"İhracat" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Rekabetin `her zaman` iyi bir şey olduğunu kim söyledi? Hele ki Türkiye`deki bir ihracatçıysanız ve ürettiğiniz her ne ise `bizzat en yakın yerli rakibinizin yıkıcı rekabeti yüzünden` yurtdışındaki müşterinizin sizi soyup soğana çevirmesine de tanık olmuşsunuz demektir.

Yıkıcı rekabet, aynı müşteriye gidip, haklı hiçbir gerekçe olmadan, sırf o müşteriyi kazanabilmek adına yapılan `kaybedici` bir oyundur.

Tekstilde bunun acısını çok çektik.

90`lı yıllarda tekstildeki modernizasyon yatırımlarımız sayesinde oluşturduğumuz kalite ve kapasite, aynı yatırımı `kafamıza` yapamadığımız için canımızı çok yaktı.

Tekstilcilerimizden biri, ürettiği kaliteli tişörtüne, Avrupa veya Amerika`dan bir müşteri buluyor. Numuneler beğeniliyor, anlaşma oldu olacak…

Diyelim ki 1`inci Türk, tanesini 2 $`dan ürettiği tişörtü, hem de çok iyi bir kâr marjıyla 2.5 $`dan satmak üzere…

Tekstilcimizin rakibi, 2`nci Türk, büyük ihtimalle aynı kentteki komşu fabrikanın patronu, aynı alıcıya gidiyor. Ve 2.5 $`lık tişört için 2 $ öneriyor.

Alıcı bakıyor `kalite aynı`, ürün `eşdeğer niteliğe` sahip.

Adam salak değil; iki Türk patronun birbirini `yıkıcı rekabet` kafasızlığı yüzünden alaşağı etmesini fırsata dönüştürüyor ve tanesi 2.5 $`lık anlaşmayı, 2`nci Türk ile tanesi 2 $`dan yeniliyor.

Bunu haber alan 1`inci Türk, bu defa aynı adama aynı malı, 2 $`ın altında öneriyor.

Malını satıyor ama kârını sıfırlayarak… Hatta `dostlar ihracatta görsün` kısır bakışıyla, çoğu kez `zarara` uğrayarak…

Yıkıcı rekabetin bir başka örneğini, elektronikte de verebiliyoruz. 2001 krizinden sonraki yıllarda Türk elektronik ihracatçıları Avrupa pazarında birbirini fazlasıyla hırpaladı, rekabeti savaşa dönüştürdü. Bu savaş herkese ve toplamda Türkiye`ye zarar verdi.

Rekabet, rekabet sınırları içinde kalırsa faydalıdır. Ama o sınırları açıp savaş tanımına kaydıkça, karşı kıyıdaki ateşi seyreden dış rakipler güçlenir.

Yıkıcı rekabet ile dışarıya hediye edilen, Türkiye`nin kaynaklarından başka bir şey değil… İhracatçımızın`yıkıcı rekabet` döngüsüne sıkça düşmesinin sebebi, `ciro odaklı` yaklaşımın sorgulanmayışındandır.

Daha düne kadar yurtdışından gelen bir satın almacı, kapı kapı hepimizi dolaşıp `birimizden aldığı fiyatı diğerimize gösterip, onunkini de bizimkine gösterip` fiyat kırdırıyor.

Yıkıcı rekabet yüzünden Türkiye, ihracatta ciro hedefine saplanıp kalıyor, kârlılığı ıskalıyor.

Böylece, ülkenin kıt kaynaklarıyla üretilen mal ve hizmeti, birbirini kemirmeye çalışan rakipler(!) yüzünden, yok bahasına yurtdışındakilere hediye ediyoruz.

Kâr marjı sıfıra yaklaşınca, malınızı belki satıyorsunuz ama orta vadede yokolup gidiyorsunuz. Çünkü tesisinizi yenilemeye, malınızı iyileştirmeye, markanıza yatırım yapmaya ve işgücünüzü kalifiye hale getirmeye paranız kalmıyor.

Peki yıkıcı rekabetin herkese kaybettirdiğini bilmemize rağmen neden buna karşı tedbir geliştiremiyoruz?

