Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanlığı`na Halit Narin yeniden getirildi. Sendikadan yapılan açıklamaya göre; tek listeyle gidilen seçimde, 38 yıldır sendikanın Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Narin, 3 yıllığına yeniden seçildi. Böylece görev süresi 41 yıla çıkan Narin, ilk kez 1966 yılında başkanvekili olarak Yönetim Kurulu`na girmiş, 1972`de yapılan genel kurulun ardından başkanlığına getirilmişti. Yönetim Kurulu`nda, Halit Narin, Yakup Güngör, Muharrem Hilmi Kayhan, Ahmet Hamdi Topbaş, Fatih Karamancı, Necmettin Öztemir gibi isimler yer aldı.

İstanbul Sheraton Maslak Otel`de düzenlenen konferansta lider olabilmenin incelikleri, iş adamı ve şirket yöneticileri tarafından oturumlar şeklinde anlatıldı. Toplantının açılış konuşmalarını Konferans Başkanı ve EDUPLUS Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Çağlar Çoroğlu ile Monier Türkiye İcra Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkanı Daniş Navaro yaptı.

PriceWaterHouseCoopers Türkiye Başkanı, Cansen Başaran Symes, `100 küresel liderden tavsiyeler` başlığı altında, yeni trendler ve CEO araştırmaları ve sonuçları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Zirvenin, `İletişim ve İtibar Yönetimi` adlı özel oturumunda ise Global Tanıtım Yönetim Kurulu Başkanı Ceyda Aydede, dünyanın en etkili halkla ilişkiler duayeninden taktikler konusunda, katılımcılara bir konuşma yaptı. Başarılı yöneticilerden örnekler veren Aydede`nin ardından ise Ülke ekonomisine yön veren liderlerin öyküsü adlı özel bir oturum gerçekleştirildi.

Oturumda, TEKFEN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyyaz Berker, bir konuşma yaparak başarı hikayelerini örneklerle anlattı. Berker, `Biz zamanında taşeron olarak inşaat işleri yapıyorduk. Bugün Dünyada 10 ülkede biz varız. Tabi bu kolay olmadı. Biz hiç bir zaman bir işi vaktinde bitirememeyi düşünmedik. Her işi vaktinde ve kaliteli olarak bitirdik. Bu başarıyı biz buna borçluyuz. İşçilerinizi sevmek zorundasınız. Onlara bir şeyler anlatabilmeniz için onlar gibi olmak lazım. İşiyi anlamak ve ona bir şey anlatmak için işçi olmak lazım. Ben şantiyelerde çalıştığım için onları anlıyordum. Bu çok önemli. Türkiye`nin bir yerlere gelebilmesi için eğitime ihtiyaç var. Eğitim verdiğimiz insanlara, derdimizi anlatabiliriz. Türkiye`nin en büyük sorunu eğitim ve işsizliktir` dedi.

Zirvenin sabah oturumunda yapılan Lider Portresi adlı özel söyleşiye ise Bersay İletişim Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Saydam ve Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu konuşmacı olarak katıldı. Saydam ve Zorlu, `Küresel pazarlar ve dünya şirketi olmanın kuralları` başlığı altından katılımcıları bilgilendirdi.

Kendi iş deneyimlerini anlatan ve krizleri fırsatlara dönüştürmek gerektiğini belirten Ahmet Zorlu, devletin teşvikleriyle sanayicilerin ülkeleri ileriye götürebileceğini söyledi. Zorlu, `Türkiye`nin en büyük tehdidi yine Türkiye`dir. Biz Kavgalar yaparak, bir yere varamayız. Karşılıklı çekişmeler bizi bir yere götürmez. Biz bunları bırakmadan bir yere gelemeyiz. Teşvikler sanayiciler için çok önemli.

Zamanında teşvikler olmuş ama bunlar da yanlış ve kötüye kullanılmış. 15 yıl önce Türkiye Avrupa`nın uzak doğusu olabilir demiştim. Ama önce Türkiye`nin kendi gücünün farkına varıp, aklını kullanması gerekiyor. Sanayicilerin yatırıma teşviklerini sağlayacak kolaylıklar yapılması gerekiyor. Bu gerçekten çok önemli. Türkiye`de tekstil öldü diyorlar bizim 1 milyar dolarlık bir tekstil ciromuz var. Bunun için de `Inovasyon` dediğimiz yenliklere ihtiyacımız var. Biz bunu yapıyoruz. Krizleri fırsatlara çeviriyoruz. Türkiye`deki son 5 krizde de Zorlu Holding büyüdü. Çünkü bir hiç bir zaman kısa vadeli işler düşünmedik. Bugün dünyanın 4 bir yanında, 800 tane mühendis ARGE çalışmalarında bize hizmet ediyor. Her ülke için ayrı bir televizyon tasarlıyoruz. Bu çok önemli. Yeniliklere her zaman açık olmalısınız. Bunu yaparsanız başarırsınız` diye konuştu.

