenme, kirin kolay uzaklaştırılması gibi özelliklerin kazandırılmasını sağlar.

 Bu apre; yağlı kirleri tutma özelliğini engellemeye yarayan ve daha sonraki temizleme işlemini kolaylaştıran, tüm apre işlem çeşitleri için kullanılan genel bir deyimdir.

 Kir iticilik apresi; leke tutmazlık ya da leke iticilik apresi olarak da bilinir. Masa örtüsü, ev tekstilleri, giysilik kumaşlarda ve son yıllarda halılarda da önem kazanmıştır.

 Kir itici, kir tutmazlık ve kirin kolay uzaklaştırılması gibi kavramlar aşağıda gösterilen üç sınıflandırma ile açıklanabilir:

a. Kuru kirin itilmesi; antisoiling, kir iticilik apresi. Kuru tekstillerde ıslak kirin itilmesi; su iticilik özellik kazandırmanın yanında, ayrıca, katı ve sıvı yağ itici apre işlemi,
 
b. Hafif kirlerin uzaklaştırılmasının kolaylaştırılması; kirin kolay uzaklaştırılabilmesini sağlayan apre işlemi,
 
c. Yıkama sırasında ıslak tekstillerden ıslak kirin itilmesi; soil redeposition.

Bunlarda ilk ikisi, yani; kuru ve yaş kir tutmazlık için ideal olan ürün fluoro karbonlardır. Tek dezavantajları pahalı olmalarıdır.

Flor türevleri ile hem kirin kolay uzaklaştırılması, hem de kir ve yağ itici etki gösteren çok yünlü preparatlar (dual action) önem kazanmışlardır.


22. YAĞ İTİCİLİK APRESİ

 Yağ itici kimyasal maddelerin yüksek pay sahibi olduğu leke tutmazlık apre işlemidir. Yağ iticilik apre işlemi için, çoğunlukla su itici özellik kazandıran maddelerle kombinasyon oluşturan fluoropolimerler kullanılabilir.
22.1. Yağ İticilik Apresinin Prensibi

 Yağ itici etki; kirlerin (-) yüklü, yağ iticilik maddelerinin katyonaktif olmasından kaynaklanır. Yağ itici apre maddeleri katyonik olduğu için, anyonik optik ağartma maddeleri ile birlikte aplike edilemezler, ancak buruşmazlık ile uygulanabilir. Yağ iticilik, aynı zamanda leke tutmazlık ve kir iticilik ile de yakından ilgilidir.

22.2. Yağ İticilik Maddeleri

 Yağ iticilik için pratikte en uygun madde olarak, kir iticilik ve leke tutmazlıkta da çok başarılı olan fluoro karbonlar kullanılır.
 
 Yağ iticilikte, en az 7 – C (karbon) atomlu perflorlanmış alkil grupları içeren bileşikler kullanılmaktadır. Perfloralkil bileşiklerinin; pahalı, yıkamaya yetersiz dayanıklı olması, mamulün yaş ve kuru kir ile kirlenmesini arttırıcı özellikte olması nedeniyle uygulaması kısıtlıdır.

 Yağ iticilik efekti, perflorlanmış organik bileşiğin molekül zinciri uzunluğu ile doğru orantılıdır. Zincir ne kadar uzun ise, yağ iticilik efekti o kadar iyi olur.

 İyi bir yağ iticilik için; yalnızca triflormetil grupları içeren fluoro karbon ürünleri yeterli olmamakta, alkil grubunun en az 7 karbon atomlu olması gerekmektedir. Bunun yanında, alkil grubundaki tüm hidrojen atomlarının yerine fluor atomu geçmiş olmalıdır. Hidrojenler, yağ iticilik etkisini düşürmektedir.

 Fluoro karbonlar, mamul yüzeyi üzerinde bir film oluşturarak etki gösterdiklerinden yapılarında polimerleşmeyi sağlayacak gruplar içermeleridir. Akrilik asit esterlerinin bu amaçla kullanımı; hem elde edilen etkiler, hem de dayanıklılık açısından tatmin edici sonuçlar vermektedir. Yani; kalıcı yağ itici etkiler perfloralkil grubu içeren polimerlerle sağlanırlar.

 Piyasadaki Fluoro karbon markaları, polimerleşebilen perfloralkil bileşiklerinin yanında hidrofobluğu arttırıcı diğer grupları da içerebilirler. Fluoro karbonlara, yağ asitleri ile modifiye edilmiş melamin reçineleri ilavesi ile en yüksek yağ ve su iticilik efekti elde edilmektedir.

 Perfluoro karbon polimerizatları piyasada katyon aktif veya non – iyonik emülsiyonlar halinde bulunmaktadır.

 Perfluor bileşiklerinin blok polimerlerinden ve polialkilenoksit türevi karışımı bir madde hem yağ iticilik özelliğine, hem soil – release özelliğine sahiptir. Bu; dual action – çift fonksiyonlu olarak bilinir.

23. SU GEÇİRMELİK APRESİ
 
Su geçirmezlik; tekstil yüzeyinin suyu içinden geçirmemesidir.

Tekstillerin su geçirmezliğinde iki yol vardır:

a. Kumaşın görünümünü ve yapısını tamamen korumasına karşın, ona nem itici bir özellik kazandıran işlemdir.
b. Kumaşın gözeneklerini tamamen kapatarak su geçirmez bir kumaş elde edilen işlemler.
         