Son 20 yıldır yıkıcı rekabetin aktörlerinin davranışlarını izliyorum. Bana göre en önemli faktör, ekonomik aktörlerin arasındaki `kazan-kaybet` kültüründen kaynaklanıyor. Yurtdışında müşteriye giderken `birlikte kazanmak` felsefesi yerine `birbirini alaşağı etmek` davranışıyla hareket ediyorlar.

Hal böyle olunca kazanan yurtdışındaki müşteri oluyor kaybeden ise yıkıcı rekabet oyunundaki `bizimkiler` oluyor.

İsveç`ten ağaç ithal eden bir sanayici anlatıyordu. Rakibi ithalatçı firma, bir İsveç şirketinden tonu 100 birimden anlaşma imzalamıştı. Kendisi, o ürüne şiddetle ihtiyaç duyduğundan aynı İsveç firmasına aynı parti mal için 110 birim önermişti. İsveçli firma, `ülkemin uzun dönemli ekonomik menfaatine zarar verir` gerekçesiyle, daha fazla kazanç imkânı olmasına rağmen öneriyi reddetmişti.

Bizde ise rekabeti `fiyat kırmak` olarak algılayan ilkellik, böyle bir yaklaşımı anlamaktan hâlâ çok uzak.

Firmasının, ülkesinin ihracatının cirosuyla övünen kafaların bilmesi gereken şu: Yıkıcı rekabet, Türkiye`yi yağmalatmaktır.

Kısa vadede kazanıyor olabilirsiniz ama, orta vadede siz de yok olursunuz.

Şeref OĞUZ

 Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği(ETHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ünlütürk, seçimli olağan genel kurulda güven tazeledi.

Ünlütürk, sektörün yeni dönemde teknik tekstile ağırlık vererek, katma değeri yüksek ürünler için çalışacağını kaydetti.ETHİB seçimli olağan genel kurulu, Ege İhracatçı Birlikleri konferans salonunda yapıldı. Tek listeyle gidilen seçimde mevcut başkan Ünlütürk yeniden seçildi.

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği`nin eski başkanı Jak Eskinazi ile Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar Birliği Başkanı Beliğ Azbazdar da yönetime girdi. ETHİB Başkanı Ünlütürk, genel kurulda yaptığı konuşmada, geçmiş dönemlerde tekstil sektöründen vazgeçilmesi gerektiği yönünde telkinlerde bulunulduğunu ancak sağladığı net katma değer ve istihdam açısından tekstilin vazgeçilmez olduğunu söyledi.

Tekstilin öneminin uzun süre daha devam edeceğinin altını çizen Ünlütürk, Türkiye`de sektörün önemli bir birikim, altyapı ve kümelenme gücüne sahip olduğunu ifade etti. Sabri Ünlütürk, sektörün geleceği konusunda olumlu düşündüğünü dile getirerek, `Tedarik zincirinin hızlanması ve Avrupa Birliği`ndeki rakiplerin azalması, önemli bir oyuncu olarak dünya piyasasında yer almamızı gerçekçi hale getirdi. Bunları Ankara`ya da her fırsatta anlatmaya çalışıyoruz. Biz de kendi içimizde bilgi paylaşımını ve yenilikleri sık sık tartışıp gündemde tutmak zorundayız.` dedi. Ünlütürk, sektörün sadece moda endüstrisine hizmet verdiğini ancak dünyadaki yeni trendin teknik tekstil olduğunu kaydetti. Teknik tekstilin ar-ge ve yenilik sayesinde mümkün olduğuna işaret ederek, Ege Bölgesi`nin bu alanda istenen düzeyde faaliyet göstermediğini vurguladı.

 Ünlütürk, yeni görev süresinde tektil firmalarını bu alana yönlendireceklerini, üniversitelerle işbirliği yapacaklarını ve üreticilerin teşvik programlarından yararlanabilmesi için çalışma yürüteceklerini sözlerine ekledi. Yeni ETHİB Yönetim Kurulu, şu isimlerden oluştu: Sabri Ünlütürk, Hasan Şentürk, Nuri Uz, Yaşar Uçak, Musa Antebi, Jak Eskinazi, Vecdi Erküçük, Zeynep Demirel, Alican İnallıoğlu, Cemal İpekoğlu ve Beliğ Azbazdar.