Babasından kendisine kalan en büyük mirasın itibar olduğunu söyleyen Zorlu, `Babam 1960`lı yıllarda maalesef iflas etti. Ondan bana kalan en büyük servet ise itibardı. Biz de bunu kullandık. Çok çalışıp, yeniliklere açık olduk ve ileri görüşlülüğümüzle her zaman uzun vadeli işler yapmaya çalıştık` dedi.

Zirvenin Ana oturumunda ise Liderler için yeni iş teknolojileri ve trendler, Türkiye ve dünyadaki ekonomik gelişmeler konuları ele alındı. Intel Türkiye Ortadoğu ve Afrika Bölge Koordinatörü Ayşegül İldeniz yeni trendleri anlatırken, Merrill Lynch Yatırım Bank A.Ş. CEO`su Kubilay Cinemre ise Türkiye ve dünyadaki ekonomik gelişmelerin iş dünyasına etkilerini anlatarak, öngörü ve tavsiyelerde bulundu.

Zirvede, `Global yönetici nasıl olunur? Gereken özellikler nelerdir? Bu özelliklere nasıl sahip olunur?` aslı forumuna ise duayen bankacı Türklider Merkezi Kurucu Başkanı Bülent Şenver başkanlık yaptı. Foruma Nestle Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hans Ulrich Mayer, AstraZeneca Türkiye Başkanı Herve Dussart , Garanti Bankası CFO`su ve Genel Müdür Yardımcısı Afzal Mohammed Modak, LG Electronics Türkiye Başkanı Cristopher Kim, yaptıkları konuşmalarla eşlik etti.

Zirvenin öğleden sonraki bölümünde de `Yenilikçi ve Müşteri Odaklı Marka Olmanın Kurallar` adlı forum gerekleştirildi. Foruma Amrop International Yönetici Ortağı Yeşim Toduk Akış başkanlık yaptı. Bu foruma ise Coca-Cola Türkiye Bölümü Başkanı Galya Frayman Molina, Türk Henkel Yürütme Kurulu Başkanı Erdem Koçak, Yaşar Holding A.Ş. İcra Başkanı Dr. Mehmet Aktaş katılarak birer konuşma yaptı.

İş yaşamında başarı adlı forumuna ise Yönetim Danışmanı Fikret Erg u Başkanı Ahmet Zoüder başkanlık yaptı. Foruma, Boyner Sanayi A.Ş. CEO`su Osman Boyner, Presşdent Of Organik Group Of Companies`dan Aldo Kaslowski, İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve İncitaş Yönetim Kurulu Başkanı Perihan İnci konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, `Zor dönemlerde liderlik, vizyon strateji ve girişimcilik` konularında katılımcılara deneyimlerini anlattı.

İncitaş Yönetim Kurulu Başkanı Perihan İnci, çalışılmadan girişimci olunmayacağını belirterek, mutlak başarı için çalışılması gerektiğine dikkat çekerken, Boyner Sanayi A.Ş. CEO`su Osman Boyner ise lider olabilmekte çalışmanın önemin dikkat çekerek, aile şirketleri hakkında katılımcıların sorularını yanıtladı.

Zirvenin akşamki oturumunda ise `Gelecek 10 yılda yönetim ve inovasyon` ile `Sıradışı pazarlama fikirleri, yaratıcı pazarlama ve satış uygulamaları` konularında özel oturumlar yapıldı. Tüm Fütüristler Derneği Başkanı ve M-GEN Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan, `İş Dünyası ve yöneticileri neler bekliyor` başlığı altında yaptığı sunumuyla salondakilerden alkış aldı. Toplantı sıra dışı satış tekniklerini anlatan T-Box Genel Müdürü Doğan Kaşıkçı`nın konuşmasıyla sona erdi.

Zirve sırasında Monier Türkiye İcra Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkanı Daniş Navaro, TEKFEN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyyaz Berker`e, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu`ya, Konferans Başkanı ve EDUPLUS Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Çağlar Çoroğlu tarafından onur ödülleri ve plaketler verildi.

Zirvenin büyük onur ödülü ise Coca-Cola Avrasya ve Afrika Grubu Danışmanı Dr. Cem Kozlu`ya EDUPLUS Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Çağlar Çoroğlu tarafından verildi.

SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, insanların doğduğunda ve öldüğünde beze sarıldığını belirterek, `Tekstil Türkiye`de kesinlikle bitmez. Ancak ülke olarak sektörde basit ve ucuz mal üretiminden çıkıp, kalite, moda ve markaya yönelmek zorundayız.` dedi. Özel bir televizyon programında konuşan Konukoğlu, iş yaşamına, Sanko`nun gelişimine, ülke gündemine ve Gaziantep`in sanayileşmesi ve başarısına ilişkin soruları cevapladı.