 Birinci durum; lif içerisinde ve üzerinde su itici maddeleri aplike etmektir, örneğin; yağ asidi ya da mum gibi. Bu durumda, çok fazla yağmurda ya da basınç altında uzun süreli su ile temasta tam bir su geçirmezlik sağlanamaz. Ancak, kumaş tekstil özelliğindedir.

 İkinci durumda ise; kumaş, su (ve hava) geçirmez bir madde ile kaplanır, örneğin; kauçuk kaplama. Bu şekilde tam bir yağmur geçirmezlik sağlanır. Ancak, kumaşa tekstil mamulünün özellikleri değil, kaplamanın özellikleri hakimdir.

24. GÜÇ TUTUŞURLUK APRESİ

 Güç tutuşurluk, ateşe dayanıklılık; lif, iplik ya da kumaşların ateş kaynağı uzaklaştıktan sonra alev alma, yanma veya sönme kabiliyetleridir. Tekstil mamullerinde yanma; mamulün ısınması, makro moleküllerin parçalanması, yanıcı gazların açığa çıkması, tutuşma ve yanma şeklinde gelişir.

 Güç tutuşurluk apresi ya da yanma apresi, liflerin ya da kumaşların güç tutuşurluk maddeleri ile işlemden geçirilmeleridir.

24.1. Güç Tutuşurluk Apresinin Etkisi
     
 Güç tutuşurluk apresi;
a. Tekstil materyalinin (örneğin; lif, iplik, kumaş ya da bitmiş mamul) alev almaya karşı koymasını,
b. Eğer alev almış ise yanma hızının yavaşlatılması,
c. Yakıcı etken (alev) uzaklaştırıldığından kısa bir süre sonra yanmanın kendiliğinden durmasını sağlar. 

24.2. Güç Tutuşurluk Sağlama Prensipleri
 
 Kumaşları güç tutuşur hale getirmek için iki sistem vardır:
a. Karakteristiklerin de güç tutuşur özellik olan belirli liflerin kullanılması.
b. Güç tutuşur apre işlemlerinin tekstil mamullüne uygulanması.
 
Teknik amaçlı uygulamalarda birinci yöntem önem taşırken, genel kullanım yerlerinde en fazla uygulanan güç tutuşurluk eldesi yöntemi, tekstil mamullerinin uygun bir madde ile aprelenmesidir.

Bu maddeler; ya life oksijenin girmesini engelleyen koruyucu bir tabaka oluşturarak için, için yanmayı önlerler. Böylece; alev oluşumu olmadan sadece bir kömürleşme meydana gelir, ya da yanmayan gazları oluştururlar.

Amaç; yıkamaya ve kimyasal temizlemeye dayanıklı olan ve kumaşı kalıcı bir şekilde koruyan, ancak özellikleri ve tutumunu fazla değiştirmeyen bileşikler elde etmektir.

25. KÜFLENMEZLİK VE ÇÜRÜMEZLİK APRESİ

Küflenme direnci kumaş üstünde küfün gelişebilme derecesidir.

25.1. Küflenme ve Çürüme Olayı

Küflenme olayı ısı ve nem varlığında bazı mikro organizmaların (spor yapılı mantarlar) ürüyerek tekstil mamulü üzerinde rahatsız edici leke oluşturacak şekilde yayılmasıdır.

 Küfler, kumaş üzerinde leke bırakmak yanında, kumaşın yapısını zayıflatıcı etki de gösterirler. Mikro organizmalar, mamulün makro moleküllerini parçalayarak dayanımını düşürdüklerinde çürüme olayı meydana gelmiş olur. Burada bir parçalanma söz konusudur. 

Özellikle ıslak ya da nemli şartlar altında, ısının da varlığı ile, tekstil materyali üzerinde oluşan bazı mikro organizmalar, selüloz liflerinin makro molekülerini enzimatik olarak parçalayarak oluşan, küçük mikro moleküleri de sindirirler. Bu; dayanım düşmesine, yer, yer parçalanmalara neden olur ki, buna çürüme denir.

Mantar gibi bazı mikro organizmalar da, selüloz liflerini parçalamadan, mamul üzerinde ürerler ve leke oluştururlar. Bu da, küflenmedir.

 Nişasta ve kirli maddelerin varlığı bunların oluşumunu hızlandırır. Bu nedenle, mantar öldürücü olarak bilinen bir çok maddenin, nişasta ihtiva eden haşıl ve apre işlemlerinde kullanılması gerekir.


26. ANTİSEPTİK APRE, BAKTERİ ÖNLEYİCİ APRE

 Bakteri ve mantarın cilt üzerinde yetişmelerini önleyen, bu arada ter çıkışını durdurmayan, cilde uyumlu ve yıkamaya dayanıklı kimyasal maddelerin kullanımı ile yapılan anti - bakteriyel apre işlemidir.

26.1. Antiseptik Aprenin Uygulama Yerleri
   
Tüm tekstil mamullerinde, hatta plastik ve lastik ürünlerinde de kullanılabilir. Ayakkabı, bavul, iç giyim kumaşları vb. eşyalarda bakterilerin üremesi ile küflenme ve kokuların oluşmasını engellemek için uygulanır.

26.2. Antiseptik Maddeler
 
Antiseptik maddeler ucuzdur, kolay aktarılır. Yıkama ile kuru temizlemeye dayanıklıdır. Nişasta apre flottelerine antiseptik ilavesi aynı zamanda apre maddesinin dayanıklılığını da arttırır.