Türkün Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Türkün, `Krizden en çok etkilenen tekstildi, ilk önce çıkan da tekstil oldu.` dedi. Almira Otel`de gerçekleştirilen toplantıda konuşan Erol Türkün, tekstil sektörünün geleceği ve ihracattaki son durum hakkında Osmangazi Rotary Kulübü üyelerine bilgi verdi.

Tekstilin otomotivle birlikte yaşanan ekonomik krizden en çok etkilenen sektör olduğuna işaret eden Erol Türkün, ekonomik parametrelere bakıldığında krizin ardından tekstil sektörünün toparlanma süreci içerisine girdiğine dikkati çekti. Ev tekstili konusunda Türkiye`nin en güçlü ihracatçı ülkelerin başında geldiğini vurgulayan Türkün, kriz sonrası tabloya bakıldığında Batı Avrupa`nın köklü firmalarının kapanmasının ardından Türkiye`nin pazarlara hakimiyetinin daha da artacağını hesapladıklarını kaydetti.

Türkiye`nin mevcut alt yapı, makine parkuru, yetişmiş insan gücü avantajlarıyla var olan ağırlığını büyük hasar almış batı Avrupa tekstil sektörü üzerinde arttıracağını dile getiren Türkün, şöyle devam etti: `Yabancıların Türkiye bakışı ile kendimize bakış açımız arasında büyük farklılık var. Yabancılar yukarıda saydığımız avantajlarımızı karşı çok daha fazla önemsiyorlar. Kendimize bakış açımızda da değişikliklere gitmemiz avantajlarımızın çok daha farkına varmamız gerekli. Türkiye`nin yeni dönemde üzerinde taşıdığı en büyük artılardan biriside lojistik avantajıdır.

Türkiye fiyat avantajı ve yakınlığı ile Avrupa pazarlarında `yakın Çin` diyerek tanımlanıyor. Üstelik üst düzeydeki üretim kalitesi mevcut avantajını uzun soluklu devam ettirmesine olanak tanıyor.`

Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Tarık Bozbey, pamuk fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 100 artmasının yazlık giyim sezonunun yüzde 15 zamla açılmasına neden olduğunu belirtti.

Bozbey, yaptığı açıklamada, dünya borsalarındaki artışın ardından Türkiye`de de lif pamuk fiyatının son bir yılda iki kat artarak, 1 dolardan 2 dolara çıktığını söyledi.

Bu artışın tekstil ve konfeksiyon maliyetlerini de artırdığını ifade eden Bozbey, “Pamuk fiyatlarındaki bu artış ürünlere de yansıdı. Şu an raflardaki yazlık ürünler geçen yılın fiyatlarına göre yüzde 15 zam ile satılıyor“ dedi.

Bozbey, tüketiciye sunulmaya başlanan yazlık ürünlere havaların serin gitmesi nedeniyle beklenen ilginin gösterilmediğini belirterek, şu an durağan geçen satışların haziran itibariyle hareketlenmesini beklediklerini ifade etti.
SEKTÖR BU YIL UMUTLU

Bozbey, konfeksiyon sektörünün 2009 yılını yüzde 50 oranında küçülme ile kapattığını anımsatarak, bu yılın ise umut verici olduğunu kaydetti.

İlk üç aydaki ihracat rakamlarının geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterdiğini ifade eden Bozbey, şöyle devam etti:

“Geçen yıla göre ihracatta ocak ayında yüzde 10, şubatta yüzde 20, mart ayında ise yüzde 34 artış yaşandı. Ayrıca, 2009`da sadece komşu ülkelerle sınırlı kalan ihracatta ülke çeşitliliği de arttı. Şu an dünyanın çok sayıda ülkesine ürün gönderiyoruz. Bu olumlu havanın etkisiyle sektörün yüzde 30 oranında büyüyeceğini tahmin ediyorum.“

İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği`nde (İTHİB) İsmail Gülle yeniden başkanlık koltuğuna oturdu. Bin 262 üyenin katılımıyla yapılan İTHİB Genel Kurulu`nun Divan Başkanlığı`nı Fikret Tanrıverdi üstlendi. Seçimlerde Gülle 640 üyenin oyunu alırken; Hazim Sesli 617 oyda kaldı, 5 oy ise geçersiz sayıldı.

