"Marka ve Mağazalar" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

İstanbul Fashion Week 2010, önceki akşam Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması’nın finaliyle başladı, dün gerçekleşen Gizia ve Deniz Mercan defileleriyle moda severlerin büyük ilgisini topladı.

 Dünün bombası Atıl Kutoğlu’nun uzun zamandır Türkiye’de yapması beklenen defilesiydi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Yerleşkesi avlusuna kurulan çadırdaki defilede Rolling Stones’un efsane gitaristi Keith Richards’ın kızı Alexandra Richards, ‘siyah inci’ diye anılan model Alek Wek, Alman model Franziska Knuppe ve Demet Kutluay’ın da aralarında olduğu 22 model görev aldı. İzleyiciler arasındaysa Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve kızı Pınar Günay’ın yanı sıra Avusturya Prensesi Francesca von Habsburg, Belçikalı şarkıcı Viktor Lazlo, Osmanlı hanedanı mensupları Zeynep Osmanoğlu ve Nilüfer Sultan, ‘Sex and the City’nin stilisti Patricia Field, İtalyan Vogue’un editörü Anna Piaggi yer aldı. Finalde Richards’la podyuma çıkan Atıl Kutoğlu, ayakta alkışlandı.

Tüm IFW defile programı ise aşağıdaki gibi olacaktır. Büyütmek için resme tıklayınız.

 

Moda devi Dior`un gözdesi olan üç top model; Charlotte di Calypso, Yulia Karlapanova ve Elena Lazic, Gizia`nın 2011 ilkbahar-yaz defilesi için İstanbul`a geliyor. 25 Ağustos`ta `İstanbul Fashion Week`in açılış defilesini yapacak Gizia için podyuma çıkacak ünlü modeller hemen sonra New York Fashion Week için İstanbul`dan ayrılacak.

 

Gizia Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kutlu, üç top model dışında bu yılki defileleri için Paris, Milano ve New York moda haftalarında podyuma çıkan mankenler arasından dev bir kadro oluşturduklarını söyledi. Kutlu defilelerinde ayrıca; Sasha Melnychuk, Jen Messelier ve Caterina Ravaglia gibi önemli isimlerin de podyuma çıkacağını söyledi.

Son dönemde artan Arap turist sayısı büyük beden markaların da yüzünü güldürdü. Sumak XL Fashion’ın satışları geçen yıla göre iki kat arttı.

Büyük beden üretim yapan markalar kilolu Arap turistlerin ilgi odağı oldu. Türkiye’nin ilk yerli büyük beden markalarından biri olan Sumak XL, satışlarının yüzde 60’ını yabancılara yapmaya başladı.
İstanbul Nişantaşı’ndaki mağazalarının müşterisinin yüzde 40’ının yabancılar olduğunu belirten Sumak XL Fashion Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Tatlısumak, “Bu yaz döneminde yabancılara satışımız geçen yıla göre iki kat arttı. 15 Haziran’dan sonra mağazalarda yabancılara satış oranımız yüzde 60’lara kadar çıkıyor. Örneğin Ruslar geldi mi 15 parça birden alıp gidiyor. Bunun yanında son dönemde artan Arap turist sayısı da alışverişlerimize olumlu yansıyor” dedi.

Ruslar ve Araplar Türk kadınına rengi sevdirdi
Sumak XL olarak şu anda 5 mağazalarının olduğunu ve yıl sonuna kadar bu sayıyı 7’ye çıkaracaklarını kaydeden Tatlısumak, “Özellikle yabancı turistlerin yoğun olarak gittiği bölgelerdeki mağaza sayımızı artırarak bu pazardan daha fazla pay almak istiyoruz. Sumak olarak mağaza açmaya 2.5 yıl önce başladık. Krizde biraz ara vermiştik. Bundan sonra her yıl iki mağaza açarak 4 yıl içinde 15 mağazaya ulaşmayı planlıyoruz” diye konuştu.
6’ncı mağazalarını eylül ayında Adapazarı’nda açacaklarını da kaydeden Tatlısumak, özellikle AVM’lerde büyümek istediklerini söyledi. Tatlısumak, şunları söyledi: “Bursa, Ankara, İzmir, Adana, Kocaeli ve İstanbul Bakırköy’de yeni mağaza arayışlarımız sürüyor.” Kilolu müşterilerinin büyük kısmının kendi bedenleri ile barışık olduğunu belirten Tatlısumak, şunları söyledi: “Ruslar, Ukraynalılar ve Araplar sayesinde büyük beden Türk kadınının da özgüveni yerine geldi. Artık kendilerini siyah ve kahverengi ile sınırlamıyor. Altta yaz-kış en çok kapri satıyoruz. 44-46 beden deri mini etek yok satıyor. Renkler de ise mercan, kırmızı, mor, gri tercih ediliyor” dedi.

2009’da kriz nedeniyle ertelenen düğün, nişan, sünnet gibi aktivitelerin bu yıl bolca yapıldığını bunun da özellikle ‘abiye’ satışına doping olduğunu da aktaran Tatlısumak, “Bu grupta fiyatlar 180 ile 325 TL arasında değişiyor ama hiç indirime bile girmiyoruz. Buna rağmen çok yoğun satış yapıyoruz. Yeni sezonda fiyatı 500 ile 1000 TL arasında değişen ‘üst’ gruba yönelik abiye koleksiyonu da hazırlayacağız” diye konuştu.
Sumak olarak 44 bedenden 54 bedene kadar her türlü ürünü ürettiklerini ifade eden Tatlısumak, “Türkler için basenleri geniş pantolan, Ruslar için ise karın kısmı daha büyük pantolon üretiyoruz. Türk kadının beli gittikçe kalınlaşıyor. Bu nedenle son 2.5 yıldır ürünlerimizde bel ölçülerinin büyüttük” dedi.