Bu kimyasallar, örneğin; pamukta küflenmeyi önlemek amacıyla kullanılırlar. Antiseptikler; fenol, borik asit, salisilikasit ve salisilanilidler, sodyum salisilat, formaldehit, bakır ve kalay tuzları içerirler. Higroskopik maddeler olan magnezyum klorür veya çinko klorür, aynı zamanda antiseptik özellik verirler.

Bu maddeler başta pamuk olmak üzere rejenere selüloz, keten, yün vb. doğal ve rejenere lifler için söz konusudur. Sentetik liflerde antiseptik apre genelde gereksizdir, pratikte uygulanmaz.

27. ANTİ MİKROBİK APRE

 Antimikrobik apre; lifleri her türlü mikro organizmaya karşı koruyan, tekstil ya da insan derisi üzerinde gelişmesini ve üremesini durduran veya mikro organizmaları öldüren apredir.

27.1. Antimikrobik Aprenin Uygulama Yerleri
   
 Toplu yaşamın söz konusu olduğu hastane, huzurevi, kreş, yurt gibi yerlerde kullanılan çarşaf, havlu, battaniye, yastık kılıfı, peçete, yer döşemeleri gibi malzemelere, bulaşan mikropların çoğalmasını önlemek amacıyla, anti mikrobik etkili maddeler aplike edilir.

 İnsan vücuduna direkt temas halindeki tekstillerde; deriyi tahriş etkisi yanında, deri üzerindeki mikropların doğal dengesini bozması ve kullanıcının mikroplara karşı direncinin zamanla azalmasına neden olması nedeniyle, anti mikrobik etkili maddelerin kullanılması yaygınlaşmamıştır.

27.2. Anti mikrobik Aprenin Prensibi
     
  Antimikrobik apre aktif koruma ile, yani, mikropların tekstil mamulü üzerinde üremesini, yaşamasını engelleyerek gerçekleştirilir.

27.3. Antimikrobik Maddeler

 Antimikrobik etkili maddelerin en önemlileri; halojenlenmiş fenol türevleri, kuaterner amonyum bileşikleri, kuaterner amonyum sülfonamid türevleri, organik cıva bileşikleri, organik kalay bileşikleridir. Bunların yıkamaya karşı dayanıklılıkları pek iyi değildir.

Bu nedenle yıkanmayan mamullerde uygundur. Yorgan içi, yastık içi, yatak içi, yer halıları gibi.

 Yıkanması gereken ürünlerde kaynatma, dezenfekte veya yüksek sıcaklıkta tutma gibi tedbirler tercih edilir. Pamuklu tekstil mamulleri önce anyonik hale getirildikten sonra, katyonik bir antimikrobik madde ile muamele edildiğinde, yıkamaya dayanıklı sonuçlar elde edilebilmektedir.


28. BİYOLOJİK PARLATMA (BİO - POLİSH) APRESİ

 Biyolojik parlatma apresi, pamuklu ve viskon kumaşlarda kumaştan çıkan elyaf uçlarını yok etmeye yarayan, böylece parlaklık ve hoş bir kullanım hissi veren enzimatik yaş işlemidir. Enzimler, lif uçlarını giderirken, kumaşa zarar vermezler.

 Bu işlem; biyolojik yıkama ve anti – pilling apresi olarak da bilinmektedir. Enzimler, yaşayan tüm canlı organizmaların temelini oluşturan proteinlerdir. Enzimlerde mevcut olan proteinler, diğerleri gibi uzun peptid bağlarla birbirine bağlı amino asitler şeklindedir. Enzimatik reaksiyonlar ile, pamuklu dokuma ve örmelerde; kalitenin yükseltilmesi, yumuşaklığın ve dökümlülüğün artması, pürüzsüz ve tüysüz temiz görünümlü bir yüzey eldesi, boncuklanmazlık özelliğinin gelişmesi, daha iyi su absorbe özelliği sağlanmaktadır.

28.1. KRİNKIL EFEKTİ ELDESİ, BURUŞTURMA APRESİ, GOFRE

 Krinkıl; düzensizce ve bilinçsizce oluşturulan krep benzeri efekti nedeniyle buruşukluğu göstermeyen, farklı şekillerde (örneğin, gofre) elde edilen ve çoğunlukla suni reçine ile fikse edilmiş yüzey değişimli kumaşlardır.

 Gofraj ile elde edilmesinde sudkostik pastası ile çizgi veya desenler basılarak, izleyen yaş işlemden sonra kumaş büzülür ve krep efekti oluşur.

 Ancak, bu efekt, bükümlü ipliklerle dokunmuş kumaşlarla elde edilen efektten kıvrımlılık derecesi ve kalıcılık açısından çok farklıdır.

 Seersucker; şeritler halinde bürümcük ve düz kısımlardan oluşan, buruşuk efekte sahip bir kumaştır. Ancak, bunun oluşturulması, gevşek sıkı bükümlü çözgü ipliklerinin dönüşümlü olarak kullanılması ile yapılır. Gofre, bu kumaşın daha ucuz bir taklididir. Seersucker’deki buruşukluk, derece ve derinlik olarak gofrede yoktur. Bu ikisini ayırt etmek için kumaş çözgü yönünde esnetilir. Gofrede buruşukluklar esneme ile düzelir, Seersuckerda düzelmez.
Sudkostik pastası; Sudkostiğe dayanıklı bir kavramlaştırıcı (örneğin, british gum) ile Sudkostik ve su karışımından oluşur. Bu pat basıldıktan sonra, oda sıcaklığında birkaç saat bekletilip durulama ve nötrleştirme yapılır. Kumaş sadece NaOH aktarılan yerlerde çeker ve buruşuk bir efekt oluşturur. NaOH uygulama rotasyon şablonlu baskı makineleri ile yapılır.