İsmail Gülle

Seçimin ardından bir teşekkür konuşması yapan Gülle, uzun soluklu ve yorucu bir dönem geçirdiklerini ama örnek bir genel kurulla sektörün kararını verdiğini söyledi. Sonuçların ardından, kazananın tekstil sektörü olduğunu vurgulayan Gülle, ` Kazanan sektör olsun dedik, kazanan sektör oldu. Bizim kalbimiz herkesi sevecek kadar büyük, kollarımız herkesi saracak kadar uzun.` dedi
Yeni seçilen yönetim kurulu şu şekilde oluştu:
Gülle Tekstil İsmail Gülle
Kipaş Ahmet Öksüz
Ünsa Ambalaj Selim Akdoğan
BTD Tekstil Fatih Bilici
TeksisTekstil Ahmet Şişman
Karagözlüler Tekstil Nüvit Karagözlü
Ertek Tekstil Ertan Koçulu
Ankara Tekstil Şerafettin Demir
Bossa Can Piyale
Pala Tekstil Tamer Pala
Tepar Tekstil Sultan Tepe
Denetleme Kurulu
Öz-El Lastik Kahraman Öztürk
EMR Fermuar Ömer Özpehlivan
Akgün Tekstil Ensar Özer

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçı Birliği`nin 8 Nisan`da yapılacak seçimleri öncesi ipler iyice gerildi. Geçen pazartesi günü başkan adaylarından Serdar Yavaşoğlu`nun yaptığı toplantıda gündeme getirdiği iddialara, Birlik Başkan Vekili ve başkan adayı Emre Kızılgüneşler sert cevap verdi. Mevzuat gereği seçime giremeyecek olan Sedaroğlu`nun mağduru oynamaya çalıştığını söyleyen Kızılgüneşler, kendi hatasını sektöre mal etmeye çalıştığını iddia etti.

Kordon Otel`de önce yönetim kurulu üyeleriyle birlikte iddialara cevap veren, sonra da ihracatçılara projelerini anlatan Başkan Vekili Kızılgüneşler, Yavaşoğlu`nun başkan olmak için gerekli şartları taşımadığını savundu. Kendisinden 17 yaş büyük ve geçmişte ortaklık yaptıkları sektör büyüğü olarak Yavaşoğlu`na bugüne kadar hep saygılı davrandığını belirten Emre Kızılgüneşler, `Verdiği mesajlarla sektörü bölmeye değil, birleştirmeye çalışması gerekir. Seçimi kaybetme telaşıyla son günlerde kamuoyunu yanıltmakta ve gerçekleri bilerek saptırmaktadır.

 Seçim Yasası`ndan bihaber olup yaptığı hataların bedelini, şu anki yönetim kuruluna yüklemeye çalışmaktadır. Seçim tarihi kararında, şu anda yanında olan yönetim kurulu üyelerimiz Mehmet Göllü ve Faruk Ünlü`nün de imzaları vardır. Biz tartışmalar bir an önce bitsin diye 8 Nisan`ı belirledik. Seçim tarihini, Serdar beye göre mi ayarlayacağız? Seçimin nisan ayı içinde yapılacağı belliydi. Yavaşoğlu, Seçim Yasası`nı okusa ve Türkiye İhracatçılar Meclisi`nden gelen yazıları takip etseydi, 6 ay önceden imza yetkisine sahip olması gerektiğini bilirdi. Şu anda bu süre şartını yerine getiremiyor ama biz kendisinin başkan adaylığının devam etmesini ve cevabını sandıkta almasını istiyoruz.` dedi.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı İbrahim Burkay, Çin`den ağzı yanan Avrupalı müşterinin geri döndüğünü, ihracattaki artışın da bundan kaynaklandığını söyledi. Burkay, `Nisanda da artış yüzde 20`yi bulur` dedi 