Ortaokulu bırakarak iş yaşamına girdiğini, ancak babasının fabrikasında çalışmasına rağmen kendisine hiç ayrıcalık tanınmadığını, aylarca yer süpürdüğünü ve makine sildiğini anlatan Konukoğlu, `Asla taviz vermeyen ustalarım sayesinde emir almayı ve aldığım emri uygulamayı öğrendim. Zaman zaman eziyet etseler de başarımda onların payını unutamam.“ diye konuştu. Eğitimin öneminin hiçbir zaman tartışılamayacağını, özellikle yabancı dil bilmemesinden rahatsızlık duyduğunu kaydeden Konukoğlu, şöyle devam etti: `Eğitimi yarıda bırakmaktan dolayı üzülüyorum. Ancak, şunu da düşünüyorum. İşletmenin içerisinde, diğer bir ifade ile çekirdekten yetişmenin yararlarını gördüm. Çekirdekten yetişen benim ve hepsi yüksek öğrenimini tamamlayan kardeşlerimin el ele vermesiyle bugünlere geldik.

Aile bağlarımız çok sıkı. Hepsi birbirinden başarılı olan kardeşlerimle birlikte SANKO`yu bugünlere getirdik. Kardeşlerim olmasa bugünlere gelemezdik. Eğitimimi yarıda bırakmaktan dolayı pişman değilim ama bugün her birisi holdingi yönetecek kapasitede olan kardeşlerimin ve çocuklarımın eğitimini tamamlamamalarına izin vermezdim.` Başarıda eşlerin çok önemli rol oynadığını hatırlatan Konukoğlu, `Her başarılı erkeğin arkasında anlayışlı hanımı vardır. Hanım anlayış göstermese, yardımcı olmasa bugünlere gelemezdim, başarılı olamazdım.“ dedi.

ARA ELEMAN EKSİĞİ VAR

Türkiye`de yüksek öğrenim açısından çok önemli sorun olmamakla beraber, ara eleman konusunda ciddi sıkıntı olduğuna dikkati çeken Konukoğlu, `Mühendis var ama ara eleman yok. İşletmelerde bu çok önemli bir sıkıntı. Ara eleman yetiştirilmeli.“ diyerek, meslek liselerinin önemini dile getirdi. Türkiye`de tekstil sektörünün kesinlikle bitmeyeceğini, ancak tekstilde kalite, moda ve marka faktörlerinin öne çıkarılması gerektiğinin altını çizen Konukoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: `Tekstil diriye de lazım, ölüye de. Doğunca da tekstile sarıyorlar, ölünce de. Türkiye`de tekstil bitmez.

Klasik üretimden çıkmalıyız.

 Kaliteyi, modayı, markayı, tasarımı üretenler ayakta kalır. Tekstil bir süreç yaşıyor. İngiltere yıllarca tekstilin merkezi oldu. Daha sonra Fransa tekstilde güç merkezi oldu. Bu ülkelerin sömürgeleri elinden çıkınca, pamuk üreticisi de olan İtalya tekstilin kontrolünü aldı. Pamuk üreticisi olmasından dolayı İtalya tekstil sektöründe etkinliğini devam ettiriyor. Ancak, son 30 yıldan beri Türkiye de bu sektörde güç merkezi haline geldi. Süreç devam ediyor. Tekstilin basit ve ucuz üretimi Türk cumhuriyetlerine ve özellikle Uzakdoğu ülkelerine kayıyor. Bu tekstilin yanı sıra, emek-yoğun diğer sektörler için de yaşanacak süreçtir.

Türkiye, en önemli pazarlardan AB ülkelerine hem yakınlığı hem de tartışılmaz kalitesiyle daha uzun yıllar tekstil sektöründe hitap edecektir. Tekstil Türkiye açısından istihdam boyutu ile de çok önemli bir sektör. Tekstil Türkiye`nin istihdam alanıdır. Bu anlamda da önemli bir sektördür.` Döviz kurunun düşük olduğunu, kurların biraz yükselmesinde yarar gördüğünü bildiren Konukoğlu, IMF ile gelinen süreci, `IMF sigortadır, teminat mektubudur. Olursa iyi olur, ama olmazsa olmaz diye bir şey yok. IMF dizginleri ele alıp, kabuğunu kıran Türkiye`yi boyunduruğu altına almak istiyor. Türkiye liderliğe soyunan bir ülke. IMF`nin de bunu dikkate alması gerekirdi.` sözleriyle değerlendirdi.

ÇOCUKLARINIZI İŞE ALIŞTIRIN`

İş adamlarını, çocuklarını işe alıştırmaları için uyaran Konukoğlu, `Çocuklarınızı işinize alıştırın. (Ben ezildim, çocuğum ezilmesin, hayatını yaşasın) derseniz, sizden sonra başarılı olamaz. Çocuklarınızı mutlaka iş yerinize getirin, çalışmayı ve zamanla çalıştırmayı öğrenmesini sağlayın.` dedi.