29. ÇEKMEZLİK APRESİ, SANFOR

  Çekme; tekstil materyalinde özellikle kumaşta ısı, nem, su, temizleme işlemlerinin etkisiyle enine veya boyuna kısalmasıdır.

 Bir çok kumaş özel olarak işlem görmediği boyut küçülmesine uğrama eğilimindedir. Boyutsal değişimin tipine ve miktarına bağlı olarak bu tip kayıplar, bazen yenileme teknikleri ile geri döndürülebilir. Ancak, bir çok durumda tamamen eski haline dönüş sağlanamaz. Sıvı içinde işleme tabi tutulan, örneğin; sadece suda, tüm dokuma kumaşlar, dokuma sırasında ya da ramöz gibi terbiye makinelerinde görülen işlemler sırasında kendilerine verilen gerilimlerin ortadan kalkmasıyla, çekebilirler. Bu tip gerilimler, zorlayıcı çekme işlemleriyle büyük ölçüde ortadan kaldırılabilir.

 Genellikle giysi üzerinde oluşacak çekmenin tümü, ilk yıkama ya da kuru temizlemede ortaya çıkmaz. Böyle olunca da, sonraki yıkamalarda da ilave çekmeler oluşur.

29.1. Çekmezliğin Önemi
 
  Çekmezlik; tekstil materyalinin ısı, nem, su, temizleme, buharlı ütüleme etkisine maruz kaldığında orijinal şeklini ve boyutunu koruma kabiliyetidir.

% 1’den az çekmelerin giysinin giyiminde ya da ölçülerinde hemen hemen hiç etkisi yoktur. Bir çok bitmiş kumaş % 2 – 3 çekme ile satılırlar ki, tüketici bu çekmeyi kabul eder.
% 5 çekme bir çok giysiyi giyilmez hale getirir. Örneğin; % 1 çekme sonunda 40 cm yaka ölçülü erkek giysisi 39,6 cm gelecektir ve halen gerçek ölçüsüne yakındır. % 1 çekme, sadece yakanın rahatlığını biraz etkiler. % 2,5’lik bir çekme yaka ölçüsünü 1 cm düşürecek ve 39 cm yapacaktır. Bu da biraz rahatsızlık yaratır, ancak halen giyilebilir.

% 5 çekmeden sonra 40 cm yaka 2 cm azalacak ve 38 cm olacaktır. Bu da 40 cm’lik yaka giyen biri için giysiyi giyilmez yapar. % 5’lik çekmede, giysi bir beden küçülmüş  anlamına gelir.

Bazı tekstil maddeleri eski ölçülerine esnetilmek için gerilim altında kurutulur. Bir çok giysi yıkamadan dolayı yüksek yüzdede çekmiş olsa dahi, bu yolla hemen, hemen eski orijinal boyutlarına getirilebilir. Ancak, bu pratikte pek geçerli değildir.

Çekmezlik apresi; tekstil materyalinin çekmesine neden olan etkileri en aza indirmek veya yok etmek amacıyla yapılan işlemlerdir. Ancak, bu mamulün çekmezlik işlemi görmesi halinde çekmeyi sağlayan tüm şartlara karşı kesin direnç kazanacağı söylenemez. Bu; materyalin yapısına ve daha çok işlem koşullarına bağlıdır.

Tekstilleri çekmez – bükülmez yapabilmek için:

a. Dokumada mevcut bulunan gerilimleri yok etmek,
 
b. Özellikle selüloz liflerinin şişme özelliğini azaltmak, ya da sonradan olabilecek bir değişimi, şişirme ile önceden engellemek,
 
c. Termoplastik sentetiklerin kaynar sudaki çekme özelliklerini fiksaj yoluyla gidermek,
 
d. Yün dokumalarda keçeleşmeye yatkınlığı engellemek gerekir.
Önceden çektirilen kumaşların avantajları:

a. Müşterinin daha iyi tatmin olması,
 
b. Kumaşta cm’deki iplik sayısı arttığından daha dayanıklı mamul,
 
c. Daha fazla kumaş elastikliği. Bunun sebebi de, kumaşın cm’deki iplik sayısı arttığından, meydana gelen dalgalılığın – kıvrımlılığın artmasıdır.
 
Genelde kumaş önceden çektirilirse de az miktarda bir çekme potansiyeli kumaş üzerinde kalır. Bu çekme, giysi ilk kez yıkandığında ortaya çıkar ve sanfordan arta kalan çekme denir.

 Bir kumaşın çekme potansiyelini bilmek önemlidir. Çünkü, bu; giysinin nasıl tasarlanıp, nasıl oluşturulacağını belirlemede yardımcı olur. Tüm giysi parçaları, kumaş aksesuarları, astar ve iplikler, çekme açısından değerlendirilmelidir. Aksi halde, giyside potluk ya da şekilsel bir bozukluk (çarpıklık) ortaya çıkabilir.

29.2. RAMÖZ İŞLEMİ

 Ramöz esas olarak bir kurutma makinesi olmakla beraber, tekstil mamulüne son boyut ve formun verildiği makine olması itibariyle aprede de çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle ramöz burada da apredeki işlevi açısından incelenecektir.