Avrupalıların Çin`den tedarik trendinde sona gelindiği açıklandı. Son yıllarda Çin`den alım yapan birçok Avrupalı alıcının ağzının yandığını belirten Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği(UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, `Avrupalı müşteri geri döndü. İhracattaki artış da bunun göstergesi` dedi. Kriz döneminde ayın yarısının boş geçtiğini hatırlatan İbrahim Burkay, doluluk oranının ayın tüm günlerini kapsayacak şekilde yükseldiğini söyledi. Burkay, ihracat artışının yüzde 20`lere ulaşacağını kaydetti.
NİSANDA DA ARTIŞ SÜRER
Geçtiğimiz döndemde İspanya ve İtalya gibi AB ülkelerine sektör ihracatının yüzde 40`lara varan oranda arttığı bilgisini veren İbrahim Burkay, bu trendin süreceğini vurguladı. 2008 mart ayında 550 milyon dolar olan sektör ihracatının 2009`un aynı ayında 450 milyon dolara gerilediğini, ancak 2010 martında tekrar 550 milyon dolara çıkmasının sevindirici bir gösterge olduğuna dikkat çeken İbrahim Burkay, `Sezon yeni açıldı. Bundan sonra özellikle nisan ayında artış yüzde 20`yi bulur` dedi.
GİYİME DE ANTİ DAMPİNG
Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) tarafından ev tekstili dokuma ürünlerine yönelik aldırılan antidamping tedbirinin sektöre çok olumlu yansıdığını ifade eden İbrahim Burkay, `Türkiye`de ara malı üretimini tekrar artıracak bir uygulama. Dokuma salonları çalışmaya başlayınca duran boyahaneler de devreye girecek` diye konuştu. Söz konusu kararın etkisiyle dışarıdan hizmet alımlarının yeniden başladığını ve fasoncuların tekrar çalışmaya geçtiğini anlatan Burkay, benzer bir uygulama için giyim dokumacılarını da örgütleyeceklerini kaydetti.
Tasarım ve Ar-Ge`ye hikaye diyenler battı!
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği(UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, tekstil ve hazır giyim sektöründe sürdürülebilir kârlılık için tasarım ve Ar-Ge`ye önem verilmesi gerektiğini belirterek, `Bu işlere `Hikaye` diyenler şu anda piyasada yok, battı` diye konuştu. İbrahim Burkay, bu yıl üçüncüsü yapılan Tekstil& Moda Tasarım Günleri ile bu Bursa`da bir bilinçlendirme çalışması yaptıklarını söyledi. Sektörün Türkiye`de yaşadığı değişim ve dönüşümü, yarın başlayacak ve 4 gün sürecek olan `TekSTİL, TürkSTİL`i başlıklı yazı dizimizden izleyebilirsiniz.
Şükrullah Dolu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre mart ayında ihracat, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 34,34 artışla 9 milyar 569 milyon 397 bin dolar seviyesinde gerçekleşti. 