Paylaşmak mutluluktur anlayışı ile hareket ettiklerini belirten Konukoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: `Sosyal sorumluluk projelerimizi, 1989 yılından beri babamın kuruluşunu sağladığı Sani Konukoğlu Vakfı aracılığı ile yürütüyoruz. Şu ana kadar 17 okul yaptırdık. Her yıl yüksek öğrenimdeki bin 500`ün üzerinde öğrenciye karşılıksız burs veriyoruz. Onlardan tek istediğim, iş yaşamına atıldıklarında, ailelerinin geçimini temin edecek gelire kavuştuklarında, mümkün ise kendilerinin de bir öğrenciye karşılıksız burs vermeleridir. Ayrıca, her yıl 19 bin aileye yılda iki kez gıda yardımı yapıyoruz.`

Adıyaman Genç İşadamları Derneği`nin bu yıl 2`ncisini gerçekleştirdiği ekonomi paneline katılan Hikmet Tanrıverdi, genç iş adamlarına dünyanın yeni pazarlarını keşfetmelerini tavsiye etti. Konuşmaların ardından panelistler ve AGİD Yönetim Kurulu birlikte fotoğraf çektirdi.


Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlaya`nın Cumhuriyetin 100. yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefine bir destek de İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı(İHKİB) Hikmet Tanrıverdi`den geldi. Adıyaman Genç İşadamları Derneği`nin (AGİD) 2010 İhracat Hedefi ve Yeni Pazarlar konulu panelinde konuşan Tanrıverdi, tekstil sektöründeki Uzak Doğu rekabetine rağmen 2023`te ihracatlarını 60 milyar dolara çıkaracaklarını söyledi. Tekstilin insanoğlu var oldukça devam edeceğinin altını çizen Hikmet Tanrıverdi, Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin `Made in Turkey`e rastlarsınız. Dünyanın en ucuzu Çin, Endonezya, Mısır gibi ülkelerse en pahalısı da İtalya… Türkiye İtalya`ya yakın olarak kabul ediliyor. Yani marka imajımız son yıllarda yükseliyor. Hele hele Müslüman ülkelerde bir numarayız. Bunun arkasında da ister komşularla `sıfır kavga`, ister Başbakan`ın `one minute` çıkışı var deyin. İleride AB ile ilişkiler geliştikçe herkes bizden mal alacak. Örneğin tekstilde şu an yıllık 30 milyar dolar olan ihracatımızı, 2023 yılında 60 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz dedi.

Adecco ve Capital Dergisi işbirliğiyle düzenlenen, “Türkiye`nin En Beğenilen Şirketleri 2009“ araştırmasında dereceye giren şirketler, törenle ödüllerini aldı. 

Adecco ve Capital Dergisi işbirliğiyle düzenlenen, “Türkiye`nin En Beğenilen Şirketleri 2009“ araştırmasında dereceye giren şirketler, törenle ödüllerini aldı.
Capital`in 2009 Aralık sayısında açıkladığı “Türkiye`nin En Beğenilen Şirketleri“ araştırması sonucunda dereceye giren şirketlere ödülleri, The Ritz-Carlton Otel`indeki törenle verildi.
Bu yıl 10`uncusu düzenlenen ve 618 şirketten bin 347 orta ve üst düzey yöneticinin yanıtladığı anket sorularına dayanılarak belirlenen ödüllerde, Türkiye`nin en beğenilen şirketi Turkcell olurken, ikinci sırada Arçelik yer aldı. Üçüncülüğü ise Garanti Bankası ve Koç Holding paylaştı.
Turkcell adına birincilik ödülünü Genel Müdür Süreyya Ciliv`in aldığı törende, kendi sektörlerinde en beğenilen 36 şirkete de ödülleri takdim edildi.
Verilen bilgiye göre araştırma, şirketlerin sosyal sorumluluk, çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti, itibar gibi kritik konularda profesyonel yöneticiler tarafından nasıl algılandığına ilişkin verileri içeriyor. Araştırmaya katılan yöneticilere göre kaliteli ürün sunan, tasarımcı ve yenilikçi şirketler, itibar liginde ön sıralarda yer alırken, çalışanlarına önem veren, onların gelişimlerine yatırım yapan ve haklarını samimiyetle tanıyan şirketler de yüksek beğeni puanlarına sahip oldular.
Araştırmaya göre Türkiye`nin en beğenilen ilk 20 şirketi şöyle sıralandı:
1- Turkcell
2- Arçelik
3- Garanti Bankası / Koç Holding
4- Coca-Cola Company
5- Sabancı Holding
6- Eczacıbaşı Topluluğu
7- Unilever
8- Ülker
9- Türkiye İş Bankası/ Procter&Gamble
10- Doğuş Holding
11- Türk Telekom
12- Vestel
13- Borusan Holding
14- Microsoft
15- Toyota
16- Siemens Sanayi
17- BSH
18- Efes Pilsen
19- Akbank
20- Tüpraş
-SEKTÖRLERE GÖRE EN BEĞENİLEN ŞİRKETLER-
Sektörlere göre en beğenilen şirketler ise şöyle:
Akaryakıt Dağıtımı ve Madeni Yağlar Sektörü: Shell
Aracı Kurumlar: İş Yatırım
Bankacılık Sektörü: Garanti Bankası
Bilişim Sektörü: Microsoft
Bireysel Emeklilik Sektörü: Garanti Emeklilik
Boya Sektörü: Marshall
Çimento Sektörü: Nuh Çimento
Dayanıklı Tüketim Malları Sektörü: Arçelik
Demirçelik Sektörü: Erdemir
Enerji Sektörü: Enerjisa
Faktoring Sektörü: Garanti Faktoring
Gıda Sektörü: Ülker
Hazır Giyim ve Mağazacılık Sektörü: LC Waikiki
Alkollü İçecek Sektörü: Mey İçki
Alkolsüz içecek Sektörü: Coca-Cola
İçecek-Su Sektörü: Nestle–Erikli
İlaç Sektörü: Pfizer
İnşaat Sektörü: Enka
Kağıt ve Ambalaj Sektörü: Olmuksa
Kargo, Nakliye, Lojistik Sektörü: DHL
Kişisel Bakım ve Kozmetik Sektörü: Procter&Gamble
Leasing Sektörü: Garanti Finansal Kiralama
Mobilya Sektörü: İstikbal
Otomotiv Sektörü: Toyota
Paketlenmiş Et Sektörü: Banvit
Perakende Sektörü: Migros
Plastik Ambalaj Sektörü: Korozo
Plastik Boru ve Pencere Sektörü: Fırat
En Beğenilen Reklam Ajansı: TBWA
Sağlık Gereçleri ve Seramik Sektörü: Eczacıbaşı Vitra
Sigorta Sektörü: Axa Sigorta
Su Sektörü: Nestle
Süt ve Sütlü Mamuller Sektörü: Sütaş
Tekstil Sektörü: Altınyıldız
Telekom Sektörü: Turkcell
Temizlik Ürünleri Sektörü: Unilever
Turizm Sektörü: Setur

İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği`nde (İTHİB) İsmail Gülle yeniden başkanlık koltuğuna oturdu. Bin 262 üyenin katılımıyla yapılan İTHİB Genel Kurulu`nun Divan Başkanlığı`nı Fikret Tanrıverdi üstlendi. Seçimlerde Gülle 640 üyenin oyunu alırken; Hazim Sesli 617 oyda kaldı, 5 oy ise geçersiz sayıldı.

İsmail Gülle

Seçimin ardından bir teşekkür konuşması yapan Gülle, uzun soluklu ve yorucu bir dönem geçirdiklerini ama örnek bir genel kurulla sektörün kararını verdiğini söyledi. Sonuçların ardından, kazananın tekstil sektörü olduğunu vurgulayan Gülle, ` Kazanan sektör olsun dedik, kazanan sektör oldu. Bizim kalbimiz herkesi sevecek kadar büyük, kollarımız herkesi saracak kadar uzun.` dedi
Yeni seçilen yönetim kurulu şu şekilde oluştu:
Gülle Tekstil İsmail Gülle
Kipaş Ahmet Öksüz
Ünsa Ambalaj Selim Akdoğan
BTD Tekstil Fatih Bilici
TeksisTekstil Ahmet Şişman
Karagözlüler Tekstil Nüvit Karagözlü
Ertek Tekstil Ertan Koçulu
Ankara Tekstil Şerafettin Demir
Bossa Can Piyale
Pala Tekstil Tamer Pala
Tepar Tekstil Sultan Tepe
Denetleme Kurulu
Öz-El Lastik Kahraman Öztürk
EMR Fermuar Ömer Özpehlivan
Akgün Tekstil Ensar Özer

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı`nın hazırladığı verilere göre `Perakende Güven Endeksi`, martta geçen yılın aynı ayına göre 11,6 puan arttı. 

Endeks anketine katılanların yüzde 44,1`i önümüzdeki 3 ayda işlerinde iyileşme beklediklerini belirtirken, işlerinde kötüleşme beklediklerini ifade edenlerin oranı yüzde 31,1 oldu. Endeksteki artış, mobilya-aydınlatma, motorlu taşıtlar, büyük mağazalar ve hazır giyim sektörlerinde ortalamanın üzerinde gerçekleşti.

Bünyesinde Zara, Zara Home, Massimo Dutti gibi markaları bulunduran İspanyol Inditex Group`a ait Uterqüe, İstanbul`daki ikinci mağazasını Nişantaşı`nda açtı. Mağazada; ayakkabı, çanta ve takının yanı sıra tekstil ve deri hazır giyim ürünleri de bulunuyor. Marka; moda trendlerine bağlı olarak modellerini sürekli güncelliyor.