29.3. Ramöz İşleminin Apredeki Önemi

 Ramöz, ram; kumaşın makine içerisinde, enine açık bir şekilde, kenarlarından bir çift yürüyen zincirle hareket eden iğne ya da paletler tarafından tutularak kurutulduğu makinelerdir.

 Ramöz, terbiye dairelerinde en yüksek maliyetli yatırım kalemini oluşturur ve kullanım maliyeti de yüksektir.

 Ancak;
a. Hiçbir makinede bulunmayan en ve boy ayarının mümkün olması,
b. Kumaşın kenarındaki tutucular hiç bir yere değmeden geçmesi,
c. Kumaştaki kırışıklıkları giderilmesi,
d. Makinenin kurutma, kondenzasyon ve termofiksaj işlemlerinde de kullanılabilmesi nedeniyle bu makinenin önemi korunmaktadır.

Kumaşı her iki taraftan klips veya iğnelere takılarak gergin bir şekilde kurutma kamarasına girer ve bu şekilde hareket eder. Çıkışta iğnelerden kurtularak daha sarılır.
       
29.4. Ramöz İşleminin Aprede Kullanım Amaçları:

a. Yaş apre : Önünde bulunan fulard yardımı ile emdirmeden sonra kurutma ve buruşmazlık, su iticilik gibi aprelerde kurutmadan sonraki kondenzasyon (fiksaj) işlemlerinde kullanılır.
 
b. Termofikse : Sentetik ve sentetik karışımı kumaşların termofiksajı için kullanılır.
 
c. Atkı eğriliklerinin düzeltilmesi : Çeşitli terbiye işlemlerinde, değişik gerilimlere maruz kalan ve hatalı beslemelerde atkı eğrilikleri oluşmuş kumaştaki eğrilikler ancak ramöz makinelerinde düzeltilir ve bu durumda fikse edilir.

Ramözde kumaşın makineye verilişi sırasında iyi bir şekilde enine açılmış olması atkı eğriliğinin ve sıralarının düzeltilmesi için girişte atkı ve ilmek düzelticiler yer alır.

 Atkı gerdiriciler sayesinde kumaşta çeşitli işlemler sırasında oluşan eğrilik giderilir ve bu şekilde iğnelenerek veya mandallanarak kurutma bölümüne giren kumaş eğrilikleri düzeltilerek işleme girer.

4. En ve boy ayarı : Ramözde kumaş çözgü yönünde avanslı gerilerek istenilen ene ayarlanabilir. Tersi durumda çözgü yönünde gergin beslenerek en daraltılır boy arttırılır.

5. Çekmezlik değeri : Ramözdeki kurutmada kumaş avanslı beslenerek boydan çekmezlik değeri arttırılır. Terbiyede son yaş işlemden sonra yapılan böyle bir kurutmanın, kumaşın boydan çektirilmesi üzerinde etkisi büyüktür. Burada kumaş fırçalı silindir ve hızlı iletim bandı yardımıyla taşıma zincirinin hareket hızından daha yüksek bir hızla taşıma zinciri iğnelerine geçirilir. İşlem öncesi atkı eğriliği olan kumaş Ramöz çıkışında düzgün bir durumdadır. Bu özellik yalnızca Ramözde kazandırılabilir.

6. Örme mamullerinde kenar zamklama : Açık en haline getirilen tüp örme mallarda kenar zamklama ve kenar düzeltme işlemleri Ramözlerde ya da egalize Ramözlerinde sağlanır.

30. KALANDIRLAMA

Kalandırlama işlemi, pamuklu apresinde kumaşın nihai görünümü için önemli bir yer tutar.

30.1. Kalandırlamanın Amacı

Kalandırlama; kumaşın yüzeyini düzgünleştirmek, yumuşatmak ve yassılatmak, iplik arasındaki aralıkları kapamak veya yüzey parlaklığı vermek için kumaşın basınçlı silindirler arasından geçirilmesidir.

Yün hariç, pamuklu, sentetik ve bunların karışımı bütün kumaşlara uygulanabilen mekanik bir apre işlemidir.
 Parlaklığı ve diriliği arttıran bir ezme işlemi de denilebilir. Asıl amaç; kumaşa ütüleme etkisi kazandırmaktır. Baskı gibi iz bırakan kalandır efektleri son zamanlarda çok önem kazanmıştır.

30.2. Kalandırlamanın Esası

Kalandırlamada kumaş, en az iki silindir arasından geçirilir. Silindirlerden biri küçük, diğeri daha büyüktür. Küçük silindir çeliktendir, büyük olan ise elastiktir. Kalandırlarda silindir sayısı en az ikidir ve on üç silindire varan kandırlar vardır.

Kalandırlamada, kumaşta parlaklık artışı; ipliklerin ezilmesi ve ışık yansıtan yüzeyinin artması sonucudur. Pürüzsüzlük etkisi ise, basınç altında dokumanın ezilmesi ve atkı – çözgü geçiş yerlerinin daha basık bir yapı almasının sonucudur.

Yassılma nedeniyle; aradaki boşluklar dolar, kumaşın yoğunluğu ve dolayısıyla tutumu da değişir, hava geçirgenliği azalır.

31. MANGILLAMA

 Mangıllamadan amaç; kumaş yüzeyine düzgün bir görünüm, kibar bir parlaklık ve dolgun bir yapı kazandırmaktır.

 Kalandırdan farklı olarak, bu işlem; kesikli, emek yoğun, zaman alıcı bir işlemdir. Ancak, elde edilen etkiler daha ılımandır.