KİLOLU TÜRK MANKEN BULMAK ZOR
Kıyafetlerin tanıtımı için yerli manken bulmanın çok zor olduğuna da dikkat çeken Tatlısumak, “Türkiye’de kilolu profesyonel manken bulmak çok zor. Bu nedenle 6 yıldır yurtdışından model getiriyoruz. Bu konuda da en iyisi Avustralyalı mankenler” dedi.

Türkiye genelinde 21 mağazası bulunan Ender Mağazaları, yönetimi gençlerin eline bıraktı. 33 yıl önce Ender Mağazaları’nı kuran 3 kardeş Ercan Gizer, Orhan Gizer ve Bülent Gizer’in 13 çocuğundan 10’unun yönetim kuruluna girdiği marka, farklı alanlarda eğitim alan genç varisleriyle mağaza sayısında atak yapmaya hazırlanıyor.
Ender Mağazaları’nın 24 yaşındaki Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Gizer, 7 mağaza açmayı hedeflediklerini, bunun için 25 milyon dolarlık yatırım planladıklarını açıkladı. Ancak şirketin ‘mülk edinmeden mağaza açmama’ stratejisinin yatırımları zora soktuğunu anlatan Gizer, yönetim kurulunda bu konuda alternatifler geliştirmeye çalıştıklarını söyledi.
2 yıl önce Koç Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitiren ve 1 yıl AC Nielsen’de çalışan Gökçe Gizer, genç bir yönetim kadrosuyla çalışmaktan ve karar mekanizmalarını harekete geçirebilmekten mutlu. Eylül 2009’dan bu yana şirkette çalışan Gizer, tüm kuzenlerin farklı bir alanda eğitim aldığını ve aldıkları bu eğitimle şirkete çok farklı katkılar sağladıklarını düşünüyor. Gizer, “Hepimizin genç olması itibariyle çevremizden, arkadaşlarımdan tavsiyeler alıyoruz. Duyduğumuz yeni fikirleri araştırıp hayata geçirebiliyoruz. Şu anda benden sonra gelen kuzenimle en yeni iki üyeyiz. Diğerleri 6-7 yıldır bu işin içinde. Onlar genelde merkezimiz olan Adana bölgesinde. İstanbul’da 4-5 kişiyiz” dedi.

Mülk edinmeden mağaza açmıyoruz
Yönetimde çok kişi olmanın avantaj sağladığını anlatan Gizer, “Farklı eğitimler almamızı da bir güç haline getirdik. Hepimiz görev paylaşımı yapıyoruz. Güncelden hep haberdar oluyoruz. Bilgi işleme ağırlık verilmesinin sebebi ağabeyim mesela. Ben ve yeni başlayan kuzenim, müşterinin çok önemli olduğuna inanıyoruz, buna odaklanıyoruz. Şirketi 10 farklı açıdan bakıp her açıdan geliştirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
Yatırımlara hız vereceklerini anlatan Gizer, ancak firmanın ‘mülk edinmeden mağaza açmama’ stratejisi nedeniyle bu yıl açacaklarını duyurdukları 7 mağazayla ilgili sıkıntı yaşadıklarını söyledi. Gizer, “Çatır çatır mağaza açamamamızın sebebi, en az 2 bin metrekare bir yere ihtiyacımız olması. Çok katlı mağazacılık yapıyoruz. Yatırımı uzun vadeli düşündüğümüz için kiralayıp o yeri alabilecek ücreti 10 yıl vereceğimize, satın almayı tercih ediyoruz. Ancak kendi mülkümüzle mağaza açma stratejimiz bizi sıkıntıya sokabiliyor. Şu an yönetim kurulunda alternatif çözümler konuşuluyor. Kira gibi, reyonları bölüp mağaza açmak gibi çözümler düşünüyoruz” dedi. Mülk satın almanın kolay olmadığını vurgulayan Gizer, mutlaka tapu veya arazinin büyüklüğüyle ilgili sıkıntı yaşadıklarını, bu nedenle mağazaların 2011’de açılabileceğini kaydetti.
Açılacak yeni mağazalar için 25 milyon dolarlık yatırım planlandığını dile getiren Gizer, yeni mağazaların Samsun, Sivas, Trabzon, Çanakkale, Pendik, Kadıköy ve Tarsus’ta olacağını ifade etti. Gizer, İstanbul’da mağaza yatırımı içinse Pendik, Gebze ve Ümraniye’yi düşündüklerini belirtti.