`Bitti` denilen tekstil ve hazır giyim sektörü, yüzde 100 kapasiteyle çalışıyor; hatta siparişleri karşılayamama endişesi yaşıyor. 2010`daki yüzde 15`lik büyüme hedefi, `Tekstil bitmedi, İtalyan tekstili gibi yeni bir yola girdi` dedirtiyor

 

`Yolun sonuna geldi` denen `lokomotif`in yeni rotası
Özellikle 1 Ocak 2005`te Çin`in Dünya Ticaret Örgütü`ne (DTÖ) üye olmasıyla tüm dünyada üretim ve ticarette büyük bir değişim ve dönüşüm yaşamaya başladık. Türk tekstil sektörü de bu gelişmelerden en çok etkilenen alan oldu. Bu süreçte teknolojisini yenilemeyen, yönetim anlayışını geliştiremeyen ve bir marka imajı oluşturamayanlar birer birer döküldü. Hatta 2005`lere doğru yaprak dükümü hızlandığı için bir ara, `Tekstil bitti` gibi laflar edilmeye başladı.

Yaşanan bu kargaşanın üzerine bir de 2008`de baş gösteren küresel kriz gelince sektörde `Her şeyin sonuna gelindi` düşüncesi ağırlık kazandı. Çünkü bu süreçte iflas ertelemesinde bulunan firmaların büyük çoğunluğu tekstil ve hazır giyimdendi… Türkiye genel ekonomi için 2010`da yüzde 3,5`luk bir büyüme öngörüyorken bitti denilen bir sektörün aynı yıl için yüzde 15`lere varan büyüme hedeflemesi ne anlama geliyor? İşte biz de bu kritik sorunun peşine düştük. Sektör aktörlerini dinledik ve dünya çapında bir tekstil kümelenmesi olan Bursa`nın nabzını tuttuk, Denizli`de incelemelerde bulunduk. Sonuç olarak tekstil ve hazır giyimin Türkiye`de yolun sonuna gelmediğini ve yeni bir sürecin başında olduğunu gözlemledik. TekSTİL`den TürkSTİL`e geçişin detaylarını ilerleyen günlerde sizlerle paylaşacağız.
* * *
Türkiye`de tekstil üretiminin Selçuklular döneminde başladığı belirtiliyor. İlk dönemlerde elle dokunan ve Avrupa`ya ulaşan Türk kumaşlarının büyük beğeni topladığı kaydediliyor. Kumaş dokumacılığı Osmanlılar döneminde de gelişimini sürdürmüş, ancak Avrupa`da endüstri devrimi sonrasında makinelerle dokunan kumaşların Osmanlı coğrafyasına yoğun bir şekilde girmesiyle durum tersine dönmüştü. Osmanlının el yapımı kumaşları zamanla yerini Avrupa`nın makine ürünlerine bırakmış ve el yapımına dayalı üretim iflas etmişti. Cumhuriyet sonrasında makine gücüne dayalı üretime yönelen Türkiye, 1933`lü yıllarda ülkedeki ilk endüstri dalı olarak tekstil sektörünü kurmaya yönelmişti. Önce kamu daha sonra da özel sektör firmaları iplik, dokuma ve terbiye işletmeleri kurulmuştu.
ÖZAL`LA DIŞA AÇILMIŞTI
1980`lere kadar daha çok iç piyasaya üretim yapan sektör, Turgut Özal`ın açılım rüzgarı ile yönünü dışa döndü ve hızla büyüdü. Bilen, bilmeyen herkes tekstile girdi. Çünkü bu işi yapanlar iyi arabaya biniyor, iyi evlerde oturuyor ve çocuklarını özel kolejlerde okutuyordu. Yaptığı ihracat ve sağladığı istihdamla `Ekonominin lokomotifi` ünvanını kazanan sektör, 1990`lardan sonra markalaşmayı gündemine aldı. Çünkü fason üretim yaptığı Avrupalıların marka değeriyle ne kadar kazandığını görüyordu. Üretim yaptığı dünya markaları sayesinde üretim, yönetim ve pazarlama deneyimini geliştirenler, bugün kendileri de bir marka olarak öne çıkıyor. Ancak sadece üretici modunda kalanlar için vakit artık çok geçti. Çünkü global anlamda devir tekrar değişiyor, roller yeniden belirleniyordu.
İŞSİZLİĞİN İLACI BURADA
Bir zamanlar batıdan gelen makine teknolojisiyle rekabet edemediği için el yapımı tekstil sektörünü tasfiye eden Türkiye, bu sefer Uzakdoğu`dan, Çin`den gelen ucuz ürünlerle zora girmişti. Çünkü 1 Ocak 2005`te Çin`in Dünya Tiaret Örgütü`ne üye olmasıyla tüm dünya üretim ve ticaretinde büyük bir dönüşüm yaşamaya başlandı. Üretim ve ticaretin kuralları yeniden yazılıyordu. 2005 sonrasında uygulanan düşük kur ve yüksek faiz politikası, ihracatçı sektörü iyice zorladı. Buna bir de 2008 küresel krizi eklenince dökülmeler başladı. Bu kargaşa ortamında bir ara, `Tekstil bitti`, `Türkiye tekstilden çıkıp başka sektörleri öncelemeli` gibi söylemler dile getirilmeye başlandı, hem de üst perdeden… Ancak yeni açıklanan istihdam rakamları ve tekstilde başlayan hareketlilik, bu sektöre yönelik tutumları yeniden ele almayı zorunlu kıldı. Çünkü bu sektörün küçülmesiyle Türkiye`de resmi işsizlik yüzde 14`lere çıktı.
İTALYA MODELİ
Fakat 5 milyon işsiz gence ilk umut ışığını da yine tekstil ve hazır giyim sektörü yaktı. İlk çeyrek ihracatında ortalama yüzde 15`lere yakın bir büyüme kaydeden ve 2010 için de aynı trendin süreceği beklentisinde olan sektördeki bu hareketlilik, `Tekstil bitti` diyenleri mahcup etti. Peki Türkiye genel ekonomi için 2010`da yüzde 3,5`luk bir büyüme öngörüyorken bitti denilen bir sektörün aynı yıl için ortalama yüzde 10 büyüme hedeflemesi ne anlama geliyor?
YENİ BİR SÜRECİN BAŞLANGICI
İşte biz de bu kritik sorunun peşine düştük. Sektör aktörlerini dinledik ve dünya çapında bir tekstil kümelenmesi olan Bursa ve Denizli`de incelemelerde bulunduk. Sonuç olarak tekstil ve hazır giyimin Türkiye`de yolun sonuna gelmediğini ve yeni bir sürecin başında olduğunu gözlemledik.