 Yatak takımları, masa örtüleri, havlu tipi mallarda ve özellikle keten kumaşlarda önemlidir. Mangıllamanın nemli (% 20 nem) kumaşa uygulanması daha etkili sonuç verir. Bugün mangıllamanın yerini, şezing kalandırlama almıştır.

 Mangıllamada, kumaş levende düzgün ve kırışıksız şekilde sarılır. Bu, iz açısından önemlidir. Dikiş yerleri olmamasına önem gösterilir, her bir parça ayrı olarak mangıllanır. Bir çok katlardan oluşan kumaşa basınç etki ettirildiğinde, basınç yayıldığından iplikler fazla ezilmemekte, yalnızca dokudaki atkı ve çözgülerin kesişme noktaları ezilmektedir.

32. ŞARDONLAMA, TÜYLENDİRME

 Şardonlama; dokuma ya da örme kumaşların ipliklerinin içerisinden, elyafların çekilerek elyaf uçlarından kumaş yüzeyine çıkarılması ve böylece tüylendirilmiş yüzeyli bir kumaş görüşünü oluşturulmasıdır.

 Şardonlama ile kumaşın yüzeyine çıkarılmış olan elyaf uçları, yeknesak bir boyda tıraşlanıp, yassılmış şekilde kumaşın üzerinde durmaları için fırçalanırlar veya tüylenmiş dikey durumda bırakılırlar.

32.1. Şardonlama İşleminin Prensibi

 Şardonlama, mekanik bir apre işlemidir. Genellikle yünlü mamullere uygulanmakla birlikte, son yıllarda artan bir şekilde pamuklu ve sentetik mamullere de uygulanmaktadır. Şardonlama ile iplik içindeki lifler yüzeye çekilerek havlı bir yüzey elde edilir.

 Şardonlama; enlemesine açık durumdaki kumaşın, dönen doğal veya metalik ince tellerle kaplı silindirler ile aksi yönde geçirilirken, içerisinden liflerin çekilmesi ile gerçekleştirilir.

 Esas olarak bir ana tambur ve bunun etrafında dönen tellerle kaplı çok sayıda silindirden oluşan Şardonlama makinelerinde, hafiften ağıra çok değişik Şardonlama etkileri elde edilebilmektedir.


33. ZIMPARALAMA, SÜEDLEME

 Zımparalama (süedleme); dokuma kumaş yüzeyinin süed tuşesi ve görünümü kazandırılması amacıyla çok ince bir şekilde tüylendirilmesi işlemidir.

 Özellikle, 1990’lı yılların başlarından itibaren şeftali tüyü apresi adı altında yeni bir moda efekti olmuştur. Zımparalama, boncuklanmayı önleyici apre işleminin bir parçası olarak da önem taşır.

 Boncuklanmayı önleyici aprede çoğu kez  lif uçları, yaş durumda zımparalanarak uzaklaştırılır. Zımparalama işlemi; tek iplikli ve çözgülü örme kumaşlar, elastik kumaşlar, dokuma kumaşlar, taklit deri, non – woven kumaşlar için uygundur. Pamuk, suni ve sentetik gibi elyaf çeşitlerine uygulanabilir.

34. MAKASLAMA

 Pamuklu dokuma apresinde makaslama; şardonlanmış kumaşlar, kadifeler ve fitilli kadifelerde uygulanır. Buna göre; makaslama, bazı durumlarda şardonlamayı izleyen bir işlemdir. Kesik havlı kumaşlar, üniform bir hav yüzeyi için makaslanırlar.

 Makaslama; kumaş yüzeyindeki hav tüycüklerini tamamen uzaklaştırmak ya da bunları belirli bir yükseklikte, düzgün bir seviyede kesmek amacıyla yapılır.

35. FIRÇALAMA
 
 Kumaş yüzeyinde şardon ve makaslamadan sonra liflerin kalmasını engellemek için baskıya girecek kumaşlara yapılan mekanik bir işlemdir.

 Dokuma, örme, dantel yapılı kumaşlarda uygulanabilir. Kullanılacak fırçalama makinesindeki fırça silindiri sayısı, mamule ve gördüğü işlemlere bağlıdır. Fırçalamada döner etkili fırçalar kullanılır. Fırçalamadan sonra kumaş parlaklık, yumuşaklık kazanır. Fırçalama yaş durumda ve kuru durumda yapılabilir.

35.1. Kuru Fırçalama

 Kuru Fırçalamadan önce kumaş buharlamadan geçer. Kumaş döner iki silindir etrafında sıralanmış fırçalar arasında fırçalanır. Silindirler üzerinde dövücü elemanlar ve özel dizaynda fırçalar monte edilmiştir.

 Silindirin dönme yönü kumaş akış yönünün tersinedir. Her silindir, bir elektrikli motor vasıtasıyla döndürülür. Silindirin dönüş hızları 750 devir/dakikadır. Kumaşın kalitesine ve strüktürüne göre, silindirlerin yerleşim açısı ayarlanarak optimum temizleme sağlanır. Kumaş fırça ünitesini terk ettikten sonra, iki adet toz emici arasından geçer ve tozlar emilir.

35.2. Yaş Fırçalama


Yaş fırçalamada kumaş fırçalanmadan önce ıslatma banyosundan geçirilir ve sonra bir seri fırçalama silindirinin arasından geçer.