300 yerli üreticiden alıyoruz
Diğer kuzenleriyle birlikte şu anda 1500 olan çalışan sayısını 2020’ye kadar 2 kat artırmayı planlayan Gizer, bayram ve okul sezonunda da yeni eleman alacaklarını dile getirdi. Mağazalar hakkında da bilgi veren Gizer, mağazaları olabildiğince güncel tuttuklarını ve ürünlerin günlük geldiğini, stok yapmadıklarını ifade etti. Erkek giyim, kadın giyim, çocuk, spor, elektronik, züccaciye ve genç aktif kategorilerinde ürün sunduklarını belirten Gizer, bütün ürünleri yurtiçindeki 300 tedarikçiden temin ettiklerini ifade etti.
“Bizim en güçlü yanlarımızdan biri köklü bir firma olmamız” diyen Gizer, kendi içlerinde yaptıkları bir çalışmayla da bilgi işleme ağırlık verdiklerini ve kişiye özel promosyon sistemini geliştirdiklerini anlattı. Ayrıca, mağazaların performansı, ürün stoku gibi kriterlerin de ölçülebildiğini dile getiren Gizer, kendisinin de bu sürecin bir parçası olduğunu anlattı. Şu anda sadece geçen yıl Denizli’de açtıkları mağaza ile alışveriş merkezlerinde (AVM) olduklarını belirten Gizer, bundan sonra AVM’lerde yer alacaklarını kaydetti. AVM’de bir mağaza yatırımının 2.5 milyon dolar, bir cadde mağazasının ise 6 milyon dolar yatırım gerektiğini belirten Gizer, yeni mağazalarla birlikte 300 kişiyi istihdam edebileceklerini dile getirdi.


ESKİDEN BİZ PEŞLERİNDEYDİK ŞİMDİ AVM’LER BİZİM PEŞİMİZDE
2009’da 110 milyon dolar ciro gerçekleştirdiklerini ve bu yılki hedeflerinin 150 milyon dolar olduğunu söyleyen Gökçe Gizer, “2008 yılında başlayan krizle beraber gelen bazı fırsatları da değerlendirmek istiyoruz. Kriz bize avantaj olarak döndü. Biz büyük metrekare kullanıyoruz. Artık alışveriş merkezleri de bize yer vermek istiyor. Daha evvel biz alışveriş merkezleri yöneticileriyle görüşmek ve yer tutmak istiyorduk. Şimdi onlardan bize teklif gelmeye başladı. Mağazamızda çok hızlı bir ürün sirkülasyonu var. ‘B’ ve altı tüketici grubuna hitap ediyoruz. 7’den 77’ye herkes kendine göre bir ürün bulabiliyor” şeklinde konuştu.
Daha sonraki yıllarda yurtdışına da açılmayı planladıklarını söyleyen Gizer, Suudi Arabistan ve Irak’tan teklif aldıklarını, ancak yurtiçi operasyonlarını tamamlamadan yurtdışına çıkmayacaklarını belirtti.

 3 Ağustos gecesi Suada’da gerçekleşen defilede 30’lu ve 40’lı yıllardaki ‘’asi ve tutkulu boksör’’ yaşamı Tween İlkbahar Yaz 2011 koleksiyonu ile yeniden yorumlandı…

Dünya moda başkentlerinde giderek etkinliğini arttıran Tween, Suada’da gerçekleştirdiği muhteşem defile ile 30’lu 40’lı yılların “asi ve tutkulu” ruhundan yola çıkarak günümüzün uğruna savaşılacak değerlerini yansıttı…

Dünya moda markaları ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilen defilede, herkesin uğruna savaşabileceği değerlerini ortaya çıkaran Tween, moda severlere unutulmaz bir gece yaşattı.

Tween İlkbahar Yaz 2011 Erkek ve Kadın koleksiyonlarının sergilendiği defile; iş, sanat ve cemiyet hayatının seçkin isimlerini bir araya getirdi. Tween’in birbirinden çarpıcı ve özgün koleksiyonlarının yer aldığı etkinliğe dünya modasının önde gelen profesyonelleri de katıldı. Tween’in Londra, Floransa, NewYork başta olmak üzere tüm dünyadaki organizasyonlarını ilgiyle takip eden moda profesyonelleri Tween İlkbahar Yaz 2011 defilesi için İstanbul’a geldi. Amerika’nın bir numaralı erkek moda dergisi Esquire Magazine moda editörü Wendell Brown, Holywood ünlülerinin stil danışmanı Seth Howard, dünya modasının en önemli portalı select.com moda editörü Jason Dike, İtalya’nın trend belirleyici moda dergisi MF Fashion Dergisi moda editörü Giampietro Baudo ve daha bir çok dünyaca ünlü moda öncüsü defileyi hayranlıkla izleyen isimler arasındaydı.

ORKA Group Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halidun Orakçıoğlu ve ORKA Yönetim kadrosunun ev sahipliğini yaptığı defilede, Suada 30’lu ve 40’lı yılların tutkulu boks maçı konsepti ile adeta yeniden tasarlanarak Tween’e özel çarpıcı bir atmosfer yaratıldı.

Yabancılar ilgisiz kalamadı

ORKA Group’un yurt içi ve yurtdışından gelen 200’e yakın müşterisinin de özel olarak yer aldığı defile, 1 hafta süre ile devam edecek bayii toplantısı ile de eşzamanlı olarak gerçekleştirildi. Defilenin ardından müşteriler, 2011 İlkbahar Yaz koleksiyonu siparişi vermek üzere ORKA Group’un misafiri olarak İstanbul’da ağırlandılar. İngiltere, Amerika, Rusya, İspanya, Dubai, Hindistan, Lübnan gibi ülkelerden gelen bayilerin de katılımı ile devam edecek toplantılarda marka tanıtmanın yanı sıra, dünya sipariş takvimi ile aynı anda hazır olan koleksiyondan siparişler verilecek.