Sektörün İtalya`da yaşadığı doğal sürecin bir benzeri ülkemizde gerçekleşiyor. Tekstilden çıktığı belirtelen İtalya`nın bu sektörden yılda 60 milyar dolar katmadeğer üretmesini örnek alan Türkiye, kendine yeni bir yol haritası çiziyor. Değişen dengeleri okuyabilenler kendine yeni rotalar oluşturuyor. Eski usulde devam edenler ise saf dışı kalıyor.
Buna Türkiye`nin tekstilde duayeni denilenler de dahil.
`Battık, batıyoruz` söylemi sektöre büyük zarar verdi
Klasik ağlayan tekstilci söyleminin sektöre büyük zarar verdiğini belirten İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği(İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, sektörde krizin 2007`de başladığını söyledi. 2009`un yarısından sonra durumun olumluya döndüğü bilgisini veren İsmail Gülle, şöyle devam etti: `Battık, batıyoruz` söylemleri, hem sektörün imajına hem de sektöre zarar verdi. Bankaların kredi kararlarında etkili oldu. Bu süreçte kapanan ve sektörden çıkanlar oldu. Sektör aslında 2005`ten beri sürekli küçülüyor. Özellikle iplik alanında büyük elenme oldu. Yaklaşık 200 fabrika kapandı. Bunlar, TL`nin değerli olmasıyla ithalata karşı rekabet edemedi. Yeni yatırımlar da yapılmadı.`
FİRMALAR FUL KAPASİTE ÇALIŞIYOR
`Şubat ayında da yüzde 28`lik bir artış var. En büyük pazarımız olan Rusya`da da bir canlılık var. 2010`un da sektör adına çok olumlu geçeceğine inanıyoruz. Yüzde 20-25`lik bir artış bekliyoruz` diyen İsmail Gülle, ayakta kalan firmaların ful kapasite çalıştığını vurgulayarak şöyle devam etti: `Yapılan dampingler ve ithalat pahalı nedeniyle sektör yoğun bir şekilde çalışıyor. Eskiden yüzde 60-70 kapasite ile çalışılıyordu, şimdi yüzde 100 kapasite ile gelen talebe cevap verilecektir.`
Fırsat penceresi açıldı
Küresel kriz sürecinde varlığı daha iyi hissedilen Komşu ve Çevre Ülkeler Açılımı, tüm sektörlerde olduğu gibi tekstil sektörü açısından da yeni bir fırsat penceresi oldu. Krizin etkilerinin azalmasıyla sektördeki hareketlilik, `Her şeyin sonuna gelmek` yerine `Yeni bir başlangıç`ta olunduğu hissini uyandırmaya başladı. Türkiye`nin en kadim sektörlerinden olan ve uzun süre `Lokomotif` olarak tanımlanan tekstil ve hazır giyim, yeni bir ufka yöneliyor.
Kalbi kırık tekstilciye bakan morali
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, TGSD`nin organizasyonuna katılarak, bir zamanlar `Bitti` denilerek kalbi kırılan tekstilcilerin gönlünü aldı. Tekstil, hazır giyim ve otomotiv sektörünün Türkiye ihracatının lokomotifi olduğunun altını çizen Çağlayan, şöyle konuştu: `Tekstil ve hazır giyim sektörü Türkiye`nin gözbebeğidir. Bunu üzerine basa basa söylüyorum. Zaman zaman yapılan spekülasyonlar olsa da siz onlara aldırış etmeyin. Tekstili gözden çıkarmak demek, insanın gözünü çıkarması demektir.` Çağlayan, bu açıklamalarıyla tekstilcinin kalbine su serpti, özgüvenlerini tazeledi.
TGSD`yi bile iyimser olmaya yönelten süreç
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği(TGSD), son birkaç yıldır sürekli şikayet eden ve eleştirel yaklaşan tarzıyla dikkat çekiyordu. Bu durum, kendi sektöründe bile rahatsızlık oluşturmuştu. Hatta bir ara MOL`ün İcra Kurulu Başkanı Oktay Özdemir, Ahmet Nakkaş`ı ağlamak yerine çözüm üretmeye bile davet etmişti. Klasik tekstilci tarzını yansıtan Nakkaş`ın tutumunda belki kendi işinin kötüye getmesinin de etkisi vardı. Fakat TGSD`nin yeni başkanı Cem Negrin ve yönetiminin yaklaşımı, açıkcası bizi şaşırttı. Yeni yönetim, eskinin tam aksine bir görüntü veriyordu. Hatta `Yelkenleri şişirmek` gibi havaya bile girmişti.
İŞİNİ İYİ YAPAN ÇALIŞIYOR
2009`da yüzde 15 küçüldüğünü belirten Cem Negrin, şöyle devam etti: `Bu durum diğer sektörlere göre daha düşük bir seviye. Ocak-Şubat döneminde de ihracatı yüzde 20 artırdı. Sektörün rüzgarını daha da kuvvetlendirmek gerekiyor` dedi. Sektörün hâlâ gelecek taleplere cevap verebilecek kapasitede olduğunu vurgulayan Negrin, şöyle devam etti: `Şubat ayında yüzde 20 daha fazla ihracat yapabildiysek demek ki kapasite var. Eskiden beklide çok fazla kapasite vardı. Eskiden yüzde 60-70`lerle çalışılıyordu. İhracatta yüzde 20 artış var, demek ki kapasite ve çalışan fabrika var. İşini doğru yapanlar daha iyi çalışıyor.`
Ayakta kalanlara yapacak çok iş var
Tekstil ve hazırgiyim sektöründe kapasite düşüşünün abartıldığına dikkat çeken TGSD Başkan Yardımcısı Cevdet Karahasanoğlu, `Şu anda taşlar daha çok yerine oturdu` diyerek ayakta kalanların sektörde devamlılığı sağlayacağını kaydetti. Türkiye`den tekstil ve hazır giyim ürünleri alan İngiliz Tesco`nun Türkiye Alım Müdürü Esra Taşören de Avrupa`dan gelen talep artışını doğruluyor.
AVRUPA TÜRKİYE`YE DÖNDÜ
Sektördeki kapanmalara rağmen tedarikçi bulmada sıkıntı yamadıklarını dile getiren Esra Taşören, şöyle devam etti: `Bize göre de taşlar yerine oturdu. Çünkü bir sürü boyahane ve kumaşçı vardı, ancak belki uygunlukları yerinde değildi. Bu işin uzmanı değillerdi. Bu işi çok bilenler, kapasite artırımına gitti. Ocak`tan itibaren Avrupa müşterisi Türkiye`ye yöneldi ve krizde boşalan mağazasını doldurmaya yöneldi. İngiltere`den bakıldığında Türkiye`den alımlarda ortalama yüzde 25`lir bir artış var. Tesco`da bu yüzde 40`lara çıktı. Önümüzdeki sene de bu artışın aynı seviyede artması bekleniyor.`