36. FİTİLLİ KADİFE APRESİ

Fitilli kadife apresinde özel iki işlem :
a. Fitil kesme
b. Fırçalama

 Fitilli kadifede tutum apresi, yalnız arka yüze aktarma şeklinde yapılır (sırt apresi), mumlama ile fitilli yüzey havları parlatılır.

a. Fitil Kesme

 Fitil kesme makinelerinde, fitil kesme iğneleri kumaş yüzeyindeki atkı kanallarına girerek, kesilecek hav atkı ipliklerinin kumaş yüzeyinden mümkün olduğu kadar kaldırılmasını sağlar.

 Fitilleri oluşturmak amacıyla, fazladan atkı ipliklerine sahip özel dokudaki ham kumaş, kontrolden ve istenirse şardonlamadan sonra fitil kesme işlemine tabi tutulur. Fitil kesme, yuvarlak bıçaklı fitil kesme makinelerinde yapılır. Çok ince ve sık fitiller için bu makineler kullanılmaz.

b. Fırçalama

 Fitil kesme veya hav kesmeden sonra kesilen hav iplikleri eğik, çapraz ve yuvarlak fırçalar ile fırçalanır ve kesilen hav ipliklerinin düzgün bir şekilde fitilleri oluşturması sağlanır.

1. Eğik Fırçalar

 Kumaş atkı yönüne 450 açı yapacak şekilde yerleştirilmiş taşıma silindirleri üzerinden geçirilir ve yuvarlak fırçalar tarafından fırçalanır.

2. Çapraz Fırçalar

     Çapraz fırçalarda; fırçaların yerleştirilişi, çözgü yönüne çaprazdır. İsteğe göre her iki çalışma yönünde etkilenir. Böylece; her iki taraftan hav ipliklerini fitilleri oluşturacak şekilde bir araya getirmektedir.

3. Yuvarlak Fırçalar

 Yuvarlak fırçalar; kumaş hareketine ters yönde dönerler ve böylece yatıklaşmış hav ipliklerinin kaldırılmasını, dikleştirilmesini sağlarlar.

4. Düz Fırçalar

 Düz fırçalar; ham ve boyanmış kumaşın fırçalanması için kullanılabilir. Boyama öncesi son fırçalama olarak tavsiye edilir. Pamuklu veya selüloz esaslı (rayon, viskon, gibi) kadifelerde uzun havlar kullanıldığında, kancalı metalik telli fırçalar kullanılarak iplikler havlarına açılır ve daha parlak görünüm kazanır.

37. KUMAŞ KONTROL VE PAKETLEME
   
 Dokuma kumaşın terbiye dairesini terk etmeden önce gördüğü son işlem; kumaş kontrol, ölçme, katlama ve paketlemedir. Kumaşın kontrolü, metraj ölçüm ve kumaş kontrol makinelerinde yapılır.
 
37.1. Kumaş Kontrol İşleminin Gerekliliği

 Kumaş kontrolü sırasında;

a. Mamuldeki boyama düzgünsüzlükleri,
b. Baskı hatalı,
c. Apre lekeleri,
d. Delik ve hatalı yerler,
e. Dokumadan gelebilecek düzgünsüzlükler (atkı kaçığı, çözgü kaçığı, delik, desen kaymaları, atkı eğriliği vb.)
f. İplikten gelebilecek hatalı yerler,
g. Mamul enindeki düzgünsüzlükleri saptanır.

 Bunlar müşteriyle yapılan antlaşmaya göre;
a. Belirli metrajlarda kesilerek uzaklaştırılabilir,
b. Toptaki kumaş boyları izin verilebilir toleranslarda hazırlanabilir,
c. Konfeksiyona gidecek kumaşlarda hata yerleri etiketlenir.

38. AMBALAJLAMA

 Kumaşlar satışa sunulmadan önce kumaşın özelliği ve alıcının isteğine bağlı olarak değişik şekillerde ambalajlanır. Genellikle konfeksiyon imalatçılarının kullandığı kumaşlar, karton mukavva bir silindire rulo halinde sarılarak top halinde paketlenir.

 Bir topta genellikle 25 – 125 metre arasında değişen uzunlukta kumaş bulunur. Kumaş perakende satış mağazalarına satıldığı zaman, genellikle, uzunluğu ortalama 25 – 45 metredir.

 Bazı kumaşlar, ikiye katlandıktan sonra rulo yapılır. Bu tür kumaşlar, boy yönünde ortadan ikiye katlanarak düz bir karton mukavva parçasına sarılır.

39. PAMUKLU ÖRME KUMAŞ APRESİ

 Pamuklu örme mallarda uygulanan apre işlemleri, dokuma mallara kıyasla daha belirgin bir çerçevede uygulanır.

39.1. Örme Mamullerde Kalite Özellikleri

 Dış ve iç giysilik örgü mamullerde, tüketiciler tarafından istenen ve göz önünde bulundurulan özellikler şu şekilde sıralanabilir :
a. Tutum özellikleri; yumuşaklık, hacimlilik, dökümlülük
b. Mekanik özellikler; uzama, elastikiyet, sürtme, yırtılma ve kopma dayanımı, yüzey düzgünlüğü, pillinglenme eğilimi, dikim kolaylığı.
c. Fonksiyonel özellikler; nem içeriği, güç tutuşurluk, kir iticilik, anti  mikrobik özellik, kalıcı kırışıklıkların oluşmaması
d. Estetik özellikler; renk nüansı, haslıkları, kalıcılığı, beyazlık derecesi, düzgün yüzey görünümü.