ORKA Group’un yurt içi müşterisinin yanı sıra dünyanın pek çok ülkesinden gelen 100’e yakın yurt dışı müşterisinin de özel olarak yer aldığı defile, 1 hafta süre ile devam edecek bayii toplantısı ile de eşzamanlı olarak gerçekleştirildi. Aralarında İngiltere, Amerika, Rusya, İspanya, Dubai, Hindistan, Lübnan gibi ülkelerden 200’e yakın bayi ve müşteri katılımı ile devam edecek toplantılarda marka tanıtmanın yanı sıra, dünya sipariş takvimi ile aynı anda hazır olan koleksiyondan siparişler verilecek.

15 milyon dolarlık satış hedefi

Bu arada defile yalnızca Tween markası için gerçekleşirken, diğer 3 markanın ( Damat Tween ADV ) 2011 yaz koleksiyonu hazır durumda. Geçen yıla oranla yüzde 30 artışla, 15 milyon dolarlık bir sipariş hedefiyle çalışırken, yabancı basının da izlediği defilenin bu hedefe ulaşmasında büyük katkısı olacak.

ORKA Group Kreatif Direktörü Güneş Güner Işık tarafından hazırlanan Tween ‘Uğruna Savaşmak’ konseptli defilede yüksek ritimli müziğin “asi ve tutkulu” ruhu podyuma taşındı. Tween’in özgün ve öncü ruhundan ilham alınarak tasarlanan özel podyum ve Öner Evez’in çarpıcı koreografisi ile sergilenen Tween İlkbahar Yaz 2011 Erkek ve Kadın koleksiyonu davetlileri adeta büyüledi. Tween İlkbahar Yaz 2011 defilesi için İstanbul’a özel olarak gelen, pek çok ünlü markanın da defilesinde podyuma çıkan toplam 21 Yabancı ve Türk erkek & bayan manken yer aldı.

Tween İlkbahar Yaz 2011 Erkek ve Kadın defilesinin ardından başlayan after parti, davetlilere unutulmayacak bir gece yaşattı.

Tween İlkbahar Yaz 2011 Koleksiyonu;

Tween 2011 İlkbahar Yaz koleksiyonu kalıplaşmış kurallara meydan okuyarak genç jenerasyonun zengin ve yenilikçi bakış açısıyla kendini besliyor; “Tutku uğruna savaşmaya değer, fakat bazıları icin box sanatı sadece bir motivasyondur” sloganı ile yola çıkan ve herkesin uğruna savaşmaya değer bir şeyler bulacağı yaratıcı ve benzersiz bir koleksiyonla dünya erkek modasındaki yerini alıyor.

30’lu ve 40’lı yılların asi, rahat ve kendine güvenen ünlü boksörlerinden ilham alan koleksiyon, sartorial dikim tekniklerini günlük hayata taşıyarak, hafif pamuklu kumaşlar ve kendine özgü desenleriyle beraber koleksiyonun temelini oluşturuyor. Şehirli, şık, dinamik ve kendine güvenen bir duruşa sahip salaş siluetlerin yanı sıra zengin detaylar ile tasarlanmış ürünler; %100 pamuk, keten ve deri gibi natürel malzemeler doğadaki zengin renklerle birleşerek Tween 2011 İlkbahar Yaz koleksiyonunu oluşturuyor.

Tween koleksiyonu geçmişten günümüze kadar varolan değerlerin yeni kalıplar, farklı formlar ve en önemlisi kolay giyilebilir ürünler yaratarak erkek moda dünyasına yeni bir yorum getiriyor. Yıkanmış görünümlü sade ve şık ceketler, denim süslemeli gömlekler %100 pamuk veya ipek ince trikolar, doğal işlemlerden geçirilmiş deri aksesuarlar sezonun anahtar ürünleri; kruvaze ceketler ve denim detaylar ise sezonun öne çıkan ürünleri…

Göz alıcı desenler ve buğulu renkler ise Tween 2011 yazının en çarpıcı detayları…

İlkbahar Yaz 2011 koleksiyonunda 30’lu ve 40’lı yıllardaki ‘’asi ve tutkulu boksör’’ yaşamından ilham alan Tween, karma oluşturduğu doğu ve batı kültürleri ile özgün tasarımlarını, inovatif kumaşları ve yüksek kaliteyi birleştirerek gece ve gündüz giyilebilecek otantik ve sade bir koleksiyon yarattı…