Krizden çıkış hızında Avrupa ülkelerini geride bırakan Türkiye`de önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler de yükseliyor. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye`de gerek üretimde, gerek yatırım, ihracat ve istihdamda molanın bittiğini ifade etti.

Türkiye Krizden çıkış hızında Avrupa ülkelerini geride bırakan Türkiye`de önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler de yükseliyor. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye`de gerek üretimde, gerek yatırım, ihracat ve istihdamda molanın bittiğini ifade etti. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği`nin (TGSD) kriz sonrası global ekonomide yaşanan olumlu havanın Türk hazır giyim sektörüne daha fazla yansıması için büyük alım gruplarının üst düzey yöneticilerini, Dış Ticaretten Sorumlu Bakan ile bir araya getirmek için düzenlediği toplantıda konuşan Çağlayan, Dış Ticaretten sorumlu bakan olarak tekstil ve konfeksiyon sektörüne her zaman öncülük yaptım. Zaman zaman çeşitli spekülasyonlar yapıldı. Siz onlara aldırış etmeyin. Tekstil konfeksiyon sektörünü gözden çıkaramayız. Siz bizim göz bebeğimizsiniz. İnsan kendi gözünü çıkarır mı? dedi. Çağlayan, geçen yıl yapılan 102.2 milyar dolarlık ihracatın 19.3 milyar dolarını tekstil sektörünün gerçekleştirdiğini de ifade etti.