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan`ın da katıldığı Kahramanmaraş`ta düzenlenen basın toplantısında TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, mart ayı ihracat rakamlarını açıkladı.
Büyükekşi`nin verdiği bilgiye göre, bu yılın ilk üç ayında ihracat yüzde 22,36 artışla 25 milyar 686 milyon 32 bin dolar oldu.
Son 12 aydaki ihracat rakamı ise yüzde 13,21 düşüşle, 101 milyar 777 milyon 88 bin dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Mart ayında ihracatın yüzde 34,34 artışla 9 milyar 569 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı.
Mart ayı ihracat rakamları Devlet Bakanı Zafer Çağlayan`ın da katılımıyla Kahramanmaraş`ta açıklandı.
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, yaptığı konuşmada, ihracat konusunda belli birikimi olan ancak 1 milyar dolar eşiğini geçmemiş şehirlerin bulunduğunu ve bu şehirlerde ortak akıl toplantısı düzenlediklerini bildirdi. Bu toplantılarla kalkınma stratejilerini ve ihracat yönelik hedeflerini belirlemeye çalıştıklarını kaydeden Büyükekşi, hazırladıkları raporlarla şehirlerin 2023 ihracat hedefinin netleştiğini ifade etti.
Ülke olarak Şubat ayında yüzde 20,3 ihracat artışı yakaladıklarını ifade eden Mehmet Büyükekşi, şöyle konuştu:
“Bu ayda Güney Kore`nin ihracatı yüzde 17`de, Brezilya`nın yüzde 13 Hindistan`ın ise yüzde 12`de kaldı. Bu yılın ilk üç ayında ihracatımızda yakaladığımız artış bizi son derece sevindirdi. Özellikle büyük pazarlarımızda yaşadığımız yükselişle moral buluyoruz. En çok ihracat yaptığımız 30 ülkenin 27 tanesinde ihracat artışımız var. İlk üç ay sonu itibariyle pazarlarımıza bakıyoruz Avrupa pazarındaki ülkelerde ciddi artışlar var. Almanya yüzde 15, İtalya yüzde 35, Fransa`ya ve İngiltere`ye yüzde 37, İspanya`ya yüzde 49, Romanya`ya yüzde 28 ve İsveç`e yüzde 40 ihracat artışı sağladık. Yakın ve komşu pazarlarda da ciddi artışlar var. Rusya`ya yüzde 21, İran`a yüzde 30, İsrail`e 42, Suudi Arabistan`a yüzde 35, Suriye`ye yüzde 27, Türkmenistan`a yüzde 59, Ukrayna`ya yüzde 29 ihracat artışı sağladık. Uzak pazarlarımızda da ciddi artışlar kaydettiğimiz ülkeler var. Singapur`a yüzde 467, ABD`ye yüzde 16, Çin`e yüzde 116 ihracat artışı sağladık.“
İhracat ile büyüme arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu anlatan Büyükekşi, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Aynı şekilde ihracat ile istihdam arasında da doğrudan bir ilişki var. Geçen senenin son çeyreğinde hep ihracat artışları açıkladık, dün açıklanan son çeyrek büyüme rakamları bunu teyit etti. Bu senenin ilk çeyreğinde iki haneli ihracat artış rakamları açıklıyoruz. Bunun istihdam ve büyüme üzerinde ciddi bir etkisi var. İhracat arttıkça istihdam ve büyüme artıyor. 2010 yılının ilk çeyrek rakamları açıklandığında ciddi iyileşmeler göreceğiz. Büyüme de ilk çeyrekte iki haneli artış bekliyoruz, istihdam da iyileşme bekliyoruz. İstihdam sorunu çözmede ve büyümede ihracat kuvvetli bir araçtır. Bu aracın etkili bir şekilde kullanılması için de ihracatın desteklenmesi gerekiyor. Çünkü ihracat geçtiğimiz 7 yılda olduğu gibi yine büyümenin ve istihdamın motoru olacak.“
Mart ayında ihracatın geçen aynı ayına göre yüzde 34,34 artışla 9 milyar 569 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Büyükekşi, “2010 yılının ilk üç ayındaki ihracatımız yüzde 22,36 artışla 25 milyar 686 milyon dolar olurken son oniki aydaki ihracatımız ise 101 milyar 777 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylelikle ihracatımızdaki artış ivmesinin kalıcı hale geldiği teyit edilmiş oldu. Bu artışın önümüzdeki aylarda da istikrarlı bir şekilde devam edeceğini tahmin ediyoruz“ şeklinde konuştu.
Mart ayında Şubat ayına oranla yüzde 16,3`lük artış olduğunu vurgulayan Büyükekşi, “Mart ayında 1 milyar 794 milyon dolar ihracat gerçekleştiren otomotiv sektörümüz liderliğini sürdürürken, hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz 1 milyar 244 milyon dolarla ile en fazla ihracat yapan ikinci, Demir Çelik sektörümüz ise 1 milyar 42 milyon dolar ile üçüncü sektörümüz oldu. Tarım sektörlerimiz Mart ayında 1 milyar 232 milyon dolar ihracatla toplam içinde yüzde 12,88 pay alırken sanayi sektörümüzün payı 8 milyar 95 milyon dolar ihracat ile yüzde 84,6, madencilik ürünlerinin payı ise 242 milyon dolar ile yüzde 2,53 oldu. Mart ayında en fazla ihracat artışı yüzde 110,58 ile kesme çiçek sektörümüz, yüzde 75 ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörümüz ve yüzde 66,67 ile madencilik sektörümüz yakaladı“ ifadelerini kullandı.