Küçük üreticinin havlu attığı kriz döneminde yeniden yapılanan ve RodiMood adını alan Rodi, 2 yılda 2 kat büyüdü. Jean üretirken, stratejik bir kararla 7’den 77’ye tüm aile bireylerine yönelerek hitap ettiği kitleyi genişleten RodiMood, logo ve mağaza kopseptini de değiştirdi. Krize rağmen mağaza alanını 3.5 kat artıran marka, 2010 yılı sonunda 152 olan mağaza sayısını 170’e, 118 milyon TL olan cirosunu ise 240 milyon TL’ye çıkarmayı hedefliyor.
Firmanın gelecek hedeflerini paylaşmak amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan RodiMood Genel Koordinatörü Ahmet Can, konsept değişikliğine giderek markanın algısını da değiştirmeye karar verdiklerini söyledi. Can, Rodi’nin her zaman bir erkek markası gibi algılandığını, bu algıyı yıkmak istediklerini vurgulayarak, “Yeni logomuzu bile kadınları göz önünde bulundurarak oluşturduk” diye konuştu. Yatırımlarının büyük bölümünü mağazacılık alanında yaptıklarını anlatan Can, şunları söyledi: “2008 yılından sonra mağazaları değiştirmeye karar verdik. 200 metrekare olan mağazaları 800 metrekarelere kadar genişlettik. Toplam metrajı üçe katladık. En çok da mağazalarımızın daha büyük olmasına özen gösterdik. 2006’da 110 mağazamız vardı. Ağustos ayı itibariyle bu rakam 32’si franchise olmak üzere 162’ye ulaşacak. Son iki sene mağazacılığa yaptığımız yatırım 20 milyon dolar.”
RodiMood markasıyla birlikte tarzlarını tamamen değiştirdiklerini dile getiren Can, “Rodi Jeans zamanında kot markası gibi anılırdık. Ancak RodiMood markasıyla birlikte hem gençlere hem de bir ailedeki tüm bireylere hitap eden casual ürünler satan marka haline geldik. Şimdi sıra insanlara bunu anlatmaya geldi. Eskiden reklam yapmıyorduk. Çünkü mağazalarda onun bir karşılığı yoktu. Ancak şimdi hem mağazalar hem de ürünler çok güçlü. Önümüzdeki dönemde ciddi reklam yatırımlarımız olacak” dedi.
 
Komşuya mağaza açacak
Krizin kendilerini çok fazla etkilemediğini vurgulayan Can, 2008’de 68 milyon TL olan ciroyu, kriz yılı 2009’da 118 milyon TL’ye taşıdıklarını kaydetti. Can, bu yıl sonu ciro hedeflerinin ise, 230-240 milyon TL olduğunu açıkladı. İlk 7 ay verilerinin bu hedefe ulaşacaklarını gösterdiğini anlatan Can, “Bunda en büyük etken mağazacılığa verdiğimiz önem. Bir diğeri ise 2 milyon dolar yatırım yaptığımız IT sistemi yani anlık verilerin düzenli biçimde toplanması” diye konuştu.
Henüz yurtdışında mağazalarının bulunmadığını, ancak bu konuda da çalışmalarının olduğunu aktaran Can, konuyla ilgili şunları söyledi: “Özellikle komşu ülkelerden çok fazla franchising talebi geliyor. Şu an için bu konuda araştırma yapıyoruz. Yurtdışı için sağlam adımlar atmak istiyoruz. 2011 yılında komşu ülkelerden birisinde sürpriz bir mağaza açacağız. Fas ilgimizi çeken bir pazar. Onun dışında Azerbaycan ve Ukrayna’da da mağaza girişimlerimiz olabilir. O bölgelerden birisine yoğunlaşıp güçlü konuma gelmek istiyoruz.”
Anadolu’da da mağaza arayışlarının olduğunu anlatan Ahmet Can, şu anda RodiMood markasıyla 53 şehirde bulunduklarını, önümüzdeki dönemde tüm illerde olmayı planladıklarını söyledi. Can, Türkiye’de üretim yapmanın herhangi bir avantaj sağlamadığını belirterek, “2006 yılından beri Türkiye’de üretim yapmıyoruz. Kot haricindeki tüm ürünleri dışarıdan getirtiyoruz. Ancak bu kesinlikle Çin değil. Çin artık pahalı. Bangladeş, Hindistan, Myanmar ve Pakistan’da üretim yaptırıyoruz. Ancak İzmir’de de küçük de olsa üretim yapıyoruz” dedi.
 
Hayranlıkla izlediğimiz markalarla şimdi yan yana mağaza açtık
Türkiye’de peş peşe açılan alışveriş merkezleriyle (AVM) birlikte yabancı oyuncuların da pazara olan talebinin arttığını dile getiren RodiMood Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fettah Kazancı ise, “Türkiye AVM yapımında ve perakende piyasasında Avrupa’nın çok önünde. Türkiye’de giyim sektörü 30 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşıyor. Bence takip bile edemiyorlar bizi. Avrupa bitik durumda. Biz zamanında fuarlarda izlediğimiz markalarla bir baktık ki komşu olmuşuz. H&M yakında Türkiye pazarına giriyor. Eskiden korkardık böyle markalar gelirken ama şu anda hiç çekinmiyoruz. Çünkü H&M şu anda Türkiye’deki fiyatla rekabet edecek durumda değil” değerlendirmesinde bulundu.
 
 
Yards’ı buzdolabında saklıyor, 2012’de yeniden canlandıracak
RodiMood Genel Koordinatörü Ahmet Can, alt marka düşünmediklerini ancak üst gruba hitap edecek bir markalarının olduğunu belirterek, “Buzdolabında bir markamız var. Yards’ı şimdilik nadasa kaldırdık. 2012’de onunla ilgili gelişmeler olacak. O markamızı üst segmente konumlandıracağız. Şu anda aklımız tamamen RodiMood’da” dedi.

İlk etapta Ankara’da iki alışveriş merkezinde mağaza açan şirketin seçtiği genişleme bölgesinde İzmir ve Bursa da bulunuyor. Türkiye’deki mağaza açılışlarına katılan şirketin kurucusu Dirk Rossmann, “Almanya’da Türkler bana, her defasında Türkiye’de ne zaman mağaza açacağımı soruyordu. Onların tavsiyesiyle Türkiye’de de mağaza açtım.” dedi.