39.2. Pamuklu Örme Malzemelere Uygulanan Apre Çeşitleri

 Pamuklu tişört yapılacak bir süprem ya da interlok kumaş kimyasal olarak yalnızca yumuşatıcı apre görür. Çekmezliğe katkısı açısından buruşmazlık apresi de uygulanabilir ise de, yaygın bir kullanım alanı yoktur.

 İsteğe bağlı olarak; pamuklu dokumalara uygulanan, su iticilik, su geçirmezlik, kir iticilik gibi apreler örme malzemelere de uygulanabilir. Ancak, pratikte bunların önemi fazla yoktur. Mekanik apre uygulamaları da yine mamul tipine bağlı olarak aşağıdaki işlemleri içerebilir :

a. Buharlamalı kalandır (ütüleme, dekatür); yaş işlemler sırasında ilmek derformasyonuna uğrayan kumaşlarda şekil stabilitesi sağlar, yüzeyi düzgünleştirir.
 
b. Relaksiyon (gerilimleri giderme); kumaş bünyesindeki gerilimler giderilebilir, mamul daha yumuşak, daha hacimli bir hal kazanır.
 
c. Sanfor; çekme değerini düşürür ve tutumu güzelleştirir.
 
d. Şardonlama; iki iplik, üç iplik mamullere tüylü bir görünüm kazandırır.
 
e. Zımparalama; süet benzeri hoş bir tutum verir.
 
f. Makaslama; şardonlanan mallara üniform bir yükseklik verir, kadife malların ilmeklerinin kesilmesinde kullanılır.

39.3. Kaliteli Bir Örme Mamul Üretimi İçin Etkili Olan Faktörler

 Yüksek değerde bir ürün elde etmek için, yalnızca iyi yapılan terbiye işlemleri yeterli değildir. Aşağıdaki tüm faktörler birbirini bütünleyici etki yapar :

a. İplik üretimi ve iplik ön terbiyesi,
b. Uzama, lif inceliği, büküm,
c. İlmek türü ve ilmek geometrisi,
d. İlmek sıklığı ve ilmek dağılımı,
e. Gramaj,
f. Kasar (ön terbiye),
g. Boya – baskı,
h. Apre işlemleri.

39.4. Örme Kumaşların Kullanım Alanları

Örme kumaşların kullanım alanları, geçmiş yıllarda yalnızca iç giyim ile sınırlı iken 80’li ve 90’lı yıllarda sürekli gelişim göstererek, dış giyim ve hatta ev tekstillerinde de dokuma mallara önemli bir rakip haline gelmiştir.

İç giyimde örgü mal kullanımı standart giysi olarak önemini korurken, yüksek kalitede örgü kumaşlar tişört, elbise, etek, sportif dış giysiler, mont gibi üst giyim eşyaları, ayrıca yatak çarşafı, nevresim, dekorasyon kumaşları, astar, tela, vatka gibi konfeksiyon yardımcı malzemeleri yapımında bile kullanılmaktadır.

Örme kumaşlar giysi olarak kullanıldıklarında en büyük üstünlükleri, vücuda tam oturması ve dolayısıyla vücut şekline göre uyum sağlayabilmesidir. Bunun yanında giyimde rahatlık hissi verirler.

Örgü kumaşlar; yumuşak, eğilip bükülebilen, şekle göre uyum sağlama yeteneği ile hoş ve rahat bir giyim oluşturabilmektedir. Ayrıca dokuma kumaşa göre yüksek elastikiyeti, hava geçirgenliği, hacimli ve az buruşur olmaları önemli üstünlüklerdir.

Bu nedenlerle, örgü mamullerin tekstil ürünleri içerisindeki önemi ve payı hızla artmaktadır. Bu bölümde pamuklu örme kumaşlara uygulanan apre işlemleri :

a. Kimyasal (yaş) apreler ve
b. Mekanik (kuru) apreler olmak üzere iki ana başlık altında incelenecektir.

40. PAMUKLU ÖRME KUMAŞTA KİMYASAL (YAŞ) APRELER

 Pamuklu örme mallarda en önemli kimyasal apre yumuşatma apresidir. Bunun yanında; özellikle mont, ceket gibi dış giysilik mallarda su ve kir iticilik apresi, su geçirmezlik, çekmezliği arttırıcı bir alternatif olarak da buruşmazlık apresi uygulanabilir.
41. YUMUŞATMA APRESİ

 Ham pamuklu örme mallar; pamuğun içerdiği yağ, mum, petkin gibi maddeler ve daha seyrek kumaş yapısı nedeniyle, dokuma mallara nazaran daha yumuşak, daha hoş tutumludur. Haşıl içermedikleri için sert tutumlu değillerdir. Ancak, hidrofilleştirme amacıyla yapılan kasar işlemi ve ağartma, pamuğun doğasından gelen mum ve yağları giderdiği için tutum sertleşir.

 Sodyumklorit kasarı gören mallar, hidrojenperoksit kasarı gören mallardan daha yumuşak bir tutuma sahiptir. Ancak, günümüzde tekstil endüstrisinde “çevre koruma, insan sağlığı koruma” politikaları, uygulama zorlukları Sodyumklorit kasarının dönemini kapatmıştır.

      Hidrojenperoksit kasarında, yağ ve mumlar daha etkili bir şekilde uzaklaştırıldığından tutum serttir. Bu durumda, örme mallar çoğu kez yumuşatıcı bir madde ile muamele edilirler.

 


Sitemizin Sürekliliği için Lütfen Sponsor Bağlantılarına Tıklayınız.