Kuzey Irak`ın en modern AVM`sinde mağaza açan Vakko, Kürt ve Türkmen müşteri kitlesi edindi. 6 çalışanı İstanbul`da eğiten Vakko, ikinci mağazayı Süleymaniye`de açacak

Vakko`nun Kuzey Irak`ın başkenti Erbil`de 17 Şubat`ta açtığı mağaza, daha bir ayını doldurmadan kentteki Kürtler ve Türkmenlerden büyük ilgi gördü. Mağaza Müdürü Nihat Mintaş, daha önce Türkiye`ye gelerek alışveriş yapan müşterilerinden edindikleri veritabanı sayesinde Erbil`de hiç yabancılık çekmediklerini söylüyor. Vakko ve hemen yanıbaşındaki W mağazası, Aralık 2009`da 80 kişi arasından seçerek Türkiye`de eğittiği altı kişilik ekibiyle, Erbil sosyetesini en yeni moda trendleriyle tanıştırıyor.

`HİÇ YABANCILIK ÇEKMEDİK`

Erbil`de Kasım 2009`da açılan Kuzey Irak`ın en modern alışveriş merkezi olan Majidi Mall`da yan yana yer alan Vakko ve W mağazaları, üst düzey KDP ve KYB yetkililerinin yanı sıra Türkmenlerden de kısa sürede müşteri kitlesi edindi. SABAH`a konuşan Mağaza Müdürü Mintaş, Kürt Bölgesi`ndeki müşterilerin bilgisinin Türkiye`deki mağazalardan yaptıkları alışverişlerden dolayı veri tabanlarında ilgilendikleri ürünlerin bilgisi olduğunu belirterek, `Ne biz onlara, ne de onlar bize yabancı değildi. Birbirimizi daha önceden tanıyorduk` dedi.

SÜLEYMANİYE SIRADA

Vakko ve W`nun müdürlüğünü yürütmek için İstanbul`dan gelen Mintaş, misyonlarının kente modayı taşımak ve müşterilerinin moda kültürünü dünya seviyesine çıkartmak olduğunun altını çizdi. Nihat Mintaş, Erbil`de gelir düzeyi yüksek, lüks konutlarda oturan ve lüks araçlar kullanan bir kitle olduğunu belirterek, hedeflerinin bu insanlara marka bilinci ve alışveriş kültürünü taşımak olduğunu söyledi. Modanın Erbil`deki temsilciliğine soyunan Vakko`nun Irak`taki sonraki hedefi ise Süleymaniye.

MOZAİĞE UYGUN 4 DİLLİ MAĞAZA

Mağazalarda çalışan satış temsilcilerinin hepsi Erbilli. İki mağazada da sadece Mintaş ve müdür yardımcısı Türkiye`den. Elemanların birisi Türkçe, Arapça ve Kürtçe konuşan Türkmen, babası İranlı olan bir diğer eleman ise Farsça, Kürtçe ve İngilizce konuşuyor. Geri kalan Kürt çalışanlarla bölgenin mozaiğine uygun profil oluşturan Vakko, bölgenin yapısına uygun bir sistemle çalışıyor. İki mağazada görev yapan 6 çalışanı özel olarak seçen ve İstanbul`a götürerek üç haftalık eğitim ve stajdan geçiren Vakko, çalışanlarına yönelik eğitimi mağaza açıldıktan sonra da sürdürüyor. Mintaş, her gün sabah buluştuğu satış elemanlarına yeni bir şeyler öğretiyor ve Erbillilere modayı öğretmenin ipuçlarını anlatıyor. Onlar da öğrendiklerini müşterilerine aktarıyor ve onları eğitiyor.