Şirket, 2015 sonuna kadar Türkiye’de 250 mağaza açmayı hedefliyor. Firma, Ankara’da Antares ve Kentpark alışveriş merkezlerinde başkentli tüketiciyle buluştu. Türkiye’de PNR Grup’la ortaklık yürüten Rossmann, Ankara, İzmir ve Bursa hattında genişlemesini sürdürecek. Rossmann, Türkiye’yi kendi ülkesi dışında yatırım yaptığı beşinci ülke olarak seçti. Türkiye’deki sermayesini 5 milyon Euro’ya çıkaran firmanın 40 alt markası ve 3 bin 500 ürün çeşidi bulunuyor. PNR Grup Başkanı Fevzi Pınar ise Alman şirketin Türkiye’de kişisel bakım ürünleri grubunda önemli bir boşluğu dolduracağını söyledi. Pınar, Türkiye planlamasında, yerel tüketim alışkanlıkları, şehir seçimleri ve ürün gruplaması yönünden katkı sağladıklarını ifade etti.

Galatasaray bir ilke imza attı. Formalarını internette tanıttı. Fenerbahçe ise yine futbolcularını kullanarak podyum sunumu gerçekleştirdi. Size göre Galatasaray`ın ki doğru bir strateji mi?

Herkesin bir yoğurt yiyişi vardır. Onların başındaki arkadaşımız da deneyimli birisi. Bizim hazır giyimde unutulmaması gereken bir söz vardır. `Bugünün doğrusu, yarının yanlışıdır`. Her doğru devam edecek demek değildir. Bugün doğru olarak gördüğüm şeye 3 ay sonra ` Ben ne kadar yanlış kararlar vermişim` diyebiliyorum. Çünkü bu işte değişim çok hızlı. Eğer hala muhafazakar bir yapı içerisinde hazır giyimi götürmek istiyorsanız, bu da hazır giyimin bir parçası; spor kısmı. Daima yeniliği getirmeniz lazım. Dünya değişim içinde, her şey değişiyor. Buna `İnnovation` deniliyor. O inovasyonu sağlayamazsınız, yaya kılırsınız. Sabah kalktığınızda diama en erken düşünen siz olun ve düşündüğünüzü en erken tatbikata koyan insan olun.

Mor da iş yapmadı

Galatasaray`ın bir tasarımcı grubu var. Başlarında Evrim Timur bulunuyor. Eşi Kaan Görün ise pazarlamadan sorumlu.. Forma renginin pembe olmadığını söylediler ve bir süre sonra da adını mercan olarak açıkladılar. Fenerbahçe taraftarının da aykırı renklere ilgisi var mı?
Ben bugünün şartlarında, pembeyi yapmam! Üstüne para verseniz, yine de yapmam. Ben modanın içerisinde yıllarını vermiş bir kişi olarak ve erkek giyimi idare eden bir kişi olarak diyorum ki, buradaki taraftar kitlenizin yüzde 75-80`i erkek. Ben erkeğin hangi rengi seveceğini bilirim. Sıcak renk hangisidir, en çok hangi renk satar, bunu çok iyi bilirim. Sen şimdi erkeğe pembe yaparsan çok satmaz. Dışarıdan baktığınızda herkes mor diyordu; ama ben Galatasaray maçlarını görüyordum. Tribünlerde mor mu hakim? Hayır. Eski bildiğiniz parçalı formalar hakimdi.

60 bin çok değil ki

Turuncu ve mor formalarda 60`ar binlik satış rakamlarından bahsediliyor.

Çok büyük bir rakam değil. Ben geçen sene çıkardığım arma formadan bile 80 bin tane sattım. Öyle kolay değil; Türk halkına birden bire kalkıp yeni bir rengi, hem de aykırı bir rengi benimsetmek. Ama inşallah muvaffak olurlar.

Şimdi moda lila

Modacılara göre pembe renk enerji düşüklüğünü temsil ediyor. Siz renk belirlerken bu tür düşünceleri önemsiyor musunuz?

Olmaz olur mu. Pembe renginin şu anda modada yeri yok. İrtifa kaybetti pembe erkekte. Son 2-3 yıldan beri lila rengi önde. Maviye kaçan bir tondur. Mesela önümüzdeki sene bir numaralı renk mavi. Biz de onlardan esinlenerek yaptık. Türkiye`de öyle kolay değildir mor rengi tutmak. Pembe de, kırmızı da zor bir renk.

İŞLER YOLUNDA GİDERSE 300 BİN SATARIZ

Fenerbahçe kulübünün bir sezon sonunda forma satış rakamındaki hedefi nedir?

Bu sene her şey yolunda giderse 300 bir adet satacağız demektir. Her şey derken transferler, neticeler… Formalar beğenildi. 300 bin taneyi çok rahatlıkla satabilecek durumdayız. Bu az biz bunu yeterli görmüyoruz. Biz bu rakamları milyonlara çekmenin peşindeyiz.

5 MİLYON DOLAR ÇÖPE GİDECEKTİ

Şampiyonluk maçı öncesi tasarımcılarınız 5 milyon dolarlık ürün için düğmeye basmanızı istemiş. Siz engel olmuşsunuz. şampiyonluk kaçtığı için mallar elde kalacak ve Fenerbahçe büyük zarar edecekti. Bu doğru mu?

Evet, ben durdurdum. Bütün her şey hazırdı. Bir düğmeye bassaydık. çok evvelden hazırlığını yapacaktık. Ama bu kadar yılın tecrübesi var bizde. Öyle veya böyle bir sağduyu ile işi garantiye almak çok daha önemli. Biz yine de hazırlığımızı yapmıştık. Ertesi günü taraftara sunacağımız ürünümüz vardı. Şampiyonluk gününde şölen için ürünümüz vardı. Önemli olan sonrası için… Şampiyon olduktan sonra 24 saat 48 saat gecikseniz ne olur. Bu uzayıp gidecek. Müthiş bir satış yakalayacaktık.

Başkanın bu hususta size bir söylemi oldu mu? Teşekkür etti mi?

Ben yönetim kurulu tarafından inanılmaz bir yetki ile geldim göreve. Hiç müdahale edilmedi. Teşekküre de gerek yoktu.

GÜNLÜK GİYİME GİRDİK, BÜYÜDÜK

Fenerium`lar ilk kurulduğunda `Kulüp mağazaları ne kadar iş yapabilir ki` söylemleri vardı. Ama tablo ortada. Sizin bu yükü omuzladığınız günlerde Fenerium`da ilk değiştirdiğiniz şey neydi.

Geçen sene 23 Mayıs`ta Aziz Yıldırım 3 yıllığına başkanlığa yeniden seçildi. Sayın başkanın 98`de kurduğu ilk kadroda da 2 yıl kendisiyle çalışmıştım. Sonra işlerimin yoğunluğu dolayısıyla müsaade istedim. Geçen seneki kongrede bana Fenerium`daki işlerin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Ama bu işlerin başına bir bilenin gelmesi gerektiğini ifade etti. söyledi. Çünkü yönetimde bu işin içinde olan, bu işten anlayan kimse olmadığını söyledi. Ben de bu işlerde artık 45 yılını tamamlamış bir kişiyim. Bugün hazır giyim sanayiinde önemli bir markanın yönetim kurulu başkanıyım. Onun için bu teklifi mutlaka kabul etmem gerektiğini söyledi. 1 Temmuz`da başladık. 1 ay boyunca Fenerium`ları gözden geçirdik. Gördüm ki yalnız maç kıyafeti satılıyor. Halbuki giyim sanayi her geçen gün o kadar genişliyor ki hep maç kıyafeti satarsanız büyümeyi gerçekleştiremezsiniz. Ancak maçın dışında da insanlara sürekli sarı-lacivert giydremezsiniz. Ama belirli yerlerde belirli sloganları, belirli armaları koyduğunuz takdirde, işler yürür. Bir Fenerbahçeli iş adamı veya çalışanı düşünün. Mesela blazer ceket alacak. İçinin astarını sarı-lacivert yaparsınız olur biter.

Sonra reyonlara çok güzel trikolar koyduk.

Biliyorsunuz Fenerbahçe`nin bir kuruluş arması vardır. O armanın içinde bir meşe palamut resmi vardır; dayanıklılığı gösterir. O gördüğünüz meşe palamutu resmini biz arma haline getirdik. Artık trikolarımızda, gömleklerimizde, eşofmanlarımızda bunu belirli yerlere koyuyoruz.

** Bir de taraftarlık ilginç şey.. Takımına küsüyor, kızgınlığını ürünlerden satın almayarak gösteriyor. Ben kendi işimde doğru mal yaparsam, ürün çeşitliliğini sağlarsam, zamanlamayı doğru yaparsam ve doğru fiyata getirirsem düğmeye bastığım işi bitiririm. Ama burası öyle değil.

Geçen sezon her branşta zirveye çıktık. Ancak futbolda son maçta şampiyonluk kaçınca hepsi heba oldu.

** Ayrıca taraftarlar şunu bilmeli, saha kapanınca sadece stat içi gelirden olmuyoruz. Bu stadın altında iki Fenerium var. İkisi toplam cironun yüzde 33`ini yapıyor. Bu inanılmaz bir rakam. Saha kapanınca, maç günü yoğunluğu yaşanmayınca kulüp bu paradan da oluyor.

**Pazarlama taktikleri önemlidir. Esela 4 yeni forma yaptık. Ama yeşil formayı tanıtmamıza rağmen saklıyoruz. İkinci yarıda sonuçlara göre zamanlama yapıp, satışa sunacağız. Gelen taraftarın bir kısmı ille de yeşil diyor. Ama vermiyoruz! Yine de satışlar çok iyi. Şehir boşalmış. Fakat mavi formada rekorlara gidiyoruz. Düşünün lig daha başlamadı, transferler tam bitmedi, Şampiyonlar Ligi ortada yok. Ama benim taraftarım kuyrukta.

** Kartal Yuvası, GS Store ve Fenerium arasında en doğru şekilde hareket eden Allaha çok şükür biziz. Mesela bayiliği kestik. Takım kötü gidiyo, adam korkuyor ve ürün siparişi vermiyor. Kendi elemanımızı yetiştirip kendi mağazamıza koyuyoruz. Mağaza sayısı artacak. Feneriumları 3 yılın sonunda inanılmazbüyük cirolara getireceğiz ve Allah nasip ederse de halka açacağız.

**İlk ürün çeşitliliği bizim tarafımızdanyapılıyor. Mesela bir firma ilk sunumu bize yapıyor. Bizden talep görürse Galatasaray ve Beşiktaş`a gidiyorlar. Mesela çakmak, top veya kalem..