TGSD Başkanı Cem Negrin, ABD’ye gümrüksüz ve kotasız ihracatı sağlayan ve şu ana kadar İsrail, Mısır ve Ürdün ile yapılan ‘nitelikli sanayi bölgesi’ anlaşmasının Türkiye ile de yapılması için yabancı bir lobi şirketiyle görüşmelere başladıklarını açıkladı.
Yeni başkanını geçen ay seçen Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), değişen yönetimle birlikte sektöre yönelik yeni gündemini de belirlemeye başladı. Sektörün lider sivil toplum kuruluşlarından olan TGSD’de başkanlık koltuğunu Ahmet Nakkaş’tan devralan Cem Negrin, derneğin yıllardan beri süregelen “Anadolu’da iş, aş” temalı ana gündemine ABD’yi de ekledi.
Negrin, birkaç yıl öncesine kadar 1.5 milyar dolar iken 300 milyon dolar seviyelerine inen Türkiye’nin ABD’ye ihracatının Nitelikli Sanayi Bölgeleri (QIZ) yoluyla yeniden şahlanması için çalışacak. TGSD Başkanı Negrin, ABD’ye gümrüksüz ve kotasız ihracatı sağlayan ve şu ana kadar İsrail, Mısır ve Ürdün ile yapılan QIZ’nin iki yıl içinde Türkiye ile de yapılması için yabancı bir lobi şirketiyle görüşmelere başladıklarını açıkladı.
TGSD Başkanlığı görevine geldikten sonra stratejilerini ilk kez Referans’a anlatan Cem Negrin, dünyanın en büyük pazarlarından biri olan ABD’ye yapılan 300 milyon dolarlık ihracatın, Türkiye için anlam ifade etmediğini söyledi.
İlk kez Obama’nın ziyaretinde gündeme geldi
QIZ’in ihracatı artırmaya yönelik önemli bir model olacağını kaydeden Negrin, “ABD Başkanı Barack Obama geçen yıl Türkiye’ye geldiğinde konunun gündem maddesi olması için Başbakanlık’a iletmiştik. Ancak üzerinde çalışılmadı. Bununla birlikte iki ülke arasındaki politik ilişkiler, birkaç yıl öncesine kıyasla çok daha iyi durumda. Dolayısıyla QIZ şansının arttığını düşünüyoruz. Bu konuda iki ülke arasında çalışmalar yapmak için ABD merkezli bir lobi şirketiyle de anlaşmak üzereyiz” dedi. Konuyu Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) yetkililerine de ileteceklerini belirten Negrin, “DTM projeye inanırsa bize tam destek verecektir. İki yıl içinde konuyu çözüme kavuşturmayı planlıyoruz” dedi.
İşsizliğin ucuz çözümü konfeksiyon sektörü
TGSD’nin yeni dönemde de Anadolu’da istihdamı artıracak ve işsizliği azaltacak yeni projeler geliştirmeye devam edeceğini söyleyen Negrin, bu konuda hükümetin dikkatini yeniden konfeksiyon sektörüne çekmek için çalışmalar yapacaklarını söyledi. Negrin, “İşsizliğin ucuz çözümü, konfeksiyon sektörüdür. ‘Az yatırımla çok istihdam’ sağlayacak başka bir sektör daha yok. 5084 sayılı Teşvik Yasası geçen ay yeniden uzatıldı, ama enerji indirimi avantajı ortadan kaldırıldı. Bu uygulama, Doğu Anadolu’da pek çok işçiyi işsiz bırakacak. Enerji indiriminin tekrar uygulanması için de çalışacağız” dedi.
Cem Negrin, TGSD olarak Türkiye’den bir dünya markası çıkarmak için stratejiler sunmayı düşündüklerini de belirterek, şunları söyledi:
“İspanya’dan nasıl Mango, Zara çıktıysa, Türkiye’den de bu tür bir marka niçin çıkmasın? Bu markalar eğer İspanyol devletinden destek aldıysa, bizim devletimiz niçin kendi markalarına bu tür bir destek vermesin? Hangi markaların olacağı ortak bir çalışmayla belirlenebilir. Ama seçilen markaların da uluslararası arenada gerçekten söz sahibi olabilecek rakamlarla desteklenmesi gerek, birkaç yüz bin dolarla değil.”
ABD’ye gümrüksüz ihracatın yolu
Nitelikli Sanayi Bölgeleri (Qualifying Industrial Zones-QIZ), ABD’ye gümrüksüz ve kotasız ürün ihracatını sağlıyor. Amerikan Hükümeti’nin 1985’te İsrail ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması ile İsrail’e sağlanan gümrük vergisi ve kota muafiyetinin kapsamı, 1996 yılında QIZ ile genişletildi. Sonradan Filistin, Mısır ve Ürdün, bu anlaşmanın kapsamına dahil edildi. ABD’ye gümrüksüz ve kotasız ihracatta yüzde 30-35’lik avantaj elde ediliyor. QIZ modeli, ekonomik bir anlaşma olarak görülmesine rağmen önemli siyasi sonuçları olan ve stratejik işbirliğini gerektiren güçlü bir ittifak olarak da niteleniyor.