**Hazır giyim sanayisinde geçen yıl büyük kriz vardı. Bu sene de bu kriz iyi kötü devam ediyor. Ama biz Feneruim`larda yüzde 72 ciro artışı sağladık. Bize kriz yok.

**Bir fikir attım ortaya; belirli bir yere bir taraftar mağazası açalım, bir köşesi Fenerbahçe`nin olur. Yanında Galatasaray`ın, Beşiktaş`ın, Trabzonspor`un köşesi olur. Milli takımın olur. Artık bunlara alışmamız lazım. Bir arada bu işleri becermek mecburiyetindeyiz. Galatasaraylıyı, Beşiktaşlıyı düşman olarak göremeyiz. Şimdi Galatasaray olmadığı takdirde Fenerbahçe`nin kitlesi daralır.

Hemen herkes, annesinin ya da büyükannesinin dolabından ya da sandığından çıkan, el işi göz nuru kıyafetleri bayılarak giyer. Bazıları ise o kadar şanslı değildir, çünkü kendisine böylesine değerli parçalar kalmamıştır. Ama artık onların da yüzü gülecek. Çünkü `Angels Never Die` (Melekler Asla Ölmez) adlı marka, sanki yıllar öncesinden kucağınıza düşmüş gibi duran birbirinden özel parçalara imza atıyor.
GÜNEŞTE AĞARMIŞ GİBİ…

Sedat Azizoğlu ve Ferhat Barıtcı tarafından 2000 yılında kurulan Taxim Tekstil`in markası olan Angels Never Die, günümüz modasını başarıyla yansıtan ama eskilere de gönderme yapan bir marka. Paris`te de bir merkezi olan marka; Avrupa, Rusya, Orta Asya Cumhuriyetleri, hatta Japonya`da tam 650 noktada satılıyor. Bunda da markanın kulaktan kulağa yayılan ünü büyük rol oynuyor. Angels Never Die`ın en büyük özelliği; her bir parçanın her yerde bulamayacağınız özel el işi süslemeler, kalıplar ve boyama teknikleriyle yapılması… El işi süslemelerinde ise; iple süsleme hareketleri, iğne oyaları, boncuklama ve pul işleri gibi detaylar kullanılıyor.

YILLAR ÖNCESİNDEN GİBİ

Kıyafetin, güneşte ağarmış gibi durmasını sağlayan boyama tekniği ise, üzerinizdeki parçanın yıllar öncesinden sapasağlam kalmış gibi görünmesini sağlıyor. Markaya en büyüğü 25 yaşında olan geniş bir genç tasarımcı grubu imza atıyor. Dünyaca ünlü Türk modacı Bora Aksu da, bu yıl onlara danışmanlık vermeye başladı. Angels Never Die ürünlerinin bir diğer özelliği de geniş bir yaş kesimine hitap etmesi… Yani 18 yaşındaki bir genç kız da, 35-40 yaşlarındaki bir iş kadını da stilini oluştururken bu `yaşsız` ürünlerden çok rahat kendine özgü bir parça bulabiliyor. Yeterki rahat etmeyi ve şık olmayı istesin…

Eroğlu ve Koton firmaları 2010`u yurtdışına açılma yılı ilan etti. Avrupa`yı ortak yayılma alanı olarak belirleyen firmalardan Koton; Doğu Avrupa`ya, Eroğlu Batı Avrupa`ya yayılma arifesinde.

Colin`s ve Loft markalarının yaratıcısı Eroğlu Holding`in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şahin Eroğlu, 2010`da tamamen markalara yatırım yapacaklarını söyledi. Yurtiçi ve yurtdışında 180 Colin`s mağazası açmayı planladıklarını belirten Eroğlu, `Bunların büyük bir bölümü yurtdışında olacak` dedi. Colin`s yanında arka planda kalan Loft markasına da yatırım yapacaklarını vurgulayan Eroğlu, yurtiçinde 40 tane Loft mağazası açacaklarını ve markanın ilk önce yurtiçindeki bilinirliğini artıracaklarını söyledi. İtalya`da açacakları mağaza dışında mutlaka Milano Moda Haftası`na da girmeyi hedeflediklerini dile getiren Eroğlu, `Fashion TV ile görüşme halindeyiz. 2010 Kış koleksiyonumuz için bir ünlü ile reklam anlaşması yapmak istiyoruz. İtalya`ya 12 mağaza açacağız` dedi.

OSMANLI İMPARATORLUĞU SINIRLARINA KOTON MARKASINI TAŞIYACAK

Koton`un Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz geçen yıl 15 mağaza açtıklarını bu yıl da özellikle Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı ülkelerde mağaza açacaklarını söyledi. `Osmanlı İmparatorluğu`nun sınırlarına mağaza açıyoruz. Doğu Avrupa`yı önemsiyoruz` diyen Yılmaz, bu yıl mayıs ayına kadar Libya, Lübnan, Bulgaristan, Slovakya ve Ürdün`e gireceklerini söyledi. Bu arada Koton`un sahipleri Yılmaz Yılmaz ve Gülden Yılmaz bir yandan markalarına yatırım yaparken bir yandan da dernekler içinde aktif görevler üstlenmeye başladılar. Birleşmiş Markalar Derneği`nin yeni başkanlığına getirilen Yılmaz Yılmaz ile Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği`nin başkan yardımcılığına seçilen eşi Gülden Yılmaz bazı projelerde eş zamanlı ve işbirliği içinde çalışıp marka yaratmak ve o markaları yurtdışına yaymak için çalışacaklar.